Cansu Çamlıbel

[email protected]



Bookmark and Share

Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?


14.01.2020 - Bu Yazı 724 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Ortalık yangın yeri. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından bir suikast ile öldürülmesi Ortadoğu’daki vekalet savaşlarının vekillerini yeni pozisyon alma telaşına sevk etti. Öte yandan Kasım Süleymani’ye suikast sahnesi için ABD’nin adres olarak seçtiği Irak’taki iç hassas siyasi dengeler alt üst oldu ve Tahran’ın komşusundaki siyaset üzerindeki ağırlığı bir kez daha bütün azameti ile hissedilmeye başlandı. Öyle ki Irak bir çırpıda ABD’nin Ortadoğu’daki en yakın müttefiklerinden biri olmaktan çıkıp Başkan Trump’ın yaptırımlarla cezalandırmayı düşündüğü ülkeler ligine savruluverdi.

ABD’nin Kasım Süleymani’yi kendi topraklarında öldürmesine tepki olarak Irak Parlamentosu 5 Ocak’ta olağanüstü toplandı ve Amerikan askerlerinin ülkeyi terk etmesini talep eden kararı onayladı. Kürt ve Sünni vekillerin çoğu oylamaya katılmadı. Parlamentoda çoğunluğu bulunan Şii vekillerin öncülüğünde çıkartılan karar için resmi gerekçe de hazırdı; Irak’ta IŞİD’le mücadele başarıyla sona ermişti ve artık yabancı güçlere ihtiyaç kalmamıştı.

Irak’ta şu an “danışman” sıfatıyla tutulan yaklaşık 5200 Amerikan askeri var.

2014’te yılında IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinin ardından Irak hükümetinin daveti üzerine giden Amerikan askerlerinin ülkeye dönüşüne Irak Parlamentosu hiçbir zaman onay vermedi ancak bu sahadaki pratiği değiştirmedi. Zira Parlamento kararlarının teknik olarak Irak hükümeti açısından bir bağlayıcılığı yok. Ancak Başbakan Adil Abdülmehdi geçen hafta çıkartılan kararın mimarlarından biri. Oylamanın ardından ülkedeki Amerikan askerlerinin geri çekilmesine yönelik hazırlıkların başlatılması amacıyla Washington’dan ülkesine bir heyet gönderilmesi için çağrı yaptı.

2003’teki Amerikan işgalinin ardından Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle birlikte ülke federal bir yönetim düzenine geçerken Irak’ta nüfus yoğunluğuna göre sırasıyla üç ana grubu teşkil eden Şiiler, Sünniler ve Kürtler güç paylaşımı konusunda fiili bir anlaşmaya vardı. O gün bugündür Irak’ı Şii başbakanlar yönetiyor. Tahran’ın sıkı adamlardan biri olarak nam salan Nuri El Maliki sekiz yıl ile başbakanlık koltuğunda en uzun oturan isim olmuştu. Sadece Washington’ın değil Ankara’nın da Irak’ta en çok çekiştiği politikacı idi Maliki.

Mukteda El Sadr ile Haşdi Şabi Komutanı Hadi El Amiri arasındaki çekişmenin sonucunda iki bloğu uzlaştıran ortalama bir aday olarak başbakanlığı alan Adil Abdülmehdi ise 2019 sonbaharında patlayan protestolar sonrasında geçen ay istifa etmek durumunda kalmıştı. Arap basınına göre Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sonrasında ülkede hakim olan karmaşa iklimini fırsat bilen Abdülmehdi hükümeti yeniden kurma görevinin kendisine verilmesi için yoğun kulis faaliyeti içindeymiş. Geçtiğimiz haftayı Erbil ve Süleymaniye’de Kürt liderlerle özel görüşmeler yaparak geçirmiş.

Önümüzdeki süreçte Abdülmehdi’nin Bağdat’ın Moskova ile S-400 pazarlıklarına resmen başlanılması yönünde hazırlığını da kendi siyasi geleceği açısından bir manivela olarak kullanmaya dönük bir çizgi izlemesi de hayli mümkün. Zira 10 Ocak’ta Wall Street Journal’da yayınlanan haberden Irak’ın sonunda S-400’ler için Moskova ile masaya oturma noktasına geldiğini öğrendik. Gazeteye konuşan Irak Parlamentosu’nun Güvenlik ve Savunma Komisyonu üyesi milletvekili Karim Elawi, Amerikalılardan kendilerine söz verilen silahları bir türlü alamadıkları için Ruslara yöneldiklerini anlatıyordu.

Ruslar uzun zamandır Irak hükümetini S-400’leri satın almaya ikna etmeye çalışıyordu. Ancak Bağdat bugüne kadar S-400 satın alma ihtimalini kategorik olarak dışlamasa da, Washington’ın gazabını üzerine çekmek istemediği için ciddi bir pazarlığı hep ötelemişti. Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle birlikte Bağdat-Washington hattında zirve yapan gerginlik sayesinde Bağdat ile Moskova’nın S-400’ler için hızla masaya oturduğuna tanık olabiliriz.

İş daha buralara gelmeden ABD Başkanı Donald Trump, Irak’a yönelik ağır yaptırımları gündemine aldığını duyurdu bile. Trump Irak’ın Anvar Eyaleti’ndeki Al Asad Hava Üssü’nü kastederek “Orada olağanüstü pahalı bir hava üssümüz var. İnşa etmemiz milyarlarca dolar aldı. Bunu geri ödemedikleri takdirde çıkmıyoruz. Dostane olmayan bir biçimde çıkmamızı isterlerse, daha önce hiç görmedikleri yaptırımlar uygularız. İran’a uyguladığımız yaptırımlar yanında hafif kalır” dedi.

Elbette Trump adeti olduğu üzere daha pek çok alevli açıklama daha yaptı İran rejimini hedef alan. ABD’nin İran’da 52 mevkii daha vurmaya hazır olduğunu ve bunların arasında ülkenin kültürel miraslarının da yer aldığını söyleyebildi mesela. Bir ülkenin – dolayısıyla da dünyanın – kültürel mirası olarak kabul edilen mevkilerin taammüden vurulması Birleşmiş Milletler’in 2347 sayılı kararı ve 1954 tarihli Lahey Konvansiyonu’na göre alenen “savaş suçu”. Söz konusu Trump gibi zaman zaman kafasına estiğini yapmaktan alıkonulamamış başkan da olsa, muhtemeldir ki Amerikan devleti bu tür bir deliliğe izin vermeyecektir. Nihayetinde ABD, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi için dahi hukuki kılıfını hazırlamadan yola çıkmayan bir devlet.

Öte yandan Irak hükümeti Amerikan askerlerinin ülkeden gönderilmesi konusunda ısrarlı olursa, Trump’ı durduracak bir hukuki çerçeve ise yok. Dolayısıyla isterse Trump, ABD Hazine Bakanlığı’na Irak’ı hedef alan ağır yaptırımlar açıklama talimatı verebilir.

Trump’ın bu yönde bir karar almasının sadece Irak açısından değil Türkiye açısından da kritik sonuçları olabilir. Türkiye’nin kuvvetle muhtemel 2020’de zaten şu ya da bu şekilde maruz kalacağı Amerikan yaptırımlarına ilişkin süreç bir anda hızlanabilir ve yaptırımların içeriği şiddetlenebilir. Nitekim Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sempatisini ve jestlerini sorgulayan Washington’daki siyasi lobi şimdiden harekete geçmiş durumda. Kongre mahfillerinden “Erdoğan S-400’leri aldı ülkesine getirdi. Sarraj ile Libya’ya yönelik yaptırımları delen anlaşma imzaladı. Ama Trump Ankara’yı değil Bağdat’ı yaptırımlarla cezalandırmaktan bahsediyor” şeklinde serzenişler yükselmeye başlamış durumda.

Trump’ın Irak’a yönelik yaptırım açıklaması durumunda Ankara’nın göreceği zarar Washington’da kendi aleyhine tetiklenebilecek siyasi etkiyle de sınırlı kalmaz. İran örneğini daha yeni yaşadık. Trump’ın Kasım 2019’da İran’dan petrol ithalatına dönük olarak açıkladığı yaptırımlardan Türkiye diğer yedi ülkeyle birlikte sadece 6 ay kadar muafiyet aldı. 2 Mayıs 2019’da muafiyet döneminin sona ermesiyle birlikte Ankara, Amerikan yaptırımlarını uygulamaya başladı. Yaptırımlardan önce Türkiye İran’dan günde yaklaşık 200 bin varil petrol alıyordu. 2017 itibarıyla Türkiye’nin dış petrol alımlarında İran’ın payı yüzde 45’lere kadar çıkmıştı. 2018’deki yaptırım paketi sonrasında ise Ankara’nın İran’dan petrol ithalatı dibe vurdu.

Beştepe’nin Washington’daki tek dostu iki kritik komşumuz İran ve Irak’ı yaptırımlara boğmayı kafasına koymuşken, bu dostun yönetimindeki ABD’nin 2020’ye dair Ortadoğu vizyonundan Türkiye’ye hayır gelmesi mümkün değil.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.10.2020
Ötelendikçe köpüren bir kriz
15.10.2020
İkinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam
10.10.2020
Trumpland’de bir varsın, bir yok
7.08.2020
Nursuna Memecan: Tayyip Bey bunları söyletmezdi eskiden
15.07.2020
Adalet Ağaoğlu’na veda… 'Bir de yumurta yedim'
24.06.2020
Adam her şeyi yazmış!
27.05.2020
ABD’nin Suriye jargonuna son hediyesi
13.05.2020
Yılan hikayesine dönen Flynn davasının Türkiye boyutu
28.04.2020
COVID-19 ve Trump'sız bir ABD ihtimali
10.04.2020
Korona günlerinde video konferans tehlikesinin farkında mıyız?
5.03.2020
TSK’nin Esad rejimini daha kuvvetli vurmasını bekleyenlerde bugün
25.02.2020
Amerikalı senatörlerin Ankara’yı by-pass ettikleri ziyaret
19.02.2020
Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay
5.02.2020
ABD’nin yaptırım saati işliyor işlemesine de...
28.01.2020
Eğer İncirlik’te nükleer silah varsa..!
22.01.2020
ABD’de 2020 model Türkiye senaryoları
14.01.2020
Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?
7.01.2020
Resmi sırlardan resmi yalanlara
27.12.2019
Brüksel'in Türkiye için yeni jargonu: ‘İçinde ya da birlikte’
14.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
13.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
6.12.2019
Washington’la S-400 pazarlığının 50 tonu
1.12.2019
Trump'ın karanlık ilişkileri potasına Halkbank da girerken.
23.11.2019
Ukrayna skandalının Trump-Erdoğan ilişkisine dair düşündükleri
16.11.2019
Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman
9.11.2019
Vazgeçilemeyen 13 Kasım randevusunun hikmeti
26.10.2019
Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani
17.10.2019
Dost Donald kaş yapayım derken göz çıkarttı
10.10.2019
Bu operasyon daha çok pazarlık kaldırır
4.10.2019
Fırat’ın doğusuna operasyon azil soruşturmasını bekler mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive