Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık


25.8.2017 - Bu Yazı 283 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hakkında yakalama kararı çıkartılan Yargıtay üyelerinden biriydi.

Teslim olmamayı tercih etti, çünkü usulsüz uygulamalar vardı.

Evleri basılan Yargıtay üyeleri kelepçeleniyor, şiddet uygulanarak gözaltına alınıyorlardı.

Bu süreçte baş ağrıları da artmıştı.

Yapılan tetkiklerde beynindeki tümörün üçüncü evrede olduğu ve derhal ameliyat edilmesinin zorunluluğu ortaya çıktı.

Özel bir hastanede beyin ameliyatı oldu.

Hukuk Fakültesi öğrencisi olan kızı Buket ameliyat sonrası yaşananları dört ay önce yazdığı bir mektupta dile getiriyor:

“Hastaneye yatış yapıldığı anda polisler geldi. Babam yoğun bakımdaydı. Yoğun bakım kapısının önünde polisler nasıl tutuklayıp götüreceklerini tartışıyorlardı. Ameliyattan sonra sol tarafı felç kaldı. Onu bu halde götürürlerse iyileşemez korkusuyla ne olacağından bihaber beklemekten başka çaremiz yoktu. Babamı polisler eşliğinde Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bulunan tutuklu odasına naklettiler. Babam ameliyattan sonra kendini penceresi bile olmayan küçücük bir odada buldu. Polisler sürekli nöbet tutmakta ve felçli olan bir adamın kaçabileceğini vurgulamaktaydı. Babam bir hücrede yaşam savaşı vermekte. Doktorlar en iyi ihtimalle iki yıl daha yaşayacağını söylüyor.”

Yargıtay 23. Ceza Dairesi üyesi Mustafa Erdoğan ağır hastalığına karşın bilinci kapanıncaya kadar tahliye edilmedi.

Bilinci kapandıktan ancak dokuz gün sonra tahliye edilen Erdoğan birkaç gün sonra yaşamını yitirdi.

Kızı Buket babasının ölümünden sonra sosyal medya hesabından acılarını ve sorularını paylaşıyordu:

“Dokuz ay boyunca felç ve kanser tedavisi gören babam tutuklu yargılandı. Ziyaretçiye bile izin verilmedi. Babamı göremedim. Peyi neyle suçlandı? Ölümle savaşıyorken ve yatağa bağımlı yaşıyorken kaçma şüphesi olduğunu iddia ettiğiniz babamın neden duruşma tarihi bile belli değildi?”

Sonuç olarak, yüksek yargı üyesi bir hukukçu, aynen Ergenekon sanığı Kuddusi Okkır gibi ülkesinin cezaevinden ancak tabutuyla tahliye edilmişti!

Türkiye’de yaşanan bu “vicdansızlık manzaraları”nın bir ucu tabutla tahliyeye uzanıyor. Diğer ucunda ise doğumhane kapılarından cezaevlerine götürülen kadınlar, demir parmaklıklar arasında anneleriyle büyüyen yüzlerce çocuk var.

Bu ülkede yaşanan yüzlerce, binlerce acının, haksızlığın, hukuksuzluğun tek bir örneği Mustafa Erdoğan’ın öyküsü.

Sadece vicdansızlığı değil, mantıksızlığı da bu ülkede egemen kılmak isteyen bir devlet olma anlayışı artık iyice yerleşti bu coğrafyada.

Yalnızca vicdanlarından değil, mantıklarından da vazgeçmesi isteniyor bu ülkenin insanlarından.

Örneğin, “devlet sırrı” ucubesi üzerine yapıştırılan MİT TIR’ları olayı artık insanları; akıllarını, mantıklarını terk etmeye zorlayan bir aşamaya vardı iyiden iyiye.

Olaya şöyle bir kronolojik bakış bile mantığımızın nasıl tehdit edildiğini çok açık biçimde açığa çıkartıyor.

19 Ocak 2014’te Suriye’ye giden üç TIR, savcılık emriyle durduruldu.

Bu gelişmeyi ilk haberleştiren 20 Ocak 2014’te Radikal oldu.

Bir gün sonra, 21 Ocak 2014’te Aydınlık Gazetesi’nde görüntüleriyle birlikte yine MİT TIR’ları haberi vardı.

“İşte TIR’daki cephane” başlığını taşıyan haberin spotunda da ciddi iddialar yer almıştı:

“Adana’da durdurulan MİT’e ait üç TIR’dan mühimmat çıktı. Aydınlık, arama fotoğraflarına ulaştı. TIR’larda ‘insani malzeme’ değil, top mermisi taşındığı belgelendi.”

Aynı haber Cumhuriyet Gazetesi’nde daha geniş ve ayrıntılı versiyonuyla yer alırken “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” başlığını taşıyordu.

Tarih de 29 Mayıs 2015’ti. Yani Aydınlık’ta yayınlandıktan tam 16 ay sonra biraz farklı da olsa Cumhuriyet vermişti haberi.

Nedense Erdoğan, Cumhuriyet’teki bu haberi casusluk faaliyeti olarak tanımlamış, kızgınlığını gizleyememişti:

“MİT’e yönelik atılan o iftiralar bir ajan, bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. (…) Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu.”

26 Kasım 2015’te Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül tutuklandı.

Anayasa Mahkemesi kararıyla 26 Şubat 2016’da tahliye edildiler.

16 Mayıs 2016 tarihli duruşmada da mahkeme iki gazeteciyi “devletin gizli belgelerini açıklamak” gerekçesiyle toplam 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı.

Radikal’de, Aydınlık’ta çıkınca “devletin gizli belgelerini açıklamak” suçunu aklına getirmeyen yargı, aynı haber, benzer bir biçimde Cumhuriyet’te aylar sonra yayınlanınca bunu suç saymıştı.

Ortada somut hiçbir delil olmadığı halde Cumhuriyet’te yayınlanan dosyayı CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun Can Dündar’a verdiği var sayıldı.

14 Haziran 2017’de Berberoğlu “devletin güvenliği ve iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçundan 25 yıl hapse mahkum oldu ve mahkeme salonunda tutuklandı.

İş burada kalsa, belki “mantığımızla gizli gizli alay ediyorlar” diye düşünebilirdik. Ancak önceki gün öyle bir adım atıldı ki “Yok artık! Artık aklımızla açık açık alay ediyorlar” aşamasına geçti mesele.

Çünkü aynı haberi Radikal’den sonra, Cumhuriyet’ten önce yayınlayan Aydınlık Gazetesi hakkında önceki gün “gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan dava açıldı.

Böylece Can Dündar, Erdem Gül ve bu yüzden cezaevindeki Enis Berberoğlu, daha önce açıklanmış bir bilgiyi, hukuken 16 ay sonra açıklamak suçundan mahkum edilmiş oldular.

Yani ağır cezalar verilen gazeteciler ve CHP milletvekili başkasının açıkladığı “devlet sırrı”nı bir daha açıklamak suçundan hapis cezası almış oldular.

Artık bu ülkede gelinen noktada kesin olarak MİT TIR’larının “devlet sırrı” olmadığıdır. Bu suçla verilen bütün mahkumiyetler geçersizdir. Bu dava vardığı aşamada bir kez daha çökmüştür. Bütün verilen cezalar haksızdır, hukuksuzdur, adaletsizdir. Enis Berberoğlu da olmayan bir suçtan dolayı hala cezaevinde yatmaktadır.

Bu yüzden AKP iktidarı, Erdoğan’ın devlet yönetme biçimi bizi hem vicdanımızı hem de mantığımızı terk etmeye zorluyor.

Oysa gerçek şu ki, “devlet sırrı” olan MİT TIR’ları değildir. Artık MİT TIR’ları Saray’ın ve Erdoğan’ın sırrıdır.

Esas “sırra kadem basan” vicdan ve mantıktır.

.

Facebook Yorumları

reklam
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı