Cemil KOÇAK

STAR GAZETESİ



Bookmark and Share

Ergenekon neden başaramadı?


15.10.2011 - Bu Yazı 4266 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzun yıllardan beri siyaseti ve toplumu şekillendiren bir örgütlenme ve bu örgüte ruh veren siyasal felsefe niçin son on yıl içinde zayıfladı ve katıldığı bütün mücadeleleri kaybetti sorusunu yanıtlamanın zamanıdır.

Ergenekon son on yılda siyasete ve siyasal gelişmelere yeniden damgasını vurabilmek için olağanüstü çaba harcadı. Zaman zaman son vuruşu yapabilecek noktaya yaklaştı, yaklaştığını hissetti ve hissettirdi. Ne var ki, son vuruşunu bir türlü yapamadı ve son vuruşun eksik kaldığı bir operasyonel sürecin başarılı olamayacağını hep birlikte gördük. Ama neden böyle oldu?

Ders 1 Kendi propagandana asla inanmayacaksın

Kaybetti; çünkü “düşman”ını küçük, zayıf ve önemsiz gördü. Psikolojik savaşta bu propagandanın önemi açıktır; elbette tarafsız yığınların, hatta bizzat “düşman kuvvetler”in içinde de zayıflık ve azlık propagandası yürütülmelidir; karşı tarafı caydırmak ve zayıflatmak için bu gerekli bir maniveladır. Fakat bir şartla; propagandaya maruz kalanların dışında, bizzat propagandanın yapıcıları ile uygulayıcılarının kendi propagandalarına inanmamaları ve kanmamaları koşuluyla. Ergenekon, “düşman”ını toplumda güçsüz, onu toplumun çok geniş kesimlerinden tecrit edilmiş göstermek için ustaca propaganda yaptı. Eğer burada kritik bir hata işleyip de kendi propagandasına kendisi kanmasaydı, başarılı olabilirdi. Ölümcül bir hata; “düşman”ını olduğundan daha zayıf ve aşağı görmektir. Oysa karşılarındaki “yeni düşman” eskilerden çok farklıydı; bu analizi yapabilecek entellektüel donanımdan yoksunluk, Ergenekon’u eski yöntemlerle mücadelenin yeterli olacağı sonucuna vardırdı. Eski planlardan copy-paste yöntemiyle çoğaltılan yeni mücadele araçlarına bel bağlandı. Ama haksızlık etmemek lâzım gelir: eskiden hiç olmayan doğrudan bir kitle tabanı yaratma ve bunu ideolojiyle sarmalama harekâtı hayli başarılı sonuç verdi. Geniş kitleler kendilerinden beklenen bütün performansı sağladılar. Kimse onları suçlamasın. Daha ne yapsalardı?

Ders 2 Gücünü nesnel olarak ölç ama asla abartma

Kaybetti; çünkü gücünü aşırı abarttı. Psikolojik savaşta elbette bunun da propagandif önemi vardır. Hem taraftarlarını zinde tutmak, hem de moral bakımdan takviye etmek bakımından elbette güç önemli bir propaganda unsurudur. Kalabalık olma imajı, yeni yeni katılımları sağlar. Fakat diğer yandan, kendi gücünü nesnel olarak ölçmek ve gücünü asla abartmamak kuralını da propagandaya kurban etmemek gerekir. Ergenekon, bu hatayı da yaptı; gücünü abarttı, sonra taraftarları bu propagandaya kanarak bu yanılgıyı daha da artırdılar. Böyle bir propaganda, Ergenekon’a taze güçler kazandırıyor; fakat diğer yandan güçlülük propagandası altında ezilen grup üyeleri, kendilerinden çok, grubun bu çok güçlü diğer unsurlarına güvendiklerinden gevşek davranabiliyorlardı. Ölümcül hata, sadece taraftar kazanmak, fakat eylem düzeyinde bunun etkisinin görülememesidir.  Elbette Ergenekon güçlüydü; her kesimle, meslekle güçlü bağları vardı, önemli pozisyonları elinde tutuyordu. Ancak geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında yine de eskisi kadar güçlü ve etkili değildi. Bir zamanlar tamamen hâkim olduğu birimler ve süreçler, aradan geçen zaman içinde temel bağlantılarından sıyrılmıştı. Bu bağlantıların zayıflığının ya da irtibat sorunlarının küçümsenmesi ölümcül sonuçlar yaratabilirdi, nitekim yarattı da. Kritik adımlarda, kritik eylemlerde eskisi gibi karartma ve dezenformasyon süreçlerinde bu kez sıkıntılar yaşandı; muhtemelen kadroların yetersizliği ve beceriksizliği de buna katkıda bulundu. Fakat kadrolar da o kadar güçlü bir koruma ve kollamaya inandırılmışlardı ki, özel bir özen göstererek iş yapmak konusunda epey cimri davrandılar. Savruk, özensiz işler, nasıl olsa arkamızı toplayacak olanlar var mantığıyla bütünleşti. Yetersizliğin farkına varılması çok gecikti ve ölümcül bir başka hata da bu oldu. Bir başka ölümcül hata; üzerlerine gelindiğinde koruyucu kalkanların önceden hazırlanmamış olması ya da böyle bir ihtimale hiç ihtimal verilmemiş olmasıdır. Daha önceki tecrübelerde hiçbir zaman hiçbir önemli unsur Ergenekon’un üzerine varamamıştı. Bu kendine güveni artıran, ama aynı zamanda zafiyet yaratan bir tecrübeydi. Dahası da var: her ne kadar tedbirin elden bırakılmaması gerekiyorsa da, bırakıldı; güçlülük ve burnundan kıl aldırmama tutumu tedbirliliği alt etti; bunun da ölümcül sonucu, deposu delik araba gibi her gidilen ve gelinen yolun ve yerin belli olmasıdır. İzlerin silinmesi için harcanan ve bir türlü başarılamayan çaba ve gayretler, işin başında iz bırakılmaması için harcanmış olsaydı…

Ders 3 Son vuruşun gecikmesi ve ertelenmesi felakettir

ERGENEKON’UN ölümcül bir başka hatası, ki kanımca bu telâfisi mümkün olmayan ölümcül hatadır, son vuruşu yani darbeyi yapamamasıdır. Bütün etkinliklerin bu son vuruşa göre dizayn edildiği hatırlanacak olursa, zaman kaybının getirdiği sonucun hüsrana yol açacak en önemli ve temel yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Ergenekon, bir yandan tabanına çok güçlü olduğu, her an “düşman”ı ortadan kaldırabileceği yönünde sinyaller verirken, bu sürecin yakın zamanda tamamlanarak, iktidarın değişeceğini ileri sürerken, taraftarlarının bu yeni döneme göre pozisyon almalarını sağlarken, bu yeni gelecekte yer almak isteyebilecek unsurları yeni taraftarları olarak içine alırken, sürecin kendisini uzatması ve nihayet öldürücü vuruşu bir türlü gerçekleştirememesi, onun sonunu hazırlayan en önemli faktör oldu.

Ders 4 Zaman bazen de aleyhinize çalışır

EĞER son vuruşu yapabilecek olanlar, zamanında harekete geçebilseler ve gözlerini karartabilselerdi, darbenin inşa sürecinde bayrak devamlı elden ele geçerek zaman yitirilmemesiydi ve nihayet iktidar sorunu kısa zamanda çözülebilseydi, böyle olmazdı. Fakat böyle olmasının başkaca nedenleri de var: grup üyelerinin ortalama kalitesi, böyle büyük bir operasyonu uzun zaman idame ettirebilecek yeterlilikte değildi. Hiç olmadı. Ve Ergenekon kendi kadrosunu propaganda bahsinde o denli abarttı ve kendisi de buna o kadar inandı ki, bu kadronun operasyonun tamamını gerçekleştirebilecek ve son vuruşu yapabilecek bir takım olmadığına hiç ihtimal vermedi. Bu ölümcül bir başka yanılgı oldu. Kadronun genişliği, bütün alanlara yayılmışlığı, devletle olan münasebetin yakınlığı, sürekliliği, bu basit gerçeğin görülmesini etkilemiş olabilir. Gerçekte ise, her alanda kadrolar, muhtemelen geçmişteki kadrolarla karşılaştırıldığında hayli yetersizdi. Kendilerine aşırı güvenleri, kendilerinden çok, birlikte oldukları unsurlara dayanıyordu. Her aşamada ve her kademede profesyonel olmaktan çok amatördüler. Bu da gerçek profesyonellerin işini güçleştiren önemli bir etkendi. Aralarındaki irtibat zayıftı; siyasal geçmişleri ve tecrübeleri birbirinden tamamen farklı ve benzersiz olan pek çok farklı eğilim, tutum, davranış, sadece “ortak düşman”a karşı bir araya gelme çabasındaydı. Bu grup içi dayanışmanın ve iletişimin ve irtibatın daha en baştan riskli olduğu anlamına gelir. Zaman uzadıkça bu risk artabilirdi, nitekim arttı da. Grup içindeki gruplar gezegenler gibi birbirlerini çekmek yerine itmeye başladılar. Oysa darbe zamanında yapılabilse, bütün bu olumsuz neticeler görülmeyecekti. Darbenin hazırlığı içinde yığınla kifayetsiz muhteris yaşamın ve meslek dağılımının her alanında kendi beceriksizliklerini aynada görme talihsizliğini yaşadılar. Elbette ileride yazılacak anılarda bundan hiç söz edilmeyecek; buna karşılık herkes bir diğerini suçlayacak ve başarısızlığın faturasını bir başkasına iletme gayretinde bulunacaktır. Yaşı uygun olanların bu anıları okurken epey eğleneceklerini daha şimdiden görür gibiyim.Bir aşamada olağan koşullar altında su üstüne çıkmaması gereken bütün önemli grup üyeleri birbiri ardına görünür kılındı; kılınmak zorunda kalındı. Ergenekon’un bütün önde gelen simaları, “düşman”ın eline geçtikçe, bir üst kademe ister istemez su yüzüne çıkmak zorunda kaldı; sonra kısa sürede bu süreç ilerledi ve bütün kademeler ardı ardına sütre gerisinden çıkmak, dahası deşifre olmak zorunda kaldılar ki, bu da kadroların birbirleriyle ilişkilerini göstermesi bakımından bir başka ölümcül hataydı. Her deşifre süreci, bir diğerini tetiklerken, Ergenekon muhtemelen elinde olmayan pek çok nedenle bütün unsurlarını kısa sürede su üstüne çıkarmak ihtiyacını duydu; bu unsurlar arasında peyda edilen ilişkiler demeti de bu şekilde gözle görünür hale geldi. Duyulanlar da buna eklenince, grubun önemli pozisyonları açığa düştü. Pozisyon bağlantıları sekteye uğradıkça, merkezî komuta kademesinin emir-komuta zincirinde de boşluklar ortaya çıktı; zaten merkezî sistemin yeterince geliştirilememiş olduğu da görüldü. Ama dahası merkezin otorite sağlayamadığı ya da merkezî denetimin sağlanamadığı süreçte, unsurların kendi başlarına inisiyatif kullanarak karar alma ve etkinlikte bulunma yeteneklerinin olmadığı acı bir şekilde görüldü. Bu, grubun çözülmesinde önemli bir etken oldu.

Ders 5 Kararsızlık felaket getirir

Ergenekon, işin başında kesin karar verememişti: bir yandan devletin içinde de olmak istiyor, böylece kendi iç yapılanmasındaki emir-komuta zincirini resmî yollardan yürütmek istiyor, çünkü bu çok daha güvenliydi ve güce güç katıyordu, fakat diğer yandan da zaman zaman bu mekanizmayı by-pass ediyor ve dahası resmî yapılanması içinde legal olmayan ilişkiler zincirini işletebileceğini düşünüyordu. Bu çok avantajlı görünen yöntem, diğer yandan hayli tehlikeli riskler içeriyordu. Bir yandan devasa bir taraftar ve yandaş kazandırıyor, fakat diğer yandan da bilgi sızmasını tehlikeli ve ölümcül bir risk haline getiriyordu. Resmî süreçler içinde işleyen Ergenekon bağlantısı, bilgi akımını grup üyelerinin dışına çıkarıyor, bu da içeriden dışarıya bilgi akımını açık bırakıyordu. Eğer zaman iyi kullanılabilseydi belki de bu boşluk risk oluşturmayabilirdi, fakat zaman ilerledikçe risk de kendiliğinden arttı tabiî.

Ders 6 İdeoloji yapay kitle desteği de sınırlıysa, zor

Ulusalcılık ideolojisi, o kadar yapma ve eklektikti ki, yapıcılarının bir kısmı içinde bile politik gerginliklere neden olabilirdi. Ölümcül hatalardan biri de, toplumun önemli bir kesiminin kazanılması için inşa edilen bu ideolojinin, toplumun çok önemli bir kesimine yabancı olduğunun farkına varılamaması oldu ki, bu hatanın kaynağı bizzat ideolojinin gözlerini kör ettiği bu gruptu. İdeolojik körleşme, gerçeklerden kopuşu mümkün kıldı, hızlandırdı ve gerçeklerle ilgisini yitiren bir iç çekirdek grubunun politik taktikleri her defasında duvara tosladı; bu kaçınılmazdı. Ergenekon ulusalcılık gibi bir ideolojiyi ancak kendi toplumsal tabanına yedirebilirdi; bu tabanın ulusalcılığı içselleştirdiğine tanık olduk; bu Ergenekon’un ideolojik başarısı olarak kayda geçmelidir. Ülkemizin önümüzdeki yıllarda bu ideolojiyi içselleştiren toplumsal gruplarla hayli gergin günler geçireceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. Saçtığı ideolojik zehirin panzehiri maalesef kolay bulunamayacaktır. Ergenekon ve onun yarattığı ulusalcılık ideolojisi bir süre sonra siyasal gündemden tamamen düşecek; fakat bu ideolojinin değişik unsurları toplumun belirli kesimlerinde yaşamaya ve yeniden üretilmeye devam edecektir. 28 Şubat’ın toplumun çok önemli ve geniş kesimlerinde yarattığı şok dalgası, hele 12 Mart ve 12 Eylül gibi muhafazakâr tabanda büyük ölçüde anlayışla karşılanmış ve hararetle desteklenmiş askerî yönetimlerin bir benzerinin daha aynı yöntemle destekleneceğine ilişkin görüş ve beklenti daha başında ölümcül bir hata yapmıştı. 27 Mayıs ya da 28 Şubat benzeri bir siyasal eylem türü geniş kitlelerce desteklenmiyor; toplumun kültürel kırılmasında çok daha küçük ve dar bir grubun pasif desteğini alabiliyordu. Sadece bu genellikle pasif, ancak kısa süreler için aktifleşebilen, fakat bir kez aktif katılım gösterip de sonuç alınamadığında kendiliğinden ve hızla dağılma eğilimine giren bu ruh haline dayanan bir siyasal aktivizm temelinde kitle desteğinin zayıf kalabileceği de düşünülmemiş olmalıdır. Bütün bu desteği sağlayacak ve güçlendirecek medya ayağı her zamankinden daha zayıftı; eski tecrübelerde olduğu gibi tamamının aynı anda yönlendirilmesi çok daha güçtü ki, başlı başına bu bile dezenformasyon ve kitle propagandasına yönelik süreci olumsuz etkileme riskine sahipti ki, öyle de oldu. Dezenformasyonlar, karşı bilgilendirme ve muhtemelen zamanındaki taktik karşı saldırılarla geçiştirildi. Her defasındaki geçiştirme, bu birbiri ardına gelmesi gereken ve birikim sağlaması arzulanan dezenformasyon kampanyalarının birbiri ardına sonuçsuz kapanmasına neden oldu. Bütün bu başarısız süreçler, vurucu noktanın gecikmesine, gecikme tereddütlere, tereddütler muhtemelen cesaretsizliklere ve nihayet bir başkanına havale etmelere vardı. Son vuruşu yapacak olan bir başkası, bir türlü bulunamadı, bulunduğunda bir başka son vuruşçuya ihale edildi. Bütün bu boş çabalar, her defasında moral bozukluğuna neden olmuş olmalıdır. Bir de uluslararası siyasal ve ekonomik konjonktürün köstek olması da bu tabloya eklenmelidir. Sonuçta, Ergenekon zaman içinde pörsüdü.

Ders 7 Yargılamada grup dayanışmasına özen gösterilmemesi vahim olabilir

Yargılamalar sırasında bütün grup üyelerine aynı ölçüde yakın ve eşit mesafede durulması gerekir(ken), bu nedense yapılmadı ya da yapılamadı. Tam aksine, yargılanan grup üyeleri arasında bir şekilde kamuoyunun da gözüne batabilecek şekilde kesin çizgilerle ayrım yapıldı. Bazıları yangında ilk kurtarılacaklar grubuna girerken, bazılarına kolayca sırt çevrildi. Bu, ileride görüleceği üzere, ölümcül bir başka hata oldu. Bu tür yargılamalarda grup üyelerinin iç dayanışmasıyla dışarıdakiler arasındaki ilişkinin göz nuru gibi korunması gerekirdi. Belki de kamuoyundan daha fazla destek alabilmek taktiğiyle bazılarının isimleri ön plana çıkartılır ve onlar üzerinden bütün yargılanan gruba destek sağlanması hedeflenmişken; zaman içinde bu şekilde bir sonuç almak mümkün olmayınca, yargılamalar da uzadıkça, aksine bazılarının kurtarılmaya çalışılmasına, diğerlerinin ise savunulmasından vazgeçilmesine yönelik bir döneme girildi. Elbette yargılananlar arasında yapılan açık ayrım(cılık), iç dayanışmayı zayıflatmakla kalmaz, grup üyelerinin çözülmesini de beraberinde getirir ki, bu da uzun süren yargılamalarda genellikle görülen bir sonuçtur.

Ders 8 Vaatlerin yerine getirilememesi sorun yaratır

Dahası; olağan koşullarda hiç kimsenin başının derde girmemesi gerekiyordu; grup üyeleri genellikle bu türden bir güvence karşılığında katkı vermeye hevesliydiler. Güçlü olan ve yakın bir zamanda yeni düzeni kuracak olan Ergenekon’un asıl desteği bu güvence ve gelecek vaadinden geliyordu. Ergenekon, vaatlerini yerine getirememekle ölümcül bir başka hata daha yaptı. Fakat bu hata, diğer hatalarının kaçınılmaz bir sonucuydu. Vaatlerle güç ilişkisi baş başa gidiyordu; doğru orantılıydı; taraftarlarının ve grup üyelerinin Ergenekon’a bağlılığının başında vaatlerin her zaman için geçerli kabul edilmesi gerçeği vardı; sonra birdenbire vaatlerin yerine getirilememesi yeni bir zayıflık olarak görüldü. Katkı sağlayacak üyelerin bugün için de, gelecekte de güvence içinde olacakları yönündeki vaatler; son vuruşun bir türlü gerçekleştirilememesi ve zaman yitimi sonucunda havada kaldı. Bir şekilde “düşman”ın eline geçenler, kısa sürede gerçekleştirilecek olan darbenin ardından çok daha mükemmel bir düzenin önemli bir elemanı olmayı beklerken, bu bekleme süreci tahmin edilenden ya da umulandan daha uzun olmaya başladıkça, grup üyelerinin davaya olan inançları zedelendi; hele sadece maddî yönü güçlü bir istikbal bekleyen üyelerin huzuru kaçtı. Böyle zamalarda disiplin ve dayanışmanın önemi büyürken, bu mekanizmalar bir türlü yeniden tanzim edilemedi. Alt birimler, kendilerine güvence sağlayacağını düşündükleri üst birimlerin de kendilerine benzer âkıbetini gördükçe, daha çok sarsıldılar. Güvence verenlerin güvence arayışına girdikleri bir dönem, ruh halini tamamen kararttı. Dahası, en üst birimlerin dahi güvence veremeyeceklerinin anlaşılması her bakımdan yıkım oldu; Ergenekon’un ölümcül hatası, vaatlerini olması gerektiği süre içinde ve zamanda gerçekleştirememesi oldu. Sadece taraftar kaybetmeye başlamakla kalmadı; daha vahimi iç dayanışmanın çözüldüğü ve gemisini kurtaranın kaptan olmaya çalıştığı bir döneme girildiğinde görüldü, ama bundan sonra bu sürecin sonuçları çok daha vahim ve ölümcül olarak görülmeye adaydır.

Yargılamanın kendisi bile vaade aykırıydı. Oysa hiç kimse “düşman” tarafından zarar görmeyecekti. Korunacak ve kollanacaktı. Hatta yakın bir zamanda herkes terfi edecekti. Öyle olmadı; hiç olmazsa yargılamaların başında darbeden sonra her şeyin düzeleceğine ilişkin bir beklenti ve umut hala vardı. Geçmişteki “başarılı” örnekler, mesela 12 Mart ve 12 Eylül sonrasında daha önce başlamış olan yargılamaların neticesiz kaldığı, onlarca yıldan sonra artık bulunamayacak dosyalar halinde adliyelerin karanlık koridorlarında çuvallar içine yerleştirilmesi örnekleri bir türlü yinelenmedi. Grup üyelerinin yeniden özgürlüklerine kavuşmaları, tahliye kararları ya da daha kolay bir şekilde kaçırılmaları bir türlü yinelenemedi.

İş ciddiye bindikçe, üst makamların altı hiç tanımıyormuş gibi davranmaları, adeta görevimiz tehlike dizisindeki gibi, örgütün deşifre olmuş olanları tanımazdan gelmesi, dahası bir şekilde gemisini kurtarmaya çabalamaya başlayan kaptan sayısının çoğalma eğilimi içine girmesi, dahası güvence verenlerin güvence verdikleri grup üyelerini tanımazdan gelme tavırlarına karşılık, bu tavrı bir ihanet olarak görenlerin haleti ruhiyesi, işte bütün bunlar, hep ölümcül hatalar olarak gündemde.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.8.2015
1938 donanma davası ve ünlü kalemlerin af beklentisi
15.8.2015
Nâzım Hikmet’in mahkûmiyeti ve sosyalist literatür
8.8.2015
Nazım Hikmet mahkûmiyetinden sonra neden yurt dışına çıkmadı?
25.7.2015
Uydurma ‘uzaylı’ yorum Atatürk’e nasıl atfedildi?
18.7.2015
90’lı yılların bitmez tükenmez hükûmet arayışları
12.7.2015
12 Eylül’e giden yolda Milliyetçi cephe koalisyonları
4.7.2015
70’li yılların ömür tüketen koalisyonları
20.6.2015
27 Mayıs 1960 sonrasının koalisyonları
6.6.2015
Mal sahiplerinin hakkı ne olacak peki
30.5.2015
Bir zamanlar Anadolu Kulübü
17.5.2015
CHP’nin politik görselliği
9.5.2015
CHP’nin 1950 seçim propagandası
2.5.2015
‘Sandık cinayeti’
26.4.2015
25 Nisan sabahında Seddülbahir’de olmak..
19.4.2015
1947 Kurultayında CHP’de laiklik tartışması başlarken
11.4.2015
‘Hayaldi; gerçek oldu’ Dışişleri Bakanlığı arşivi açılırken
05.04.2015
Bir cinayetin anatomisi
29.03.2015
Yalan ve iftira kampanyasının hedefi olmak...
21.03.2015
18 Mart Boğazın kilidi Mayınlar... Mayınlar... Mayınlar...
15.03.2015
12 Mart'ın şifreleri
08.03.2015
‘9 Mart’ ölmedi kalbimizde yaşıyor!
01.03.2015
1961 Anayasası ve ‘Direnme Hakkı’nın önü arkası
22.02.2015
27 Mayıs yolunda... CHP ve ‘Direnme hakkı’
15.02.2015
Demokrat parti ve 'direnme hakkı'
08.02.2015
‘İfade özgürlüğü’nün hangi kelimesinden yanasınız?
1.02.2015
Atatürk’ün kayınpederinin itirazları mı var?
25.01.2015
Mahmut Esat Bozkurt ve ifade özgürlüğü anlayışı
18.01.2015
CHP, İnkılap ve hac yasağı
11.01.2015
İhtiyaç halinde tarih yazmak!
04.01.2015
San Francisco Konferansı ‘Demokrasi’ye geçişimizin nedeni değildir!
29.12.2014
Sarıkamış’tan Sibirya’ya uzanan yol
21.12.2014
Rasih Nuri İleri 'Atatürk ve komünizm'
14.12.2014
Falih Rıfkı Atay Otoriterliğin gereğini bize hep hatırlatmıştı
07.12.2014
Solcu Tan’ı yıkıma götüren yazılar
29.11.2014
İzmir Belediyesi’nin 1954 seçim broşürü
22.11.2014
Bir zamanlar 'eğlenceli bir ülke' vardı
15.11.2014
İsmet İnönü çiftliklerin bağışı yüzünden Atatürk’le kavga etmişti
08.11.2014
Atatürk hazineye 17 çiftlik bağışladı
01.11.2014
Cumhuriyetin ilanını basından öğrendiler
30.10.2014
avaş Orta Doğu’yu da yeniden şekillendirdi
29.10.2014
Savaş imparatorlukların da sonunu getirdi
28.10.2014
Muhteşem ve hızlı zafer fikri siperlerde eriyordu
27.10.2014
Almanya’ya sömürge lazım olunca
26.10.2014
Nutuk hep doğru mu söyler?
18.10.2014
Korgeneral Mehmet Emin Koral’ın öyküsü
12.10.2014
Cumhurbaşkanının meclis açış konuşması Meclis’te görüşülebilir mi?
04.10.2014
CHP 1931 seçimine böyle hazırlanmıştı
27.09.2014
Bay Peker ve meselesi
22.09.2014
‘Asya tipi üretim tarzı’ gündeme bomba gibi düştü
13.09.2014
6-7 Eylül'ün hatırlattıkları
06.09.2014
1936 yılında Devlet CHP’ye el koyduğunda...
30.08.2014
Tam 50 yıl önce 1964 Ağustos’unda İzmir’in başına gelenler
23.08.2014
Serbest Fırka bütün Ege’yi kasıp kavurmuştu
17.08.2014
İnönü devri harp tedbiri: Gelen ecnebi askersiz gezemez
09.08.2014
Bir seçim yenilgisinin ardından… CHP örgütünü ve kadrosunu tartışıyor
03.08.2014
1950 seçim yenilgisinin ardından… CHP’NİN LAİKLİK VE İNKILÂPÇILIK ATILIMI
27.07.2014
1950 seçim yenilgisinin ardından… CHP NASIL KURTULUR?
19.07.2014
1950 seçim yenilgisi sonrasında CHP’de reform önerisi
12.07.2014
12 Temmuz 1947 yıldönümün hatırlattıkları
05.07.2014
Bir zamanlar Meclis Cumhurbaşkanı seçerdi
29.06.2014
CHP’nin 1950’deki Ekmeleddin’i Şemsettin Günaltay
21.06.2014
Eski gazeteler arasında dolaşırken günümüzü yakalamak
14.06.2014
15-16 Haziran'da işçiler eylemdeyken; 'Marksist Teori' ne diyordu?
09.06.2014
CHP'nin kazandığı son seçim: 1977 seçimine bir bakış...
31.05.2014
27 Mayıs'ın üniversite tasfiyesi: 147'ler
24.05.2014
21 Mayıs 1963 'Harbiyeli aldanmaz'
17.05.2014
CHP’nin 1950 seçimi öncesindeki beklentileri
10.05.2014
CHP devlet karşısında hep gölgede kaldı
03.05.2014
Bir Mayıslar’ın içinden geçmiştim
27.04.2014
Gelibolu’da bir bahar sabahı
20.04.2014
Son sıkıyönetim bildirisinin ardından
12.04.2014
1954 seçimi sonrasında CHP'nin yenilgi analizi
06.04.2014
CHP seçim sonucuna 60 yıldır itiraz etmekte
29.03.2014
'Aydınlar' 1950 seçiminde kimi desteklemişti?
22.03.2014
Yine 'Kara Kalabalık'lar ortaya çıktı!
15.03.2014
12 Mart'ın gölgesi gölgede kaldı
08.03.2014
Peki, ya '9 Martçılar' kazansaydı?
01.03.2014
Hasan Rıza Soyak Recep Peker'e haksızlık mı etti
22.02.2014
Başarısız bir darbe girişimi 22 Şubat 1962'de ne oldu?
15.02.2014
Küslükler de politikanın ayrılmaz bir parçasıdır
08.02.2014
CHP kadınlar kolu kurdu mu, kurmadı mı?
01.02.2014
Biri 'DİKTATÖR' mü dedi
25.01.2014
Vehbi Koç’un gecekondu önleme projesi
18.01.2014
Celâl Nuri İleri'nin harf inkılâbı üzerine mektubu
11.01.2014
Rıza Nur’un cenaze masrafını kim ödedi?
04.01.2014
'Tarih beni beraat ettirecek'
28.12.2013
İsmet İnönü’nün ölümünün üzerinden 40 yıl geçmiş
21.12.2013
Peyami Safa 1950'de CHP'nin milletvekili adayıydı
14.12.2013
İstiklâl mahkemelerinin bazı dosyaları yandı bile
07.12.2013
‘Hâmili kart yakinim’dir; adaylığı için...
30.11.2013
‘Şu Çılgın Türkler’ Vietnam’dayken
23.11.2013
Demokratik Parti daha muhalefetteyken bölünmüştü
16.11.2013
10 Kasım töreni az kalsın 27 Mayıs’ta değişecekti
09.11.2013
ODTÜ'nün ağaçlarını kime borçluyuz?
02.11.2013
Saltanat Osmanlı devleti ile birlikte kaldırıldı
26.10.2013
Cumhuriyet başka bir şeydir; Demokrasi ise bambaşka bir şey
19.10.2013
Behice Boran'ı üniversiteden önce Hasan Ali Yücel atmıştı
12.10.2013
Peçe ve çarşaf yasağı: ‘Gizli işaretli buyruk‘
05.10.2013
Kırk yıl önce CHP yıllar sonra ilk kez seçim kazanmıştı
28.09.2013
Peçe ve çarşaf yasağına en büyük itiraz tezgâh sahiplerinden gelmişti
21.09.2013
Almanların ilk göz ağrısı EMDEN Türkiye’ye neden geldi
14.09.2013
CHP KURULUŞUNDAN HEMEN SONRA NEDEN ve NASIL BÖLÜNDÜ?
07.09.2013
Unutulmuş bir derginin sayfalarını çevirirken... Hüseyin Yalçın ve Fikir Hareketleri Dergisi
31.08.2013
Ordunun 30 Ağustos mesajları siyasi kriz çıkardı
24.08.2013
Handedan'ın aklı hep 'yurt'ta kalmıştı
17.08.2013
Celal Bayar başbakanlıktan niçin ayrılmıştı?
10.08.2013
80 yıl öncesi Tarih ders kitabıyla buraya kadar
03.08.2013
Taksim’deki SURP AGOP Ermeni mezarlığı BEYAZID-I VELİ VAKFI'NIN MIYDI?
28.07.2013
Önce sokaklar karışır, ardından ‘KURTARICILAR’ ortaya çıkar
20.07.2013
Sandık da sadece odundan ibaret değildir!
13.07.2013
27 Mayıs darbecilerinin bir operasyonuda siyasileri itibarsızlaştırmaktı
06.07.2013
27 Mayısçıların hedef tahtasındaki Adnan Menderes
29.06.2013
27 Mayıs’ın ‘kıyma’ yalanını darbeciler kitap bile yaptı
15.06.2013
27 Mayıs'ın ruhunu hala sürdürenler var
08.06.2013
II. Dünya Savaşı’nın ‘perde’deki cephesi
01.06.2013
Atatürk 80 yıl önce İnönü’ye Nusayri raporu yazdı
26.05.2013
27 Mayıs’ın İnkılâp Mahkemeleri niçin faaliyete geçmedi?
18.05.2013
3 Mayıs neden ve nasıl Türkçülük Günü oldu
11.05.2013
1 Mayıs'ı Atatürk ve İnönü de yasaklamıştı
04.05.2013
'Türkiyeli’ kimdir?
20.04.2013
İlk Meclis 90 yıl önce dağılmıştı
30.03.2013
Kılıç Ali, Ismet Inönü’ye ne yazdı
23.03.2013
Latin Amerika’yı sadece muzdan ibaret sananlar yanılır
16.03.2013
İngiliz dostluğu gerekirse Çanakkale'yi bile unutturur
09.03.2013
Öğretmen maaşları zamanında çil çil altınla ödeniyordu!
02.03.2013
Türkiye, Avrupa’daki 4’üncü tek parti diktatörlüğüydü
23.02.2013
Tek parti rejiminin kıskacından kimse kurtulamamıştı
16.02.2013
DP’nin eylülü hep karanlığı hatırlatacak
09.02.2013
Ya Sarkis Torosyan doğru söylüyorsa
02.02.2013
Efendiler... Subaylara hürmet esas vazifenizdir
26.01.2013
Musul meselesinde hiç olmazsa Almanya yanımızdaydı
19.01.2013
Tandoğan’ı intihara götüren cinayet davası
12.01.2013
Fevzi Çakmak’ın cenaze töreni 31 Mart’la kıyaslanmıştı
05.01.2013
İçişleri Bakanlığı olaylardan 3 hafta sonra Menemen raporu hazırlamıştı
29.12.2012
Türk ocakları niçin kapatıldı Nasıl yeniden açıldı?
22.12.2012
Sarkis Torosyan’ın acaip hikayesi
15.12.2012
‘Milli Tarih’le ters düşen her zaman cezasını bulurdu
08.12.2012
Hasan âli Yücel’in solcu olduğu da nereden çıktı
01.12.2012
İktidar basını SCF’lileri daha en başından mahkum etmişti
24.11.2012
Korunaklı karakol ihtiyacı 1930’larda rapor edilmisti bile
17.11.2012
Muhafız Alayı Komutanı Yarbay Ismail Hakkı Tekçe Polisi neden dövdü
10.11.2012
Atatürk'ün hastalığı ne ölçüde gizlenebildi?
03.11.2012
10.Yıl Marşı ' Recep Beyin İlahisi'
27.10.2012
CHP Devletle bir oldu mu; Yoksa devlet mi CHP'yi yuttu?
20.10.2012
M. Kemal ile Rum tehcirinde anlaşmazlığa düştük
13.10.2012
6-7 Eylül olayları sadece İstanbul’da yaşanmadı
06.10.2012
Amerikalı işadamının gözünden Gazi’nin adamları
29.09.2012
Cahit Yalçın’ın sıradışı portresi
22.09.2012
Atatürk’ün Harbiye’den hocası nasıl Milli Eğitim Bakanı oldu?
15.09.2012
İstanbul yönetiminin adamı Fevzi Çakmak Nutuk’ta nasıl milli kahraman oldu
08.09.2012
CHP 9 Eylül'de kurulmadı
01.09.2012
İngiltere ve Fransa ile müttefik ol...Almanya ile anlaşma imzala
25.08.2012
İnönü-Bayar kavgası muhabbeti hayli gerilerde kaldı sanki
18.08.2012
İnönü, Atatürk döneminin yolsuzluk iddialarının üzerine gitmişti
11.08.2012
Struma herkesin gözü önünde ölüme yollandı
04.08.2012
Serbest Fırka daha ilk kurulduğunda Mürteci damgası yemişti
28.07.2012
Nutuk'ta da 19 şifresi aradılar
21.07.2012
YÖK yasasına göre Üniversiteler Atatürk ‘milliyetçiliği’ne bağlı öğrenci yetiştirmek zorunda
14.07.2012
Recep Peker’in ırkçı ‘İnkılâp Tarihi Dersleri' devam ediyor
08.07.2012
SSCB tehdidine karşı askeri/stratejik kara yolları
30.06.2012
Muğlalı yargılanırken hiç kimseden şikayetçi olmamıştı
23.06.2012
Samsun'daki İngiliz taburu Atatürk'e teslim mi oldu
16.06.2012
Dönüm noktası olamayan eylem: 15 - 16 Haziran işçi direnişi
09.06.2012
Bandırma Vapuru’na İngiliz komplosu
02.06.2012
Vatandaş Türkçe konuş
26.05.2012
27 Mayısçılar kendi anayasalarına bile sadık kalmadılar
19.05.2012
Atatürk’ün kızkardeşine de “Vatani Hizmet Tertibi’nden aylık bağlanmıştı
12.05.2012
46 ruhunun bazı izleri de Unutulmuş partilerdir
05.05.2012
Kılıç Ali, hatıralarını aynı kitapta neden değiştirdi
28.04.2012
Neredeyse kayıp bile verilmeyen 18 Mart şehitler günüyse Gelibolu'yu nasıl tanımlayalım
21.04.2012
Latin alfabesi milliyetçi refleksle ‘Türk harflerine dönüştü
14.04.2012
'Milliyetçi Türk amelesi' Sendika ve grevi ne yapsın
07.04.2012
KÖY ENSTİTÜLERİ: Köy çocuklarından CHP’li öğretmen yaratıyordu
31.03.2012
Son silah sustu halk kahvelere koştu
24.03.2012
Kayseri'deki uçak fabrikası montaj sanayinin ürünüydü
17.03.2012
Partilerin kadrolarında 80 yıldır kadın izi var
10.03.2012
İzmir suikastinin karanlık noktaları aydınlanmayı bekliyor
03.03.2012
CHP’de Atatürkçüler Atatürkçüleri yenilgiye uğrattı
25.02.2012
CHP kurultaylarında siyasi çekişme olmaz gerilla savaşı olur
18.02.2012
Atatürk’ü kimler korumaya ihtiyaç duydu
11.02.2012
Tek parti döneminde ülkeye girişler de çıkışlar da kapalıydı
04.02.2012
Soykırım tartışmasında milli tezler yenilenmeli
28.01.2012
Ekmek yok pasta da yasak
21.01.2012
Tek parti döneminden ilk çıkış MKP ile oldu
14.01.2012
Eskiden CHP’de olanlar DP’yi kurunca 'ağa' oldular
07.01.2012
Yenisi olmazsa bile eskisini yenileyelim
31.12.2011
Atatürk Nutuk’ta kızdığı paşalarla sonradan barıştı
24.12.2011
Benim kapitalizmim sizin sosyalizminizi döver
17.12.2011
Başbakanlıktan sürgüne sürgünden Meclis’e Rauf ORBAY
10.12.2011
Tan matbaasını yakanlar bizden daha demokrat ülke yok pankartı taşıyordu
03.12.2011
Tek parti döneminde basında sadece CHP propagandası yapma özgürlüğü vardı
26.11.2011
Dersim'de katliamın öncesi ve sonrası adım adım planlandı
19.11.2011
Kendilerini sosyalist sanan milliyetçiler
13.11.2011
Genç cumhuriyetin kritik karar anı 11 Kasım 1938
05.11.2011
Türkiye 1946'ya kadar Cumhuriyet'le değil şeflikle yönetildi
29.10.2011
Cumhuriyet’ten önce ‘Cumhuriyet’ var mıydı?
22.10.2011
1924 Anayasası'nı kurucu meclis yapmadı
15.10.2011
Ergenekon neden başaramadı?
12.10.2011
Atatürk Milliyetçiliği mi dediniz? ama hangisi?
09.10.2011
Atatürk Milliyetçiliği mi dediniz? ama hangisi?
01.10.2011
CHP'nin 6 oku 74 yıl önce anayasa ilkesi olmuştu
24.09.2011
Atatürk’le İnönü’nün yolları neden ve nasıl ayrıldı?
17.09.2011
Yassıada kararları darbenin kaçınılmaz sonucudur
10.09.2011
Genelkurmay zaten Milli Savunma Bakanlığına bağlanmıştı üstelik daha 1949 yılında!
03.09.2011
Günlük yazmak tarihe kronolojik notlar düşmektir
27.08.2011
Basın o zaman da ‘serbest’ti ama... Şeriatın kestiği parmak da acımazdı
20.08.2011
Gayri Müslimler ve Türklüğe Hakaret Davaları: Ayın karanlık yüzü
14.08.2011
Okyar ‘azim’le devam edebilseydi SCF’nin tarihi farklı yazılabilirdi
07.08.2011
Abdülhamid’in mirası ne oldu?
31.07.2011
Ali Rıza Efendi’nin kayıtları Nuruosmaniye’nin mahzeninde gizli
24.07.2011
Erzurum Kongresi kararları Nutuk’ta neden ‘eksik’ anlatıldı
17.07.2011
JİTEM davasından 93 yıl SONRA Teşkilâtı Mahsusa soruşturması
13.07.2011
ATATÜRK ilk ne zaman tartışılmaya başlandı
03.07.2011
Tek parti döneminin ‘irtica merkezleri’nden biri de türbelerdi
26.06.2011
Herkesin bildiği sır 1921 Anayasası’ndaki özerklik, Atatürk ve Kürtler
19.06.2011
Hâkim parti, geldiysen ÜÇ DEFA VUR!
12.06.2011
Tarih anılarla da yazılır anılar da tarihle sınanır
05.06.2011
DP’ye giden yolda Dörtlü Önerge’nin anlamı
29.05.2011
İkinci Cumhuriyet 27 Mayıs’ta ilan edilmişti bile
22.05.2011
Millî Mücadele ne zaman başladı?
15.05.2011
14 Mayıs mitolojisi
08.05.2011
Ne zamandır şapkamızın altındayız?
01.05.2011
Che'nin çantası
25.04.2011
'23 Nisan'ı Atatürk hediye etmedi'
17.04.2011
Einstein’ın mektubu
10.04.2011
Karabekir’in anıları yakılırken
03.04.2011
Kemal Atatürk öte alemden seslenirken
27.03.2011
18 Mart’ta ne oldu NEDEN OLDU?
22.03.2011
Misâk-ı Millî sınırları efsanesi
25.02.2011
Herkesin Birbirine Titizlendiği Bir Demokrasi
1 0
MEHMET DOĞAN 16.10.2011 - 02:01:21
siyaseti ve toplumu şekillendiren bir örgütlenme olan ve bu örgüte ruh veren siyasal felsefenin maestrosu olan mekanizma,laik ulusalcıları ancak böylesine şidddetli bir yokoluş tragetyasıyla günah ve ceza istirahatine yollayabilirdi.Zaten yeni düşün sistemi ile önceki arasında sadece 1 çizgi kadar fark vardı.Bu nedenle öz güven verilmişti onlara.Yeni müslüman ulusalcıların hayır ve sevap içerikli seramonisinin uzun bir süre devamlılığı için böylesi bir operasyonel ritüel şarttı.Deri değişiyoruz.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,31
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive