Cansu Çamlıbel

[email protected]



Bookmark and Share

Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman


16.11.2019 - Bu Yazı 814 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kameralar önünde görüntü kurtarılmış olsa da esasında senatörlerin Erdoğan ile Oval Ofis yüzleşmesinde gergin anlar da yaşanmıştı. Bundan daha 10 ay önce Erdoğan’ın Ankara’da ağırladığı Lindsey Graham, görüşmede Erdoğan’ın YPG’nin PKK ile bağlarını anlatan kısa bir film izletmesine tepki göstermişti. Oval Ofis’teki şov Ankara’ya bir nefeslik zaman satın aldı, daha fazlasını değil. Yaptırım tasarıları için sadece düğmeye basmayı bekleyen Kongre’deki azil süreciyle yıpranmakta olan bir Trump’ın bir kez daha Türkiye konusunda frene basacak durumu olmayabilir.

Trump’ın Beyaz Saray’ı bugüne kadar eşi benzeri tarihte görülmemiş pek çok şova ev sahipliği yaptı. Başkanlık koltuğuna oturmadan sahip olduğu şöhreti önemli ölçüde televizyon şovmenliğinden devşiren emlak kralı Donald Trump’ın sahnesi yaklaşık üç yıldır dünyanın en kudretli siyasi adreslerinden biri olan 1600 Pennsylvania Avenue. Tüm Türkiye’nin gözünü diktiği Erdoğan’ın son Washington ziyareti de Trump döneminin acayipliklerine haiz hınzır bir kurgu içinde sahnelendi.

ABD Başkanı Trump, siyasi geleceğini belirleyecek azil soruşturmasının kameralara açıldığı 13 Kasım 2019 günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile paylaştığı Oval Ofis sahnesini iç siyasetin kendini sıkıştıran gündemini bir nebze değiştirmek için fırsat bildi.

Ankara’nın Suriye’nin kuzeyine yaptığı Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ağırlanmasına itiraz eden en güçlü Cumhuriyetçi müttefiklerine dahi kulaklarını tıkayan Trump, işi bir adım daha ileri götürdü. Ziyareti kınayan senatörleri Erdoğan ile bizzat görüşmeleri için Beyaz Saray’a davet etti. Trump’ın Kongre’deki Türkiye denklemini tersine çevirmeye dönük hamlesinin iç siyasi kavgada hanesine artı puan olarak yazılması imkansız. Ancak en azından o gün için kafaları Temsilciler Meclisi’nde Amerikalı diplomatların ortaya dökmekte olduğu Ukrayna ifşaatlarından bir süreliğine de olsa Erdoğan gündemine çevirtmeyi başardı. Hem de bunu, Amerikan gazetelerinin ertesi gün atacağı ‘Suriye’deki müttefiklerimizi vuran otokrat bir lideri Beyaz Saray’da iltifatlarla ağırladı’ şeklindeki manşetlerini göze alarak yaptı.

Trump’ın gündem değiştirmeye dönük stratejisinin kendisinden çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaradığını söylemek mümkün. Protestolar eşliğinde girdiği Beyaz Saray’da heyetiyle birlikte 3.5 saat geçirdi. Kendisinden hiç haz etmeyen ve bunu hiç gizlemeyen dünya medyası karşılama seremonisi de dahil toplamda dört kez Erdoğan’a maruz kaldı. Beğenseler de beğenmeseler de Erdoğan’ın Beyaz Saray’da yaptığı açıklamaları ‘flaş haber’ olarak geçtiler.

Erdoğan’ın kendisinden öğrendik; Trump görüşmeye bir grup senatör davet etmeyi teklif ettiğinde ‘Ben Kongre’ye hitap edeyim, daha isabetli olur’ demiş. Böyle bir karşı teklifte bulunmuş olması hayli enteresan. Zira Erdoğan’ın olası bir Kongre ziyareti büyük protestolara neden olabilir, hatta boş salona konuşmak zorunda kalabilirdi. Nitekim Erdoğan açısından Kongre’deki durumun vahametinin son derece farkında olan Trump’ın hem konuğunun rencide olmasının önüne geçecek hem de o gün zaten Kongre üzerinde olan dikkatleri Beyaz Saray’a çekecek formülü hazırdı.

Rusya’dan satın aldığı S-400’lerden vazgeçmemesi durumunda Türkiye’yi yaptırımlarla cezalandırma hazırlığı içinde olan senatörlerden beş tanesini bizzat Erdoğan’ın karşısına oturtup bütün eleştirileri yüzüne söyletti. Böylece hem ABD devletinin mesajları bir kez daha yasa yapıcılar tarafından kayda geçirildi, hem de Trump Erdoğan nezdindeki ‘iyi polis’ konumunu pekiştirdi. Taktiğin Trump’ın Erdoğan ile kişisel ilişkisi açısından işleyeceği zaten bankoydu. Gerisini bir süre daha ötelemek de şu an için yeterliydi…hem Trump, hem de Erdoğan için.

Kameralar önünde görüntü kurtarılmış olsa da esasında senatörlerin Erdoğan ile Oval Ofis yüzleşmesinde gergin anlar da yaşanmıştı. Bundan daha 10 ay önce Erdoğan’ın Ankara’da hususi bir ilgiyle ağırladığı Kuzey Carolina’lı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham görüşmede Erdoğan’ın yanında getirdiği tablet bilgisayarı açarak YPG’nin PKK ile bağlarını anlatan kısa bir film izletmesine tepki göstermişti. Amerikalı Axios haber sitesinin haberine göre Graham filmi izledikten sonra Erdoğan’a ‘Kürtlere de bir tane sizin neler yaptığınızı gösteren video hazırlamalarını söylememi ister misiniz?’ diye sormuştu.

Graham o görüşmeden sonra Senato’ya giderek 29 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nden geçen Ermeni Soykırımı’nı tanıyan karar tasarısını veto etti. Fakat ertesi gün tasarıya içeriğinden ziyade zamanlaması nedeniyle itiraz ettiğini açıkladı. Erdoğan henüz Washington’da iken tasarı geçmesin diye o yönde bir tavır sergilediğini de ekledi. Dolayısıyla başka bir günde, başka bir konjonktürde oyunun rengi değişebilirdi. Türkiye’ye en sert yaptırımları öngören ve Erdoğan’ın mal varlığının araştırılmasını talep eden zehir zemberek başka bir tasarının altında da onun imzası vardı nihayetinde.

Söz konusu S-400’ler olduğunda ne Lindsey Graham ne de bir başkasının Ankara’ya tolerans göstermesinin mümkün olmadığı Erdoğan’a Washington ziyaretinde canlı simülasyonla anlatılmış oldu. ABD ilişkilerde yeni bir sayfa çevirebilmeyi Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesi ve Rusya ile yeni savunma sanayii angajmanlarına girmeme önkoşuluna bağladı. S-400 dosyası da Suriye ve Gülen dosyaları gibi komisyona havale edildi. Komisyon demek müzakere demek, müzakereye açık olmak demek. Demek ki Ankara açısından bir kısım ödemesi krediyle yapılarak ilk partisi Türkiye’ye getirilen S-400’lerin durumu hala müzakereye açık bir konu. Daha sıkı bir müzakere Moskova ile yürütülmeden Washington’daki müzakereden sonuç alınması ise maalesef mümkün görünmüyor.

Oval Ofis’teki şov Ankara’ya bir nefeslik zaman satın aldı, daha fazlasını değil. Yaptırım tasarıları için sadece düğmeye basmayı bekleyen Kongre’deki azil süreciyle yıpranmakta olan bir Trump’ın bir kez daha Türkiye konusunda frene basacak durumu olmayabilir.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.10.2020
Ötelendikçe köpüren bir kriz
15.10.2020
İkinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam
10.10.2020
Trumpland’de bir varsın, bir yok
7.08.2020
Nursuna Memecan: Tayyip Bey bunları söyletmezdi eskiden
15.07.2020
Adalet Ağaoğlu’na veda… 'Bir de yumurta yedim'
24.06.2020
Adam her şeyi yazmış!
27.05.2020
ABD’nin Suriye jargonuna son hediyesi
13.05.2020
Yılan hikayesine dönen Flynn davasının Türkiye boyutu
28.04.2020
COVID-19 ve Trump'sız bir ABD ihtimali
10.04.2020
Korona günlerinde video konferans tehlikesinin farkında mıyız?
5.03.2020
TSK’nin Esad rejimini daha kuvvetli vurmasını bekleyenlerde bugün
25.02.2020
Amerikalı senatörlerin Ankara’yı by-pass ettikleri ziyaret
19.02.2020
Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay
5.02.2020
ABD’nin yaptırım saati işliyor işlemesine de...
28.01.2020
Eğer İncirlik’te nükleer silah varsa..!
22.01.2020
ABD’de 2020 model Türkiye senaryoları
14.01.2020
Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?
7.01.2020
Resmi sırlardan resmi yalanlara
27.12.2019
Brüksel'in Türkiye için yeni jargonu: ‘İçinde ya da birlikte’
14.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
13.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
6.12.2019
Washington’la S-400 pazarlığının 50 tonu
1.12.2019
Trump'ın karanlık ilişkileri potasına Halkbank da girerken.
23.11.2019
Ukrayna skandalının Trump-Erdoğan ilişkisine dair düşündükleri
16.11.2019
Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman
9.11.2019
Vazgeçilemeyen 13 Kasım randevusunun hikmeti
26.10.2019
Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani
17.10.2019
Dost Donald kaş yapayım derken göz çıkarttı
10.10.2019
Bu operasyon daha çok pazarlık kaldırır
4.10.2019
Fırat’ın doğusuna operasyon azil soruşturmasını bekler mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive