Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'


18.02.2014 - Bu Yazı 1956 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 "Bazen soruyorum kendime; 'Bu ülkede kepaze olmadan yaşlanmak neden mümkün değil' diye..."

Bu satırlar, Markar Esayan'a ait. Yeni Şafak'taki köşesinde "medya eleştirilerinin itibarsız" olduğunu da öne sürdüğü "Medya Şirretliği" başlıklı yazısından.

Ülkeyi bilmem, ama medya seçkinleri için isabet kaydeden bir soru bu; medyada kepaze olmadan yaşlanmak neden mümkün değil?

Ve Markar Esayan'ın hikâyesi, cevap seçenekleri arasında ışıl ışıl parlıyor.

Defalarca niyet edilip vazgeçilmiş bir yazı bu.

Neden, bugün epey uzayan bu yazıdan defalarca vazgeçildi?

Nihayet, "dün neler yazmıştın, bugün neler yapıyorsun" diyecek, yakın zamanlara kadar "aşağılık kompleksli, tek adam zihniyetli, kibirli, totaliter" ve daha bir dizi sıfatla da andığı bir Başbakan için kat ettiği mesafenin karşılığı ne olabilir, sorusunu önüne koyacaktınız. Ama şu kısacık zaman yolculuğunda o kadar çoğaldılar ki, özel olarak hiçbirinin önemi kalmadı.

Doğrusu, cevap arayan bir soru da yoktu ortada. Başbakan için kat edilen mesafenin karşılığı ne olabilir ki? Artık "devlet adamı" gibi konuşmalarla çıkılan malum televizyon kanallarında sürekli ağırlanmak, midenin akla ve vicdana karşı medyada gelenekselleşen zaferi ve belki de kendini Başbakan'la aynı kadrajda gören gelecek hayallerinden başka ne olabilir?

Yanlış anlaşılmasın, Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında iyi düşüncelere sahip olmak değil mesele. Zaten kendisi de bir "koalisyon" olan insan için salt iyi veya salt kötü düşünceler ne kadar sağlıklı olabilir? Ve düşünceler elbette değişir, gelişir.

Mesele, neyi veya kimi savunduğunuz değil, bunu ne için yaptığınız? İşte Esayan da, bu soruyu meşru kılan epey acıklı bir hikâye olarak cereyan ediyor.

 

'Porno' yalanına tenezzül

 

AKP üç genel seçim, iki yerel seçim, iki de referandum olmak üzere sandıktan peş peşe yedi zaferle çıkmış, önümüzdeki ilk seçimin de favorisi olan, kudretli bir parti. Ancak meşruiyetini sandıktan alan bu kudretin, Gezi Parkı ve 17 Aralık süreci örneklerinde olduğu gibi birçok meselede "kaba kudret"e de dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz.

Bunun son örneğini; interneti, internette haberciliği yürütmenin gözetimi altına almaya yönelen, internet kullanıcılarının trafik bilgilerini yargı kararı olmadan yürütmenin emrine amade eden yasada görüyoruz.

Markar Esayan, geçen hafta bu yasayla ilgili olarak Yeni Şafak'taki köşesinde iki yazı kaleme aldı. Bu yazıya da neden olan iki yazı.

Esayan bu yazıların "Takıntıma dokunma" başlıklı (12 Şubat 2014) ilkinde, kendi ağırlığıyla yuvarlandığı uçurumun en dibine inebildi, kendisinin kullanmayı çok sevdiği ifadeyle en "kepaze" çarpıtmalara tenezzül edebildi.

Esayan, yazısında önce, 2011 yılında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) uygulamaya koyduğu internete devlet filtrelerine karşı yapılan protestoları hatırlatıyor ve"ortalığın 'pornoma dokunma'lardan geçilmediğini" öne sürüyor. Oysa, protestoların önemli nedenlerinden birisi, BTK Başkanı Tayfun Acarer'in de kabul ettiği "kararda yanlış anlamalara yol açacak ifadeler"di. Zira, yeni uygulamayla devletin ücretsiz sağlayacağı filtreler sayılırken "çocuk" ve "aile" filtrelerinin yanı sıra bir de "standart" profilden söz ediliyordu. Ancak "standart" profilin, "yeni bir filtre olmadığı, hiçbir filtreyi kullanmak istemeyen kullanıcıların mevcut internet düzenini sürdürmesi anlamını taşıdığı" daha sonra açıklandı. BTK, "standart profil"in yanlış anlamalara yol açan bir isimlendirme olduğunu kabul etti ve zaten daha sonra bu ifade kullanılmadı.

Aynı yazıda "özgürlükleri pornoya indirgeyen bir sığlık sergilendi" ifadesini de kullanabilen Esayan, o sıralarda nerelerde dolaşıyordu da "ortalık pornoma dokunma"lardan geçilmiyordu" acaba?

 

Porno ve müstehcen içerik yıllardır yasak

 

Esayan, yazısının devamında aynı "kepaze" çarpıtmayı yeni yasayı savunurken yaptı ve yeni düzenlemeleri eleştirenlerle sözüm ona  "Pornomuza' kesinlikle dokunmuyorlar" diye alay etmeye yeltendi.

Peki neden "kepaze" bir çarpıtma?

Birincisi; yeni yasa veya 2011'deki internet filtrelerinden bağımsız olarak pornografik içeriklere Türkiye'den erişim, idare ve yargı tarafından bulunduğu her noktada engellendi, engelleniyor.

İkincisi; Mayıs 2007'de yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca, bırakın "pornografik" içeriği, bir yayının "müstehcen" bulunması durumunda bile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), yargı kararına ihtiyaç duymadan, derhal, doğrudan erişim engellemesi yapabiliyor, yapıyor. Bu tür içerikler için hiçbir yeni yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmuyor.

Yani internette özellikle haberciliğe yargı denetimi dışında kısıtlamalar getirecek bir düzenleme için Markar Esayan ve maiyetteki gazetecilerin divana uzanmış gibi sayıkladıkları "pornografi"nin, ne internet filtreleriyle, ne de yasal düzenlemelerle hiçbir ilgisi yok. Yoksa, tövbe estağfurullah, Başbakan Erdoğan "Deniz Baykal görüntülerini yayından derhal kaldırttığını" ilan ederken yalan söylüyor ya da yasadışı bir iş yaptığını mı itiraf ediyordu! Elbette hayır, sadece 2007'den beri yürürlükte olan yasanın verdiği yetkiler kullanımıştı.

 

'Pornomuza kesinlikle dokunmuyorlar' alayı

 

Esayan'ın, yeni yasaya ilişkin önemli bir iddiası var. Kimsenin içerikle ilgilenmediğinden hareketle "Lüzumsuz bir şey yaptım ve yasayı inceledim" diyor. İncelemeden çıkardığı sonuçlardan biri, yukarıdaki "porno" tenezzülü bölümünü de içeriyor, okuyalım:

"Bugünkü internet yasa tasarısına (yasalaştı, D.A) gösterilen tepkinin de nedeni yasanın içeriği değil, şu anki darbe süreci içinde işlevsel bulunmuş olması. Hep aynı üç kişiyle görüşüp açıklama yayınlayan Human Rights Watch (HRW) gibi kurumların açıklama yaparak aynı dalga boyuna düştüğüne bakmayın. Yasada düşünce ve ifade özgürlüklerini paramparça edecek, bizi engizisyon çağına geri götürecek, kız çocuklarını tekrar toprağa gömeceğimiz bir kötücüllük yok. Hele hele 'pornomuza' kesinlikle dokunmuyorlar."

Yasadan çıkardığı diğer sonuçları ikinci yazısında anlatıyor. "Algıları Ayarlama Merkezi'nden İnternete: Ya Benimsin ya da Kara Toprağın" başlıklı bu yazı (13 Şubat 2014) şu satırlarla başlıyor:

"Ve pek tabii ki, internet yasa tartışmalarını, içinde bulunduğumuz 17 Aralık ve seçim sürecinden ayrı düşünmeyeceğiz. Dün özetlediğim 'Düşman ne yaparsa karşı çık' şablonu dışında, İnternet Yasası'ndaki değişikliklere bu şiddetli itirazın ve Sayın Gül'e tam saha presin stratejik bir anlamı var."

 

'Totaliter Erdoğan'ın supabı vesayet'

 

Esayan'ın yazısındaki bu pozisyon tarifinden sonra, sıra yasaya itiraz edenlerin "zekâ"larına "ağlak kampanyaları"na geliyor. Okuyalım:

"Şimdi de, Sayın Gül üzerinden ağlak bir kampanya var yasanın veto edilmesi için. Hani o kadar zekâ ile dolular ki, arka planı bir kendilerinin gördüğünü düşünüyor olmalılar ya da çaresiz... Sanki Cumhurbaşkanı Gül, yasanın içeriğini anlamaktan, değişikliğin üzerine oturduğu siyasi bağlamı fark etmekten aciz..."

Esayan, yeni internet yasasına muhalefet ve veto talebini, "Gül'ün yasayı anlamaktan aciz olduğu varsayımına" tercüme ediyor.

İddianın tuhaflığı bir yana, kendisi bu çizgide biri mi peki?

Esayan'ın tenezzül ettiği lisanla, araya "parça" atalım. Şu satırlar, "Esayan'ın Taraf versiyonu"ndan, tarih 6 Ağustos 2012:

"Gül, Erdoğan’ın ustalık döneminden hiç memnun değil. Kibirli ve özgüven patlaması hâlindeki totaliter tavır ve tercihleriyle, AK Parti’nin reformcu misyonunu kaybettiğini, pek çok fırsatın kaçırıldığını, özellikle şike, Uludere, kürtaj vs. gibi konularda ciddi hatalar yapıldığını düşünüyor. Erdoğan’a içten içe çok kızdığına eminim doğrusu.

(...)

Vesayet baskısı Erdoğan’ın totaliter yönünü kontrol altında tutan bir emniyet supabıydı. O dönem ile bu dönem arasında vefanın yorumlanmasını sağlayacak şartlar da tamamen farklı."

Bu mazi artığı da ne böyle! Daha dünkü Esayan, bugünkü Esayan'a ne yapmaya çalışıyor? Sanki Gül kendisini ifade etmekten "acizmiş" gibi onun düşüncelerini yazmış, Erdoğan "totalitermiş" ve "vesayet baskısı" Erdoğan totaliterizmine karşı bir "supap"mış!

 

Yasanın en önemli sorunu yazıda yok

 

"Bir-iki sıkıntı olduğunu, incelemeyi sürdürdüğünü" söyleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den farklı olarak Esayan yasada hiçbir sorun görmüyor. Yasanın öngördüğü şekilde kişilik hakları ve özel hayat ihlallerinin sanal alemde engellenmesinden daha doğal ne olabileceğini söylüyor. İhlal varsa elbette  engellenmeli. Ama kim engelleyecek? Bir hukuk devletinde yargı dışında bir ifade özgürlüğü denetimi olabilir mi?

Yasa tam da bu noktada sorunlu. Ve tam da bu nokta, "yasayı incelediğini" öne süren Esayan'ın yazısında yok! Yani yasayla getirilen, "özel hayat ihlali olduğu düşünülen ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın emriyle doğrudan ve derhal içerik çıkarma yetkisi", yasayı eleştirenlerin zekâlarıyla sözüm ona alay eden Esayan'ın incelemesine takılmamış.

Hükümetin atadığı bir bürokrat, yargının bile on yıllardır üzerinde standart içtihatlar geliştirmekte zorlandığı özel hayatın sınırlarını, bu sınırların kim için nerede başylayacağını, özel hayat ihlali yapılıp yapılmadığını nasıl belirleyecek? Örneğin yasal telefon dinlemesiyle hükümet üyesi babasına "Evde üç beş kuruş var, yani 1 trilyon" diyen bir tutukluya ilişkin haberler "özel hayat ihlali" sayılacak mı, sayılmayacak mı?

Elbette sayılacak. Zaten mevcut halde bazı yayın yasaklarına ilişkin yargı kararlarında bile bu içerikler "özel hayat" sayılıyor.

 

Bir yazıda saklanan ikinci büyük sorun

 

Esayan, yasadaki bu bölümü bilerek atladığını belli eden bir çarpıtma da yapıyor. Yazısının sonunda,  "Acil durumlarda Adalet Bakanı'nın erişim engelleme yetkisi isabetli bir kararla tasarıdan çıkarılmış durumda" diyor. Bakanın erişim engelleme yetkisi isabetsizse, bakan emrindeki bürokratın engelleme yetkisi de isabetsiz olmalı değil mi? Ama Esayan, cümlesini orada bırakıyor ve TİB Başkanı'nın doğrudan engelleme yetkisini yazısından esirgiyor.

Bu ayıklamaya rağmen Esayan'ın "yürütmenin doğrudan içerik engelleme yetkisinin isabetsiz olduğu" tespiti yerinde. Ve aklıyla vicdanını kiraya vermemiş hiç kimse için bu tespit, yani itiraz "pornomu engelleyecekler" gibi gizlenmiş bir niyetin işaretini taşımıyor!

Esayan, "incelediği" yasanın en sorunlu ikinci bölümünü de atlamış. Diyor ki,

"İnternet trafiğindeki kişisel verilerin 6 ay ile 2 yıl arasında saklanması ise, AB'nin konuyla ilgili direktifinin birebir aynısı, pek çok Batılı ülkede bu süreler çok daha uzun."

İki yıla kadar veri saklama mevcut yasada da var. Ancak yeni yasada bütün internet kullanıcılarının trafik bilgilerinin; yani hangi siteyi ziyaret ettiklerinin, o sitelerde ne kadar kaldıklarının ve internette kimlerle temasta olduklarının bilgilerinin istemesi halinde  "yargı kararı olmadan" TİB'e, yani idareye teslim edilmesi öngörülüyor. Bir hukuk devletinde, idarenin, nüfusun tamamına yakınının özel bilgilerine doğrudan sahip olması kabul edilebilir mi?

Mevcut yasadaki hükmü yeni yasanın AB paralelindeki düzenlemesiymiş gibi tekrar eden Esayan'ın yazısında bu "yargıdan kaçırma" meselesi yok.

Esayan'ın özenle atladığı bu nokta önemli. Zira yasanın en büyük çifte standardı burada. Bir yandan idareye yargı kararı olmadan içerik çıkartma yetkisi "özel hayat ihlallerini engelleme" gerekçesine dayandırılırken, diğer yandan on milyonlarca insanın trafik bilgilerinin idareye teslim edilmesi gibi kabul edilemeyecek bir kitlesel özel hayat ihlali düzeni getiriliyor.

 

Başbakan'a MİT sorusunu sorabildi mi?

 

Taraf gazetesi yazar ve yöneticileriyle birlikte telefonlarının "sahte isimle" dinlendiği ortaya çıktığında ne yazmıştı Esayan, hatırlıyor musunuz? 9 Şubat 2012 tarihli Taraf'taki yazısından hatırlayalım:

"Taraf’tan Ahmet Altan, Yasemin Çongar, ben ve o zaman Taraf yazarı olan arkadaşımız Amberin Zaman ile birlikte Mehmet Altan da kod isimlerle, yani isimlerimiz saklanarak çıkartılan mahkeme kararlarıyla MİT tarafından dinlenmiş. 2008 ve 2009 yıllarına ait dinleme kararları 11. ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş. Benim kod ismim Vahan ve Hossain Seyfullah... MİT bizleri yabancı casuslar gibi gösterip yasadışı dinleme yapmış, bu dinlemeler daha sonra da devam etmiş olmalı. Mahkeme aşamasında dinlemeleri kimin talep ettiği, müsebbipleri ve ayrıntıları ortaya çıkar nasıl olsa. Reformlar konusunda patinaj yapan, devletin sadece asker değil, her kurumuyla temizlenmesi, derinlerinden boşanması konusunda tereddütlü davranan ve böyle bir devlete sahip çıkan hükümet de, umarım, yaptığımız eleştirilerin haklılığını kabul eder ve gereklerini yapar."

Malum, Erdoğan, sahte isimlerle dinleme yapan MİT mensupları hakkında "yargıyı yanıltmak, görevi kötüye kullanmak, evrakta sahtecilik" iddialarıyla takibat yapmak isteyen savcılığa "soruşturma izni" vermedi. Ancak bu sırada, Taraf'tayken "bu devlete sahip çıkma" diyen Esayan Yeni Şafak'a geçmiş, "Türkiye'nin Erdoğan ile 10 yıldır mucize yaşadığını" yazmaya başlamıştı. Nitekim Esayan, 4 Ocak'ta Dolmabahçe'de yüzyüze geldiği Erdoğan'a, kendisini sahte isimle dinleyenler için neden soruşturma izni vermediğini ihtimal sormadı, soramadı. Zira bu konuda hiçbir şey yazmadı. Ama Başbakan'la kendisinin de aralarında bulunduğu gazetecilerin 4 Ocak buluşmasını anlatırken "basına kapalı toplantı" gibi tuhaf ifadeler de kullandığı yazısında "devlet ciddiyeti" övgüsü vardı:

"Sorulara verilen cevaplar itibarıyla, panikle hareket eden değil, hükümet etmenin ve devlet olmanın ciddiyetine bağlı bir görüntünün ortaya çıktığını söyleyebilirim."

 

Taraf'taki 'kahraman' Yeni Şafak'ta 'darbeci' oldu

 

"Taraf'taki Esayan" 31 Mart 2011'de, Ergenekon dosyasından alınmasının ardından"Teşekkürler Savcı Öz" başlıklı yazısında "Ahmet Şık depreminin Zekeriya Öz'ü tasfiye ettirdiğini" öne sürmüş ve şöyle bağlamıştı:

"Savcı Zekeriya Öz'e milletçe büyük bir teşekkür borçluyuz.

(...)

Kim bilir, gün gelir devran döner, Öz'ü İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı olarak da görürüz.

Adalet varsa!"

Malum, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu yönetmesinin ardından Öz, Başsavcıvekilliği'nden düz savcılığa indirilerek Bolu'ya sürüldü.

Ve yayımlanmamış kitabı yüzünden tutuklanan gazeteci Ahmet Şık'a yaptığı operasyon için Zekeriya Öz'ü göklere çıkaran Esayan, şimdilerde Öz'ün başlattığı yolsuzluk operasyonunun "bir komplo", "bir darbe girişimi" olduğunu savunabiliyor.

O kadar çok şey var ki bu tırtıklama peşindeki acıklı, bu bulantı veren, bu "kaza namazı" dolu hikâyede, ama artık yeter.

Yeni yılın ilk yazısında, demiş ki; "insan bir zaman kumbarası gibidir..."

Kumbaranda başka şeyler de olmalı Markar Esayan.

Bir insan kendi kendisine bu kadar mağlup olmayı göze almışsa, başka şeyler de olmalı.

Ne dersiniz; kepaze olmadan yaşlanmak neden mümkün değilmiş?

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
1 0
Hrac Madooglu 18.02.2014 - 00:09:59
Haklisiniz, Markar Bey Taraf'tan ayrilali beri ruhunu seytana satmis gibi. Her ne pahasina olursa olsun Erdogan'i savunmak ve bunu yaparken de herkesi ahmak yerine koymaktan yorgun dustu. Kendisi icin acikli bir durum.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8