Cafer SOLGUN



Bookmark and Share

Ortadoğu: Mevzunun özü…


22.01.2020 - Bu Yazı 282 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suriye, Irak, Libya ve her zaman Filistin meseleleri nedeniyle Ortadoğu sorunu en sıcak haliyle gündemimizde. AKP politikalarından dolayı bu sorunların her birinde “atak olmak” adına (bunu “Osmanlı rüyaları görmek adına” olarak da okursanız itiraz etmem) “taraf” haline geldiğimiz için “Ne oluyor” ve “Ne olacak” merakı içerisinde olmamız gayet doğal.

Önceki yazımın devamı olan bu yazıda da Ortadoğu meselelerinin “güncel” boyutlarından ziyade, bu güncel sorunların kaynaklarına dikkat çekmeye çalıştım. Çünkü mevzunun özünü bilmeden sorunun güncel boyutlarını, bölgede kimin ne olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını doğru anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Televizyonların tartışma programlarının daimi konuklarının çoğu, haritalar önünde sözüm ona “analizler” döktürüyorlar. Döktürdükleri sallamaymış değilmiş, umurlarında değil. Söylediklerinin fos çıkması da, mesnetsiz oluşu da yüzlerini kızartmıyor çünkü. Neyse, mevzu o değil.

Öncelikle; Ortadoğu adının neden adeta kaos ve istikrarsızlıkla anıldığına ilişkin bazı tespitler yapmak gerekiyor.

* Alternatif arayışlara rağmen enerji kaynakları bakımından petrol ve doğal gaz dünyada hala “stratejik” bir öneme sahip ve Ortadoğu bu özelliği nedeniyle küresel ve bölgesel aktörlerin egemenlik mücadelesinin başlıca alanlarından biri.

* Bugünkü Ortadoğu tablosunun temelleri, malum, 1. Dünya Savaşı yıllarında atıldı. Sykes-Picot anlaşmasıyla İngilizler ve Fransızlar, Osmanlı’nın enkazı üzerinde bölgeyi yeniden şekillendirdiler, nüfuz alanlarına böldüler. Anlaşmaya ortak ettikleri Rusya Ekim Devrimi’nin ardından anlaşmadan çekildi ve bu gizli emperyalist paylaşımın belgelerini yayınladı. Fakat izleyen yıllarda “devrim”i içeride “devletleştiren” Sovyetler Birliği, bölgede Baasçılık tarzında gelişen Arap milliyetçiliği üzerinden “Ben de varım!” tutumunu benimsedi, etkili de oldu (Nasır döneminde Mısır, Saddam döneminde Irak, Kaddafi döneminde Libya “anti Amerikan” politikalar ekseninde Sovyetler Birliği’nin bölgesel ittifakları idiler). 

* 1. Dünya Savaşında şekillendirilen statüko, 2. Dünya Savaşı ardından 1948’de Filistin’de kurulan İsrail devleti ile yeni bir nitelik kazandı. İsrail, “Batı”nın bölgedeki çıkarlarını doğrudan temsil eden bir devlet olarak ABD ve İngiltere başta, Batı aleminin sınırsız desteğiyle Arap devletlerine kafa tuttu. Bu “yeni” durum, ABD uydusu Arap devletleri de dahil bölgede İsrail ve giderek ABD karşıtı bir iklimin temellerini attı. Sorun, 1990’lı yıllarda Filistin halkının devlet kurma hakkının uluslararası planda tanınmasıyla bir “çözüm” mecrasına girmiş göründü; ne var ki, İsrail’in Siyonist iktidarları işlerine gelmediğinde BM kararlarını da hiçe saydılar ve Filistinlilerin iç sorun ve çekişmelerini de istismar ederek, ABD desteğinde Kudüs’ü başkent ilan ettiler, kalıcı barış ve çözüm olasılığını daha da zora soktular…

* Bölgenin hassas dengelerini alt üst eden diğer sarsıcı olay, 1979 İran İslam Devrimi oldu. İran, oluşturduğu yeni rejimi, devrimin dinamik güçlerinden İran Komünist Partisi-TUDEH ve Halkın Mücahitleri’ni, Halkın Fedaileri’ni, ardından örgütlü Kürt güçlerini kanlı bir şekilde tasfiye ederek “sağlamlaştırdı.” O yıllarda “Sovyet yayılmacılığına karşı yeşil kuşak oluşturma” stratejisini hayata geçiren ABD’nin bu “derin” planı, aynı zamanda yeni bir “düşman” konseptinin de temellerini atıyordu. İran, daha o yıllarda bu stratejinin geleceği olamayacağının kanıtı gibiydi. 

*Sadece bölgenin değil dünyanın gidişatını da sarsıcı bir şekilde etkileyen en önemli olay, kuşkusuz Sovyet Blokunun çökmesiydi. İçerisine girilen yeni sürece “Yeni Dünya Düzeni” dediler, ama bu “yeni” düzen, Ortadoğu için “yeni” hiçbir sonuca yol açmadı. Çift kutuplu dünya düzeni çöktü ama kısa zamanda eski kutuplaşma yeni bir kamplaşmayla kendisini üretti ve en sıcak “çarpışma” alanı da Ortadoğu oldu. 

* Suriye sorunu, ancak bu kapsamda değerlendirilirse doğru anlaşılabilir. Suriye, “eski” nüfuz ve paylaşım planlarında Sovyetler Birliği’nin etkisi altındayken bugün Rusya faktörü devrededir ve Rusya bölgede yeni mevziler kaybetmeye tahammülü olmayan bir güçtür. Aynı şekilde, bölgesel ve konjonktürel şartlar nedeniyle Rusya ile birlikte hareket eden İran da Suriye konusunda “üst düzeyde” bir hassasiyet sahibidir ve bu, dünyadaki yegâne Şia devleti olmasıyla yakından ilgilidir. Suriye ile “müttefik” konumunu kaybeden İran’ın Lübnan’da da mevzi kaybedeceği herhalde kimse için sır değildi. Suriye karıştığında üç beş ay içinde Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılacaklarını ilan edenler bu gerçeklerin ayrımında olmadıkları gibi uyarıcı eleştirilere de kulaklarını tıkamışlardı… 

Çok uzatıp dikkatinizi dağıtmayayım.

Ortadoğu’da geçtiğimiz yüzyılın başında oluşturulan statükoyu sarsan gelişmeler, “kartlar yeniden karılıyor” tezlerine yol açtı, herkesi bir şekilde harekete geçirdi ama temeldeki problem olduğu yerde durdukça Ortadoğu’da barış ve istikrar üzerine konuşmaya daha çok devam ederiz.

“Öyle oldu böyle oldu, oraya girdik şurayı aldık, bölgesel hatta küresel güç ha olduk ha olacağız” analizleri yapanların laflarına kanmayın derim. Haydi yalan söylüyorlar demeyeyim ama gerçeği sizden gizliyorlar. 

Çünkü eğer Ortadoğu bir “mesele” ise, yukarıda özetlemeye çalıştığım çerçeveyi de dikkate alarak, bunun çözümü iki ana sorunda düğümlenmiştir. Bunlardan biri Filistin ve diğeri de Kürt sorunudur… Bu sorunlarla ilgili güncel ve uzun erimli, öngörülü ve tabii ki kalıcı barış ve çözümü amaç edinmiş politikalarınız yoksa “yeni” hiçbir şey söylemiyorsunuz demektir.

Her iki sorun da şiddetle bastırılsa dahi daha da ağırlaşarak çözüm istemeye, dayatmaya, dolayısıyla “kriz” üretmeye devam edecektir.

Peki Filistin sorununun kalıcı çözümü Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkının tanınmasından geçiyor ise Kürtlere referandum yapma hakkını bile çok görmek nedir?

Biri “barış” sorunu ama diğeri “beka” sorunu mudur?

Bu “beka” söylemi ve bölgedeki mezhep sorunları üzerinde ayrıca durmak gerek…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.04.2020
Çıkan çıktı... Ya geride kalanlar?
17.04.2020
Hangisi ‘millet’ hangisi ‘alt tabaka’?
9.04.2020
Virüs ayrım yapmıyor, ama…
2.04.2020
‘Olmaya devlet cihanda…’
24.03.2020
‘Bize bir şey olmaz abi!’
19.03.2020
Koronavirüs: İlginç zamanlar…
5.03.2020
‘Şehitler tepesi’ daha fazla dolmasın...
26.02.2020
Tuz koktu, hatta çürüyor…
20.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
5.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
22.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
16.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
8.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
25.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
18.12.2019
'Gömlek değiştirdik' bile diyemeden...
13.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
27.11.2019
Bir 'gelecek tasavvurunuz' yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
13.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
6.11.2019
Egemen gündem, 'öteki' gündem...
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
10.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
25.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
23.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
2.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
26.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
20.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
11.4.2015
Böyle suç olur mu?
10.4.2015
BU SİYASETE MAHKUM MUYUZ?
29.12.2014
‘Baba yazın bitti mi?’
22.12.2014
14 Aralık tiyatrosu
15.12.2014
Susma, sustukça…
08.12.2014
Aloooo!
01.12.2014
Boş çuval dik durmaz
24.11.2014
Heyecanı kaybolmuş ‘açılımlar’
17.11.2014
‘Ya Usenê Kerbelay...’
10.11.2014
Dersim hâlâ kanıyor
03.11.2014
Bugün Kerbela... Her gün Kerbela...
27.10.2014
Rüzgâra karşı durmak
23.10.2014
Cumartesi Anneleri: 500. Hafta...
20.10.2014
Hay way zaman...
16.10.2014
Maksat kayda girsin...
13.10.2014
Kobanê sınavı...
09.10.2014
OHAL mi, ‘barış’ mı
06.10.2014
Kobanê düşmez...
02.10.2014
Demagoji yapmayın 'mecburi' zulme son verin
29.09.2014
Yine yanlış hesap...
25.09.2014
Teşhis doğru değilse...
22.09.2014
Haber güzel, sorular zor
18.09.2014
AİHM kararı ve haddini bilmek...
15.09.2014
IŞİD, Kürtler, Türkiye
11.09.2014
Çalışma hayatında 12 Eylül düzeni...
08.09.2014
Hıdır’ı da ‘şehit’ sayacak mısınız
04.09.2014
Süreci çürütmek mi yürütmek mi
01.09.2014
Madem sürecin sahibi artık Çankaya’da...
28.08.2014
'Düşman' olmadan olmaz
25.08.2014
'Zor zamanlar' diyalektiği
21.08.2014
Selahattin Demirtaş ve HDP
18.08.2014
İthal seçmen olmaz, ithal aday verelim
14.08.2014
CHP’nin ikilemi
11.08.2014
Kutuplaşma değil ama saflaşma iyidir
07.08.2014
Vicdanımızın sesini dinleyelim
04.08.2014
Bir cumhurbaşkanı düşünün...
31.07.2014
22 Temmuz hangi davanın operasyonu
28.07.2014
Her şeye rağmen, bayramdır...
24.07.2014
'Kardeşlik' güzel de...
21.07.2014
İçimizdeki faşizm
17.07.2014
Kanayan adalet
14.07.2014
Bu mudur
10.07.2014
IŞİD Kobanê’ye neden saldırıyor
07.07.2014
Sadede gelelim demiştik...
03.07.2014
‘Kutlu’ yolculuk mu
30.06.2014
Artık sadede gelelim...
26.06.2014
Kirli uzlaşma
23.06.2014
12 Eylül mahkûm edildi, öyle mi
19.06.2014
CHP'nin 'çatı' ölçüsü ne
16.06.2014
Bayrak mı, sopa mı
12.06.2014
Milliyetçi provokasyon
09.06.2014
Tarihe ’öyle’ mi, ‘böyle’ mi geçeceksiniz
05.06.2014
‘Hayırdır inşallah’ demeden önce...
02.06.2014
İktidar olmak böyle bir şey...
29.05.2014
Medet ya Ali...
26.05.2014
Montaj, dublaj değil, yüzde yüz Erdoğan
22.05.2014
O kadar mı basit, ucuz, kolay
19.05.2014
Hayat devam ediyor, değil mi
15.05.2014
'Kader değildir ya, kaderdir diyek...'
12.05.2014
'Dik' olmak, 'ilkeli' olmak...
08.05.2014
Şüpheliler konuştu, şüpheler dağıldı mı
05.05.2014
’38 xo vira mêke
01.05.2014
1 Mayıs, korku ve cesaret
28.04.2014
Acıyı paylaşmanın sorumluluğu
24.04.2014
23 Nisan ve 'Tayyip'in askerleri'
21.04.2014
Diyanet’i tartışmak...
17.04.2014
Hatay ve anaların âhı...
14.04.2014
Qaşmer, tırşıkçı, zavallı...
10.04.2014
‘Ayna ayna söyle bana...’
07.04.2014
Muktedir, muzaffer ama hastalar...
03.04.2014
Türkiye 'AKP Cumhuriyeti' olur mu
27.03.2014
Seçtiğimiz nedir
24.03.2014
‘Bilal’e anlatır gibi...’
20.03.2014
Süreç çöktü, ama...
17.03.2014
Yine mi aynı senaryo
13.03.2014
‘Emirleri Berkin’den alıyoruz’
10.03.2014
Yeniden başlamak...
06.03.2014
‘Ah ulan Rıza’ adaleti...
03.03.2014
Mazlumun âhı...
27.02.2014
‘Havuz’ taştı...
24.02.2014
İktidar olmak, devlet olmak...
20.02.2014
İktidara ‘mecbur ve mahkûm’ olmak...
17.02.2014
Asıl mesele Çözüm Süreci mi
13.02.2014
Çözüm Süreci kimin kararı
10.02.2014
Paralel demagojiler
06.02.2014
Nereden baksan, ahmaklık
03.02.2014
Derin, paralel, tuhaf...
30.01.2014
Neyse ki Türkiye’de yaşıyoruz...
27.01.2014
Darbecilik ‘boru’ mudur
23.01.2014
Ermeni hayat dersleri...
20.01.2014
Kürtlerin devlet bilinci
16.01.2014
‘Paralel’ manipülasyon
13.01.2014
Paris soruları...
09.01.2014
Paris karanlığı
06.01.2014
‘Darbecilik’ ciddi bir ithamdır, biliyorsunuz değil mi
03.01.2014
‘Ulan hepiniz oradaydınız...’
30.12.2013
Darbe ya da insafınız kurusun!
27.12.2013
Bugün günlerden Roboski...
23.12.2013
Karakolda doğru söyler...
20.12.2013
Organize işler, organize kirlilik...
16.12.2013
‘Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak’
13.12.2013
MGK’nın ‘sır’ işleri
09.12.2013
MGK Cumhuriyeti
06.12.2013
Barış hepimize hayat..
02.12.2013
‘İşler yolunda, kutuplaşmaya devam’
29.11.2013
Gündemi şaşırmak
25.11.2013
İktidar partisinin ikilemi
22.11.2013
Yazmak hâlleri...
18.11.2013
Diyarbekir çıkışının anlamı...
16.11.2013
‘Süreci taçlandırmak’ için...
15.11.2013
Hüseynî duruş, Zeynebî direniş...
11.11.2013
Şeyh uçmaz...
08.11.2013
Erdoğan gündemi neden değiştiriyor
04.11.2013
Süreç tıkandı; eee?
01.11.2013
Barış, hakikat, cesaret...
28.10.2013
Sürecin önünü açmak için...
25.10.2013
Çözüm Süreci dersleri: Öcalan ve PKK
21.10.2013
‘Ben Kürt olsaydım’...
18.10.2013
‘Kaynaklarım diyor ki...’
14.10.2013
Çift dilli yazı...
11.10.2013
Alevileri kutuplaştırmak...
07.10.2013
Ah ulan Yahya...
04.10.2013
‘Andımız’
30.09.2013
İyimser yazı...
27.09.2013
Dedeleri devletleştirmek...
23.09.2013
12 Eylül Utanç Müzesi
16.09.2013
Dersim’e ‘Dersim’ demek...
13.09.2013
33 yıl olmuş...
09.09.2013
Lice...
06.09.2013
Barışı savunmak...
02.09.2013
Suriye’ye müdahale ve sonrası...
30.08.2013
Ya bu sefer de gitmezse
26.08.2013
Kayıplar: Adalet ve yüzleşme sınavımız...
23.08.2013
‘Kayıp’ gerçeğimiz...
19.08.2013
Batı’yı fırçalamak kolay da...
16.08.2013
‘Gerekirse demokrasiyi sorgulamak’
12.08.2013
Ergenekon’u hafife almak...
05.08.2013
Dersimlilerin endişesi...
02.08.2013
Dersim hâlleri...
29.07.2013
‘De facto’ Rojava...
26.07.2013
‘Kırmızıçizgi’ mi dediniz
22.07.2013
Medya hâlleri...
19.07.2013
Ebuzer Gıffari ya da Müslüman vicdanı...
15.07.2013
Değişim, iktidar, statüko
12.07.2013
Türkiye çok değişti, çok...
09.07.2013
Biraz Mısır, biraz Türkiye: Demokrasi dersi...
05.07.2013
‘Gördünüz değil mi; Mısır’da darbe oldu!’
01.07.2013
Demokrasi: Sorumluluk mu, vebal mi
28.06.2013
Sorun biraz da psikolojik...
24.06.2013
Gezi’nin siyasetini yapmak
17.06.2013
Keşke demek nafile, ama...
14.06.2013
AKP’nin Gezi siyaseti
10.06.2013
Öcalan’ın gördüğü işte budur
07.06.2013
Gezi direnişi ve ‘süreç’
05.06.2013
Gezi neden ‘patladı’
03.06.2013
Taksim hareketinin ideolojisi
01.06.2013
“Kılıcından Kızılbaş kanı damlayan” Yavuz...
31.05.2013
‘Kızılbaş öldürmek hem farz hem de vacip’
27.05.2013
Aleviler ‘birlik- beraberliğimizin’ neresinde
25.05.2013
Suriye: Olmak ya da olmamak...
21.05.2013
Önce kendini bil ki...
17.05.2013
Ortadoğu dersleri
10.05.2013
‘Bu Taraf’ta olmak...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive