"Bu da geçer yâ hû"...


03.06.2013 - Bu Yazı 1653 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Devrim hevesleri kursaklarında kalmış bir çok “Eski Tüfek Devrimci” ve onların motive ettiği yeni yetmeler hemen devreye girdiler.! “Eylem” denince kanları kaynayan, “Direniş” deyince umutlanan her yaştan ve her kesimden “Devrimci” kardeşler iş başı yaptı... Temel bir ilkeleri olmadığından; dün PKK'ya dahi sempati besleyen ve hatta silah bırakmamaları için çırpınan bu güruh, bugün böyle bir “fırsatı” kaçıramazdı.!

Olaylar başladığından beri, “sonu hayrolur inşallah” duygusuyla; hem yazılı, hem görsel ve hem de sosyal medyadan hadiseleri takip ediyor ve notlarımı alıyordum.

Herkes, son derece masum ve haklı gerekçelerle Taksim Gezi Parkı'ndaki “tahribata” veya değişikliğe tepkili topluluğa ve onlara polisin de hoyrat davranışına odaklanmışken; ben, TV'den canlı yayınlanan bir konuşmaya da dikkat kesilmiştim.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç; “Toplum vicdanı ikna edilmeden atılan adımlar hukuk devletinin sicilini bozar. Siyasi ve sosyal tarihimiz, bazı kesimlerin hayat tarzına yapılan müdahalelerin izleriyle doludur. Bunlara yeni vakalar eklemek yorgun vicdanları daha da yoruyor...” diyordu... Hem geçmişte sessiz çoğunluğun on yıllarca yaşadığı mağduriyete, hem de dünün mağduru olarak yönetime gelmişlerin, içine düştüğü zafiyet ve hataya dikkat çekiyordu çünkü. Ne kadar haklı ve doğru bir tepitti ama yaşanan kakofonide güme gitti.!

Demokrasilerde yönetenler, ikna ve memnun edemedikleri yönetilenlerin istekleri hilafına bir icraat yapıyorlarsa, tabandan gelecek tepkileri şiddetle bastıramazlar...

Demokrasiyi anlamış ve içselleştirmiş medeni topluluklar da; protestolarını yakıp-yıkarak, kamu malına zarar vererek ve genel huzura kast ederek tahammül sınırlarını zorlayamazlar...

Demokrasi rejimi ortak paydada ve orta yolda buluşma olup, eski deyimle ifrat ve tefritten uzak durma rejimidir. Yani, hiçbir şekilde marjinalliğe prim verilmez demokrasilerde...

Son derece saf ve iyi niyetle, protestolarını başlatanlara reva görülen orantısız güç kullanmı, küçücük bir krizken; pusuda bekleyen odakların işin içine girmesiyle iyice yönetilemez hâle geldi ve inisiyatif , masum göstericilerin elinden çoktan kayıp çıktı...

Artık Taksim'de akıllarının hisseden tarafını kullanarak çoğalan öfkeli kalabalıklar vardı ve bu kitleyi provake etmek son derece kolaydı. Çünkü öfkeli kalplerde fitne çırası çok çabuk tutuşacaktı ve aklının düşünen tarafını kullananlar için, bu kitleyi sakinleştirmek çok da kolay olmayacaktı... Çünkü öfkeli kalabalıklar artık kullanılmaya ve her türlü provokasyona hazır ve teşne haldeydiler...

Ben, kullandığım twiter hesabımdan akl-ı selimi hâkim kılacak twitler atıyordum. En çok paylaşılan twitim (“Fitne uyuyorken onu uyarana lanet olsun” Hz. Muhammed SAS. Fitne zamanı oturmak yürümekten, yürümek koşmaktan evladır.) idi...

Peki bu fitneye körük çekenler yok muydu?!

Devrim hevesleri kursaklarında kalmış bir çok “Eski Tüfek Devrimci” ve onların motive ettiği yeni yetmeler hemen devreye girdiler.! “Eylem” denince kanları kaynayan, “Direniş” deyince umutlanan her yaştan ve her kesimden “Devrimci” kardeşler iş başı yaptı... Temel bir ilkeleri olmadığından; dün PKK'ya dahi sempati besleyen ve hatta silah bırakmamaları için çırpınan bu güruh, bugün böyle bir “fırsatı” kaçıramazdı.!

En başta BDP'li Sırrı Süreyya Önder'in hakkını teslim edeyim! Dikkat çekmede ve körükçülükte bayağı iş başardı.! Avrasya koşusundan görüntü koyup “Sabah saatleri İstanbul köprüsü. Her yer Taksim, her yer direniş” twiti bir yana; bir de “fitili ben ateşledim” der gibi, “Direnişi biz başlattık; CHP, ambulans ardından giden fırsatçı taksi gibi konmak istedi... Yemezler gözüm” gibi bir de “espri” yapmıştı.

Sosyal medyanın gücünü de kullanan bu kesimden örnekler vereyim:

Toplumun değil, mutlu azınlığın sentetik san'atçılarından “Alabora” olmuş birinin twiti, anında onbinlerce kez retwit edildi ve gerçek niyet açık edildi: “ Mesele sadece gezi parkı değil arkadaş.! Sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel. #direngeziparkı ”

İşte Gökhan kardeşin twiti: “Mesele sadece gezi parkı olayı değil. Buradan yola çıkıp, gerçek gücün halk olduğunu göstermenin tam sırası. İsyansa isyan; bu hükumet düşecek!”

Bir diğeri, “Sönmez” öfkesiyle Şebnem hanım.! Elinde megafonla topluluğu şöyle sesleniyordu: “Bu direnişi torunlarınıza gururla anlatacaksınız, asrın direnişidir bu!”

Adım adım Anadolu'yu yıllarca gezip de, Anadolu insanının edebine “Talip” olup-nasiplenememiş kadife sesli Tayfun abimizin attığı twit içler acısıydı: “ Birisinin bu o.... çocukluğuna dur demesi lazım!”

Sessiz çoğunluk, san'atçı sayıp her akşam evlerinde konuk ettikleri; Okan Bayülgen, Armağan Çağlayan, Nazım Alpman, Sarp Akkaya, Zafer Alagöz, “Behzat Ç Erdal Beşikçioğlu” ve “Kanuni Halil Ergenç”leri bir daha hafızalarına kaydediyordu.!”

Bir sonraki günün sabahında köşe yazılarına bir bakayım dedim...

İşi halk direnişi ve halk devrimi gibi görüp coşanına mı; “baraj kapakları patladı” diyenine mi; Taksim'i Tahrir gibi kutsayanına mı; yazı başlığını #direngeziparkı koyup, Nazım Hikmet'in “güneşin zaptı yakın” şiiriyle bitirenine mi, Mehter Marşından bıkmış da, “Onuncu Yıl Marşı”na hasret çekenine mi... Ne ararsan bolca vardı bu yeni yetme yazar kardeşlerimde...

Her devrin “Nazlı” ablası; gelecekte doğacak yeni şartların şekillendiğini tahmin etmiş olacak ki, yeni pozisyonu için hazırlık peşindeydi.! İşte twiti: “Bir elin nesi var iki elin sesi var. Taksim'de toplananlara Allah kuvvet versin. #direngeziparkı”

Balçiçek İlter ve Ece Temelkuran için söylenecekler, ayrı bir yazı konusu olur.!

Fitne ateşi yakılmış, giderek büyüyorken; akşam TV programlarını takip ediyordum ki, CHP genel başkan yardımcısı Adnan Keskin Halk TV'ye bağlandığı telefonda; "Bir genç kız polis panzeri altında ezilerek can verdi.!" diyordu...

Üç gün geçmiş ve MHP'den fazla bir ses çıkmamıştı ki, Merâl Akşener'den beklenen müjde gelmişti Taksim'dekilere.! Şöyle diyordu attığı twitte: “MHP MV'leri Atilla Kaya, Ali Torlak, Lütfü Türkkan yarın Taksim Gezi Parkında olacaklar...”

Dördüncü gün öğlene doğru uyanan Devlet Bahçeli'nin; “MHP olarak Taksim'de olmamaya karar verdik” açıklaması, o ana kadar yaşananları telafiye yetmiyordu belki ama, daha sonra yaşanacak ve daha vahim hadiselerden tabanını uzak tutma mesajı olarak önemliydi.

 

Artık yurt dışından da destek gerekiyordu ve twiter hesabı olmayan ünlü oyuncu Bruce Wills'e bir hesap açıp, “ Herkes bildirsin... Türkiye'de basın çalışmıyor... İnsanlar sokaklarda ölüyor... Türkiye acı çekiyor... Twit atın lütfen...” yalanını bir güzel yayıyorlardı. Hangi gazeteler mi?! Çok ciddi bildiğimiz Milliyet, Hürriyet, Vatan Akşam ve Oda TV..!

Provokatif ve manüplatif o denli mesaj ve yazılar var ki, sosyal medya ve bir çok internet gazetesinde bunlara ulaşmak çok kolay sizler için...

Bütün bu olup-bitenleri takip ederken, Türkân Seylan'ın verdiği şu mesaj aklıma geldi:

“Biz asılız! Bizim istemediğimiz hiçbir şeyi, Türkiye'de yapamazsınız..!”

Demokrasiden ve “Askerden” ümidini kesenler, istemediklerini yaptırmamak ve seçimle gelenleri “indirmek” için mi bir aradalar ve şiddeti bu sebeple mi meşru görüyorlardı.?!

Bin defa denediniz, bin defa yanıldınız..! Bin defa “toplum mühendisliğine” soyunup, bin defa öngörüde bulundunuz ama, bin defa da iflas ettiniz..!

Demokrat maskesi değilse taktığınız, bir defa da utandığınızı görelim, ne olur..!

“Bu da geçer yâ hû” diyoruz.!

Meydanlardan, parklardan, cadde ve sokaklardan arda kalanlar arasında, sadece kullanılmış gaz maskelerini değil, sizin düşen maskelerinizi de toplayacak ve millet olarak hafızamıza kaydedeceğiz...

Dua ediyoruz ki, topal da olsa demokrasi çalışsın ve sandıklar önümüze konsun...

Şu anda yaptığınız her “Eylem” ve “Direnişle”, devirmeye azmettiğiniz rakibinizin değirmenine su taşıyorsunuz ama, bunu dahi bir türlü fark edemiyorsunuz..!

Bu mazlum ve sessiz çoğunluk ise; 40 yıldır şiddet sarmalıyla yaşıyor ve haklı da olsanız, gösterdiğiniz şiddetin cezasını kesmeyi bekliyor..!

"Ayılırsanız" göreceksiniz..!

Selamla...

@DoganTopgul

.

Facebook Yorumları

reklam
02.02.2014
Satrancın ve Diplomasinin Mucidiyle Bilek Güreşi...
25.01.2014
"Zırva tevil gerektirmez.."
20.01.2014
Küçük avın çaresiz çırpınışı...
13.01.2014
"Olmasaydı sonumuz böyle.."
07.01.2014
"Neredeeen, nereye."!!
31.12.2013
“Happy new years” ve “Aleykûm Selâm” arkadaşlar.!
28.12.2013
Yâr'dan da geçmeyelim, Ser'den de...
25.12.2013
Benden buraya kadar, başkasını bilmem...
21.12.2013
İlişkilerde
16.12.2013
Yalnızlık limanına demir atmak...
04.12.2013
Enkazdan geri kalan manzara...
25.11.2013
İpin ucu..!
19.11.2013
Devlet, “Şartnameler” ve Hayatın Gerçekliği
17.11.2013
Doku Uyuşmazlığı mı?!
13.11.2013
O' Olmasaydı.?!
11.11.2013
Atatürk'ü Öldürmeyelim..!
09.11.2013
Aklımıza gelmiyor da değil hani..!
02.11.2013
Büyük beklentim ve büyük hayal kırıklığım
30.10.2013
Bayramımız ve Tefekkür Anaforumuz...
23.10.2013
Gün içeride didişme günü değildir!
01.10.2013
Müşterek acılar ve empati...
25.09.2013
"Gidin başkaları gelsin... Çürümeye son.!"
18.09.2013
Menderes ve İz Bırakan Kahramanlarımız
16.09.2013
" Önce insan"ı yetiştirmek..!
10.09.2013
Muhalefet mi, Ülkeye İhanet mi?!
07.09.2013
Dershaneleri mi kapatacaksınız?
03.09.2013
28 Şubat Yargılanırken...
25.07.2013
Bir yargıtay kararı...
30.06.2013
“Kaygılanın”; bence de..!
27.06.2013
Yeter artık... Yesin artık.
22.06.2013
Sen neymişsin be Kürt sorunu.?!
19.06.2013
Meşrebine göre tavır al..!
17.06.2013
"Edeb yâ hû"
15.06.2013
Medya ağıyla kuşatılmış dünya
08.06.2013
"90 Nesli" bizim eserimiz..!
06.06.2013
Körlük ve nankörlük...
03.06.2013
"Bu da geçer yâ hû"...
31.05.2013
"Bu Ülke" neresi ve "Kim Bunlar".?!
29.05.2013
Ardında iz ve eserler bırakanlar...
26.05.2013
MHP, Başbuğ Efanesi ve...
24.05.2013
Ciddi gündem ve anakronik muhalefet.
16.05.2013
Yazıklar Olsun..!
14.05.2013
Turkey'iz, yani Hindi.!!
13.05.2013
Bilgi Çağında Tılsımı Bozulan Masallarımız.!
10.05.2013
Yazarımız Ahmet Ay'a Cevabımdır..!
09.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -2
08.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -1
07.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -2
04.05.2013
Kader, talih ve tarihin mecbur ettiği...
05.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -1
03.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-3
02.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-2
01.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-1
30.04.2013
Bir Arefe Günüdür yaşanan; Bayram tez gele...
28.04.2013
Bu bir cinnet döneminin hikâyesidir...
27.04.2013
Evet; Korkmayın..!
23.05.2013
Ebu Cehil Soyuna değil sözüm..!
1 0
Ad Soyad Giriniz... 03.06.2013 - 14:04:30
yazıkki sende adam olamamışsın.belliki hiç haklarını aramamışsın.koyun gelmiş öylede gideceksin doğan topgül...
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,07
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı