Cemil KOÇAK

STAR GAZETESİ



Bookmark and Share

Gelibolu’da bir bahar sabahı


27.04.2014 - Bu Yazı 2636 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çanakkale ve Gelibolu savaşlarının 100. yılına da bir şey kalmadı. Göz açıp kapayıncaya kadar seneye muhtemelen büyük törenler ve toplantılar da yapılacak. Sabancı Üniversitesi olarak 1999 yılındaki açılışımızdan bu yana her yıl baharda öğrencilerimiz, hocalarımız ve aileleriyle birlikte Gelibolu’yu muhakkak ziyaret ediyoruz. Bu yıl Mayıs’ta on üçüncü kez gideceğiz.

Eğer bir gün yolunuzu Gelibolu’ya düşürmek niyetiniz varsa, bunu mümkünse hafta sonuna rast getirmeyiniz! Tecrübemizin gösterdiği gibi, her yıl daha da genişleyen bir hafta sonu kalabalığı Gelibolu’nun dar yollarını istila ediyor. Abartısız yüzlerce gezi otobüsü, yurdun çok farklı bölgelerinden, ama belirli bir düzen ve organizasyon içinde, binlerce kişiye kendilerinin Çanakkale gerçeğini aktarmaya çalışıyor.

Bostancı’dan Gelibolu’ya

Bu anlamda her yıl “bizim grup”, bütün bu kalabalık arasında farklı bir görüntüye sahip: Eğitime başlanan on beş yıldan bu yana Sabancı Üniversitesi’nde (SU) artık gelenekselleşen Çanakkale gezisinden söz ediyorum. Her yıl Mayıs ayında bir günümüzü, bütün üniversite öğrencilerine, çalışanlarına ve ailelerine, misafirlerimize yönelik Çanakkale gezisine ayırıyoruz. Her yıl kalabalık bir grubumuz oluyor. SU, İDO’dan bir deniz otobüsü kiralıyor ve öğrencilerin bir kısmını kampüsten ve bir kısmını da Bostancı’dan alarak, sabah 8’de Bostancı’dan deniz otobüsü ile ayrılıyoruz. Tıklım tıklım dolu bir deniz otobüsü ile yaklaşık dört saat süren bir yolculukla doğrudan Gelibolu’ya varıyoruz. Ama bu dört saat de dolu dolu geçiyor. Şarkılarla ya da türkülerle ve oyun havaları ile değil…

Sabahın bu erken saatinde herkesin biraz ayılmasını bekledikten sonra, deniz otobüsünde Çanakkale ve Gelibolu savaşına ilişkin uzun süren bir derse başlıyoruz. Gezinin organizatörleri ve rehberleri olarak, SU öğretim üyeleri Halil Berktay, Akşin Somel ile bendeniz, gezinin teorik arka plânını, katılımcıların dikkatine sunuyoruz. Önce ben Birinci Dünya Savaşı’na giden yolu ve bu meyanda Osmanlı Devleti’nin savaşa katılımını ve 1915 yılındaki cepheleri ve askerî harekâtları anlatıyorum. Bu anlatım, 1915 yılının Mart/Nisan aylarında Çanakkale’nin birdenbire neden bu kadar önem kazanacağının bilinmesi açısından önem taşıyor. Böylece dünyanın genel gidişatından başlayarak yerele doğru inmenin ve genel ile özel arasında her zaman kurulması gereken bağların inceliklerini görme fırsatının bulunduğunu düşünüyoruz. Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı’nın 1914/1915 genel atmosferi bilinmeden hiç anlaşılamaz.

Deniz otobüsünde ders vakti

Sonra sıra Halil Berktay’ın açıklamalarına geliyor: Berktay, Çanakkale savaşının önce bir kronolojik açılımını yapıyor. Bu önemli, çünkü neyin, ne zaman, nerede olduğunun bilinmesi bu net bilgiden geçiyor. Nasıl olup da, Çanakkale boğazının sadece donanma ile zorlanması görüşünün ortaya çıktığı, bu görüşün nasıl ağırlık kazandığı, plânlanan ya da düşünülen ve öngörülen ile gerçekleşe(bile)n arasındaki farklılıklar, nihayet 16 Mart sabahtan akşama kadar olan bitenler, hangi aşamada nelerin gündeme geldiği, bu girişimin önemli ana hatları. Ardından, donanma harekâtının başarısızlığının nasıl olup da bir kara harekâtını zorunlu kıldığı, bu beklenmeyen durumun yol açtığı yeni plânlamaların neler olduğu anlatılıyor.

Berktay, 24/25 Nisan sabahı başlayan kara harekâtının iki ana cephesinin, gerek Gelibolu yarımadasının en uç noktasındaki Seddülbahir cephesinin, gerekse yarımadanın Ege Denizi’ne bakan orta noktasında bulunan Anzak cephesinin aynı anda, benzer kader çizgilerini nasıl taşıdığına da değindikten sonra, savunma gruplarının askerî harekâtlarını açıklıyor. Bu arada, Berktay’ın uzun konuşmasını dinleyenlerin elinde daha önceden hazırlanmış ve bütün katılımcılara dağıtılmış olan bir Çanakkale harekâtı haritalar fotokopi dosyası bulunuyor. Anlatılanlar, aynı anda haritalar üzerinden de rahatça izlenebiliyor. Bütün Çanakkale harekâtının anlatımı üç saate yakın bir zaman alıyor. Böylece geziye katılanlar, gezecekleri alanların neler olduğunu daha en başından öğrenme fırsatını buluyorlar.

Öğle saatlerinde deniz otobüsü Gelibolu’ya varıyor. Burada daha önceden organize edilmiş olan otobüslere binilerek hemen hareket ediyoruz. Her otobüste SU yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden birer rehber bulunuyor. Rehberler, otobüslerle gezilirken, bir yandan da biraz önce dinlenilenlerin hatırlanmasına ve mekânların anlamlandırılmasına katkıda bulunuyorlar.

Seddülbahir’de…

İlk durak Yahya Çavuş Şehitliği. Ama önce İngiliz mezarlığını ziyaret ederek, siperlerin her iki tarafında da bulunanların kayıplarına eşit ölçüde saygı gösteriyoruz. Bu bölgede boğazın girişinde bulunan ilk Osmanlı savunma topçu bataryalarını da görme fırsatımız oluyor. Büyük boy bir Krupp topu hâlâ orada; yıkık dökük. Her iki yanda donanma ateşinden korunmak için içine girilen ve topçular ile piyade açısından hayatta kalmanın biricik koşulu sayılan kazumatlara bir göz atmadan geçmek olmaz. Toprağın altına inşa edilmiş olan bu büyük mağaralar, topçu ateşinden içindekileri korumak amacıyla yapılmış. 16 Mart sabahı burası ilk tahrip edilen bataryalardan biriydi.

Bu yüksek bölgeden Seddülbahir çıkarma bölgesinin büyük kısmını yukarıdan izlemek mümkün: Eski hisar yıkık dökük hâlde gözümüzün önünde. Hemen önümüzde, altımızda çıkarmanın dehşetini barındıran bir başka mezarlık daha. Küçük ve harika görünen koy, 25 Nisan sabahından itibaren nasıl olup da kan denizine dönüşmüş, buradan anlamak daha kolay. Savunma kuvvetlerinin kalbi Alçıtepe, buradan kuş uçuşu sadece birkaç kilometre. Otobüslerle on beş dakikada içinden geçip gidiyoruz. Bu kısa yol için on binlerce gencin, şimdi bu mevsimde artık gelinciklerle süslenmiş bu arazide öldüklerini hayal etmek dahi zor. Seddülbahir cephesi, demek ki, bu kadar küçük, küçücük bir alana sıkışıp kalmış olan bölgeymiş.

 Yeniden hareket ederek Morto koyunu sıyırıyoruz ve ikinci durağımız Seddülbahir’de büyük anıt. Buradan deniz savaşının geçtiği bütün alanı görmek mümkün: Gözlerimizin önünde Boğaz girişi ile mayına çarparak batacak olan zırhlıların manevra yaptığı karanlık liman, Erenköy limanı da uzanıyor. Bu denli dar bir bölgede bu kadar çok zırhlının birlikte yan yana, ard arda bulunmasının ne denli güç olacağını düşünmeye çalışırken, gözlerimizi biraz yana çevirdiğimizde Seddülbahir cephesinin Morto koyundaki çıkarma plajı ile karşı yarımadanın anıta bakan yönündeki çıkarma plajını görmek mümkün olabiliyor. Zaten yakındaki mezarlıklar çıkarmanın anlamını yeterince ortaya koyuyor.

Biraz uzun yol gideceğiz: Anzak çıkarmasının yapıldığı Anzak Koyu’nu otobüsten hiç inmeden, ama yavaşça kat ediyoruz. Önce sahilden, planlanan çıkarma bölgesi Kabatepe ve Kapatepe’ye giden hafif meyilli araziyi görüyoruz. Sahilin darlığını duymuştuk; ama görünce bir kez daha anlıyoruz ki, dar, bu anlamı yaratan bir kelime değilmiş. Aylarca bu sahilde on binlerce gencin nasıl tıkılıp kaldığını tahayyül etmeye çalışanlar, epey yorulacaklar. Sonra çıkarma bölgesinin tam karşısındaki geçit vermez dik yamaç ve tepeleri de görüyoruz. Demek ki aşılması gerekenler bunlarmış.

Conkbayırı’nı  tırmanırken

Zamanımız azalıyor, ama artık Conkbayırı’na doğru tırmanmaya başlıyoruz. Şimdi sıra savunma kuvvetlerinin gözleriyle bakmaya geldi. Yolda 57. Alay Şehitliği’ne uğradık. 25 Nisan sabahı Anzak kuvvetlerini karşılayan grup buydu. Hani şu Yarbay Mustafa Kemâl Bey’in sakince ölmeyi emrettiği birlik. Sembolik mezar taşlarının üzerinde yazılı isimlerden, Osmanlı savunma kuvvetlerinin sadece Müslüman ve Türklerden oluşmadığını bir kez daha hatırlıyoruz. İçlerinde Ortodokslar, Gregoryenler, Katolikler, Yahudiler de vardı. Yine içlerinde Türklerin dışında Ermeniler, Araplar da vardı. Osmanlı dünyasının gerçeğini bu mezar taşlarında buluyoruz. Gelibolu yarımadasının bütün sırtlarını tutmuş ve burayı kaptırmamak için aylarca mücadele etmiş olan Osmanlı birlikleri ve komutanlarının, bayırın aşağısında bulunan kuvvetleri oldukları yerden daha da aşağıya itmek için yaptıkları saldırıları buradan canlandırmak mümkün.

Demek Anzak cephesi de nihayet bu kadar küçük bir alanmış. Burada da on binlerce genç karşı karşıya geldiğinde, bu dar alana sıkışmışlardı. Bu bölgede yerleri hâlâ özgün olan, ama sonradan sembolik olarak onarılmış siperleri de görmek mümkün. Siperler elbette böyle yarım metre derinliğinde değildi; onları bir insan boyundan daha derin ve çok daha geniş olarak yeniden hayal etmek gerekiyor. Demek savunma kuvvetlerinin son savunma mevzileri buraya kadar, sırtların tam tepesine kadar gerilemiş. Burada her metre için ne büyük bir mücadele gücü var. Kanlısırt ve Bombasırtı’ndan bakacak olursak, bu bölgedeki yarları da görebiliriz. Çanakkale’de kara savaşlarını anlamak, özellikle Anzak cephesini anlamak için, coğrafyayı görmek bu nedenle de şart. Bu yükseltileri ve iniltileri görmeden ve geçit vermez araziyi kuşbakışı da olsa seyretmeden, burada cereyan eden savaşları anlamak imkansız.

Kabatepe Müzesi’nde durmanızı öneririm. Orada sergilenenlere şimdi bütün bu bilgilerin ışığında bakacağız. Gördüğümüz her şey daha bir anlam kazandı. Siperlerin yakınlığını gözle gördükten sonra, havada çarpışan mermiler, sadece tabloyu tamamlıyor. Eğer cesaretten söz ediyorsak, galiba herkese hakkını teslim ediyoruz demektir.

Gelibolu’da akşam olurken…

Artık Gelibolu’ya dönme zamanı geldi. Akşam olurken bu sevimli ve insanda güzel duygular uyandıran balıkçı lokantalarını dolduruyoruz. Herkes dinlediklerinin ve gördüklerinin etkisinde, akşamın inmesini seyrediyor. Gezimizin rotası tesadüfen çizilmiş değildi; aksine, Çanakkale savaşının özgün sürecini gözler önüne serebilmek için özenle hazırlanmıştı. Böylece geziye katılanlar, okuduklarını, dinlediklerini, karmakarışık bir demet olmaktan çıkardılar. Şimdi herkes, Gelibolu’nun dokuz ayını başından sonuna kadar, kendi iç düzeni içinde, bütün bu tarihsel tüneli içinden geçerek yaşamış olmanın tecrübesine sahip. Gelibolu, bir anlatım olmaktan çoktan çıktı, aksine yaşanan bir gerçeklik olarak algılandı. Gelibolu bir efsane olmaktan çıktı, insanların yarattığı bir tarih sahnesine dönüştü. Gelibolu içselleştirildi. Artık hiç kimse geride bıraktıklarını hatırlamamazlık edemez.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.8.2015
1938 donanma davası ve ünlü kalemlerin af beklentisi
15.8.2015
Nâzım Hikmet’in mahkûmiyeti ve sosyalist literatür
8.8.2015
Nazım Hikmet mahkûmiyetinden sonra neden yurt dışına çıkmadı?
25.7.2015
Uydurma ‘uzaylı’ yorum Atatürk’e nasıl atfedildi?
18.7.2015
90’lı yılların bitmez tükenmez hükûmet arayışları
12.7.2015
12 Eylül’e giden yolda Milliyetçi cephe koalisyonları
4.7.2015
70’li yılların ömür tüketen koalisyonları
20.6.2015
27 Mayıs 1960 sonrasının koalisyonları
6.6.2015
Mal sahiplerinin hakkı ne olacak peki
30.5.2015
Bir zamanlar Anadolu Kulübü
17.5.2015
CHP’nin politik görselliği
9.5.2015
CHP’nin 1950 seçim propagandası
2.5.2015
‘Sandık cinayeti’
26.4.2015
25 Nisan sabahında Seddülbahir’de olmak..
19.4.2015
1947 Kurultayında CHP’de laiklik tartışması başlarken
11.4.2015
‘Hayaldi; gerçek oldu’ Dışişleri Bakanlığı arşivi açılırken
05.04.2015
Bir cinayetin anatomisi
29.03.2015
Yalan ve iftira kampanyasının hedefi olmak...
21.03.2015
18 Mart Boğazın kilidi Mayınlar... Mayınlar... Mayınlar...
15.03.2015
12 Mart'ın şifreleri
08.03.2015
‘9 Mart’ ölmedi kalbimizde yaşıyor!
01.03.2015
1961 Anayasası ve ‘Direnme Hakkı’nın önü arkası
22.02.2015
27 Mayıs yolunda... CHP ve ‘Direnme hakkı’
15.02.2015
Demokrat parti ve 'direnme hakkı'
08.02.2015
‘İfade özgürlüğü’nün hangi kelimesinden yanasınız?
1.02.2015
Atatürk’ün kayınpederinin itirazları mı var?
25.01.2015
Mahmut Esat Bozkurt ve ifade özgürlüğü anlayışı
18.01.2015
CHP, İnkılap ve hac yasağı
11.01.2015
İhtiyaç halinde tarih yazmak!
04.01.2015
San Francisco Konferansı ‘Demokrasi’ye geçişimizin nedeni değildir!
29.12.2014
Sarıkamış’tan Sibirya’ya uzanan yol
21.12.2014
Rasih Nuri İleri 'Atatürk ve komünizm'
14.12.2014
Falih Rıfkı Atay Otoriterliğin gereğini bize hep hatırlatmıştı
07.12.2014
Solcu Tan’ı yıkıma götüren yazılar
29.11.2014
İzmir Belediyesi’nin 1954 seçim broşürü
22.11.2014
Bir zamanlar 'eğlenceli bir ülke' vardı
15.11.2014
İsmet İnönü çiftliklerin bağışı yüzünden Atatürk’le kavga etmişti
08.11.2014
Atatürk hazineye 17 çiftlik bağışladı
01.11.2014
Cumhuriyetin ilanını basından öğrendiler
30.10.2014
avaş Orta Doğu’yu da yeniden şekillendirdi
29.10.2014
Savaş imparatorlukların da sonunu getirdi
28.10.2014
Muhteşem ve hızlı zafer fikri siperlerde eriyordu
27.10.2014
Almanya’ya sömürge lazım olunca
26.10.2014
Nutuk hep doğru mu söyler?
18.10.2014
Korgeneral Mehmet Emin Koral’ın öyküsü
12.10.2014
Cumhurbaşkanının meclis açış konuşması Meclis’te görüşülebilir mi?
04.10.2014
CHP 1931 seçimine böyle hazırlanmıştı
27.09.2014
Bay Peker ve meselesi
22.09.2014
‘Asya tipi üretim tarzı’ gündeme bomba gibi düştü
13.09.2014
6-7 Eylül'ün hatırlattıkları
06.09.2014
1936 yılında Devlet CHP’ye el koyduğunda...
30.08.2014
Tam 50 yıl önce 1964 Ağustos’unda İzmir’in başına gelenler
23.08.2014
Serbest Fırka bütün Ege’yi kasıp kavurmuştu
17.08.2014
İnönü devri harp tedbiri: Gelen ecnebi askersiz gezemez
09.08.2014
Bir seçim yenilgisinin ardından… CHP örgütünü ve kadrosunu tartışıyor
03.08.2014
1950 seçim yenilgisinin ardından… CHP’NİN LAİKLİK VE İNKILÂPÇILIK ATILIMI
27.07.2014
1950 seçim yenilgisinin ardından… CHP NASIL KURTULUR?
19.07.2014
1950 seçim yenilgisi sonrasında CHP’de reform önerisi
12.07.2014
12 Temmuz 1947 yıldönümün hatırlattıkları
05.07.2014
Bir zamanlar Meclis Cumhurbaşkanı seçerdi
29.06.2014
CHP’nin 1950’deki Ekmeleddin’i Şemsettin Günaltay
21.06.2014
Eski gazeteler arasında dolaşırken günümüzü yakalamak
14.06.2014
15-16 Haziran'da işçiler eylemdeyken; 'Marksist Teori' ne diyordu?
09.06.2014
CHP'nin kazandığı son seçim: 1977 seçimine bir bakış...
31.05.2014
27 Mayıs'ın üniversite tasfiyesi: 147'ler
24.05.2014
21 Mayıs 1963 'Harbiyeli aldanmaz'
17.05.2014
CHP’nin 1950 seçimi öncesindeki beklentileri
10.05.2014
CHP devlet karşısında hep gölgede kaldı
03.05.2014
Bir Mayıslar’ın içinden geçmiştim
27.04.2014
Gelibolu’da bir bahar sabahı
20.04.2014
Son sıkıyönetim bildirisinin ardından
12.04.2014
1954 seçimi sonrasında CHP'nin yenilgi analizi
06.04.2014
CHP seçim sonucuna 60 yıldır itiraz etmekte
29.03.2014
'Aydınlar' 1950 seçiminde kimi desteklemişti?
22.03.2014
Yine 'Kara Kalabalık'lar ortaya çıktı!
15.03.2014
12 Mart'ın gölgesi gölgede kaldı
08.03.2014
Peki, ya '9 Martçılar' kazansaydı?
01.03.2014
Hasan Rıza Soyak Recep Peker'e haksızlık mı etti
22.02.2014
Başarısız bir darbe girişimi 22 Şubat 1962'de ne oldu?
15.02.2014
Küslükler de politikanın ayrılmaz bir parçasıdır
08.02.2014
CHP kadınlar kolu kurdu mu, kurmadı mı?
01.02.2014
Biri 'DİKTATÖR' mü dedi
25.01.2014
Vehbi Koç’un gecekondu önleme projesi
18.01.2014
Celâl Nuri İleri'nin harf inkılâbı üzerine mektubu
11.01.2014
Rıza Nur’un cenaze masrafını kim ödedi?
04.01.2014
'Tarih beni beraat ettirecek'
28.12.2013
İsmet İnönü’nün ölümünün üzerinden 40 yıl geçmiş
21.12.2013
Peyami Safa 1950'de CHP'nin milletvekili adayıydı
14.12.2013
İstiklâl mahkemelerinin bazı dosyaları yandı bile
07.12.2013
‘Hâmili kart yakinim’dir; adaylığı için...
30.11.2013
‘Şu Çılgın Türkler’ Vietnam’dayken
23.11.2013
Demokratik Parti daha muhalefetteyken bölünmüştü
16.11.2013
10 Kasım töreni az kalsın 27 Mayıs’ta değişecekti
09.11.2013
ODTÜ'nün ağaçlarını kime borçluyuz?
02.11.2013
Saltanat Osmanlı devleti ile birlikte kaldırıldı
26.10.2013
Cumhuriyet başka bir şeydir; Demokrasi ise bambaşka bir şey
19.10.2013
Behice Boran'ı üniversiteden önce Hasan Ali Yücel atmıştı
12.10.2013
Peçe ve çarşaf yasağı: ‘Gizli işaretli buyruk‘
05.10.2013
Kırk yıl önce CHP yıllar sonra ilk kez seçim kazanmıştı
28.09.2013
Peçe ve çarşaf yasağına en büyük itiraz tezgâh sahiplerinden gelmişti
21.09.2013
Almanların ilk göz ağrısı EMDEN Türkiye’ye neden geldi
14.09.2013
CHP KURULUŞUNDAN HEMEN SONRA NEDEN ve NASIL BÖLÜNDÜ?
07.09.2013
Unutulmuş bir derginin sayfalarını çevirirken... Hüseyin Yalçın ve Fikir Hareketleri Dergisi
31.08.2013
Ordunun 30 Ağustos mesajları siyasi kriz çıkardı
24.08.2013
Handedan'ın aklı hep 'yurt'ta kalmıştı
17.08.2013
Celal Bayar başbakanlıktan niçin ayrılmıştı?
10.08.2013
80 yıl öncesi Tarih ders kitabıyla buraya kadar
03.08.2013
Taksim’deki SURP AGOP Ermeni mezarlığı BEYAZID-I VELİ VAKFI'NIN MIYDI?
28.07.2013
Önce sokaklar karışır, ardından ‘KURTARICILAR’ ortaya çıkar
20.07.2013
Sandık da sadece odundan ibaret değildir!
13.07.2013
27 Mayıs darbecilerinin bir operasyonuda siyasileri itibarsızlaştırmaktı
06.07.2013
27 Mayısçıların hedef tahtasındaki Adnan Menderes
29.06.2013
27 Mayıs’ın ‘kıyma’ yalanını darbeciler kitap bile yaptı
15.06.2013
27 Mayıs'ın ruhunu hala sürdürenler var
08.06.2013
II. Dünya Savaşı’nın ‘perde’deki cephesi
01.06.2013
Atatürk 80 yıl önce İnönü’ye Nusayri raporu yazdı
26.05.2013
27 Mayıs’ın İnkılâp Mahkemeleri niçin faaliyete geçmedi?
18.05.2013
3 Mayıs neden ve nasıl Türkçülük Günü oldu
11.05.2013
1 Mayıs'ı Atatürk ve İnönü de yasaklamıştı
04.05.2013
'Türkiyeli’ kimdir?
20.04.2013
İlk Meclis 90 yıl önce dağılmıştı
30.03.2013
Kılıç Ali, Ismet Inönü’ye ne yazdı
23.03.2013
Latin Amerika’yı sadece muzdan ibaret sananlar yanılır
16.03.2013
İngiliz dostluğu gerekirse Çanakkale'yi bile unutturur
09.03.2013
Öğretmen maaşları zamanında çil çil altınla ödeniyordu!
02.03.2013
Türkiye, Avrupa’daki 4’üncü tek parti diktatörlüğüydü
23.02.2013
Tek parti rejiminin kıskacından kimse kurtulamamıştı
16.02.2013
DP’nin eylülü hep karanlığı hatırlatacak
09.02.2013
Ya Sarkis Torosyan doğru söylüyorsa
02.02.2013
Efendiler... Subaylara hürmet esas vazifenizdir
26.01.2013
Musul meselesinde hiç olmazsa Almanya yanımızdaydı
19.01.2013
Tandoğan’ı intihara götüren cinayet davası
12.01.2013
Fevzi Çakmak’ın cenaze töreni 31 Mart’la kıyaslanmıştı
05.01.2013
İçişleri Bakanlığı olaylardan 3 hafta sonra Menemen raporu hazırlamıştı
29.12.2012
Türk ocakları niçin kapatıldı Nasıl yeniden açıldı?
22.12.2012
Sarkis Torosyan’ın acaip hikayesi
15.12.2012
‘Milli Tarih’le ters düşen her zaman cezasını bulurdu
08.12.2012
Hasan âli Yücel’in solcu olduğu da nereden çıktı
01.12.2012
İktidar basını SCF’lileri daha en başından mahkum etmişti
24.11.2012
Korunaklı karakol ihtiyacı 1930’larda rapor edilmisti bile
17.11.2012
Muhafız Alayı Komutanı Yarbay Ismail Hakkı Tekçe Polisi neden dövdü
10.11.2012
Atatürk'ün hastalığı ne ölçüde gizlenebildi?
03.11.2012
10.Yıl Marşı ' Recep Beyin İlahisi'
27.10.2012
CHP Devletle bir oldu mu; Yoksa devlet mi CHP'yi yuttu?
20.10.2012
M. Kemal ile Rum tehcirinde anlaşmazlığa düştük
13.10.2012
6-7 Eylül olayları sadece İstanbul’da yaşanmadı
06.10.2012
Amerikalı işadamının gözünden Gazi’nin adamları
29.09.2012
Cahit Yalçın’ın sıradışı portresi
22.09.2012
Atatürk’ün Harbiye’den hocası nasıl Milli Eğitim Bakanı oldu?
15.09.2012
İstanbul yönetiminin adamı Fevzi Çakmak Nutuk’ta nasıl milli kahraman oldu
08.09.2012
CHP 9 Eylül'de kurulmadı
01.09.2012
İngiltere ve Fransa ile müttefik ol...Almanya ile anlaşma imzala
25.08.2012
İnönü-Bayar kavgası muhabbeti hayli gerilerde kaldı sanki
18.08.2012
İnönü, Atatürk döneminin yolsuzluk iddialarının üzerine gitmişti
11.08.2012
Struma herkesin gözü önünde ölüme yollandı
04.08.2012
Serbest Fırka daha ilk kurulduğunda Mürteci damgası yemişti
28.07.2012
Nutuk'ta da 19 şifresi aradılar
21.07.2012
YÖK yasasına göre Üniversiteler Atatürk ‘milliyetçiliği’ne bağlı öğrenci yetiştirmek zorunda
14.07.2012
Recep Peker’in ırkçı ‘İnkılâp Tarihi Dersleri' devam ediyor
08.07.2012
SSCB tehdidine karşı askeri/stratejik kara yolları
30.06.2012
Muğlalı yargılanırken hiç kimseden şikayetçi olmamıştı
23.06.2012
Samsun'daki İngiliz taburu Atatürk'e teslim mi oldu
16.06.2012
Dönüm noktası olamayan eylem: 15 - 16 Haziran işçi direnişi
09.06.2012
Bandırma Vapuru’na İngiliz komplosu
02.06.2012
Vatandaş Türkçe konuş
26.05.2012
27 Mayısçılar kendi anayasalarına bile sadık kalmadılar
19.05.2012
Atatürk’ün kızkardeşine de “Vatani Hizmet Tertibi’nden aylık bağlanmıştı
12.05.2012
46 ruhunun bazı izleri de Unutulmuş partilerdir
05.05.2012
Kılıç Ali, hatıralarını aynı kitapta neden değiştirdi
28.04.2012
Neredeyse kayıp bile verilmeyen 18 Mart şehitler günüyse Gelibolu'yu nasıl tanımlayalım
21.04.2012
Latin alfabesi milliyetçi refleksle ‘Türk harflerine dönüştü
14.04.2012
'Milliyetçi Türk amelesi' Sendika ve grevi ne yapsın
07.04.2012
KÖY ENSTİTÜLERİ: Köy çocuklarından CHP’li öğretmen yaratıyordu
31.03.2012
Son silah sustu halk kahvelere koştu
24.03.2012
Kayseri'deki uçak fabrikası montaj sanayinin ürünüydü
17.03.2012
Partilerin kadrolarında 80 yıldır kadın izi var
10.03.2012
İzmir suikastinin karanlık noktaları aydınlanmayı bekliyor
03.03.2012
CHP’de Atatürkçüler Atatürkçüleri yenilgiye uğrattı
25.02.2012
CHP kurultaylarında siyasi çekişme olmaz gerilla savaşı olur
18.02.2012
Atatürk’ü kimler korumaya ihtiyaç duydu
11.02.2012
Tek parti döneminde ülkeye girişler de çıkışlar da kapalıydı
04.02.2012
Soykırım tartışmasında milli tezler yenilenmeli
28.01.2012
Ekmek yok pasta da yasak
21.01.2012
Tek parti döneminden ilk çıkış MKP ile oldu
14.01.2012
Eskiden CHP’de olanlar DP’yi kurunca 'ağa' oldular
07.01.2012
Yenisi olmazsa bile eskisini yenileyelim
31.12.2011
Atatürk Nutuk’ta kızdığı paşalarla sonradan barıştı
24.12.2011
Benim kapitalizmim sizin sosyalizminizi döver
17.12.2011
Başbakanlıktan sürgüne sürgünden Meclis’e Rauf ORBAY
10.12.2011
Tan matbaasını yakanlar bizden daha demokrat ülke yok pankartı taşıyordu
03.12.2011
Tek parti döneminde basında sadece CHP propagandası yapma özgürlüğü vardı
26.11.2011
Dersim'de katliamın öncesi ve sonrası adım adım planlandı
19.11.2011
Kendilerini sosyalist sanan milliyetçiler
13.11.2011
Genç cumhuriyetin kritik karar anı 11 Kasım 1938
05.11.2011
Türkiye 1946'ya kadar Cumhuriyet'le değil şeflikle yönetildi
29.10.2011
Cumhuriyet’ten önce ‘Cumhuriyet’ var mıydı?
22.10.2011
1924 Anayasası'nı kurucu meclis yapmadı
15.10.2011
Ergenekon neden başaramadı?
12.10.2011
Atatürk Milliyetçiliği mi dediniz? ama hangisi?
09.10.2011
Atatürk Milliyetçiliği mi dediniz? ama hangisi?
01.10.2011
CHP'nin 6 oku 74 yıl önce anayasa ilkesi olmuştu
24.09.2011
Atatürk’le İnönü’nün yolları neden ve nasıl ayrıldı?
17.09.2011
Yassıada kararları darbenin kaçınılmaz sonucudur
10.09.2011
Genelkurmay zaten Milli Savunma Bakanlığına bağlanmıştı üstelik daha 1949 yılında!
03.09.2011
Günlük yazmak tarihe kronolojik notlar düşmektir
27.08.2011
Basın o zaman da ‘serbest’ti ama... Şeriatın kestiği parmak da acımazdı
20.08.2011
Gayri Müslimler ve Türklüğe Hakaret Davaları: Ayın karanlık yüzü
14.08.2011
Okyar ‘azim’le devam edebilseydi SCF’nin tarihi farklı yazılabilirdi
07.08.2011
Abdülhamid’in mirası ne oldu?
31.07.2011
Ali Rıza Efendi’nin kayıtları Nuruosmaniye’nin mahzeninde gizli
24.07.2011
Erzurum Kongresi kararları Nutuk’ta neden ‘eksik’ anlatıldı
17.07.2011
JİTEM davasından 93 yıl SONRA Teşkilâtı Mahsusa soruşturması
13.07.2011
ATATÜRK ilk ne zaman tartışılmaya başlandı
03.07.2011
Tek parti döneminin ‘irtica merkezleri’nden biri de türbelerdi
26.06.2011
Herkesin bildiği sır 1921 Anayasası’ndaki özerklik, Atatürk ve Kürtler
19.06.2011
Hâkim parti, geldiysen ÜÇ DEFA VUR!
12.06.2011
Tarih anılarla da yazılır anılar da tarihle sınanır
05.06.2011
DP’ye giden yolda Dörtlü Önerge’nin anlamı
29.05.2011
İkinci Cumhuriyet 27 Mayıs’ta ilan edilmişti bile
22.05.2011
Millî Mücadele ne zaman başladı?
15.05.2011
14 Mayıs mitolojisi
08.05.2011
Ne zamandır şapkamızın altındayız?
01.05.2011
Che'nin çantası
25.04.2011
'23 Nisan'ı Atatürk hediye etmedi'
17.04.2011
Einstein’ın mektubu
10.04.2011
Karabekir’in anıları yakılırken
03.04.2011
Kemal Atatürk öte alemden seslenirken
27.03.2011
18 Mart’ta ne oldu NEDEN OLDU?
22.03.2011
Misâk-ı Millî sınırları efsanesi
25.02.2011
Herkesin Birbirine Titizlendiği Bir Demokrasi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive