Cansu Çamlıbel

[email protected]



Bookmark and Share

Resmi sırlardan resmi yalanlara


7.01.2020 - Bu Yazı 595 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Detektif: Görevinizin ne olduğunu söyler misiniz?

Şüpheli: Sinyal istihbarat toplayıp analiz ederek müşterilerimin işine yarayabilecek raporlar hazırlıyorum.’

Detektif: Hizmetinizin muhatabı kimler?

Şüpheli: Britanya Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları.

Detektif: Yani Britanya hükümeti için çalışıyorsunuz.

Şüpheli: Hayır, hükümetler değişir. Ben Britanya halkı için çalışıyorum. Hükümetin Britanya halkını koruyabilmesi için istihbarat topluyorum. Hükümet halka yalan söyleyebilsin diye istihbarat toplamıyorum. Bir terör saldırısını engellemek için istihbarat toplanmasına bir itirazım yok. Benim itirazım Birleşmiş Milletler’deki bir oylamanın manipüle edilmesi ve dünyanın yalanlarla savaşa sürüklenmesine.

Yukardaki diyalog, İngiliz-Amerikan ortak yapımı ‘Official Secrets’ (Resmi Yalanlar) isimli belgesel-drama türündeki filmin en vurucu sahnelerinden birinde geçiyor. Sahnede aksiyon yok, vuruculuğunun kalbinde iyi bir metin ve berrak oyunculuk var. Kahramanımız Katharine Gun, GCHQ’da (Hükümet İletişim Genel Merkezi) Pekin lehçesi olan Mandarin uzmanı. Britanya istihbaratı için dünya çapında telefon dinlemesi yapan bir ajan Katharine. Soyadı aslında ‘Gun’ değil Türkçe telaffuzla ‘Gün’; çünkü kocasının soyadını kullanıyor. Yaşar Gün, Britanya’ya siyasi ilticada bulunmuş ve oturma izninin çıkmasını beklemekte olan bir Türkiye Kürdü.

Katharine ve çalıştığı serviste farklı dillerde dinleme yapan diğer ajanlar 2003’teki Irak işgalinden bir buçuk ay kadar önce Amerikan istihbarat teşkilatı NSA’den GCHQ’ya gelen kritik bir mesaja dair bir e-posta alıyorlar. E-postanın ilişiğinde Irak işgali için BM Güvenlik Konseyi kararı çıkartmaya çalışan ABD’nin, konseyin daimi olmayan üyelerini yola getirecek şantaj malzemesi bulunması konusunda Britanya istihbaratından yardım isteyen bir bilgi notu var. Katharine’in yapması gereken dinleme yaparken Irak oylamasında kilit rol oynayacak beş ülkeye (Bulgaristan, Angola, Kamerun, Şili ve Gine) karşı koz olarak kullanılabilecek bir istihbarat bulmak. ABD ve Britanya’nın elinde Saddam Hüseyin’in Irak’ta kitle imha silahları bulundurduğuna dair bir istihbarat olmadığını bilen Katharine vicdanının sesini dinleyerek bilgi notunu savaş karşıtı aktivist Yvonne Ridley aracılığıyla Observer gazetesine sızdırıyor.

FİLM YENİ, HİKAYE ESKİ

17’nci yıldönümüne yaklaşmakta olduğumuz Irak işgali için hangi boyutta resmi yalanlar söylendiğini çoktandır biliyoruz. Dünya, 2003’te Saddam’ın Irak’ının vurulabilmesi için istihbarat diye ittirilen her şeyin düzmece olduğunu dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’dan bizzat dinledi. Katharine Gün’ün öfkesinin hedefindeki dönemin Britanya Başbakanı Tony Blair ve ortağı George W. Bush, Irak’ı bugün hala uçurumun kenarında debelenen bir enkaz olarak bıraktıkları için hiç özür dilemedi. Kitle imha silahları düzmecesinin beyni olan ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ise CIA’yı olmayan bir istihbarat yaratmaya zorlayanın kendisi olduğunu itiraf etmek yerine ‘Saddam’sız dünya daha iyi bir yer’ demek için ara sıra Amerikan televizyonlarında arz-ı endam ediyor.

Tesadüf bu ya… ‘Official Lies’ filmini İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Tugayı Komutanı General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürüldüğü günün akşamında izledim. Oyunun kuralı değişmiyor; popülist liderler iktidarda kalmak için savaş çıkartmayı rahatlıkla göze alabiliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı bugüne kadar bütün Amerikan başkanlarının almaktan imtina ettiği türden bir saldırı kararı almasının ana motivasyonu 2020 başkanlık seçimlerinden başka şey değil. Elbette Kasım ayındaki seçime girebilmesi için ilk önce Yüce Divan’a dönüşecek Senato’daki azil oylamasını atlatması gerekiyor. Trump’ın hesabı tüm bu süreçte Cumhuriyetçi Parti’nin çekirdeğini çelik gibi arkasında tutmak. Bunun için daha önce direndiği müesses nizam içindeki İran şahinlerine kendince çiçek attı. Tek bir hareketle Ortadoğu’daki fay hatlarını ne şiddette harekete geçirdiğini hiç de umursamadan.

Trump yönetiminden yetkililer şimdi durumu kurtarmak için anlatı arayışında. Kasım Süleymani’nin Suriye, Irak ve Lübnan’daki ABD diplomatik misyonlarına yeni bir saldırı dalgası hazırlığı içinde olduğuna yönelik aciliyet arz eden bir istihbarat nedeniyle ABD Başkanı Trump’ın bu riskli kararı almak durumunda olduğundan dem vuruyorlar. Oysa 4 Ocak 2019 tarihli New York Times haberine göre Pentagon’daki yetkililer Kasım Süleymani’yi hedef alan drone saldırısının ardından gazeteye şunu söylemiş: “İran’ın faaliyetlerinde son haftalarda dramatik bir değişiklik ya da yeni bir durum yok. Süleymani’ye bağlı İranlı milislerin on yılı aşkın bir zamandır Amerikalıları tahrik edecek eylemler içinde.”

Anlaşılıyor ki Kasım Süleymani’nin komuta edeceği yeni bir eylem istihbaratı vardıysa dahi bunun içeriği 3 Ocak 2020 tarihine kadar Donald Trump’a -ve hatta kendisinden önceki iki Amerikan başkanına- sunulan istihbarat raporlarından çok farklı değildi. Öte yandan, Kasım Süleymani’nin yeri Amerikan istihbaratı açısından ilk kez belirlenmiş de değil. Süleymani bölgede görünmez bir dokunulmazlık zırhıyla seyahat eden, nerede olduğunun sosyal medyada yayınlanmasından ya da özel uçağının Bağdat, Erbil, Beyrut havalimanlarında görünür bir şekilde park ettirmekten çekinmeyen bir komutandı.

Resmi sıfatı olan, koordinatları çoğu zaman Amerikan istihbaratı tarafından bilinen ve yıllardır ABD-İsrail ikilisinin bölgedeki çıkarlarına taş koyma hedefiyle milis orduları yöneten bir adamın bugün ortadan kaldırılmasının Trump’ın kişisel siyasi ihtiyacı dışında neye hizmet ettiğini kimse açıklayamıyor.

Mesela AKP hükümetinin Libya’ya asker göndermesinin tam olarak neye hizmet edeceği de bir türlü tam olarak açıklanamıyor. Gönderileceklerin Türk askerinden daha ziyade Suriye’de TSK komutasında savaşan Sünni Arap grupların olması kafalardaki soru işaretlerini sıfırlamıyor. Öte yandan Ankara’nın Libya’da kendi adına savaşacak Sünni Araplara Türk vatandaşlığı vaat ettiği haberleri geliyor. Suriye’deki farklı tugayların komutanlarına geçen ay Türk vatandaşlığı ve Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verilmiş bile.

Trump’ın siyasi hırsı nedeniyle Ortadoğu’da bombanın pimi çekilmişken Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Libya kararıyla vekalet savaşları liginde Türkiye’ye yeni bir eşik daha atlatıyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.10.2020
Ötelendikçe köpüren bir kriz
15.10.2020
İkinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam
10.10.2020
Trumpland’de bir varsın, bir yok
7.08.2020
Nursuna Memecan: Tayyip Bey bunları söyletmezdi eskiden
15.07.2020
Adalet Ağaoğlu’na veda… 'Bir de yumurta yedim'
24.06.2020
Adam her şeyi yazmış!
27.05.2020
ABD’nin Suriye jargonuna son hediyesi
13.05.2020
Yılan hikayesine dönen Flynn davasının Türkiye boyutu
28.04.2020
COVID-19 ve Trump'sız bir ABD ihtimali
10.04.2020
Korona günlerinde video konferans tehlikesinin farkında mıyız?
5.03.2020
TSK’nin Esad rejimini daha kuvvetli vurmasını bekleyenlerde bugün
25.02.2020
Amerikalı senatörlerin Ankara’yı by-pass ettikleri ziyaret
19.02.2020
Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay
5.02.2020
ABD’nin yaptırım saati işliyor işlemesine de...
28.01.2020
Eğer İncirlik’te nükleer silah varsa..!
22.01.2020
ABD’de 2020 model Türkiye senaryoları
14.01.2020
Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?
7.01.2020
Resmi sırlardan resmi yalanlara
27.12.2019
Brüksel'in Türkiye için yeni jargonu: ‘İçinde ya da birlikte’
14.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
13.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
6.12.2019
Washington’la S-400 pazarlığının 50 tonu
1.12.2019
Trump'ın karanlık ilişkileri potasına Halkbank da girerken.
23.11.2019
Ukrayna skandalının Trump-Erdoğan ilişkisine dair düşündükleri
16.11.2019
Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman
9.11.2019
Vazgeçilemeyen 13 Kasım randevusunun hikmeti
26.10.2019
Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani
17.10.2019
Dost Donald kaş yapayım derken göz çıkarttı
10.10.2019
Bu operasyon daha çok pazarlık kaldırır
4.10.2019
Fırat’ın doğusuna operasyon azil soruşturmasını bekler mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive