Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor


12.12.2017 - Bu Yazı 469 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Herkes nefesini tutmuş, ABD’deki duruşmada Reza Zarrab’ın ne söyleyeceğini merak ediyordu.

Bir dizi duruşmada çok şey söyledi Reza. Hatta daha da söyleyecekleri var.

Ama daha ilk ifadesinde öyle bir şey söyledi ki, öbür ucu Türkiye’de 1,5 yıldır süren Olağanüstü Hal rejiminin, çıkartılan Kanun Hükmündeki Kararnamelerin bir başka sırrını da ele verdi.

Zarrab, “Florida’da tutuklandıktan sonra tutsak takası olasılığını araştırmak için avukat tuttum.”

Reza’nın tuttuğu ABD’li etkin avukatların Türkiye’ye gelip AKP Genel Başkanı Erdoğan’la görüştükleri sır değil.

Ancak Reza’nın bu ifadesi gündeme gelince Olağanüstü Hal’in sadece kış lastiği uygulaması için kullanılmadığı da ortaya çıktı.

AKP iktidarının Reza’yı Türkiye’ye getirtmek için Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla sayısız girişimlerde bulunduğu biliniyordu.

Ancak Reza duruşmada “takas” meselesini gündeme getirince, 25 Ağustos 2017 yılında yayınlanan 694 sayılı KHK’da yer alan bir maddenin esbabı mucibesi daha iyi anlaşıldı.

Çünkü o kararname Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tutuklu takas yetkisi veriyordu.

Aynen şöyle deniyordu kararnamenin ilgili bölümünde:

“…(tutuklu ve hükümlü bulunanlar) milli güvenliğin veya ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde cumhurbaşkanının onayı ile başka bir ülkeye iade edilebilir veya başka bir ülkede tutuklu bulunanlar ile takas edilebilir…”

Ancak, Reza için tasarlanan bu hamle tutmadı ve jürili duruşma başladı.

Ancak süreç içersinde görüyoruz ki Reza davası ve yansımaları için başka önlemler de alınmış kararnamelerle.

Parlamentoda dün bir talebini dile getiriyordu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Türkiye ile İran arasındaki ticari ilişkiye hiç itirazımız yok. Rıza Zarraf denen sahtakar geldi rüşveti başlattı. Zarraf’a en büyük itirazı ben yaptım. Ne dediysem koşa koşa gitti dava açtı. Hakkımda en çok dava açan kişilerden birisi de Rıza Zarraf’tır. Rıza Zarraf denen şarlatan rüşvetçi dönemin üç bakanını ve bir bankanın genel müdürünü parayla satın almıştı. Amerika’da görülen davadan rahatsızım. Türkiye’de işlenen bir olayın kirliliği Amerika’da temizlenmemeli, bizler temizlemeliyiz. Binali Beye çağrımdır, gel kardeşim bu dosyayı yeniden açalım.”

Kılıçdaroğlu’nun bu talebi yerine gelebilir mi, Reza dosyası; rüşvetiyle, hırsızlığıyla, hayali ihracatıyla, haksız yere alınan milyonlarca liralık vergi iadesiyle tekrar açılabilir mi?

Bu biraz zor görünüyor.

Aslında sorulması gereken çok soru var Reza davasının Türkiye’ye ilişkin yansımalarından.

Bunlardan biri de altın hırsızlığı.

Reza’nın Türkiye’ye getirttiği bir uçaktan belgeleri sahte 1,5 ton altın çıktı.

Araya dönemin bakanı Çağlayan girdi ve 1500 kilo altınla Türkiye’ye inen uçak 1208 kilo altınla Türkiye’den ayrıldı.

Kılıçdaroğlu dünkü konuşmasında işte bu “kayıp” 292 kilo altını soruyordu:

“80 milyonun önünde soruyorum. 292 kilo altını kim çaldı, kim götürdü? Bunu bulmak bizim namus borcumuz. Böyle şey olur mu?”

Bir başka yanıtsız soru daha var elbette.

Reza, ABD’deki duruşmada İran’a hayali gıda ihracatı yaptıklarını, bu yolla İran’ın Halk Bankası’ndaki parasını çektiklerini itiraf etti.

Bunun adı hayali ihracattır. Piri de bir zamanlar bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’dir.

Mobilya diye sunta ihraç edip haksız vergi iadesi almıştı Yahya Demirel.

Dönemin araştırmacı gazetecileri Uğur Mumcu ile Altan Öymen bu yolsuzluğu ortaya çıkartınca Türkiye’de yer yerinden oynamıştı.

Bugün Reza’nın hayali ihracat miktarına bakınca Yahya Demirel’inki devede kulak kalıyor.

Yahya, hiç değilse mobilya diye sunta göndermişti.

Reza onu da yapmıyor; beş tonluk gemiyle 25 ton “Dubai buğdayı” ihraç edilmiş gösteriyor kağıt üzerinde.

Hem beş tonluk gemiye 25 ton buğday sığdırıyor, hem de topraklarında tek bir buğday tanesi bile yetişmeyen Dubai’yi ürünün kaynağı olarak gösteriyor, dağıttığı rüşvetlerle herkes bunu görmezden geliyor.

Bunun sonucu nedir biliyor musunuz; haksız vergi iadesi.

Yeniçağ Yazarı, gazeteci Orhan Uğuroğlu geçenlerde bu haksız vergi iadesinin hesabını yapmıştı.

Sadece 2012 yılında Türkiye İran’dan toplam 11 milyar dolar doğal gaz ve petrol ithal etmiş.

İran’ın Halk Bankası’ndaki hesabına yatan bu paranın ancak mal olarak İran’a gönderilmesine izin veriyor ambargo kuralları.

Bu ihracatın bir kısmı altın, bir kısmı da kağıt üzerinde gıda ürünü olarak yapılıyor. 11 milyar dolarlık ihracatın yüzde 18’i olan 1 milyar 980 milyon dolar Reza’nın şirketlerine KDV iadesi olarak ödeniyor.

Şimdi hayali ihracattan elde edilen bu haksız vergi iadesinin tutarı olan 1 milyar 980 milyon doların kimin cebine gittiğini sormak gerekiyor.

Bu dolandırıcılıkta sorulması gereken başka bir soru da var.

2012 yılında Türkiye’nin ithal ettiği 11 milyar dolarlık doğal gaz ve petrol parasının sadece 8 milyar 500 milyon doları ödenmiş İran’a.

Yani İran’ın 2012 yılından alacağı olan 2 milyar 500 milyon dolar da Türkiye’de kalmış.

Bu parayı şöyle sormuş Uğuroğlu:

“KDV iadesinden 1 milyar 980 milyon dolar, İran’a gönderilmeyen 2 milyar 500 milyon dolar olmak üzere toplamda 4 milyar 480 milyon doları kimler paylaştı?”

Şimdi bu ortaya çıkanların çerçevesinde Zarraf’tan rüşvet alan bakanlar, banka genel müdürü, yapılan hayali ihracata göz yumanlar, Reza’nın şirketlerine haksız vergi iadesi ödeyenler, paraları iç edenler, altınları çalanlar Türkiye’de yeniden yargılama konusu olabilecek mi?

O da çok zor görünüyor. Neden mi, anlatalım.

Reza, ABD yargısının karşısına ilk Kasım 2016’da çıktı.

Daha önce jürüli olarak başlaması planlanan davanın ilk duruşma tarihi 23 Ocak 2017 olarak belirlenmişti.

İşte belirlenen bu tarihten yaklaşık 20 gün önce, 2 Ocak 2017’de  Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kuru tarafından onaylanan 680 No’lu KHK’da çok ilginç bir yasa değişikliği yapıldı.

Ceza Muhakemesi Yasası’nın “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü KHK ile şöyle değiştirilmiş:

“Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta Sulh Ceza Hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” (Sinan Tartanoğlu, Cumhuriyet, 10 Aralık 2017)

Bu ülkede Olağanüstü Hal Kararnameleri çok can yaktı.

100 binden fazla kamu emekçisini, savcıyı, yargıcı, polisi, akademisyeni, öğretmeni işinden aşından etti. Yüz binlerce insanın ağır mağduriyetine sebep oldu.

Bu kararnamelerle gazeteler, televizyonlar, radyolar, haber ajansları, vakıflar, okullar, dershaneler, üniversiteler, dernekler kapatıldı.

KHK’lar AKP iktidarının muhaliflerini tasfiye etmek için bir silah gibi toplumun üzerine çevriliyor.

Ama görünen o ki, bu KHK’lar aynı zamanda Reza gibilerin, hırsızların, rüşvetçilerin, hayali ihracatçıların da kurtarıcısı olarak kullanılıyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.7.2018
Bu mahkeme Erdoğan’a hakaret ediyor!
10.7.2018
CHP önce bu faturaların hesabını vermek zorunda!
6.7.2018
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete
3.7.2018
Türkiye’de medyaya artık çete reisleri ayar veriyor
30.6.2018
AKP-MHP devleti daha da ceberut olacak
22.6.2018
Erdoğan adaleti: Katiller cinayet işleyenleri yakalayacak!
19.6.2018
'Beyaz Toros’lar Suruç’a, Çiller AKP’ye gitti
16.6.2018
Erdoğan’ın ‘Türkiye’yi bölme projesi’ tutmadı
12.6.2018
İnce CHP’den, HDP Demirtaş’tan fazla oy alacak
8.6.2018
Batsın senin buzdolabın!
5.6.2018
Basın özgür değilse cumhurbaşkanı bile yalancı olur
1.6.2018
Kendini imha eden bir ‘gazeteci’nin hazin öyküsü
29.5.2018
Taşıma sandıkla başkan olamaz, olsa da fazla kalamaz
25.5.2018
Baskın seçimle kendini vurdu; Reiz tepetaklak gidiyor
22.5.2018
Milletvekili aday listeleri; ‘yaylalar, yaylalar’
19.5.2018
Bahçeli, Erdoğan’a Rus ruleti oynatıyor
11.5.2018
Bir ‘TAMAM’lık canları varmış!
8.5.2018
Kendini yiyen canavar ‘Başkan’ olmak isterse…
27.4.2018
Bu bir seçim değil, hileli 16 Nisan referandumunun rövanşıdır
24.4.2018
Erdoğan kendi oyunuyla yeniliyor!
20.4.2018
Savaşı barışa dönüştürmek, Euro’yu TL’ye çevirmekten daha kolay
17.4.2018
Yunanların 'Erdoğan bize saldırırsa' korkusu
3.4.2018
Medyanın kötülüğünden kötülüğün medyasına
30.3.2018
Edoğan’ın ‘metal’i Kılıçdaroğlu’nu yordu
27.3.2018
HDP’nin sırrını Erdoğan çözemedi
24.3.2018
Cumhurbaşkanı alkışlanacak... Alkışla!
20.3.2018
Kenan Evren’in güncellenmiş modeli Recep Tayyip Erdoğan
16.3.2018
Kılıçdaroğlu seçimleri Çiftlik Bank’a yatırdı
13.3.2018
Türkiye; ‘kasvetli totaliter bir hapishane’
9.3.2018
AKP’nin karanlık yüzü: Ceylanpınar
6.3.2018
‘Cemil Bayık olmadı Salih Müslim’i alalım’
2.3.2018
CHP yönetimi Erdoğan’a ‘Allah’ın bir lütfu'
27.2.2018
Ölüler gezegeninde seçim var
23.2.2018
Hayaller yerli ve milli, gerçekler Afrin!
20.2.2018
Osmanlı tokadı sandık meğer davulcu yellenmesiymiş
13.2.2018
Başbakan’a Rojava’dan mektup getiren ‘Akil’ de gözaltında
9.2.2018
Bahçeli püskevit yerken Kobaneliler Afrin’e vardı
6.2.2018
Kendi yapabileceğinden fazlasını CHP’den bekleme!
2.2.2018
AKP iktidarı bir insanlık sorunudur
26.1.2018
Erdoğan tabuta yaslanınca erken seçim oluyor!
23.1.2018
DEAŞ çetelerinin moralini yükseltmek serbest!
19.1.2018
Olağanüstü Hal’de ‘özgür olmayan ülke’
16.1.2018
AKP’lilerin ve gizli AKP’lilerin kimyasını bozan kadın
9.1.2018
Fadıl’ı o nezarethaneye sığdıramazsınız!
5.1.2018
2018’de basın özgürlüğü 2017’den de beter olacak
29.12.2017
Kürt yoksa bunca zulmü kime yapıyorsunuz!
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
22.12.2017
Bunlar ‘yandaş medya’ bile değil, ‘saray tellalı’
19.12.2017
Başları dimdik, çünkü boğazlarına kadar pisliğin içindeler
15.12.2017
Bu ülkede eskiden ‘Kürt’ demek de yasaktı
12.12.2017
KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor
8.12.2017
Kahrolsun Reza emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!
1.12.2017
Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?
28.11.2017
Vicdanını yitirmiş bir ülke cehennemdir!
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8