Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?


27.10.2014 - Bu Yazı 1471 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Celalettin Cerrah ve Hrant Dink cinayetinde ihmalden kasıta uzanan boyutta suçlanan polisler hakkında soruşturma yolu nihayet açıldı.

Bu ülkeyi idare edenlerin yedi yıl boyunca engelledikleri, adalet arayışının sürgün edildiği Brüksel’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği mahkûmiyet kararlarından sonra açılabilen bir soruşturma bu.

Hikâye malum. 19 Ocak 2007'de katledilen Hrant Dink'in ailesi, cinayette ihmalleri olduğunu düşündükleri eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör, eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve o sırada İstanbul emniyetinde görevli polis memurları Bülent Köksal, İbrahim Palaİbrahim Şevki EldivenVolkan AltunbulakBahadır Tekin ve Özcan Özkanhakkında 2011 yılında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Valiliği'ne başvurarak "soruşturma izni" istedi. Evet, memlekette vaziyet hâlâ bu. Devletin vatandaşına doğrudan açılabilen soruşturma ve davalar devletin memuru söz konusu olduğunda izne tabi!

Her şeyi bir kenara bırakın, sadece cinayetten yaklaşık bir yıl önce Trabzon'dan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilen "Yasin Hayal'in Hrant Dink'i hedef alan bir saldırı hazırlığında olduğu" yolundaki istihbaratın iç  edilmesi bile bu soruşturmaların açılmasını gerektiriyordu. Bu istihbarata rağmen İstanbul emniyeti göz göre göre Hrant Dink'in öldürülmesini seyretti.

Emniyet sorumluluğunu kabul etmiş oldu!

İstanbul emniyeti, aslında cinayetteki sorumluluğunu kabul etti! Evet, kabul etti. Zira cinayetten sonra, sorumluluğunu gizlemek için, Trabzon'dan gelen uyarı üzerine Yasin Hayal'in İstanbul'daki abisinin yanında olup olmadığının kontrol edildiği yolunda tutanak düzenledi. Ancak bu tutanağın "sahte" olduğu, Hayal'i kontrol ettiği öne sürülen polis memurlarının aynı gün başka bir yerde görevli oldukları ortaya çıktı. Tek başına bu sahte tutanak bile, İstanbul emniyetinin cinayetten yaklaşık bir yıl önce yapması gereken önleyici çalışmayı yapmadığını, eğer kasıt yoksa bu ihmalin Dink'in hayatına mal olduğunu dolaylı olarak kabul ettiğini gösteriyordu.

İstanbul Valiliği, bu tabloya rağmen Emniyet Müdürü, İstihbarat Müdürü ve diğer polisler hakkında soruşturma izni vermedi, vermeyebildi. Söz konusu olan "devletin seyrettiği cinayette öldürülen bir Ermeni" ise, polisin kusuru teferruat olmalıydı! Elbette, hükümetin bilgisi dahilinde bir karardı bu, zira soruşturulmasına izin verilmeyen bazı isimler daha sonra hükümet tarafından ödüllendirildi. Bu ödül meselesine döneceğiz.

Valilik soruşturma izni vermeyince İstanbul Başsavcılığı "kovuşturmaya yer olmadığı"na karar verdi ve polisler hakkındaki dosyayı kapattı. Dink ailesinin, valilik kararına idari yargıda yaptığı itiraz da reddedildi.

İzleyen süreçte, AİHM'de "kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle de Türkiye'yi mahkûm ettiren Dink ailesi, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, "kovuşturmaya yer olmadığı" kararının kaldırılmasını istedi.

Yedi yıl sonra gelebilen soruşturma izni

Mahkeme, Dink ailesini haklı bulan AİHM kararına da işaret ederek, bu talebi kabul etti. Zira, "geçmişte verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların etkin soruşturma yapılmadan verildiğine ilişkin AİHM kararı olması durumunda yeniden soruşturma açılması" gerekiyordu.

Ancak daha önce soruşturma izni isteyen  başsavcılık bu kez Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "kovuşturmaya yer olmadığı" kararını kaldıran, yani emniyetin cinayetteki ihmali/suçuna ilişkin dosyayı yeniden açan kararına itiraz etti. Adalet Bakanlığı, başsavcılığın mahkeme kararının "kanun yararına bozulması" talebini reddetti. Bakanlığın kararı 13 Ekim'de Dink ailesi avukatlarına tebliğ edildi ve cinayette kasıt ve/veya kusuru, ihmali olduğu öne sürülen Cerrah'ın da aralarında bulunduğu dokuz kişi hakkında soruşturma yolu açıldı.

Yedi yıl sürdü bu iş, yedi yıl. Bu ülkede gecikse de makbuldür, bakalım tarihimize kara bir sayfa daha ekleyen bu yedi yılın ardından adalet yerini bulacak mı? Sorumluluğu görülen kamu görevlileri hakkındaki soruşturma "dava" ve "mahkûmiyet"le sonuçlanacak mı?

'Paralel yapıyı Dink cinayetine indirgemeyin'

Peki bu yazı neden, "Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?" başlığını taşıyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Başbakan” olararak temmuz ayında gittiği Diyarbakır’dan dönerken gazetecilere söylediği o sözleri hatırlıyor musunuz? Fethullah Gülen cemaati konusunda hükümeti uyardıklarını açıklayan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “paralel yapının, Hrant Dink cinayeti çözülürse deşifre edilebileceği” yolundaki görüşleri anımsatılınca Erdoğan’ın ne dediğini birlikte hatırlayalım:

“Dink davasına indirgemek olayı küçültmek olur. Dink davası bence kişiselleştirilmiş davadır.  Dink'in yazılarını, onun düşünce dünyasını kabullenmemek gibi bir nedenle yapılmıştır. Paralel yapı meselesinde ise devleti ele geçirme, ulusal güvenliği tehdit gibi büyük bir amaç var. Dink'in bu amacı gerçekleştirmelerini kolaylaştıracak devlette bir konumu yoktu ki. Bu teoriler paralel yapıyla mücadelenin hedefini saptırmasın. Mesela bu yapının parasal boyutu var.”

'Terörist Berkin' tarifesi Erdoğan için ne yazıyor?

Daha sonra Erdoğan’ın “kişiselleştirilmiş” ifadesini kullanmadığını yazanlar da oldu. Ama mesele bu değil.

Erdoğan, Dink cinayetini “paralel yapı” diye adlandırdığı Gülen cemaati ile ilişkilendirebilir miydi, soru da bu, sorun da.

Cinayetteki sorumlulukları tartışılan kamu görevlileri hakkında, bırakın soruşturma izni vermeyi, tartışılan isimleri valilikten müsteşarlık ve bakanlığa uzanan makamlarla ödüllendiren Erdoğan, bu icraattan sonra dönüp gerçekten “paralel yapı” diyebilir miydi? Diyemezdi elbette, nitekim demedi. Sözünden çıkmayan malum gazetelerin "aferin" almak için Dink cinayetini de "paralel yapı"ya mal eden başlıklarını da tekzip ederek demedi.

Evet, AKP Hükümeti ve Erdoğan, Hanefi Avcı olayından kitapları nedeniyle tutuklanan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in hapsedilmesine ve Ergenekon sürecine  kadar bu manevrayı yaptı. Yaptı ama, Erdoğan’ın, bugün “paralel” dediği o yargıya, üstelik Ahmet Şık’ın tahliye talebi değerlendirilirken “Bombadan tesirli kitaplar olabilir” diyerek attığı pas unutulmadı. Bugün bırakılan Ergenekon/Balyoz davası sanıkları için vaktiyle verilen tahliye kararları üzerine "Maalesef çetenin nöbetçi hâkimi, savcısı oluyor" diyen Erdoğan'ın bakanları da unutulmadı.

14 yaşında ağır yaralanıp 15 yaşında hayatını kaybeden Berkin“terörist” oluyorsa, aynı tarifede, bugün "ajan, darbeci, ihanet örgütü" diye suçladığı "paralel yapı" için "Ne istedilerse verdik" diyen eski başbakan ve cumhurbaşkanları için ne yazıyor acaba? Kendi ifadesiyle bu "ihanet örgütü"ne neler verdi Erdoğan? Yine kendi ifadesiyle "Ne ekmek alması ya! Berkin terör örgütleri içinde bir çocuk"sa, Tayyip Erdoğan "ne istediyse verdiği" bu "ihanet örgütü" içinde ne?

Cinayetin İstanbul'undan devletin zirvelerine

Evet, Tayyip Erdoğan Dink cinayeti için "paralel yapı"yı işaret edemezdi. Etseydi eğer, Dink cinayetinin ardından yaptığı ödüllendirme ve atamaların altındaki imzası çıkardı karşısına. Misal şu liste çıkardı:

Muammer Güler: AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 19 Ocak 2007’de öldürüldüğünde İstanbul Valisi’ydi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, hakkındaki ön soruşturma dosyasında "yetkisizlik" kararı verdi. Muammer Güler, İstanbul Valisi olarak haklarında soruşturma talep edilen İstanbul Emniyet Müdürü ve İstihbarat Şube Müdürü ve diğer polisler hakkında soruşturma izni vermedi. Dink’in katledilmesinin ardından kamuda en yüksek dereceli memurluk olan “müsteşarlığa” terfi ettirilerek Türkiye’nin ilk Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı oldu. Ardından Erdoğan tarafından aday gösterildi ve AKP Mardin Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Daha sonra Erdoğan Hükümeti'nde İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. Daha sonrası malum; "Kaç para var oğlum evde", "Zarrab'ın önüne yatarım" konuşmaları, "para sayma" makineleri, bakanlıktan mecburen istifa etmeler falan...

Celalettin Cerrah: Dink öldürüldüğünde İstanbul Emniyet Müdürü’ydü. Cinayetten yaklaşık bir yıl önce Trabzon’dan İstanbul’a gönderilen istihbaratta, McDonald’s bombacısı Yasin Hayal’in Dink’e suikasta hazırlandığı, keşif için İstanbul’a gelerek Ümraniye’deki abisinin fırınında kaldığı yazıyordu. Cinayetten sonra bu yazı ortaya çıkınca İstanbul Emniyeti mahkemeye istihbaratın değerlendirildiğini, ancak iki polisin verilen adreste bahsi geçen fırını bulamadığını rapor ettiklerini öne sürdü. Fakat Hayal için görevlendirildiği öne sürülen iki polisin sözü edilen gün sabah 09:00’dan gece 24:00’e kadar Fatih’te başka bir işle görevlendirildikleri ortaya çıktı. Hakkında ne soruşturma, ne dava açılabilen Cerrah cinayetten sonraki süreçte “valiliğe” terfi ettirilerek Osmaniye’ye atandı. Temmuz 2013'e kadar Osmaniye'de valilik yaptıktan sonra merkeze alındı. Hakkında soruşturma yapmanın yolu cinayetten yedi yıl sonra açılabildi.

Ahmet İlhan Güler: Dink öldürüldüğünde İstanbul İstihbarat Şube Müdürü’ydü. Hakkında soruşturma açılması yolundaki başvurular dönemin valisi Güler tarafından iki kez reddedildi. İzleyen süreçte görevden alındı. Ancak Mayıs 2011’de Emniyet Genel Müdürlüğü Terfi Komisyonu’nca, “hakkında herhangi bir idari soruşturma yürütülmediği ve geçmişinde disiplin cezasına çarptırılmadığı” da gerekçe gösterilerek “1. Sınıf emniyet müdürlüğü”ne terfi ettirildi. Hakkında soruşturma yapmanın yolu cinayetten yedi yıl sonra açılabildi.

Şammaz Demirtaş: Trabzon’dan cinayet planına ilişkin istihbarat gönderildiğinde istihbarattan sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı’ydı. Hakkında dava açılmadı. Rize’nin ardından Uşak Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. Demirtaş daha sonra Lahey Büyükelçiliği emniyet müşaviriğine tayin edildi.

Nihat Ömeroğlu: Hrant Dink'i ölüme götüren süreç, AGOS’taki yazısında “Türklüğü aşağıladığı” iddia edilerek Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce mahkûm edilmesiyle başladı. Karar, temyiz incelemesini yapan Yargıtay’da da, Başsavcı’nın aksi yöndeki görüşüne rağmen onandı. Ömeroğlu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda Dink’in “Türklüğü aşağıladığı” ve cezalandırılması gerektiği yönünde görüş bildiren 18 hâkim arasında yer aldı. Ombudsmanlığa aday olmak üzere TBMM’ye verdiği dilekçede “alkol kullanmadığını” vurguladı. TBMM’de AKP oylarıyla Türkiye’nin ilk ombudsmanı (kamu başdenetçisi) seçildi. Seçildikten sonra “önündeki dosyanın Hrant Dink’e ait olduğunu bilmediğini, dönemin o kararı gerektirdiğini” savundu.  Ömeroğlu'nun, yazılarında "Fırat" adını kullandığı için kararı Hrant Dink'i tanımadığını belirterek verdiği iddiası doğru çıkmadı. Zira Dink, davaya konu edilen yazılarını "Fırat" değil "Hrant Dink" imzasıyla yazmıştı. Ömeroğlu'nun iddiasından, ya hakkında hâkim olarak karar verdiği yazıları okumamış ya da Dink hakkında doğruyu söylememiş olduğu çıkıyordu.

Muhittin Mıhçak: Yargıtay’daki oyunu Dink’in “Türklüğü aşağıladığı” yönünde kullandı. TBMM’de Başdenetçi Ömeroğlu’na yardımcı olarak seçilen beş kişiden biri oldu.

Ekrem Ertuğrul: Yargıtay üyesi olarak Dink’in cezalandırılması yönünde oy kullandı. İzleyen süreçte Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanlığı’na getirildi.

Hasan Erbil: Dink’in mahkûm edilmesi yönünde oy kullanan üyeler arasındaydı. Daha sonra Yargıtay Başsavcılığı’na atandı.

Hasan Gerçeker: Yargıtay’daki oylamada Dink’in “Türklüğü aşağıladığı” iddiasına katıldı. Önce Yargıtay Başkanlığı’na, ardından Tahkim Kurulu Başkanlığı’na getirildi.

Seyircisiz zulüm olmuyor

Hrant Dink cinayetine ilişkin süreci "Utanç Duyuyorum" başlıklı kitabında belgeler ve bulgular eşliğinde masaya yatıran Dink ailesinin avukatı Fethiye  Çetin, "Seyircisiz zulüm olmazmış" diyor.

Her şeyi gördü Dink davası, sıra adalette.

Evet, Hrant Dink ve adalet…

Hasretiyle yandı gönül.

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8