Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Kalbin şehirleri


25.6.2017 - Bu Yazı 1118 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çengelköy’ün tepelerinde yürüdüm. Beton yükseliyordu ama ‘yeşil’ hala ev sahibiydi oralarda. Bahçelerin eğri çitleri, çatıların kavisleri çılgın hikayeler anlatıyordu. Demokrasi nedir ki zaten diye düşündüm

Ellerim soyuldu düşünmekten.
Bu şehir bu yaz biraz daha terli. Gerçi yağmurlar yağdı ama harareti kesmedi.
Çengelköy'ün tepelerinde yürüdüm, beton yükseliyordu, ama 'yeşil' hala ev sahibiydi oralarda.
Ağaçların altındaki birbirine benzemez evciklerin farklı maceraları görülebiliyordu. Bahçelerin eğri çitleri, çatıların kavisleri çılgın hikayeler anlatıyorlardı. Demokrasi nedir ki zaten diye düşündüm. Bireyi kendini gerçekleştirmesi için serbest bırakmak.
Eksik olan şey Osmanlı kentleri üstüne, İstanbul üstüne düşünen bilge mimar Turgut Cansever gibileri kaale almamak, evrensel yıldız kümelerini andıran medeniyetin yerleşim fikrini anlamamak, Mimar Sinan'ın torunları olduğumuzu unutmak, beyni yanmış bir serkeş gibi reddi miras yapmak. Ve böyle dımdızlak kalınca da ah'lanıp vah'lanmak...
Tabii birey deyince akla hemen burnu büyük Beyazlar geliyor, biliyorum. Fakat gerçek farklı. Şehre gelmiş, sebzesini meyvesini çiçeğini ekeceği bahçeli evler düşlemiş, yapmış Anadolu bireyliğiydi bu. Varoşlarda yaşayan bir ressamın halk sanatı denen tablosu kadar gülümseten, sıcak ve ilham verici.
Öte yandan uzaktaki gökdelen siteler sanki bu hengâmeyi seyretmek için yapılmışlardı. "O kadar para, değer miydi yani?" diye dikeldim. Beton bloklara, pagan işaretlere sırtımı döndüm.



Çengelköy 15 Temmuz'u göğüsleyen insanların köyüydü aynı zamanda. Şehitler vermişti. İncelikli evlatlarını vurmuşlardı onların. Bu insanlara bir selam çakmadan adaletten bahsetmek, aksine "16 Temmuz darbesi var" demek nasıl da büyük ayıptı!
Önce insaniyet lazımdı.
Adalet bizim için mühim meseleydi ama önce insaniyet gelmeliydi. Bir darbenin yenildiğini kabul etmeyenin, sokakların direnişine bir selam çakmayanın, onları küçümsemeyi alışkanlık haline getirenlerin adalet isteği içi boş bir istekti.
Darbecilere değil de, şehitlere, gazilere mi dava açmak istiyorlardı yani?
Yani kıymeti harbiyesi yoktu böyle bir 'Adalet'in. Adalet yürümüyordu. Foyam ortaya çıkıyor korkusu yürüyordu, işimiz bitti şeysi yürüyordu. Öyle batmışlardı ki geri dönemiyorlardı...
Kafamdaki kasveti savurdum, bayramı hissetmek istiyordum. Şehrin hızlı vasıtalarına atladım Taksim'e geçtim. Toplu taşıma meselesinde füze olmuştuk.
Fakat ne yalan söyleyeyim Taksim Meydanı'nın düz çimento hali içimi acıttı. Bu netameli meydan bir çiçek bahçesinin, bir korunun sempatisiyle döşenmeli, iç açıcı olmalı, bir hayalet gibi dikilen AKM'nin inatçı molozu da artık temizlenmeliydi.
Sonra Üsküdar aklıma geldi. İyi niyetli işler, evliyaları ve insanlarıyla şehre efsunlu bir koruma vaat eden semti incitmişti. Her konuda kadim estetik kaygılara geri dönmeliydik.
Bu şehir bizim mecazi aşkımızdı. Bayram tatiline koşanlar gidince kendi ruhuna geri dönecekti. Bizden önceki kuşakların sözleri gayri ihtiyari ağzımdan çıktı: "Fazla kalabalıktı fazla, hayat sıkışıyordu burada."
Üst üste yığılmış balta girmemiş çalılıkları andıran 'Yağmur Apartmanları' bizi daha gergin ve daha yüzeysel mi yapıyordu ne?
Ahmet Hamdi'nin, Nazım Hikmet'in, Necip Fazıl'ın, Kemal Tahir'in, Orhan Kemal'in, Sait Faik'in, Sezai Karakoç'un, Mustafa Kutlu'nun, Didem Madak'ın şehri dipte bir yerlerde yaşıyordu.
Ne var ki tepegöz bloklar uygun adım yaklaşıyor, bir ev edinmenin makul telaşına karşı şehir ne yapacağını bilemiyordu. Çaresizliği hissettim.
İstanbul'un manevi fatihi Akşemseddin'in hocası Hacı Bayram-ı Veli şöyle yazmıştı:
"Çalab'ım bir şar yaratmış iki cihan arasında / Bakıcak didar görünür, o şar'ın kenaresinde."
Çalab tanrı, şar şehir demekti. Hacı Bayram, şehir derken kalp demek istemişti. Yani iyiliğin güzelliğin hikmetin cem olup toplandığı yer.
Bakınca yüzü görünür diyordu, sevgilinin, aşkın, Hakkın yüzü görünür, bakınca o şehrin kenaresinden!
Kalbin şehirlerini hayal ederken ellerime baktım, soyuluyordu. Kurdeşen döküyordum. Deri dökmek iyidir diye geçirdim. Bakalım altından ne çıkacak?
Bayram mübarekti bir de...

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.05.2019
Tatava
28.04.2019
Burnumu kıran o yumruk
21.4.2019
Kanadı kırıklar, bohemler, kıyıdakiler
8.4.2019
Çürük ihtiraslar
31.3.2019
İstanbul, acar bir karasevda
25.3.2019
Bir uzaylı açısından İslam Medeniyeti
18.3.2019
İstismar etme beni
4.3.2019
Seni Robinson ettiler
24.2.2019
Yorulduk patron
30.12.2018
Hudayinabit
16.12.2018
Herkes ayrılıktan bahsetti, ben kavuşmaktan
2.12.2018
Kozmik durumlar
26.11.2018
Geri dönen cüzdan
11.11.2018
Mülteci olmak şereftir burada
4.11.2018
Hepsi bizden
21.10.2018
Kaynamayan kazlar
14.10.2018
Merâsim aydınları
7.10.2018
Gösteri dini
30.9.2018
İndir sırtındakini
23.9.2018
Az yağmur bir İstanbul
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net