Cengiz AKTAR

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Kolaborasyon


5.07.2020 - Bu Yazı 748 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anne Applebaum The Atlantic dergisinin Temmuz-Ağustos sayısında “Why do Republican leaders continue to enable Trump?” başlıklı upuzun bir makale yazdı. “Neden önde gelen Cumhuriyetçiler Trump’ın elini kolaylaştırmayı sürdürüyor?” diye çevirelim. 

Yazar makalede Stalin Rusyası, komünist Doğu Almanya, Macaristan ve Polonya’nın totaliter rejimlerindeki yaygın kolaborasyon/işbirlikçilik örneklerinden hareketle Trump Amerikasını anlamaya çalışıyor. 

Türkiye’ye ve şu sırada dünyayı kasıp kavuran, utangaçların illiberal, sözünü esirgemeyenlerin de faşist dediği pek çok memlekete uyarlamak mümkün. 

Kolaborasyon kavramı Frenkçe; yarısı Nazi işgâli altındaki Fransa’da bir avuç anti-Nazi’nin yanında devasa, açık veya gizli “collabo” yani işbirlikçinin mevcudiyetinden türemiş bir kelam. 

De Gaulle’ün Londra’da Müttefikler nezdindeki irtibat subaylığı görevinde bulunmuş, su katılmamış anti-Nazi rahmetli kayınpederim savaş bittiğinde “Fransa’da bu kadar çok anti-Nazi olduğunu bilmezdim” diyerek dalga geçermiş, birdenbire peydahlanan demokrasi âşıklarını imâ ederek. 

Anti-Nazi olarak nitelediği kitle elbet Nazisever yığınlar. 

Kolaborasyon sözünün, tarihten gelen yüklü tınısı sayesinde Türkçeye girmesinin de vakti geldi. 

Applebaum özünde illâki faşist olmayan ama bir şekilde, bir gün, bir nedenle muhalefet etmekten vazgeçen, sultası altında yaşadığı rejimden şikâyet etmeyi bırakan, az ya da çok kazadımına ayak uyduran insanları anlamaya çalışıyor. Yazar daha ziyade kanaat önderleri ve elitlerden bahsetse de yaptığı sınıflandırma sıradan insanlar için de geçerli. 

2013’ten sayarsak son yedi küsur yılın Türkiyesi artan dozda kolaborasyona şahit oluyor. Eskiden “Türkiye’de iyi şeyler de oluyor” lakırdısıyla siyasî İslam geleneğinden gelmeyenlerce tezgâhlanan “hoşgörü” zaman içinde gayretkeş bir tarafgirlik ve akabinde düpedüz işbirliğine dönüştü.

Applebaum sekiz kategori sıralıyor. 

“Rejimle aramız iyi olursa muhalefetteyken yapamayacağımız şeyleri yapabiliriz” diyenler. 

“Bu dönemde büyük işler başarabiliriz” diyenler. 

“Ülkeyi bu rejimden koruyabiliriz” rüyası görenler. 

Konuşmaktan korkanlar. 

“Bunlarda belki iş yok ama bizim taraf daha beter” diyenler. 

“Hiçbir şey önemli değil hayatta” deyip devamlı alay eden sinikler ve nihilistler. 

“Her durumda iktidara yakın olmalıyım” derdinde olanlar. 

“Ben kişisel olarak bu konumumdan muhakkak yararlanacağım” diyenler. 

Bu kategoriler faşizme alışmaya karar vermiş olanların yaşadıkları her memleket için geçerli esasen. 

Türkiye yedi küsur yıldır, dozu artarak süregelen faşizme ne alışanlar gördü. Müslüman mahallesinde doğuştan gönüllü kullardan söz etmiyorum, onlar zaten baştan şartlanmış, geri adım atma imkânları bile yok. 

Söz konusu olan sonradan olmalar, biat etmeyi tercih edenler, otosansür uygulayanlar, görmezden gelenler, algıda seçicilik yapanlar, dilsiz şeytanlar, “sonradan olandan kork” sözünü kanıtlarcasına alışmışlıktan kudurmuşluğa terfi ederek rejimin sözcülüğüne soyunanlar… 

Bu sonunculardan medenî troller tanımlamasıyla bahsetmiştim. Şu sırada Libya “seferi” ile gemi azıya almış vaziyetteler.  

Kolaborasyon her yerde, kamusal veya özel, en küçük birimden en kadim kuruma kadar yaygın. Rejim derinleştikçe, kolaborasyon da artıyor, azalmıyor. 

Alışılıyor, faşizme dahî. 

Kolaborasyonun yaygın olduğu üç toplumsal meseleyi kısaca inceleyelim: medya, dış politika ve ekonomi. 

Sonuncusundan başlarsak, ekonomi Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devletsiz yaşaması mümkün olmayan en zayıf halka olarak süregeldi. 19. yüzyıldaki nispeten bağımsız sermaye birikimi Gayrimüslimlerin yok edilmesiyle berhava olunca geriye yoktan var edilmesi gereken ve dolayısıyla devletinin eline bakan yerli ve millî bir sermayedar sınıfı kaldı. Bu kapıkulu zümrenin devlete karşı çıkması mümkün değildir. 

Devlet bugün faşist ise sermaye o devlete de ayak uydurur. 

Günü kurtarmaktan başka icraatın olmadığı çökmüş bir ekonomide zil takıp oynar hâlde olmasa da “ayakta kalmamız lâzım” şiarından başka sözü olmayan ve sonuçta rejimin bir dediğini iki etmeyen, vergisini tıkır tıkır ödeyen sermaye zümresi ister istemez kolaborasyoncudur. Hatta gittikçe militarize olan ve rejimin art arda açtığı cephelere cephane yetiştirme peşinde olan bir ekonomi Hitler’e silah yetiştirme yarışındaki dev Alman şirketlerini anımsatır oldu.  

Bununla bağlantılı dışpolitikadaki kolaborasyon dilsiz şeytanlıkla medenî trollük arasında gezinenlerden oluşuyor. 

Türkiye’nin dışpolitikası artık savaşın güdümünde. Ya harbiden savaşılıyor, ya da savaş tehditleri savruluyor. 

Diplomasinin hiçbir hükmü kalmadı zira diplomatlar da savaş diliyle konuşuyor. 

Kamuoyu, kan ter ve gözyaşı anlamına gelen, işgâl edilmiş topraklara korkunç şeylerin yaşatıldığı bu sürekli savaş hâline duyarsız olduğu ölçüde tasvipkâr ve dolayısıyla kolaboratör. 

Bunun haber ve bilgi eksikliğiyle de ilgisi yok, merak eden yabancı kaynakları açar okur. Nazi Avrupasındaki umursamaz kamuoylarından maalesef farkı yok kamuoyunun. Rejimin korku imparatorluğunun etkisi muhtemelen belirleyici bu tavırda, ne var ki bu, işin vahametini azaltmıyor.  

Ve gelelim mümtaz Türk medyasına. 

Göz önünde oldukları ve devamlı konuştukları ve yazdıkları için gazeteci müsveddelerinin kolaborasyonu çok daha görünür hâlde. 

İki familya var bunlardan. İlki sonradan olma siyasî İslamcı gazeteci güruhu, cehaletiyle kraldan kralcı olma yarışında. 

Ama esas vahamet muhalif yayın yapma iddiasındaki basın kuruluşlarında. Bunların zihinleri Türkiye’deki rejimin icraatı ile ilgili kendileri açısından sakıncalı olabilecek bir haberi otomatik olarak “Kürtçü” veya “Fetöcü” olarak tasnif eder, böylece yayının kaynağını değersizleştirir ve bu sayede içindeki bilgiyi, veriyi görmezden gelir, rahatını bozmaz.

Kolaboratör olduğunun farkında bile değildir zira gerekçeleri olan kürtçülük ve fetöcülük betondan gerekçelerdir. 

Yerli ve millî olan her tavır bugün, kolaborasyona tekabül eder.  

Bir kez daha mim koyalım. Hiçbir din faşizme aşılı değil. Savaş faşizmi daha hızlı faş ediyor. 

Faşizm parantez değil, kökleri var, ve kolay kolay kurumazlar. 

Totaliter rejimler normalleşmezler. Ancak onlara alışmak isteyenlerce normalleştirilirler. 

Totaliter rejimlerin dönüşüp demokratikleştiği ise hiç görülmemiştir. 

Ancak çökerler ve tarihin çöplüğünü boylarlar. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.10.2020
Algıseverlik ile gerçeksevmezlik…
10.10.2020
Yok hükmündekiler ülkesi
25.09.2020
Müzakereye dönmenin yegâne havucu yaptırım sopasının ertelenmesi
15.09.2020
Dert barış marış değil, savaş mavaş
5.07.2020
Kolaborasyon
8.06.2020
7 Haziran: Siyasetin tasfiyesinin beşinci yıl dönümü
27.04.2020
23 Nisan’ı kolaylaştıran da akim bırakan da 24 Nisan’dır
22.04.2020
Dünya’nın Çin sorunu
13.04.2020
10 Nisan fiyaskosu
1.04.2020
Dünya büyük oruçta
24.03.2020
Mad Max’e doğru?
19.03.2020
Ankara bugün dünyanın belli başlı göçmen üreticisidir
26.02.2020
Normalleşme = Faşizme alışma
12.02.2020
Faşizmin medenî trolleri
5.02.2020
Çürük yumurtalar topyekûn kapıya dayanırken
22.01.2020
Türkiye’nin boş bakışları arasında Afrin kırımı
16.01.2020
Kanal Faciası’nın referandumu olmaz
25.12.2019
Dünyada sadece Türkiye’de bulunan şeyler
19.12.2019
Ayağına taş değmesin ama taş taş üstünde de bırakmasın
13.12.2019
Türkiye barut kokuyor
27.11.2019
Meclis boykotunun vakti geldi, geçiyor
21.11.2019
İki cami arasında bînamaz
8.11.2019
Kürd hasedi, korkusu, nefreti
24.10.2019
Zaten dirençsiz vücutta savaş salgın gibi yayılıyor
9.10.2019
Var mıyız Volkswagen Manisa'yı engellemeye?
2.10.2019
Olağanlaşan faşizmi rejim çöküyor sanmak
11.09.2019
Sıra artık laik Türklerde
14.08.2019
Uluslararası statükoların sonu
6.08.2019
İntihar eden devletler
2.07.2019
Hangi demokrasiye geri dönüş?
26.06.2019
Bundan sonra
20.06.2019
Türkiye’deki Suriyeli ve Türkiyeli mülteciler üzerine
12.06.2019
‘Ekrem gelecek dertler bitecek’
4.06.2019
İçerde muhalif, dış politikada reisçi
22.05.2019
Pontos Soykırımının 100. yıldönümü
14.05.2019
Yeni 'Yetmez Ama Evet'çiler
9.05.2019
Faşizm sandıkla gitmez, hukuku duymaz
2.05.2019
28 Nisan İş Cinayetlerinde Ölenleri Anma Günü
24.4.2019
Kurucu kötülüğün 104. yıl dönümü
11.4.2019
31 Mart’ı değerlendirirken uçmamak
3.4.2019
Kazan-kaybet seçimi
6.3.2019
Kötülüğü seçmek
20.2.2019
AİHM’e bireysel başvurunun akıbeti
5.2.2019
Gönüllü sansür
23.1.2019
Türk emperyalizmi
16.1.2019
'Seçimleri, kaybetmek için düzenlemiyoruz heralde'
18.12.2018
Rejimin değiştiğini inkâr etmek
13.12.2018
İnsan hakkı değil ölüm kalım hakkı
23.11.2018
Gözaltılar ve rejimin huzuru
7.11.2018
Doğunun totalitarizmle imtihanı
30.10.2018
Sorun havaalanının varlık nedeni
25.10.2018
Nihaî tektipleştirme
30.9.2018
Berlin Panayırı ve Münih Ruhu
17.9.2018
İdlib: Büyük ve son tasfiye
8.9.2018
Ölümü öldürmek: Kaybedilenler ve onları arayanlara
29.8.2018
Endişe ve alay konusu Türkiye
23.8.2018
Gönüllü kulluk
15.8.2018
Türkiye’nin total anlam kaybı
28.7.2018
Terk, İtiraz, Biat
21.7.2018
Rejimin devlet bürokrasisiyle imtihanı
27.6.2018
Yönetebilecek mi?
14.6.2018
Kabul edilemezi kabul edilir kılmak
12.6.2018
Kabul edilemezi kabul edilir kılmak
4.6.2018
Gidiyor……mu?
10.5.2018
Arapların Türk sevgisi: Bir Türk masalı
18.4.2018
Avrupa Birliği parantezi kapandı
29.3.2018
Seçimsizliği boykot etmek
16.3.2018
Militarizmin huyuna gitmek
8.3.2018
Kıbrıs-Yunanistan-Türkiye: Yanılgıların sonu
28.2.2018
İkiyüz yıldır tutmayan toplumsal maya
23.2.2018
Vatandaşın vizesiz seyahat hakkı, bir Türkiye dramı (II)
19.2.2018
Vatandaşın Vizesiz Seyahat Hakkı, Bir Türkiye Dramı (I)
13.2.2018
Savaş karşıtı notlar
6.2.2018
Kan kokusu
31.1.2018
Yeni hukuk: “Siyaset hukuku”
23.1.2018
Afrin seferi: Milli Savaş Bloku
14.1.2018
Yine seçimden medet ummak
21.12.2017
Rejimin sermayesi ve istikbali
6.12.2017
Zarrab’dan sonra
26.11.2017
Türkiye’nin inşaat azgınlığı ve “Çılgın Kanal Projesi”
9.10.2017
Faşizme faşizm demek
8.7.2017
AB ilişkisi resetlenmeyecek, ilişkiye format atılacak
27.5.2017
Çaresizlik
12.5.2017
Biat yarışı
6.5.2017
‘Yürütme üzerindeki aşırı hâkimiyet’ takıntısı ve total iktidar
28.4.2017
Avrupa meselesi - Bir toparlama
21.4.2017
Rejim hukukdışı, hukuksuz değil
15.4.2017
17 Nisan ve sonrası
7.4.2017
Akademinin çektiği zulüm
31.3.2017
Rusya’yla ilişkiler yine limonileşiyormuş
24.3.2017
Artı Gerçek Eksi Gerçek
28.7.2015
Başkomutan Erdoğan’ın gazası
14.7.2015
Alman AB?
23.6.2015
Tabii ki devr-i sabık
16.6.2015
15 Haziran 1215 Magna Carta
9.6.2015
Gezi ruhundan 7 Haziran ruhuna
5.6.2015
“HERKESTE BİR HDP MERAKI”
2.6.2015
Adil ve serbest seçim mi dediniz
29.5.2015
BİTMEYEN FETİH
26.5.2015
Millî aşı, Millî Ar-Ge
22.5.2015
YETİMHANEYE EL KOYMAK
19.5.2015
Kaosa uyanmak
15.5.2015
LİBYA’DA MUAMMA
12.5.2015
Venedik’te Nefes almak
8.5.2015
OY VE ÖTESİ’NE GÖNÜLLÜ LÂZIM, ACİL
5.5.2015
Kıbrıslılar adaya geri döndü
1.5.2015
KIBRIS SÖMÜRGESİ
28.4.2015
Mi mornarzis
24.4.2015
24 Nisan notları
21.4.2015
Soykırım: İnkârdan olumlamaya
17.4.2015
BAŞKANLIK İFŞASI
14.4.2015
Genel seçimde yerel boyut yine yok
10.4.2015
BAŞKANLIK MASALLARI
7.4.2015
Oyunuza sahip çıkın
03.04.2015
İZİNSİZ SOKAĞA ÇIKILMAYACAK
31.03.2015
Hrant Dink Vakfı Ermeni Araştırmaları Enstitüsü
27.03.2015
HAYAT MEMAT SEÇİMİ
24.03.2015
Tarihî Newrozlar
20.03.2015
TC AŞ
17.03.2015
Türk resmî İslâmı Avrupa İslâmına karşı
13.03.2015
Cuma notları
10.03.2015
Türkün tüketimle imtihanı
03.03.2015
Kıyım sırası Süryanilerde
27.02.2015
İKİ YIL SONRA BİR ÇÖZÜM METNİ
24.02.2015
‘İktidarın güvenliği’ paketinden barış da çıkmaz
20.02.2015
NUH KÖKLÜ VE MAHALLE
17.02.2015
Toprağın fıtratı
13.02.2015
ALTERNATİF 14 ŞUBATLAR
10.02.2015
SYRİZA-AKP, farklı kimyalar
06.02.2015
BAŞKANLARIN ÇOĞU DİKTATÖR
03.02.2015
Kobane ve SYRİZA rüzgârları
30.01.2015
BAŞKANLIK SEÇİMİ
27.01.2015
HDP: Bu zamanda o risk alınmaz
23.01.2015
ÖLÜ ÇOCUKLAR ÜLKESİ
20.01.2015
İhtilâlin ideolojisi, propagandası
16.01.2015
CHARLIE OLMAYANLAR
13.01.2015
Charlie Fransa’dır
10.01.2015
AKLI ÖLDÜRMEK
06.01.2015
Bölgede ademimerkezîleşme Türkiye’de merkezîleşme
02.01.2015
Cuma notları
31.12.2014
1915’e girerken
26.12.2014
ÖZERKLİK MESELESİ
23.12.2014
Federal Kıbrıs ve düşmanları
19.12.2014
BATI’DAN KATÎ KOPUŞ
16.12.2014
Yarın 17 Aralık
12.12.2014
2014 TÜRKİYESİNİN İKİ ANA DİNAMİĞİ
10.12.2014
Başkanlık gölgesindeki sürecin sonu kopuştur
05.12.2014
BARAJ VE EŞEK
02.12.2014
İktidarın yeni mağduriyeti
28.11.2014
PAPA NEDEN VE KİME GELİYOR
25.11.2014
Kapalı sınırı konuşmak
21.11.2014
MUHALEFET YOKMUŞ
18.11.2014
Faşizm arzusu
14.11.2014
YAPAY SINIRLAR
11.11.2014
Kıbrıs’ta kritik zıtlaşma
07.11.2014
İYİLERİN YÖNETİMİ
04.11.2014
Enkaz ve envanteri
31.10.2014
1923 Cumhuriyetinin sonu
28.10.2014
Ezîdi soykırımı
24.10.2014
KAKOFONİ
21.10.2014
Değersiz yalnızlık hâlleri
17.10.2014
AKP ENKAZI ENVANTERİ
14.10.2014
Hayata ve akla dair
10.10.2014
SON ÇILGIN PROJE: SURİYE’YE MÜDAHALE
07.10.2014
Ekim, çözüm veya çözülme ayı
03.10.2014
ULEMADAN AÇIK MEKTUP
30.09.2014
Doğu demokrasisi
26.09.2014
BAĞIMLI YARGI
23.09.2014
10 yıl sonra AB işleri nerede
19.09.2014
IŞİD’İN CEPHE ARKASI
16.09.2014
Türkiyelilik
12.09.2014
SAĞLAM İRADE SAVAŞA KARŞI
09.09.2014
Muhalif siyasetin alanı
12.08.2014
Erdoğan karşıtlığı gayet tabii
08.07.2014
HDP’li vekilin başkanlık nazariyesi
04.07.2014
1934 TRAKYA OLAYLARI
01.07.2014
Tarımın sonu- Bir bilanço
27.06.2014
HUKUKÎ ALTYAPI NİHAYET
24.06.2014
Yeni Devlet
20.06.2014
EKMELEDDİN İHSANOĞLU
17.06.2014
IŞİD dersleri
13.06.2014
MEZOPOTAMYA’DA KAOS
10.06.2014
Firavun havaalanı
06.06.2014
TOPLANTI ÖZGÜRLÜĞÜ
03.06.2014
İhtilâl ve iktidar
30.05.2014
ŞİZOFRENİ 1
27.05.2014
AP seçimleri, Erdoğan ve Poroşenko
23.05.2014
ALMANYA’YA TAŞRADAN ZİYARET
20.05.2014
Kömür öldürür, süründürür
16.05.2014
JÖN TÜRKİYE
13.05.2014
Rusya modeli
09.05.2014
"ERMENİ AÇILIMI"?
06.05.2014
Gönüllü kulluk
02.05.2014
ORGANİZE MASKARALIK
29.04.2014
Doğu’nun modernite paradoksu (bis)
25.04.2014
AHLÂK VE SİYASET
22.04.2014
Etti 99
18.04.2014
Cuma notları: AKP BURJUVAZİSİ
15.04.2014
Gümrük birliği tadilatı
11.04.2014
KÖTÜLÜK BULİMİSİ
08.04.2014
Alakart demokrasi yürümez
04.04.2014
POST-SEÇİM
02.04.2014
AKP artık yalnız başına
28.03.2014
PAZAR AKŞAMI
25.03.2014
Ennn büyük...
18.03.2014
Seçim gözlemcisi şart
14.03.2014
24 ŞUBAT
11.03.2014
Seçmen ‘mazoşizminin’ ekonomi politiği
07.03.2014
MEMLEKET ORWELLVARÎ
04.03.2014
Apelassis
28.02.2014
MİT YASASI
25.02.2014
Devletin çöküşü
21.02.2014
İNTERNET ZAVALLILIĞI
18.02.2014
Kıbrıs nihayet
14.02.2014
KÜRT BARIŞI İÇİN HUKUK LÂZIM
11.02.2014
Yeni Türkiye ile Sivil Türkiye
07.02.2014
İKTİDARIN ŞEFFAFLIK TAKINTISI
04.02.2014
Polenz: Türkiye güçlü sivil toplumu cesaretlendirsin
31.01.2014
HOLLANDE SONRASI
28.01.2014
Cumhurbaşkanı Hollande
24.01.2014
BRÜKSEL ZİYARETİ
21.01.2014
Ne kefaretmiş
17.01.2014
AB İLE KRİZ SALIYA
14.01.2014
2014’te üç kayda değer olay
10.01.2014
DERİN ÇELİŞKİLER
07.01.2014
Siyasetin sefaleti
03.01.2014
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
31.12.2013
Krizden kaosa
27.12.2013
İKİ HATIRLATMA
24.12.2013
Yolsuzluk, AB ve AKP
20.12.2013
Cuma notları
17.12.2013
Vize meselesi
13.12.2013
DENETSİZ TÜRKİYE
10.12.2013
Kafkas cephesinde hareketlilik
06.12.2013
DEVLET DİNİ
03.12.2013
Peki, o sandık demokratik mi
29.11.2013
YENİ DEMİR PERDE
26.11.2013
Keramet sahibi bir başbakan
22.11.2013
ANAYASANIN RUHUNA FATİHA
19.11.2013
Dostumuz Rusya?
15.11.2013
GENÇLİK MÜHENDİSLİĞİ
12.11.2013
Yeni elitin beton Türkiye’si
08.11.2013
CHP DEĞİŞMESİN!
05.11.2013
Ermeni Müslüman
01.11.2013
BAŞBAKAN’IN DİLİNDE DEVRİM
29.10.2013
AB’ye katılım yılı artık şart
22.10.2013
Avrupa Konseyi ilişkileri daha iyi değil
15.10.2013
AB’nin yeni ortakları
11.10.2013
BİR PAKET NOTU DAHA
08.10.2013
Yerel(siz) seçim
04.10.2013
ON DÖRDÜNCÜ PAKET
01.10.2013
Avrupa ilişkileri ve sorumsuzluk
27.09.2013
YERLEŞİM YERİ ADLARI
24.09.2013
Stratejik boşluk
20.09.2013
GAYRİMÜSLİM VAKIF MALLARI
17.09.2013
Tekadamlardan medet ummak
13.09.2013
SEPTEMBRIANA
10.09.2013
İstanbul ve İstanbullular kazandı
06.09.2013
OLİMPİYATLAR İSTANBUL’UN OCAĞINI SÖNDÜRECEK
03.09.2013
Kalan sahici bir şey kalmadı
30.08.2013
Suriye’de ne olmayabilir
27.08.2013
Türkiye yönetiliyor mu
23.08.2013
Dış mihrak edebiyatı
20.08.2013
Mısır ve AKP
30.07.2013
‘Anadoluyu Vermeyoz’
26.07.2013
Suriye ile nereye?
23.07.2013
Eski AKP ve yeni dinamikler
19.07.2013
Kirli enerji lobicileri
16.07.2013
Güneş enerjisinde nal toplamaya devam
12.07.2013
48 yeni anayasa maddesi
05.07.2013
Başbakanı hoş tutalım
02.07.2013
Fırtına öncesi sükûnet
28.06.2013
Orda bir park var uzakta
25.06.2013
‘Yargı kararlarına uyacağız’
21.06.2013
“Durma yapma”
18.06.2013
Temizlik
14.06.2013
Referandum: Ara sandık
11.06.2013
Yeni Türkiye’nin berisine düşen AKP
07.06.2013
Opsiyonlar
04.06.2013
Mars’tan memleket yöneten bir Başbakan
31.05.2013
Taksim pususu ve direnişi
28.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
27.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
25.05.2013
Demirören haberi
21.05.2013
Suriye politikası
17.05.2013
Takrir-i Sükûn
14.05.2013
Ana muhalefet BDP
10.05.2013
AB’nin meşruiyet krizi
07.05.2013
‘Herkes için daha fazla özgürlük’
03.05.2013
Bu 1 Mayıs da tarihe geçer
30.04.2013
‘Eski Türkiye’nin son anayasası’
26.04.2013
CHP’nin trajikomik hâlleri
23.04.2013
24 Nisan nedir
19.04.2013
Cuma notları
16.04.2013
Realpolitik ve yeni ahlâk
12.04.2013
Cuma notları
12.04.2013
Cuma notları
09.04.2013
Eyalet sistemi, inşallah
02.04.2013
AK Parti’nin müzakere vakti
29.03.2013
Cuma notları
26.03.2013
İsrail’in özrü
22.03.2013
Cuma notları
19.03.2013
Barışı anlamak değil kurmak
15.03.2013
Allah tabiatı bu kanundan korusun
12.03.2013
‘Demokratikleşme Süreci’ desek
08.03.2013
Milliyet’in başına gelenler
05.03.2013
Özerklik Şartı bir daha
01.03.2013
Cuma notları / Tutanaklar
26.02.2013
Mesele kalkınmaysa tabiat teferruattır
22.02.2013
Cuma notları
19.02.2013
Bölgesel Politika ve çözüm
15.02.2013
Cuma notları
12.02.2013
Mesele kalkınmaysa işçi teferruattır
09.02.2013
Anayasa olmuyor Başkanlık verelim
01.02.2013
Siyasî istikrar!
29.01.2013
Devlet koruma refleksi
25.01.2013
Çözüm cephesinden
22.01.2013
Tuareg
18.01.2013
Empati nihayet?
11.01.2013
Barış notu
08.01.2013
Çatışma çözümü
04.01.2013
Cuma notları
01.01.2013
Artık gündem başkanlık
28.12.2012
Göktürk-2
25.12.2012
Halka ve hukuka rağmen halk için
21.12.2012
Kıyamet cuması notları
18.12.2012
Vatan kardeşliği
14.12.2012
AK Parti Kürtlerini keşfediyor
11.12.2012
Yeni ‘Tarih Tezi’
07.12.2012
Suriye Ermenileri
04.12.2012
Kibir mabetleri
30.11.2012
Yerkürenin intihar süreci
27.11.2012
Çözüm büyükşehir değil adem-i merkeziyet
23.11.2012
Cuma notları
20.11.2012
Konfederal Avrupa’da Türkiye
16.11.2012
Varlık Vergisi’nin 70. yıldönümü
13.11.2012
Kent terörü
09.11.2012
İrlanda ölüm oruçları
06.11.2012
‘Hayatta olup, yaşamaktayız’
02.11.2012
GDO notları
30.10.2012
Türk standartları
26.10.2012
Cuma notları
23.10.2012
Doğu’nun modernite paradoksu
19.10.2012
Cuma notları
16.10.2012
Avrupa’nın barışı
12.10.2012
Cuma notları
12.10.2012
Askeriyenin kamusal meşruiyeti
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive