Benden buraya kadar, başkasını bilmem...


25.12.2013 - Bu Yazı 1391 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1855'den itibaren Sadrazam Mustafa Reşit Paşa sayesinde Saray'a da girmiş; Mabeyn Kâtipliği görevini yaparken, yönetim ve siyasetteki kirliliğe de şahit olmuş şairimiz Abdulhamid Ziyaeddin'in; nam-ı diğer Ziya Paşa'nın ürettiği vecizeler halen güncelliğini koruyor... 

Yaşadığı yıllarda, bir bahtsızlığı yaşayan mazlum milleti adına duyduğu ıstırap, hicivli beyitlerine yansımış... 

“Bi-bahd olanın bağına bir katresi düşmez;

Bâran yerine dûrr-i güher yağsa semâdan.” derken;

Gökyüzünden yağmur yerine mücevher yağsa, bahtsız olanın bağına 1 adet düşmeyeceğini ifadeye çalışmış...

Bu nasıl bahtsızlıktır ki, gökyüzünden namuslu ve dürüst siyasetçi de yağsa, diyarımıza damlası düşmeyecek ve makûs talihimiz hiç değişmeyecek...

İğfalden, tecavüzden, gasptan, soyulmaktan, cuntalardan, mafyadan, Asker'den, tanktan, polisten ve copdan illallah etmiş bu mazlum millet, “bu sefer tamamdır” diye umutlandığı her seferinde, en çok güvendiklerinden dahi ihanetler gördü hep...

Kaç defa “Darbe” yemiş, kaç defa “Muhtıra”ya muhatap olmuşsa; acılar içinde inlerken kaynakları da talan edilmiş ve hepsinin faturasını yine kendisi ödemiş... Yani hem dayak yemiş bolca, hem tecavüze uğramış ve hem de gaspa maruz kalmış her seferinde...

Son talanı yapıp 21 bankayı batıran ve merkez bankasını boşaltanlar; nesini teminat verdilerse, yüksek faizli borca da milleti mahkum edip, karaya oturttukları geminin dümenini terk etmişlerdi 12 yıl önce...

Kendi çocuklarından bir Kaptan ve Tayfa çıkarıp göreve getirdikleri; özellikle Çıraklık ve daha çok da Kalfalık döneminde baş döndürücü iyileşmelere ve değişime imza atarak, adeta “Sessiz Bir Devrimi” 10 yıla sığdırmışlardı...

150 yıllık iktidarlarını kaybedenler “endişeli” kamuflajıyla ellerinden gelen her türlü engellemeye başvursalar da, milletin her seferinde artan desteği ve duasıyla bir çok badire atlatılmıştı...

Bölgesinde parlayan bir yıldız gibi öne çıkan ve yavaş yavaş uluslar arası arenada kendinden söz ettiren ülke olmuştuk ki; Ustalık döneminde yeniden içe dönme ve kendi içimizde çatışma hastalığı nüksetti...

12 yılı bulan bu yeni ve takdire şâyan dönemin son 2 yılında yaşadığımız sarsıntıları, yorgunluğa verip hüsn-ü zan beslesek de, bir başka hastalığın daha nüksettiğine 17 Aralık 2013 tarihinde şâhit oluyor ve bir daha kahroluyorduk...

Ve, maalesef  Ziya Paşa'yı bir daha rahmetle anıyorduk: “İkbâl için ahbâb-ı siayet yeni çıktı; bilmez idik evvel, bu dirâyet yeni çıktı.” derken, sanki sadece kendi döneminde kalacağını zannetmiş ama fena yanılmıştı.!

Makûs talih değişmemiş, iktidar gücü birilerini yine sarhoş etmiş; gaflet, rehavet ve zaafiyetler sonucu “Bakanlar ve Oğulları” dahil bir çok bürokrat, “kendi bütçelerini yönetmeye” başlamışlar meğer... Ve öyle bir büyümüş ki ihanet mızrağı, artık sığdıracak çuval dahi bulunmaz olmuş..!

Çuval patlayınca ortaya saçılan pislik; çuvalı tutanları öyle bir panikletti ki, suçüstü yakalanmanın psikolojisiyle nereye saldıracaklarını bilemez oldular... Satın aldıkları medya odakları ve ruhlarını da satın aldıkları “gazeteci bozuntuları” yardımıyla, bir yandan pisliği örtme çabasına girişirken, öte yandan hep birlikte savunma argümanları üretmeye başladılar...

40 yıllık dava ve kader arkadaşınız nasılsa her yapılana katlanıyor ve gıkı dahi çıkmıyordu. O zaman rahatlıkla dövülebilir ve dövdürülebilirdi... Zaten 11 yıl boyunca hazırlandığınız “sürek avı”nın tüm hazırlıkları tamdı..!

Gezi'de “dış odaklar” argümanı güzel tutmuştu madem, hemen ve ısıtarak farklı bir versiyonu vizyona girebilirdi..!

Yargı ve Polis Cuntasından bahsedilebilir ve bürokrasiye “sızmış” bu 30 kişi, ülkeyi teslim almak istiyor olabilirdi..!

Bir de toplu açılışlar imdada yetişmeli ve bir polis memurunun yediği “Lahmacun” icadı olmalıydı ki, meydanlara gelenlere illüzyon tutsundu...

Hepsi oldu / olmaya devam ediyor ama, evdeki hesap da çarşıya uymadı işte...

O sizin kuzu zannettiğiniz masum kardeşiniz meğer koç olmuş da haberiniz olmamış. Öyle bir tos yediniz ki, şaşkınlığınız ve hırçınlığınız bir o kadar daha arttı...

Her gün üretilen bir iftira, her gün farklı itham ve her gün artan hakaretlere 30 gün boyunca tahammül gösterirken; bu 30 gün boyunca hergün suhûlet, sûkunet ve geri adım atma telkininde bulunan bir Bilge'nin hiçbir çabasına kulak asmadınız... Allah'tan korkmadan fütursuzca hakaret eden “Muhafazakâr-Dindar Gazeteciler”, sorgusuz Parti Müridleri ve Parti Militanlarının, O Gönül İnsanı'nın can yangısıyla Allah'a yakarışından ödleri koptu sonunda..! Tabi bu korku paranoyası sizleride vurdu... Yani, yaman bir çelişki olarak; Allah'tan kormayanların, duadan korktuklarına da hep beraber şahit olduk..!

Diğer senaryonuz mu?!

Mürid'ler ve Militanlarınız “dış odaklara” güzel odaklanmış ama, söylediklerine sadece kenfdileri inanıyor ve sadece kendilerini kandırıyorlar. Kendi dışındakilerin kanmadığını görünce, onlar da hırçınlaşıyorlar ama...

30 kişi gösterdiğiniz “cunta”, şimdilik 135 kişilik tasfiyeyle “ortaya çıktı” fakat; görevlerinin adamı bu samimi vatan evlatları, ileride torunlarına şerefle anlatacak bir hatıraya da sahip oldular..!

Fitne ateşini söndürme fırsatınız ve su hortumu elinizdeydi ama, öyle kindar ve hırslıydınız ki; hortumu elinizden savurup, adalet terazisine de bir tekme salladınız...

Hemen seçim meydanlarına attınız kendinizi... Bir yandan “İn” muhabbeti, diğer yandan “Lahmacun” buluşunuzla, 6 gün boyunca aynı teraneyi “güzel” okudunuz...

Artık anladık ki bir siyasi manevra içindesiniz ve “Cambaza Bak” kurnazlığıyla işin içinden sıyrılmaya çalışıyorsunuz...

Suçüstü yakalandığınız Yolsuzluk ve Rüşvet Bataklığını gözden ırak tutma niyetinizi anlayınca, bizim de kahrımız bir o kadar daha büyümüştü ve tek tek yıkılıyordu güven köprülerimiz...

Adı rehavet, gaflet veya zâfiyet de olsa, bilmeden-istemeden yapılmış bir hatanın olacağını kabulle; ERDEM sayılacak bir tavrı bekledik ki, ihanete uğradığımız zehabına kapılmayalım...

Çünkü bilinçli yapılan hatanın ihanet olduğunu biliyorduk...

Bir gözümüz ve bir kulağımız da 60 yıldır aralarına katılmak istediğimiz Batı Dünyası'ndaydı ve bir çok ülkede Yolsuzluk ve Rüşvet skandalları bizimle paralel yaşanıyordu...

Müslüman olmasalar da aradığımız ERDEM oralarda yaşıyordu... Adı yolsuzluğa karışan Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakan veya Valiler ya istifa ediyor, veya haklarında yapılacak soruşturmaların önünü açıyorlardı...

“Bana olan güven zedelendi. Bu yüzden istifa ediyorum.” diyen adam sıradan bir siyasetçi değil, Müslüman da değil; ucuz faizli kredi aldığı anlaşılan Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff 'du...

Bizimkinin yanında esamesi dahi okunmayacak “basitlikteki” yolsuzluk suçlarında, İspanya Başbakanı Mariano Rajov'un ve Yunanistan Başbakanı Antonis Samaras'ın aldığı erdemli tavırlar; Uruguay Ekonomi Bakanı Fernando Lorenzo'nun ve Tokyo Valisi Naoki Inose’nin istifaları, ne tesadüfdür ki aynı tarihlere denk geliyor ve bize kıyaslama şansı veriyordu...

Geç de kalsanız hızla toparlanmanızı, ekibinizde köklü bir temizlik yapmanızı ve etrafınıza duvar örmüş o danışman kılıklıları tasfiye ederek, MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMENİZİ BEKLİYORUZ...

Yağmurlu “Çamurlu” şarkılar söyletmekten vaz geçmenizi ve “artık yeni şeyler söyleme”nizi bekliyoruz...

Buna cesaret gösteremiyor musunuz?! TOPLUCA İSTİFANIZI ve hayatımızdan çıkmanızı İSTİYORUZ...

Yol ve kader arkadaşlığımız buraya kadar....

Sonunu güzel bağlayamadığınız hizmetleriniz için teşekkür ediyor, günahlarınızla sizleri baş başa bırakıyoruz...

Biz bağışlasak da tarih bağışlamayacak ve umumun hukukuna tecavüz ettiğinizden, Âdil-i Mutlak olan Allah bağışlamayacak...

“Hayrete mucip Kahraman”ınızın Fetvasını vasiyetinize yazmayı ve o fetvayla Mahkeme-i Kübrâ'ya çıkmanızı da ayrıca hatırlatayım..! Hani, “Ecdadınız” da öyle yapmıştı ya?!

Benden buraya kadar, başkasını bilmem...

Uğurlar ola...

Doğan Topgül

@DoganTopgul

.

Facebook Yorumları

reklam
02.02.2014
Satrancın ve Diplomasinin Mucidiyle Bilek Güreşi...
25.01.2014
"Zırva tevil gerektirmez.."
20.01.2014
Küçük avın çaresiz çırpınışı...
13.01.2014
"Olmasaydı sonumuz böyle.."
07.01.2014
"Neredeeen, nereye."!!
31.12.2013
“Happy new years” ve “Aleykûm Selâm” arkadaşlar.!
28.12.2013
Yâr'dan da geçmeyelim, Ser'den de...
25.12.2013
Benden buraya kadar, başkasını bilmem...
21.12.2013
İlişkilerde
16.12.2013
Yalnızlık limanına demir atmak...
04.12.2013
Enkazdan geri kalan manzara...
25.11.2013
İpin ucu..!
19.11.2013
Devlet, “Şartnameler” ve Hayatın Gerçekliği
17.11.2013
Doku Uyuşmazlığı mı?!
13.11.2013
O' Olmasaydı.?!
11.11.2013
Atatürk'ü Öldürmeyelim..!
09.11.2013
Aklımıza gelmiyor da değil hani..!
02.11.2013
Büyük beklentim ve büyük hayal kırıklığım
30.10.2013
Bayramımız ve Tefekkür Anaforumuz...
23.10.2013
Gün içeride didişme günü değildir!
01.10.2013
Müşterek acılar ve empati...
25.09.2013
"Gidin başkaları gelsin... Çürümeye son.!"
18.09.2013
Menderes ve İz Bırakan Kahramanlarımız
16.09.2013
" Önce insan"ı yetiştirmek..!
10.09.2013
Muhalefet mi, Ülkeye İhanet mi?!
07.09.2013
Dershaneleri mi kapatacaksınız?
03.09.2013
28 Şubat Yargılanırken...
25.07.2013
Bir yargıtay kararı...
30.06.2013
“Kaygılanın”; bence de..!
27.06.2013
Yeter artık... Yesin artık.
22.06.2013
Sen neymişsin be Kürt sorunu.?!
19.06.2013
Meşrebine göre tavır al..!
17.06.2013
"Edeb yâ hû"
15.06.2013
Medya ağıyla kuşatılmış dünya
08.06.2013
"90 Nesli" bizim eserimiz..!
06.06.2013
Körlük ve nankörlük...
03.06.2013
"Bu da geçer yâ hû"...
31.05.2013
"Bu Ülke" neresi ve "Kim Bunlar".?!
29.05.2013
Ardında iz ve eserler bırakanlar...
26.05.2013
MHP, Başbuğ Efanesi ve...
24.05.2013
Ciddi gündem ve anakronik muhalefet.
16.05.2013
Yazıklar Olsun..!
14.05.2013
Turkey'iz, yani Hindi.!!
13.05.2013
Bilgi Çağında Tılsımı Bozulan Masallarımız.!
10.05.2013
Yazarımız Ahmet Ay'a Cevabımdır..!
09.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -2
08.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -1
07.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -2
04.05.2013
Kader, talih ve tarihin mecbur ettiği...
05.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -1
03.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-3
02.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-2
01.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-1
30.04.2013
Bir Arefe Günüdür yaşanan; Bayram tez gele...
28.04.2013
Bu bir cinnet döneminin hikâyesidir...
27.04.2013
Evet; Korkmayın..!
23.05.2013
Ebu Cehil Soyuna değil sözüm..!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı