Ceren KENAR

Türkiye GAZETESİ



Bookmark and Share

Muhalif Kemalizm'in dine bakışı: “Gerçek İslam” el değiştirirken...


01.09.2014 - Bu Yazı 2352 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Atatürk'ün sayesinde, özgürlüğün adımıyım. Türk anası payesinde, aydın bir Türk kadınıyım.

İster yetmiş olsun yaşım, ilerici ve çağdaşım, yoksa haram olur aşım. Aydın bir Türk kadınıyım.

Mukaddestir mücadelem, yurt ağlarken nasıl gülem, son bulsun ıstırap, elem. Aydın bir Türk kadınıyım.

Allah'ımın izni ile, hayatımı versem bile, cahil diye düşmem dile. Aydın bir Türk kadınıyım.

Şükür ben de Müslümanım, tanrıya tamdır imanım, Türkiye'me kurban canım. Aydın bir Türk kadınıyım

Meş'aleyiz sönemeyiz, başka rejim denemeyiz, hilafete dönemeyiz. Aydın bir Türk kadınıyım...”

Güftesi ve bestesi Meliha Şen Sancakoğlu'na ait, yukarıda sözleri alıntılanan, “Aydın bir Türk kadınıyım” şarkısı “28 Şubat dönemi sanatının” ve “Kemalist sanat genre'nın” en öne çıkan parçalarından.

Şarkının sözleri, bir karikatür denilip geçilemeyecek kadar önemlidir. Zira bu güfte, Kemalist orta sınıfların kendilerini nasıl algıladıklarına dair bir manifesto işlevi gören bir metindir. Her cümlesinden ayrı bir doktora tezi konusu çıkacak bu şarkının, en çarpıcı kısmı ile Sancakoğlu'nun çağdaşlık ve dindarlık konusundaki görüşlerini aktardığı kısımlar olsa gerek. “İster yetmiş olsun yaşım, ilerici ve çağdaşım.  Allah'ımın izni ile, hayatımı versem bile, cahil diye düşmem dile. Şükür ben de Müslümanım, tanrıya tamdır imanım... başka rejim denemeyiz, hilafete dönemeyiz.”

Türkiyeli dindarların bir kısmı bu konuda farklı düşünebilir, lakin Kemalizm ateizm veya dinsizlik üzerine kurulu bir ideoloji değildi. Aksine “gerçek Müslümanlığı” sadece ve sadece kendi mensuplarına yakıştıran, “doğru İslam'ın” anahtarının kendi elinde olduğunu savunan bir ideolojiydi.

Kemalizm'in kurucu babalarının dindarlık veya İslam'la ilişkisinden bağımsız, Kemalizm kendi geliştirdiği “resmi İslam'ı” kitlelere dayatmayı amaçlayan bir devlet ideolojisiydi. Devletin kimliği gayrimüslimlere ve Aleviler'e karşı Sünni Müslüman, mütedeyyinlere karşı ise katı laikçi idi.

Atatürk bir yandan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde minberden cemaate hutbe okuyan ilk ve tek cumhurbaşkanıdır. Diğer yandan, Ezan'ı Arapça dışında bir dile çevirerek, ibadeti Arapça dışında bir yerel dilde (Türkçe) mecbur tutan, tek dünya lideridir.

Çelişkili mi? Evet ve hayır.

Kemalizm, bir yandan Müslüman kimliği, Türk olmanın ön şartı olarak saydı. Bu yüzden ne gayrimüslimler, ne Aleviler, ne de ateist veya Agnostikler hakiki Türk ve gerçek vatandaş olarak görülmedi. Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi bu ayrımın resmileşmiş bir tezahürü idi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu metinlerinden olan Lozan Anlaşması ile Türkiye'de azınlıkların sadece dini kimlik üzerinden tanımlanması ve gayrimüslümler olarak belirlenmesi tesadüf değildi. Varlık Vergisi gibi uygulamalarda gayrimüslimler için özel hazırlanan muameleler ile, hakiki vatandaşın sadece Müslüman olabileceği mesajını çok net verdi. Misyonerlik faaliyetlerini bir ulusal güvenlik sorunu olarak gördü. Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçen Türkiye vatandaşlarının, Türklüğe hakaretten yargılanması (eski TCK'nın 301. maddesi), Kemalizm'in Türk kimliğinden ne anladığını sarih bir şekilde göstermektedir.

Bununla beraber, Kemalizm iktidardayken, bu ülkenin mütedeyyin insanlarını da gerçek vatandaş olarak görmedi. Örneğin, “Kemalist fıkıh'a” göre, başörtüsünün dinde yeri yoktu. Dolayısıyla başörtülü kadınlar ne gerçek Müslümandı, ne de hakiki vatandaş. Cami imamlarına her Cuma okuyacakları hutbeler, Ankara'dan gönderildi. İrtica bir numaralı ulusal tehlikeydi. İrtica diye tanımlanan ise aslında devletin resmî dini yorumundan farklı bir dini anlayışa sahip olmaktı. Akademik sebeplerden dolayı Arapça ve Farsça öğrenenler fişlendi, devlet memurlarının içki içmesi bir liyakat unsuru olarak görüldü.

Kemalizm iktidardayken, laiklerin dindar bir ülkede siyaset yapma şekliydi. İktidarda uzun süre kalmasını, sınırlarını bilmesine borçluydu. Boyundan büyük işlere hiç girmedi. Günün sonunda pragmatizm ağır bastı, ezanın Türkçeleştirilmesi gibi tepki çeken uygulamalardan geri adım atmayı bildi. Bolşevik tarzı bir kültürel dönüşüm planı uygulamadı. Aksine dindarları bir şekilde sisteme bağlamaya da çalıştı. Bir yandan Mehmet Akif'in İslami tonları epey kuvvetli şiirini milli marş belledi, diğer yandan PKK ile savaşta ölen çocukları şehit ilan etti. Gerektiğinde okullarda zorunlu din dersi koydu. Aleviler ve gayrimüslimlere karşı uygulanan orantısız şiddeti üzerinden Müslümanlara “günün sonunda bu ülkenin gerçek vatandaşı sizsiniz” mesajı verdi.

Bu Kemalizm'in iktidarken dine bakışıydı, peki ya Kemalizm muhalefetken din ile ilişkisi nasıl gelişecek?

İlginçtir, son on yılda bu ülkede sadece dindarlar sekülerleşmedi, sekülerler de hızla sekülerleşti.  Meliha Şen Sancakoğlu, 28 Şubat'ta, Refah Partisine muhalefet ederken, aslında kendisinin de dindar olduğunu vurguluyordu. Muhtemelen bunu son derece samimi bir şekilde de söylüyordu. 28 Şubat döneminde, siyasi İslamcılığın görünür olması bu ülkede laikler açısından sadece siyasi rejim açısından bir tehdit değildi. Kendilerinin gerçek Müslüman olmadığını ima eden bir meydan okumaydı. Laik hayat biçiminin de İslami olduğu yönünde ‘fetva'lar veren, seküler din adamlarının bu dönem kadın programlarının demirbaşı olması tesadüf değildi.

Fakat işler değişiyor. Meliha Şen Sancakoğlu kuşağının çocukları, hem sekülerleşme hem de ifade özgürlüğü alanının genişlemesi nedeniyle, artık kendilerini din üzerinden meşrulaştırmıyor. Açıkça dine kayıtsız olduklarını, hatta ve hatta ateist ve agnostik olduklarını ifade ediyor. Doğan Gürpınar'ın, Serbestiyet'te yayınlanan, “Kemalizm, ateizm ve dine kayıtsızlaşma” başlıklı yazısında dediği gibi: “Böylece, bir epistemolojik kırılmanın akabinde İslam’la manevi bir bağı olan bu ulusalcı dalganın kitlesinin çocukları Türkiye’nin İslam’la herhangi bir rabıtası olmayan, dine kayıtsız, ya da din dışılaşmış ilk kuşağı olmuştur. Bu yeni kuşak, ebeveynlerinin ve özellikle annelerinin (“cumhuriyet teyzelerinin”) aksine “hakiki İslam” veya “daha hakiki Müslümanlık” iddiasında bulunmamaktadır. İslam’ı referans almamalarıyla ve bundan mahcubiyet duymamakla kendilerini ayrıştırmaktadırlar. Yani bir önceki kuşağa göre Türkiye’de kültürel makas açılmıştır. Bir önceki kuşakta spektrum üzerindeki dağılım daha dar bir aralığa yayılmaktayken, yeni kuşakta bu aralık çok daha genişlemiştir. Bu aslında çok kritik bir kültürel kırılma eşiğine denk gelmektedir.”

Bunda yanlış ve tuhaf bir şey yok. Ancak burada dine kayıtsızlaşma halinin nasıl tanımlandığı önemli. “Senin dinin sana, benim dinim bana”vari bir yaklaşım mı hakim olacak, yoksa eski kuşak Kemalizm vari bir hoyrat, hoşgörüsüz ve “tek doğru benim doğrumdur” anlayışı mı hüküm sürecek?

CHP özeline baktığımızda bir yandan başörtüsü meselesi gibi konularda daha hoşgörülü bir yaklaşım olduğunu görmek mümkün. Lakin bu resmin sadece bir yüzü.

Bu dinden kayıtsızlaşma ve ateistleşme dalgası, bir “misyoner ateist” kanadı da daha görünür hale getiriyor. Bu radikal, dogmatik ve misyoner ateizm Türkiye'ye özgü değil. Amerika'da Sam Harris, İngiltere'de Richard Dawkins gibi 19. yy ilkel pozitivizmini günümüz şartlarını uyarlayan temsilcileri ile, dindarlığın bir geri kalmış, cehalet unsuru olduğunu kanıtlamaya hayatını vakfetmiş insanların temsilcisi olduğu akımdan bahsediyoruz.

Bunun Türkiye'de yansıması ise neo-Kemalizm'in, klasik Kemalizm'den en temel farkı olacak.

CHP ve MHP'nin ortak adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun kampanyasının sloganlarını bulan bir ismin attığı tweet, bu farkın ne kadar derin olduğunu gösteriyor, “IŞİD: Gerçek İslam... İster inan, ister inanma...”

İlginçtir, gerçek İslam'ın IŞİD tarafından temsil edildiğini savunan iki grup var, birincisi IŞİD'in lider tayfası, ikincisi ise radikal İslamofobikler. Benzer şekilde İslam'ın özü itibari ile demokratik değerler ile uzlaşamayacağını savunan da iki grup var: Radikal İslamcılar ve İslamofobikler.

Bu görüşün yansıttığı derin cehalet ve ırkçı zihniyet bir yana, böylesi bir bakış açısı Kemalizm içi bir kırılmayı göstermektedir.

Kemalizm iktidardayken, “gerçek İslam'ın” kendinde olduğunu vadediyordu. Hatta ve hatta “gerçek İslam'ı” tekeline alıyordu. Muhalefette iken ise, en azından bir grubu, görünen o ki, “gerçek İslam'ın” en radikal unsurlar tarafından temsil edildiğini iddia edecek. Eski kuşak Kemalistler, hakikaten samimi bir şekilde, kendilerinin de Müslüman olduğunu kanıtlamaya çalışırken, dini dindarların itibarsızlaştırdığı iddiasında idi. Yeni kuşak Kemalistler ise, dinin kendisinin problem olduğunu savunurken, “gerçek İslam'ın” en radikal ve korkunç unsurlarda temsil edildiği iddiasındalar. Ve ılımlısı ve radikali ile İslam'ı tümden, külliyen reddetme eğilimindeler.

Klasik Kemalistler'in bile din konusunda daha hoşgörülü olduğunu düşündürten yeni bir radikal genç kitle geliyor. Bu kitlenin ideolojik mühimmatı, Orta Doğu'da yaşanan krizler, IŞİD gibi radikal örgütler olacak. Hedefi ise AK Parti, dindarlar ve Suriyeli mülteciler. Bu kitle Türkiye'deki dindarlardan ziyade, sekülerler için bir tehlikedir. Sekülerleri dindar çoğunluktan duygusal olarak kopartacak, marjinalleştirecek ve dogmatikleştirecek bir akımdır. Böylesi bir radikalizme bu ülkede ilk olarak Türkiyelileşmeyi arzulayan sekülerlerin itiraz etmesi gerekir...

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.7.2017
Musul sonrası DEAŞ
7.7.2017
Mülteciler üzerinden bir provokasyon girişimi
5.7.2017
Bir tuhaf Körfez politikası
4.7.2017
PYD'ye giden silahların akıbeti ne olacak?
27.6.2017
Türkiye Katar'ı niye destekliyor?
26.6.2017
Lübnan dağlarından bölgeye bakmak (2)
21.6.2017
Lübnan dağlarından bölgeye bakmak
7.6.2017
Körfez'de ipler nasıl koptu?
5.6.2017
Riyad zirvesi sonrası Körfez'de gerilim
2.6.2017
Kırmızı fularlı militarizm güzellemesi
30.5.2017
Brzezinski ve mirası
26.5.2017
Bir mütefekkir'in ardından...
18.5.2017
Türkiye ABD'den eli boş mu döndü?
12.5.2017
Google ve Zamanın Ruhu
4.5.2017
Sincar konusunda kim müttefik, kim düşman?
25.4.2017
İHH
19.4.2017
Referandum sonrası fırsatlar
17.4.2017
Durum tespiti
13.4.2017
Trump ters köşe yapar mı?
11.4.2017
Esad neden kimyasal silah kullanıyor?
10.4.2017
Çok az, çok geç
4.4.2017
Sykes-Picot'dan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi -3-
30.3.2017
Sykes-Picot'tan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi: (2)
28.3.2017
Sykes-Picot'dan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi
22.3.2017
Türkiye aleyhine çalışan bir Türk lobi!..
21.3.2017
PKK'yı sadece Batı mı destekliyor?
16.3.2017
Patron kim?
14.3.2017
Rakka'yı PYD neden
17.8.2015
İş kitapta yazana uymayınca
6.8.2015
Buz gibi darbe...
4.8.2015
“Yeni Türkiye”nin “Eski” Akademisi
27.7.2015
Ateşkesi kim bitirdi?
20.7.2015
Kral'ın selamı
29.6.2015
Lèborîna me dixwazin Kobanê(*)
23.6.2015
Kaçırılan fırsatlar...
22.6.2015
Babalarını seven kızlar
18.6.2015
Nazmiye Hanım...
15.6.2015
HDP hangi direnişi destekliyor?
11.6.2015
Başarılı seçim kampanyası nasıl yapılır?
5.6.2015
Dedemin Sandığı
2.6.2015
Şaibeler, şaibeler...
30.5.2015
Tırlarda saklanan sırlar
28.5.2015
27 Mayıs 1960 darbesi: Türkiye Cumhuriyet'inin “ilk günahı”
27.5.2015
Diyanet kapatılmalı mı?
25.5.2015
NATO zaten görevde
18.5.2015
Bana “gericiliğin” resmini çizebilir misin?
12.5.2015
Yalanın maliyeti olmayınca...
11.5.2015
“Batı'nın Dostu, Türk teröristlerin düşmanı”
4.5.2015
Devrimi işçiden çalmak...
28.4.2015
Irak Şam Baas Devleti
27.4.2015
Bizim kahramanlarımız kim?
21.4.2015
Kavgacı Sultan ile vizyonerlik arasında: Turgut Özal'ı dünya nasıl bilirdi?
20.4.2015
Turgut Özal'ı nasıl bilirdiniz?
16.4.2015
Yeni Türkiye sözleşmesinde yeni ne var?
14.4.2015
Ferhunde Hoca...
7.4.2015
Yeni bir İran'a doğru?
06.04.2015
Stockholm Sendromu avuntusuna kaçmadan Alevi meselesi...
02.04.2015
Taşeron terörünü muhalefet bilmek...
31.03.2015
Yemen meselesinde Türkiye nerede durmalı?
26.03.2015
Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır...
17.03.2015
Türkiye niye "günah keçisi?"
09.03.2015
F-4 kazaları: İhmal mi, kaza mı?
05.03.2015
Benim için 28 Şubat: Bir ahlaki panik hikâyesi
03.03.2015
#Yargılanacaksınız
02.03.2015
Kürtler sizi sattı mı?
26.02.2015
CHP seçmeni bunu hak ediyor mu?
24.02.2015
İran'da darağacında Kürt siyaseti
23.02.2015
Şah Fırat Operasyonuna dair notlar
19.02.2015
Türkiye’de siyasi kutuplaşma: Çelişkileri keskinleştirme
17.02.2015
Seferberliğe hazır mıyız?
16.02.2015
Gerçekten de masum değiliz hiçbirimiz...
13.02.2015
Katil Müslüman çıkmayınca...
09.02.2015
IŞİD’i yenmek için uluslararası düzeyde bir strateji yok
03.02.2015
Siyasi rakipler ortak bir gelecek kurabilir mi?
02.02.2015
Kral öldü yaşasın yeni Suudi Arabistan mı?
29.01.2015
Alan elden veren ele: Erdoğan Somali'de umut olurken
22.01.2015
Türkiye-Afrika ilişkileri: Umut kıtasıyla gelişen bağlar...
19.01.2015
Brüksel'de iki farklı Davutoğlu portresi
12.01.2015
“Aydınlanmış” ırkçılık: Anti-Semitizm'den İslamofobi'ye
08.01.2015
Bir karikatür onlarca cenaze...
06.01.2015
2015 IŞİD'in sonu mu olacak?
05.01.2015
“Demokrasi samimiyet ve cesaret ister”
25.12.2014
Burçlara inanmak terakkiye mani midir?
23.12.2014
Bir soykırım mağdurunun İsrail eleştirileri...
22.12.2014
Bir zamanlar Anadolu'da...
19.12.2014
Avrupa Birliği ve Türkiye: Amaç üzüm yemek mi cidden?
15.12.2014
Petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye'ye olası etkileri
11.12.2014
Catch the Midnight Express[i]
09.12.2014
Ergenekon'la yüzleşmek...
08.12.2014
Cehennem ile realpolitik arasında Halep
02.12.2014
Ferguson vs Gezi...
01.12.2014
Danke Tuğçe, Seni Seviyoruz
25.11.2014
Suriye krizinin son kurbanı Chuck Hagel
24.11.2014
“Onlar” bizim vatandaşlarımız!
18.11.2014
İslamcı faşizm mi, yeni Wilson'culuk mu?
17.11.2014
D-8'den G-20'ye: Değişen gömlekler, büyüyen hedefler...
13.11.2014
Kemalizm'i ilk üç gün ben de eleştirmiştim...
10.11.2014
Amerikan ara seçimleri: Obama için kötü, Ankara için iyi haber
04.11.2014
Orta Doğu'da “liberaller”: Bir hayat biçimi olarak liberalizm
03.11.2014
Bizi Goebbels ile tanıştıran Cumhuriyet “gazetesi”...
30.10.2014
Direnmek mi, yönetmek mi? Belki de bütün mesele bu...
29.10.2014
90'ların bedelini barışla ödemek...
27.10.2014
6-7 Ekim sonrası Diyarbakır
23.10.2014
Nejat...
14.10.2014
Yalandan ölmek
07.10.2014
PYD kendi davasına neden hizmet etmiyor?
06.10.2014
Kırıklarla dolu bir karne...
02.10.2014
12 Eylül ve İslamcılık: Hangi Türk-İslam sentezi?
30.09.2014
Partizanlık yeni ırkçılık mı?
25.09.2014
Dünya Beşten Büyüktür!
22.09.2014
Rehine kurtarma operasyonuna dair neyi biliyoruz, neyi bilmiyoruz?
15.09.2014
ABD teröre karşı savaşı nasıl kaybetti?
08.09.2014
Dinin “sivilleşmesine” hazır mıyız?
02.09.2014
İdeolojik olmayan dış politika olur mu?
01.09.2014
Muhalif Kemalizm'in dine bakışı: “Gerçek İslam” el değiştirirken...
28.08.2014
Sorumluluk...
26.08.2014
Aptallar için 'İslam' kitabıyla 'Cihad'a gitmek
25.08.2014
IŞİD'cilerimizi sana gönderiyoruz, icabına bak Türkiye
21.08.2014
Ankara, Orta Doğu'da nasıl haklı çıktı?
19.08.2014
Orta Doğu'yu yanlış okuyan Ankara...
18.08.2014
Irak'ta yeni dönem: Haydar el-İbadi başbakan
12.08.2014
Belki de CHP'nin ihtiyacı olan şey bir ideolojidir?
11.08.2014
Erdoğan ne kadar iktidarda kalacak?
05.08.2014
Favori katiller, favori diktatörler
04.08.2014
Mavi Marmara baskını Mısır istihbaratının sabotajı mıydı?
29.07.2014
Gazze sahili çocuk cesetleriyle dolu!
24.07.2014
Gazze'de Pers Oyunları
21.07.2014
Ama Hamas da...
15.07.2014
Sağ İsrail, ölü Filistin: İsrail'de sağ nasıl yükseldi?
14.07.2014
İçimizdeki Le Pen'ler...
07.07.2014
Cumhurbaşkanı Adaylarının Dış Politika Karnesi: Ekmeleddin İhsanoğlu
30.06.2014
Araplar bizi arkamızdan vurdu mu?
26.06.2014
Saddam'ı Hatırlamak... -2-
24.06.2014
Saddam'ı Hatırlamak... (1)
19.06.2014
CHP kendi seçmenini neden sevmiyor?
17.06.2014
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) nasıl büyüdü?
16.06.2014
CHP milletvekillerinin IŞİD iddiaları
12.06.2014
Irak Şam Terör Devleti
09.06.2014
Esad ile centilmenlik anlaşması....
05.06.2014
Suriye'de “seçim”: Amerika'nın seçimi
03.06.2014
Anti-demokrat Enternasyonel
02.06.2014
Çatışma medeniyetler arasında mı, yoksa içinde mi?
29.05.2014
Farklı bir Cumhurbaşkanı portresi: Mehmet Ali Talat
27.05.2014
Bir “Kış Uykusu” olarak Twitter âlemi
22.05.2014
Kemalizm neden kaybetti?
19.05.2014
Ütopya ve gerçek arasında kömür tartışması...
28.04.2014
İfrat ve tefrit: “Kahrolsun ABD emperyalizminden, Yankee come home'a” (*)
06.02.2014
"Siyasal İslam"ın geleceği...
03.02.2014
“Siyasi İslam” ve AK Parti deneyimi
21.01.2014
Brüksel'de haydi bir daha...
16.01.2014
Deja Vu, 1991 Irak!
26.12.2013
Doğan Tarkan
24.10.2013
Lübnan’da kaçırılan Türkler: Hatalar, efsaneler ve manipülasyonlar -1-
22.10.2013
Rehine müzakeresi seçim kampanyası olduğunda
21.10.2013
Hakan Fidan ve Suriye Meselesi
17.10.2013
Shakespeare nasıl Şeyh Zubeyr oldu?
15.10.2013
Bir ideoloji ne zaman çöker?
14.10.2013
Suriye’deki Nusayriler’i kim koruyacak?
10.10.2013
Bir hükümet krizi aslında muhalefet krizi olabilir mi?
01.10.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet -3-
30.09.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet (2)
27.09.2013
Birleşmiş Milletler’de neler oluyor?
26.09.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet (1)
23.09.2013
Türkiye medyasının değişmeyen angajman kuralları
19.09.2013
Bosna Savaşından Suriye’ye Türkiye Medyası
18.09.2013
Yeni Türkiye'nin Yeni Orta Doğu'su
30.04.2013
Ma’a salama Taraf...
23.04.2013
Selefîlik (1)
15.04.2013
Müdahalesizliğin bedeli...
01.04.2013
Türkiye’nin yüksek öğretimle imtihanı
25.03.2013
Her yol Suriye’ye mi çıkıyor
18.03.2013
Halepçe
04.03.2013
Süreci Hatay’dan okumak
25.02.2013
Şii ‘uyanışından’ Sünni ‘uyanışına’
18.02.2013
Kayıp imamları ararken...
04.02.2013
Hayır, en asli unsur biziz!
28.01.2013
Kötü bir ‘emperyalizm’ sınavı
21.01.2013
Amerika mı İsrail’i, İsrail mi Amerika’yı yönetiyor (2)
14.01.2013
Amerika mı İsrail’i, İsrail mi Amerika’yı yönetiyor? (1)
07.01.2013
PYD kiminle hareket edecek? Öcalan’la mı Esed’le mi
31.12.2012
Suudi Arabistan tekrar Hicaz olur mu
24.12.2012
Ortadoğu Hıristiyanları
17.12.2012
Amerika’nın yeni Dışişleri bakanı
10.12.2012
Komşuda pişen iç savaş Lübnan’a da düşüyor
03.12.2012
Mısır’da ne oluyor
27.11.2012
Gazze’de hayat enkazın ortasında sürüyor
12.11.2012
Bir Ortadoğu folkloru olarak komploculuk
05.11.2012
Amerika’dan Suriye muhalefetine balans ayarı
29.10.2012
Dört soruda Beyrut patlaması ve Visam el-Hasan suikastı
15.10.2012
İsrail ve Hizbullah arasında bir kazan-kazan politikası
08.10.2012
Savaşa hayır demek için muhalefeti silahlandırın
01.10.2012
Edward Said
24.09.2012
Ortadoğu’da mezhep ekseni
18.09.2012
“Şii hilali” ve “Sünni dolunayı” ortasında Lübnan/21.05.2012
18.09.2012
Washington’dan Suriye’ye bakmak/14.05.2012
18.09.2012
Suriye hakkında sık sorulan sorular.../30.04.2012
18.09.2012
Mısır’da da denize düşen askere sarılıyor/23.04.2012
18.09.2012
Türkiyeli turistlerin Beyrut ile imtihanı/09.04.2012
18.09.2012
Kısa Süren bir Dostluk: AK Parti- Hizbullah İlişkisi/02.04.2012
18.09.2012
Türkiye medyasının Ortadoğu sefaleti/ 26.03.2012
18.09.2012
Suriye bölünür mü/ 19.03.2012
17.09.2012
Bir film onlarca cenaze
03.09.2012
Suriyeli mülteciler
27.08.2012
Özgür Suriye Ordusu kimlerden oluşuyor
20.08.2012
Lübnan’da kaçırılan Türkiyeliler: Olmayan bir devlet ve Mukded ailesi gerçeği
13.08.2012
Lübnan’ın Ergenekon davası
06.08.2012
Kofi Annan
30.07.2012
Türk sorununu çözebilecek miyiz
23.07.2012
Yani silahlar Suriye’den geliyordu, öyle mi Seyyid
16.07.2012
Arap devrimlerinin hâlâ umudu var
09.07.2012
Esed Rejimi, Nusayrilik ve Suriye…
02.07.2012
Esed rejimi çöküyor mu
18.06.2012
Esed’le centilmenlik anlaşması
11.06.2012
Kaçırılan Şii hacılara ne oldu
04.06.2012
Fas için “yetmez ama evet” vakti
28.05.2012
Suriye’ye önerilen Yemen mi, yoksa Ruanda modeli mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive