Bir yargıtay kararı...


25.07.2013 - Bu Yazı 1642 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Yargıtay, başörtülü öğrencilerin fotoğrafını çekerek özel hayatın gizliliğini ihlal ve eğitim öğretim hakkını engelleme suçlamasıyla yargılanan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü'ye, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 2 yıl 1 aylık hapis cezasını onadı." haberi, 12 Ocak 2012 günü yazdığım bir yazımı hatırlattı bana. Geç de olsa tecelli eden adalet , geleceğimiz adına sevindirici olsa da, o günlere bir dönelim isterseniz...

BİLİM ADAMLARININ KÖR OLDUĞU TOPLUMLAR KARANLIKTA YAŞAMAYA MAHKÛMDUR.”

Evet...

Kendi yazdığım yukarıdaki cümlenin bitimine “K.Atatürk” yazısını da ilave etseydim, bir “özdeyiş” zannedilir, “ayet!” muamelesi görür ve tüm üniversitelerimizin duvarlarını süslerdi...

Ne, haşa “ayet” hükmünde özdeyiş üretmekti amacım, ne de bu söz “Atatürk’e yakışır” yalakalığı içindeyim...

Üniversitelerimizi lebe-leb dolduran bilim İnsanlarımızın, geri kalmışlığımızdaki kendi katkılarını gizlemek için, içe dönüp; içinden çıktıkları toplumun inanç, ibadet ve değer yargılarını geri kalmışlığımıza sebep göstermeleriydi bu yazıyı kaleme alma sebebim.

Geçenlerde hizmet etmek amacıyla gittiğim bir kasabanın, işimi bitirdikten sonra uğradığım kahvesinde şahit olduğum bir olay ve eve geldiğimde de, Ege Üniversitesinden bir Astroloji Profesörünün “bilimsel haberi(!)” üst üste bindi ve bende şimşeklerin çakmasına sebep oldu...

Ne olmuştu o kasaba kahvesinde? Beğenmediğimiz ve değerlerini hafife aldığımız bir köylü amcamız ile, kasabanın doktoru ve iki öğretmen sohbet ediyordu ve sohbetin konusu “Neden Geri Kalmışlığımızdı”. Doktor arkadaş camiden çıkan cemaate bakarak “Amerikalılar ve Avrupalılar aya gidiyor, biz camilerde tombalak atıyoruz ( herhalde secdeyi tarif ediyor)” dedi... Ben bitişik masada çayımı içerken dikkatle ve can kulağı ile de olan biteni izliyordum. Doktor arkadaş uzun uzun ve mağrur havalarla gerekçeler sıralarken; köylü amcamın yüz çizgileri geriliyor, arada bir kıvranırca kıpırdıyor ve yutkunma refleksleri veriyordu.

Köylü amca uzun bir beklemeden sonra olanca saflığı ve nezaketiyle oğlu yaşındaki doktora –“Doktor beyim” hitabı ile başlayıp söz istedi ve şunları söyledi:

“O tombalak atan cemaatin içinde ben de olduğumdan cevap hakkım doğdu, kusura bakmayın diyerek cümlesine devam etti. “Anladığım kadarıyla siz namaz kılmıyorsunuz ve yine anladığım kadarıyla oruç da tutmuyorsunuzdur” dedi. Doktor yarı mahcup evet demek zorunda kaldı. Amcamız devamla; “Zekat da vermez, hacca da gitmezsiniz o zaman. Sizin şu anki hayat tarzınız bir Amerikalı’dan veya bir Avrupalı’dan farklı değil. Eğer aya gitmemize “tombalak atıp namaz kılmak”, oruç tutmak ve benzeri ibadetler engel oluyorsa, bak bunları sen ve senin gibiler nasıl olsa yapmıyorsunuz. Hadi ben gidemiyorum, sizler niye gidemediniz? Sizi aya gitmeye hangi ibadetiniz engelledi söyler misiniz?” dedi.

Doktor; “Yahu ben yalnız mı gideceğim, millet olarak geri kalmamızın sebebini söyledim.” gibi bir cevap verdi. Amcam da; “Köy muhtarından cumhur reisine bizleri idare edenler sizlersiniz ve hepiniz aynı durumda olduğunuz halde aynı şikâyeti dile getiriyorsunuz. Bırakın milletin camilerde tombalak atışını da uzay yolunu açacak çalışmalar yapın, nasıl olsa sizi engelleyecek bu tür ibadetleriniz de yok. Elinizi tutan mı var?”  tokat gibi cevabını verdi.

O doktor ve öğretmen kardeşlerimin yerinde olmayı hiç istemezdim ve olmadığım için de şükrederek, içtiğim çayın parasını ödeyip gizlice kalktım.

Ferasetine hayran olduğum milletimin sıradan bir ferdinin verdiği dersten payını almış biri olarak, yol boyu olanları düşündüm ve o köylü amcaya hak verdim.

Kafası ve duyguları karmakarışık bir halde eve geldim ve TV'den haberleri izlerken şu habere takıldım:

“Ege Üniversitesi’nin başı, astronomi profesörü Esat Renan Pekünlüile epey dertte. Hoca, başörtülü öğrencileri taciz edip okula sokmamakla suçlanıyor. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi F.G, “Ders programını öğrenip fakülte binasının kapısında nöbet tutmak suretiyle derse girmesine izin vermediği” gerekçesiyle Astronomi Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Esat Renan Pekünlü hakkında suç duyurusunda bulundu. Dekan Prof. Dr. Nadide Kazancı; “Renan Pekünlü’nün fakülte kapısına yönetimden izinsiz “Başörtülüler Giremez” yazısı yazdığını doğrulayarak, “Bu hocayla baş edemiyoruz. O inatla asıyor biz de hemen söküyoruz. Hakkındaki soruşturmaların sonuçlarını bekliyoruz” dedi.”

Gündüz işlenen konu “Neden aya gidemediğimizin izahı ve sıradan köylünün verdiği cevap” idi; akşam haberlerinde de, köylü amcamın şikâyetçi olduğu “bilim adamı” profili ve konuyla doğrudan alakalı astroloji profesörünün “bilim adamı tavrı”ydı (!)

Muhteşem Türk-İslam Medeniyetinin inşasında emeği olan ve insanlık tarihine adları altın harflerle yazılan Gazali’iler, Harezmi’ler, Biruni’ler, Farabi’ler, Uluğbey’ler, İbni Sina’lar, Ali Kuşçu’lar, Piri Reis’ler, Ahmet Çelebi’ler…

Ve yine muhteşem çalışmalara eş zamanlı olarak katkı veren Avrupalı Aristo’lar, Kapler’ler, Galileo’lar, Newton’lar, ve Einstein’ler…

Tüm bu insanlık tarihinin “Taç” karakterleri, laboratuvarlarını ve bilimsel çalışmalarını bırakıp, toplumlarının değer yargılarıyla savaşa girmiş olsalardı, acaba bugün ulaştığımız bu bilimsel ve teknolojik seviyeye sahip olabilir miydik?

Bilim adamının en karakteristik özelliği şüpheci olması gerektir. Bu özelliği ile mevcut kabulleri dahi şüpheyle tekrar ele alır ve irdeler. Bu yüzdendir ki keşfedilen yeni buluş ve teoriler, bir önceki kabulü çöpegönderir. Bilimsel alanda ne kadar kabul görmüş teori ve kural varsa, ondan daha fazlası “Bilmin Çöplüğünde”dir.

Zaten tekâmül denen bilim alanındaki ilerleme de böyle sağlanır.

“Ben dogmalar ve hurafelerle mücadele edeceğim. Önce toplumun şu değer yargılarını düzelteyim, onları “adam” edeyim.” düşüncesiyle yola çıkanlar; farkına varmadan kendi bilimsel dogmalarının esiri olurlar. Kendi alanlarında dahi hiç bir yeniliğin mimarı olamadıkları gibi, bilim dünyasında da kendilerine yer bulamazlar.

Her alanda gürül-gürül çalışan bilim adamlarımız olsun; onlara bilimsel çalışmalarında ihtiyaç duyduğu tüm altyapıyı hazırlayıp, lojistik destek verelim. Fizikçilerimiz, kimyacılarımız, astronomlarımız, uzay bilimcilerimiz, atom mühendislerimiz, uçak mühendislerimiz, inşaat mühendislerimiz, tıp alanında araştırmacılarımız olsun; sosyal bilimler alanında da çalışanlarımız olsun...

Olsun ama ne olur, şu içinden neşet ettikleri mazlum milletin değer yargılarına savaş açacaklarına “işlerini yapsınlae(!)”.

Köylü amcamın dediği gibi; namaz ve diğer ibadetler çalışmalarına engel ise, varsın namaz da kılmasınlar, oruç da tutmasınlar, paralarını zekat ile azaltıp, hacca zaman da ayırmasınlar..!

Ama ne olur asli vazifelerine dönsün ve “kalkınamadık” hükmünü verip gerekçe üreteceklerine, “kalkınma işte böyle olur”un projelerini hazırlasınlar... İnsanlık ve millet adına ortaya koyacakları her olumlu proje için; hem insanlığın, hem de milletinin hayır dualarını alsınlar...

Alsınlar ki inanmak istemedikleri hesap gününde kendilerini kurtaracak bir şeyleri de olsun...

Bir önerim de, bilim adamı adaylarının çalışmalarına başlamadan önceBilim Tarihi”ni ve “Bilimsel Ahlâk Kriterleri”ni iyi öğrenmeleri ve oradaki ışık karakterleri kendilerine örnek almaları... Değilse, bir  “HİÇ” olarak “Bilim Çöplüğünde” yerlerini almaları kaçınılmaz olacaktır.

Milletin sessizliğini ve tepkisizliğini muhteşem müsamahasına, sabrına, nezaketine ve asaletine yorun ve sabrının taştığında neler yapacağını da göz ardı etmeyin.

Hadi laboratuvarlarınıza ve hadi işinizin başına. Ezan okundu, ben“tombalak atmaya” gideceğim!

Ama sizlere de dua edeceğim...

Kolay gelsin…

.

Facebook Yorumları

reklam
02.02.2014
Satrancın ve Diplomasinin Mucidiyle Bilek Güreşi...
25.01.2014
"Zırva tevil gerektirmez.."
20.01.2014
Küçük avın çaresiz çırpınışı...
13.01.2014
"Olmasaydı sonumuz böyle.."
07.01.2014
"Neredeeen, nereye."!!
31.12.2013
“Happy new years” ve “Aleykûm Selâm” arkadaşlar.!
28.12.2013
Yâr'dan da geçmeyelim, Ser'den de...
25.12.2013
Benden buraya kadar, başkasını bilmem...
21.12.2013
İlişkilerde
16.12.2013
Yalnızlık limanına demir atmak...
04.12.2013
Enkazdan geri kalan manzara...
25.11.2013
İpin ucu..!
19.11.2013
Devlet, “Şartnameler” ve Hayatın Gerçekliği
17.11.2013
Doku Uyuşmazlığı mı?!
13.11.2013
O' Olmasaydı.?!
11.11.2013
Atatürk'ü Öldürmeyelim..!
09.11.2013
Aklımıza gelmiyor da değil hani..!
02.11.2013
Büyük beklentim ve büyük hayal kırıklığım
30.10.2013
Bayramımız ve Tefekkür Anaforumuz...
23.10.2013
Gün içeride didişme günü değildir!
01.10.2013
Müşterek acılar ve empati...
25.09.2013
"Gidin başkaları gelsin... Çürümeye son.!"
18.09.2013
Menderes ve İz Bırakan Kahramanlarımız
16.09.2013
" Önce insan"ı yetiştirmek..!
10.09.2013
Muhalefet mi, Ülkeye İhanet mi?!
07.09.2013
Dershaneleri mi kapatacaksınız?
03.09.2013
28 Şubat Yargılanırken...
25.07.2013
Bir yargıtay kararı...
30.06.2013
“Kaygılanın”; bence de..!
27.06.2013
Yeter artık... Yesin artık.
22.06.2013
Sen neymişsin be Kürt sorunu.?!
19.06.2013
Meşrebine göre tavır al..!
17.06.2013
"Edeb yâ hû"
15.06.2013
Medya ağıyla kuşatılmış dünya
08.06.2013
"90 Nesli" bizim eserimiz..!
06.06.2013
Körlük ve nankörlük...
03.06.2013
"Bu da geçer yâ hû"...
31.05.2013
"Bu Ülke" neresi ve "Kim Bunlar".?!
29.05.2013
Ardında iz ve eserler bırakanlar...
26.05.2013
MHP, Başbuğ Efanesi ve...
24.05.2013
Ciddi gündem ve anakronik muhalefet.
16.05.2013
Yazıklar Olsun..!
14.05.2013
Turkey'iz, yani Hindi.!!
13.05.2013
Bilgi Çağında Tılsımı Bozulan Masallarımız.!
10.05.2013
Yazarımız Ahmet Ay'a Cevabımdır..!
09.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -2
08.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -1
07.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -2
04.05.2013
Kader, talih ve tarihin mecbur ettiği...
05.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -1
03.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-3
02.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-2
01.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-1
30.04.2013
Bir Arefe Günüdür yaşanan; Bayram tez gele...
28.04.2013
Bu bir cinnet döneminin hikâyesidir...
27.04.2013
Evet; Korkmayın..!
23.05.2013
Ebu Cehil Soyuna değil sözüm..!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı