Cansu Çamlıbel

[email protected]



Bookmark and Share

Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay


19.02.2020 - Bu Yazı 548 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Gazetecilik öyle bir meslek ki haber için izlediğiniz kimselerle yaptığınız mesainin süresi uzunsa bir noktadan sonra belli bir hukukunuz oluşuyor. Hele de Ankara gibi siyasetin hayatın her alanına egemen olduğu bir başkentte 24 saat yayın yapan bir haber kanalının en genç muhabiri olarak işe başladıysanız, mesleğiniz gereği takip ettiğiniz siyasetçilerin peşinde geçirdiğiniz zaman aileniz, arkadaşlarınız ve sevdiğinizi isyan ettirecek boyutlara ulaşabilir. Bu durumun doğal sonucu olarak da izlediğiniz siyasetçi Cumhurbaşkanı da olsa, Başbakan da sohbetleriniz haber ortamının getirdiği gerilimin ötesine geçip daha insani, daha samimi bir hal alabilir – hem de kişisel olarak politik spektrumun çok başka bir yerinde duruyor olsanız bile. İnanması güç ama AKP’nin iktidara geldiği 2000’lerin başında Ankara’da da durum buydu!

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile tam da böyle bir ortamda, gazeteci-siyasetçi ilişkisi çerçevesinde uzun süre mesai yaptık. Dışişleri Bakanlığı döneminde kendisini dünyanın pek çok ülkesinde, ikili ziyaretlerde ya da uluslararası toplantılarda takip etme fırsatım oldu. 2003’te Irak tezkeresinin mecliste reddi sonrasında Türk-Amerikan ilişkilerinde başlayan gerilimi, Kıbrıs’ta Annan Planı pazarlıklarını, Avrupa Birliği’ne adaylık için müzakerelerin resmen başlamasını, Ermenistan ile sınırı açacak protokollerin imzasına giden süreci hep birlikte deneyimledik desem abartılı olmaz.

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğunda ben artık Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’de yaşıyordum, sivil hayata geçtiğinde ise İstanbul’da. Sonrasında Washington’a gittim. Adres değişikliklerim nedeniyle çok seyrek aralıklarla da olsa kendisiyle sohbetlerimiz devam etti. Yazar çizer, gazeteci ve akademisyenlerle ufuk turu yapmayı sever Abdullah Gül. Davet eder, fikrinizi sorar, kızdıracak ya da kendisine ters gelen şeyler söyleseniz bile kesmeden dinler. Kendi argümanını tahakkümden uzak bir üslupla dile getirir.

Uzun bir aradan sonra geçen hafta çalışma ofisi olarak kullandığı Ayazağa Kasrı’nda yaptığımız sohbetin konusu ağırlıklı olarak Suriye oldu. Değerlendirmelerinin satır aralarında Erdoğan hükümetinin Suriye’de hesap hatası yaptığına yönelik eleştiri de vardı. Gül, Moskova’nın Suriye’nin kaderini değiştirecek bir aktör haline geleceğinin Ankara’da çok geç fark edildiği görüşünde. Türkiye’nin doğru bir diplomasiyle 2003’teki Irak savaşını aktif çatışmanın bir tarafı olmadan atlatmış olduğunu hatırlatırken aslında (bizzat bu kelimelerle ifade etmese de) bugün Türkiye’nin Suriye politikasının doğru işlemediğini söylemiş oldu dolaylı yoldan.

Sonra Gül, ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın 2012’de basılan “It Worked For Me: In Life and Leadership” isimli kitabını okuyup okumadığımı sordu.

Kitabın ismini Türkçeye “Liderlikte de hayatta da bana da uydu” diye tercüme etmek mümkün. Colin Powell otobiyografik kitabına seçtiği isimle bazı pişmanlıklarına rağmen yürüdüğü yoldan genel hatlarıyla memnuniyetini dile getirmeye çalışıyor. Powell’ın kitabını manşetlere taşıyan mevzu ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmek için eldeki istihbaratı nasıl tahrif ve manipüle ettiğine dönük itirafıydı. Powell kitapta dönemin Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile Özel Kalem Müdürü Scooter Libby’nin çektiği operasyonla kendisinin “Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları var” propagandasının yüzü haline getirildiğini detaylarıyla anlatıyor. 5 Şubat 2003’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmanın yalan istihbaratla aldatılmasının sonucu olduğunu belirterek kendi kariyerini temize çekmeye teşebbüs ediyor.

Colin Powell, Türk siyasetinde ziyadesiyle alışık olduğumuz “aldatıldık” söyleminin bir benzerine Başkan George W. Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’ı da ortak ediyor. W. Bush’un savaş kararını Ulusal Güvenlik Konseyi’nde dahi tartışmadan Cheney’in kurgusu üzerinden aldığının altını çiziyor.

Powell kandırılıp kullanılmasının intikamını bir sonraki seçimlerde Demokratların Irak’tan çekilmeyi savunan Başkan adayı Barack Obama’ya destek vererek aldı belki de kendince. Irak ise çoktan geri dönülmez biçimde tarumar olmuştu.

Abdullah Gül ise George W. Bush’un Irak’ı işgal kararının başka bir boyutuna takılmış: “Bazen insanlar bir ülkenin savaşa bir Başkan ve ona fikir veren birkaç kişi tarafından sürüklenmiş olabileceğini tahmin etmiyor. Titizlikle planlanmış bir strateji var, büyük karar süreçleri geçirildi sanılabiliyor. Oysa Bush örneğinde olduğu gibi bu önemli kararlar bir Başkan’ın kişisel tercihine dönüşebiliyor.”

Gül bu sözlerin ardından uzun bir es verdi!

Amerikan Newsweek dergisinin 2012 Mayıs’ında yayınladığı Irak’ta kitle imha silahları olduğuna ilişkin yalanı deşifre eden haber dosyasını o senenin NATO Zirvesi’nin yapıldığı Chicago’ya giderken uçakta okuduğunu hatırladı. Gül sözlerine şöyle devam etti: “Uçakta Feridun da vardı (dönemin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu), Hakan da (dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan) vardı. Newsweek’teki haberi onlara gösterip ‘Amerikalılar Irak’ta Pandora’nın kutusunu böyle açtılar. Çok yazık oldu.’ demiştim.”

Anayasa değişikliğiyle Hakan Fidan’ın sıfatı müsteşarlıktan başkanlığa terfi etti ama kendisinin iş tanımı 2012’den bugüne değişmedi. Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu ise üç yılı aşkındır Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi olarak görevde. Bugünün koşullarında insan hayal bile edemiyor ancak belki de uzak tarihte bir gün Suriye’de Türkiye için Pandora’nın kutusunu açan kararların nasıl alındığını kritik pozisyonlarındaki o bürokratların yazacağı kitaplarda okuruz…ve hiç de hayret etmeyiz!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.10.2020
Ötelendikçe köpüren bir kriz
15.10.2020
İkinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam
10.10.2020
Trumpland’de bir varsın, bir yok
7.08.2020
Nursuna Memecan: Tayyip Bey bunları söyletmezdi eskiden
15.07.2020
Adalet Ağaoğlu’na veda… 'Bir de yumurta yedim'
24.06.2020
Adam her şeyi yazmış!
27.05.2020
ABD’nin Suriye jargonuna son hediyesi
13.05.2020
Yılan hikayesine dönen Flynn davasının Türkiye boyutu
28.04.2020
COVID-19 ve Trump'sız bir ABD ihtimali
10.04.2020
Korona günlerinde video konferans tehlikesinin farkında mıyız?
5.03.2020
TSK’nin Esad rejimini daha kuvvetli vurmasını bekleyenlerde bugün
25.02.2020
Amerikalı senatörlerin Ankara’yı by-pass ettikleri ziyaret
19.02.2020
Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay
5.02.2020
ABD’nin yaptırım saati işliyor işlemesine de...
28.01.2020
Eğer İncirlik’te nükleer silah varsa..!
22.01.2020
ABD’de 2020 model Türkiye senaryoları
14.01.2020
Irak’a var da Türkiye’ye yok mu?
7.01.2020
Resmi sırlardan resmi yalanlara
27.12.2019
Brüksel'in Türkiye için yeni jargonu: ‘İçinde ya da birlikte’
14.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
13.12.2019
Beştepe’nin derin Uygur sessizliği
6.12.2019
Washington’la S-400 pazarlığının 50 tonu
1.12.2019
Trump'ın karanlık ilişkileri potasına Halkbank da girerken.
23.11.2019
Ukrayna skandalının Trump-Erdoğan ilişkisine dair düşündükleri
16.11.2019
Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman
9.11.2019
Vazgeçilemeyen 13 Kasım randevusunun hikmeti
26.10.2019
Ortadoğu'nun yeni siyasi aktörleri: İlham Ahmed, Mazlum Kobani
17.10.2019
Dost Donald kaş yapayım derken göz çıkarttı
10.10.2019
Bu operasyon daha çok pazarlık kaldırır
4.10.2019
Fırat’ın doğusuna operasyon azil soruşturmasını bekler mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive