Cansu Çamlıbel

[email protected]



Bookmark and Share

Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani


26.10.2019 - Bu Yazı 833 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, Suriye içerisine düzenlediği üç harekatla PKK çizgisindeki Suriye Kürtlerinin ABD’nin askeri desteği sayesinde kurduğu de facto idari yapılanmayı büyük ölçüde dağıttı. Ancak bir yandan da, izlediği yöntemler nedeniyle, aynı yapının bir savaşçısını, bir de sivil yöneticisini egemen küresel sistem içindeki başat devletlerin muhatap aldığı meşru aktörlere dönüştürdü.

Yer; ABD Senatosu içindeki özel toplantı odalarından biri. Yarım ay nizamında dizilmiş parlak kırmızı deri koltuklarda oturanlardan biri İlham Ahmed. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kanadı Suriye Demokratik Konseyi’nin (SDK) tepesindeki kadın yönetici. Kürtçe konuşmakta olan İlham Ahmed’i yanında oturan tercümanı aracılığıyla neredeyse nefes almadan dinleyen beş Amerikalı senatörün yüzleri gergin, hepsinin üzerinde endişeli bir hal var.

Amerikan Kongresi’nin görkemli binasındaki bu özel görüşme, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’deki kritik buluşmasıyla neredeyse eşzamanlı olarak gerçekleşti. İlham Ahmed’in senatörlerle yaptığı mahrem görüşmenin içeriği ve fotoğrafları, Erdoğan-Putin arasında kuzey Suriye için varılan mutabakatın kamuoyuna açıklanmasından hemen sonra Ahmed’in ziyaretine önayak olan isimlerden Demokrat Senatör Chris Van Hollen’ın resmi Twitter adresinden duyuruldu.

İlham Ahmed’i Chris Van Hollen ile birlikte Kongre’de misafir eden diğer senatörleri atlamak olmaz; Cumhuriyetçi Lindsey Graham, Demokrat Jeanne Shaheen, Cumhuriyetçi Marsha Blackburn ve Demokrat Richard Blumenthal. Tam da Amerikalıların ‘bipartisan’ (iki partiyi temsil eden) diye tanımladığı türden bir politik duruş.

Türkiye kamuoyu epeydir Lindsey Graham ismine aşina. Geçtiğimiz iki yıl boyunca Türk-Amerikan ilişkilerindeki en gerilimli anlarda Trump ile Erdoğan arasındaki mekik diplomasisini kolaylaştırma misyonu üstlenen Graham, kuzeydoğu Suriye denkleminde Ankara’ya karşı en şahin tavrı takınan Amerikalı siyasetçiler arasında çıkıverdi karşımıza.

Keza Kongre’de son üç haftada Türkiye’ye karşı hazırlanan yasa tasarılarından en ağırı olarak nitelendirebileceğimiz yaptırım paketinin altında Graham ve Van Hollen’ın imzaları var. Hani bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isminin yaptırım listesine konulmasını önermekle kalmayıp bir de Erdoğan’ın mal varlığının araştırılmasını talep eden o tasarı! Gerçi Senato’nun en kuvvetli Cumhuriyetçisi – Çoğunluk Lideri Mitch McConell – o tasarıya fren koyabilmek için daha orta yollu bir metni dolaşıma soktu ancak Graham-Van Hollen girişimi öyle kolay kolay gündemden düşecek gibi durmuyor.

Graham – Van Hollen ikilisinin diğer üç senatörü yanlarına alarak İlham Ahmed’i Senato’da ağırladıkları görüşmede ziyadesiyle Türkiye çekiştirildi. İlham Ahmed, Barış Pınarı Harekatı sırasında Ankara’nın ön cepheye sürdüğü Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içindeki cihatçıların sahada kullandıkları yöntemlerden yakındı. ABD’nin dört yıldır kendilerine ‘ne olursa olsun soykırıma uğramanıza engel olacağız’ sözü verdiğini anlatan Ahmed, bugün ciddi bir etnik temizlik tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını öne sürdü.

Sözü İlham Ahmed’in bıraktığı yerden Lindsey Graham aldı, risklerin bertaraf edilmesi için Türklerle SDG arasında bir ‘demilitarized zone’ (askerden arındırılmış bölge) kurulmasının gerekebileceğinden dem vurdu. Graham, Türklerin şu anda kuzeydoğu Suriye’de tuttukları alandaki IŞİD’li esirlerin kontrolünü sağlayabileceğine hiç ama hiç inanmadığını da ekledi.

Esasında o salonda ne konuşulduğunun o kadar da önemi yok. Zira Türkiye’nin ilk etapta girmeyi planladığı Tel Abyad – Rasulayn hattının sınır boyuna yerleşip operasyonu durduğu ortamda SDK yöneticisi İlham Ahmed’in savaşa dair söyledikleri şu an için tarihin akışını değiştirebilecek unsurlar değil. Zaten o görüşmenin hikmeti de içeriğinde değil, ABD Senatosu’nda o gün verilen fotoğrafta kokan kesif sembolizmde aramalı.

Bu, İlham Ahmed’in ilk Washington ziyareti değildi. Sık sık ABD başkentini ziyaret eden Ahmed, ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye harekat için ‘yeşil ışık’ yaktığı açıklamasından bir kaç gün önce de oradaydı. Hatta Washington’daki güvenlik bürokrasisi Ahmed’in verdiği garantiler üzerinden bir değerlendirmeyle Türkiye ile güvenli bölge konusunda anlaşmanın çok yakın olabileceğine dair bir iyimserlik içindeydi. Olmadı. Ankara Amerikalıların önermekte olduğundan çok da uzağa düşmeyen bir güvenli bölge modelini Rusya ve Esad desteğiyle hayata geçirmeyi tercih etti ya da buna mecbur kaldı.

Dolayısıyla da İlham Ahmed 20 Ekim’de Washington’a SDG’nin hem Washington’a hem de Moskova’ya çekilme sözü verdiği bir ortamda geldi. Hem de bu kez ziyareti SDG komutanı Mazlum Kobani adına gerçekleştiriyordu. Zira senatörler Kobani’yi Washington’a davet etmiş ancak kendisi savaşçılarını bırakmak istememişti. Amerikan basınına anlatılan bu ‘kahraman komutan’ hikayesi bir yana, istese de gelemezdi Mazlum Kobani ABD’ye, çünkü vizesi yoktu.

Nitekim İlham Ahmed’i ağırlayan beş senatör onun da çaresini bulmaya kararlıydı. Hemen bir mektup yazdılar Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya; Mazlum Kobani’nin ABD’yi ziyaret etme talebi olması durumunda, vize işlemlerinin hızlandırılmasını ve her türlü uygulanabilir muafiyetin verilmesini talep ettiler.

ABD Başkanı Donald Trump’ın da bu fikre sıcak baktığını her zamanki gibi kendisinden öğrendik. 23 Ekim günü Beyaz Saray’da yanına geçen hafta Ankara’ya gelen Başkan Yardımcısı Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo’yu yanına alarak yaptığı ve nihayet güvenli bölgenin kurulmuş olması nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ettiği o açıklamada Mazlum Kobani’ye de övgüler yağdırdı. Trump’a göre General Mazlum ‘harikulade’ bir adamdı. O açıklama da yetmedi, hemen ardından bir de tweet atarak Mazlum Kobani’yi yakında görmek için sabırsızlandığını duyurdu.

Ankara açısından Amerikalıların Mazlum Kobani sevdasının sürprizli bir yanı yok. ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisi de son haftalarda Mazlum Kobani’nin ABD açısından konumunu içselleştirmiş gözüküyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çöpe attığı açıklanan 9 Ekim tarihli o meşum mektubun ekinde Trump, Mazlum Kobani’nin Türkiye ile müzakereye hazır olduğunu bildiren mektubuna yer vermişti. Daha sarih bir ifadeyle Trump’a göre Erdoğan pekala Mazlum Kobani ile pazarlığa oturabilirdi.

Beştepe açısından muhtemeldir ki daha can sıkıcı olan 23 Ekim’deki Beyaz Saray açıklamasından bir kaç saat sonra Rusya Today (RT) Televizyonu’nun yayınladığı görüntüler olmuştur. Tesadüf bu ya… Trump’ın kendisine yönelik güzellemesinin rüzgarı daha dinmeden Mazlum Kobani bu kez de Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun muhatabı olarak karşımıza çıktı. Şoygu’nun makamından servis edildiği anlaşılan görüntülerde Mazlum Kobani’yi video konferans üzerinden sahadaki duruma ilişkin bilgi verirken izledik, hem de Rusya bayrağının önünde!

Mazlum Kobani, Putin’e ve Rus askerlerine kendilerini korudukları için müteşekkirdi. Ankara’nın ‘Öcalan’ın manevi oğlu, eli kanlı terörist, 44 Türk’ün katili’ dediği Ferhat Abdi Şahin, Erdoğan’ın Suriye için el sıkıştığı Putin’e teşekkür ediyordu.

Türkiye, Suriye içerisine düzenlediği üç harekatla PKK çizgisindeki Suriye Kürtlerinin ABD’nin askeri desteği sayesinde kurduğu de facto idari yapılanmayı büyük ölçüde dağıttı. Ancak bir yandan da, izlediği yöntemler nedeniyle, aynı yapının bir savaşçısını, bir de sivil yöneticisini egemen küresel sistem içindeki başat devletlerin muhatap aldığı meşru aktörlere dönüştürdü. Girmekte olduğumuz yeni dönem, bu duruma sıradan savaş zayiatı muamelesi yapılamayacağını hızlıca kanıtlayacaktır.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.10.2020
Ötelendikçe köpüren bir kriz
15.10.2020
İkinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam
10.10.2020
Trumpland’de bir varsın, bir yok
7.08.2020
Nursuna Memecan: Tayyip Bey bunları söyletmezdi eskiden
15.07.2020
Adalet Ağaoğlu’na veda… 'Bir de yumurta yedim'
24.06.2020
Adam her şeyi yazmış!
27.05.2020
ABD’nin Suriye jargonuna son hediyesi
13.05.2020
Yılan hikayesine dönen Flynn davasının Türkiye boyutu
28.04.2020
COVID-19 ve Trump'sız bir ABD ihtimali
10.04.2020
Korona günlerinde video konferans tehlikesinin farkında mıyız?
5.03.2020
TSK’nin Esad rejimini daha kuvvetli vurmasını bekleyenlerde bugün
25.02.2020
Amerikalı senatörlerin Ankara’yı by-pass ettikleri ziyaret
19.02.2020
Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay
5.02.2020
ABD’nin yaptırım saati işliyor işlemesine de...
28.01.2020
Eğer İncirlik’te nükleer silah varsa..!
22.01.2020
ABD’de 2020 model Türkiye senaryoları
14.01.2020
Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?
7.01.2020
Resmi sırlardan resmi yalanlara
27.12.2019
Brüksel'in Türkiye için yeni jargonu: ‘İçinde ya da birlikte’
14.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
13.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
6.12.2019
Washington’la S-400 pazarlığının 50 tonu
1.12.2019
Trump'ın karanlık ilişkileri potasına Halkbank da girerken.
23.11.2019
Ukrayna skandalının Trump-Erdoğan ilişkisine dair düşündükleri
16.11.2019
Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman
9.11.2019
Vazgeçilemeyen 13 Kasım randevusunun hikmeti
26.10.2019
Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani
17.10.2019
Dost Donald kaş yapayım derken göz çıkarttı
10.10.2019
Bu operasyon daha çok pazarlık kaldırır
4.10.2019
Fırat’ın doğusuna operasyon azil soruşturmasını bekler mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive