Bir kısım Ankara gazetecisine açıklama yapıp “yeni Kürt stratejisi” adlı eseri izah eden şahsiyet “bir hükümet yetkilisi” mi yoksa “üst düzey bir bürokrat” mı anlayamadım.

Her kim ise, adını sanını saklamaya neden gerek duyduğunu da...

Kendi çapımda düşünüyorum da, insanın böyle davranmak için söylediği şeyden şüphe etmesi, inanmaması, ondan utanması misali bir durumda olması gerekir herhalde.

Elbette bizim devlet büyüklerimiz için böyle şeylerin söz konusu olamayacağını biliyorum.

Peki, o zaman günlerdir köşelerden düşmeyen “yeni Kürt stratejisi”ni basına uçuranın kim olduğunu neden bilmiyoruz?

Tamam, tamam... Bağırmayın duydum, sorun kulaklarımda değil anlama kabiliyetimde.


“Nabız yoklamak, basının tansiyonunu ölçmek için”
 diyorsunuz yani...


“Tansiyon ölçmek”
 deyince nedense hemen aklıma Beyoğlu Nevizade Sokak’ta meyhane masaları arasında elinde tansiyon aletiyle dolanan elemanlar geliyor.

Henüz rakısını yudumlarken tansiyonunu ölçtürene rastlama şansına nail olmadım ama bence sağlık açısından gayet yerinde bir hizmet.

Şimdi... Adını bilemediğimiz, gizli titri konusunda ise iki ayrı rivayet olan yetkilimiz Nevizade’deki“tansiyoncu” olsun.


“Basın”
 da meyhane masalarında oturanlar (tamam arkadaşım, isteyen içki içmez vişne suyu içer; zaten zor toparlıyorum, bir de iç sesime müdahale edip hayatı iyice zorlaştırmayın).

Tansiyoncumuz aletin pompasını stres topu misali sıka sıka masalar arasında dolanmaktadır.

Aaa o da ne? Vişne suyu içilen masadan bir müşteri çıktı!

Kolunu uzatıp, “ölç bakalım” dedi.

Tansiyoncumuz pompaladı, pompaladı veee bıraktı...

Netice kaç çıktı göremedim ama herkeste yüzler gülüyor.

Zaten tansiyoncu da “turp gibisin maşallah, nabzın su balesi yapan çiftler misali benimkiyle senkronize atıyor” dedi.

Vişne suları tokuşturuldu, tansiyoncu uğurlandı.

Yeni müşteri biraz ileride öğlen rakısını yudumlayanların masasından çıktı.

Bir öncekinin aksine bu kez heyecan dorukta.

Şimdiye kadar daha tansiyoncuyu görür görmez taşikardisi başlayanların masasında tansiyon kaç çıkacak acaba?

Hafiften pis bir kesişmeden sonra yine pompaladı tansiyoncu...

İşlem bitince ibre salındı salındı ve düşmeye başladı.

Aman Tanrım bu da oldu işte, yine herkes mesut.


“Yeni Kürt stratejisi kardeşliği”
 sayesinde 10 senedir yüksek tansiyon hastası olan basının bile artık kalbi hükümetle birlikte çarpıyor...

Şimdi bu noktadan sonra bu yazıyı nasıl toparlayacağım hususunda hiçbir fikrim yok elbette.

Hâlbuki adam gibi, kimler beğendi bu “yeni” stratejiyi, kimler karşı çıkıp eleştirdi sorusunun analizini yapan satırlar yazsaydım her şey gayet kolay olacaktı.

Neyse yazdım artık bir kere, yazılan satır geri alınmaz.

Devletin resmî tansiyoncusundan kurtulduk madem, söz konusu vaka karşısında basının bu iki türden ibaret olmadığını belirtmenin yeridir.

Bakkaldan alınan sakızdan çıksa ciddiye alınmayacak “terör örgütüyle mücadele, uzantılarıyla müzakere” tekerlemesine karnı tok olan kalemler de neyse ki var.

Çünkü “yeni Kürt stratejisi”“yeni” de değil, “strateji” de...


“Yeni”
 değil çünkü içeriği, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onaylı 100 temel eser misali bir klasik.


“Strateji”
 hiç değil çünkü silaha silahla karşılık vermeye strateji değil en iyimser ifadeyle “terörle mücadele” denir.

Onların “strateji” dedikleri, bu memleketin dağlarında bir gün yedi polisin ölmesi, birkaç gün sonra da on beş PKK’lı kadının hayatını kaybetmesi demek.

“strateji”ye göre polislere üzülmek serbest ama sıra 15 kadın PKK’lıya gelince “terörün kadın kanadı çökertildi” denecek.

Gazeteler, televizyonlar, köşe yazarları o “strateji”nin ikna odaları olarak çalışıyor, çalışacak.

Onun için aman diyeyim...

Okuduğunuz her haberin, her yazının tansiyonunu iyi ölçün.

Tansiyoncu her zaman Nevizade Sokak’taki gibi ayağınıza gelmez.

Böyle zamanlarda kendi kendinizin tansiyoncusu olun.


[email protected]

 


 

  • Abone ol