Yâr'dan da geçmeyelim, Ser'den de...


28.12.2013 - Bu Yazı 1317 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çok ciddi bir badireden geçiyoruz ve çok ağır imtihana tabi tutuluyoruz. Aramıza atılan ve hepimizi birlikte yakacak bir fitne ateşi söz konusu... Kundakçısı kendi dışımızdandı ama, körükçülüğünü bizlere yaptırıyorlar günlerdir...

İtfaiyeciler şaşkınlık içinde ve adeta engelleniyorlar ve sanki görünmüyor gayretleri... Aklını ve onun düşünen tarafını kullananlar, hislerine ve nefislerine yenilmiş kalabalıklara mağlup durumdalar sanki...

Eskiden tanıdığım ve yol arkadaşlığı yaptığım birçok dostum kendi cephemizde taraflara ayrılmış, her biri kendi tarafında görmek için beni de çekiştiriyor...

Bir bakıma iyi oldu yaşananlar ve dostun da, yol arkadaşının da has olanlarını öğrenme şansını bulduk... Ham olduğunu anladıklarımızı da, duadan mahrum bırakmayarak yolcu ettik çok şükür...

Sükunete, akl-ı selime, iz'an ve insafa davet ettiklerimden bir çoğu, haddini aşıp hakaret etme çılgınlığına kadar vardırdı işi ve kendince karşı tarafa attı beni...

Bir dakika dostlar! Ben henüz aklımı yitirmedim...

“Siyasi Mürid” olmadığımı ve artık olmayacağımı defalarca ifade etmeme rağmen, beni o berbat alana tekrar çekmeyi düşünenler varsa, boşuna uğraşmasın. Çünkü sakıncasını bedel ödeyerek öğrendim ve yıllar önce Mamak'ta bırakıp öyle çıktım onu...

Çok meşakkate ve acılara mal olsa da; pişmanlık duymadığım bir Büyük Dava'nın mensubuyum. Üstad'ın “Lafımın dostusunuz, Çilemin yabancısı.” diye ihtar ettiği kişilerden de olmadım şükür ve o çileden kendi payıma düşeni alarak yoluma devam ediyorum.

Vatan Şairi Mehmet Akif'in rüyasını görüğü, Said-i Nursi Hazretleri'nin ömrünü adadığı ve Üstad Necip Fazıl'ın adını Büyük Doğu koyup çilesini çektiği “Asım'ın Nesli'ni Yetiştirme Projesi”, günümüzde bir Bilge Mimar'ın elinde hayat bulmuştur artık...

Bu Büyük ve Mukaddes Dava'nın müşterek mensuplarından Fethullah Gülen Hocaefendi'yi Şeyh Edabalı konumunda bilerek hürmet ediyorum... Başbakan'ımız Recep Tayyip Erdoğan'ı da, Osman Gazi konumunda liderimiz görüp seviyorum....  On yıllardır geç kaldığımız bir çok alanda hasretini çektiğimiz ne eksiğimiz varsa, 10 yılda telafi etmiş ve gurur kaynağımız olmuştur Başbakanımız...

Kadrosuyla birlikte ülkemize verdiği hizmeti görmemek körlük ve bunu ifadeden kaçınmak da nankörlük ve büyük vefasızlık olur... Karizmatik, cesur ve kararlı bir lider olarak, Başbakanımız ve ekip arkadaşlarının hakkını şükranla teslim ederek esas konumuza dönelim...

100 yııllık büyük bir projenin “Kudsi Kervan”ında yol alırken; baktığım resim büyük resimdir ve Ülküm şuurumun bulanmasına engeldir...

Bugüne kadar “Yol Arkadaşlığı” yaptıklarımdan Başbuğ Türkeş'i dahi bu konuda yeterince samimi ve kararlı bulmamış, terk etmişim.!

Bir dönem liyakâtini ve çok önemli hizmetlerini gördüğüm rahmetli Özal'ı ve 12 Yıldır da, Dava Adamı olduğuna inandığım Erdoğan'ı Başbuğum kabul etmişim ve dualarımı da katarak desteklemişim...

Osman Bey Liderim ise Şeh Edabalı Baş Tacım ve İlham Pınarımdır. Osman'ın anlaşılmaz tavrırlar sergilemesi, otomatikman Şeh Edabalı'ya sığınmamı sağlamıştır..!. Çünkü O Bilge'yi yeniden samimiyet testine tabi tutacak durumda değilim ve böyle bir şey  haddime de değil zaten.

Ortaya çıkan huzursuzluk ve iç çatışmanın olmasını, her iki mimarın da istemediğine adım kadar eminim bu arada...

Fitnöz ve Fitnazların ve mes'elenin özünden bi-haber şarlatanların körüklediği, hepimizi de etkisi altına almış olan bir FİTNE ile karşı karşıyayız günlerdir...

Geldiğimiz bu vahim nokta aniden şekillenmiş de değildir ve buz dağının görünen kısmıdır aslında. Arka planında ve derinliğinde yatan 10 yılllık bir psikolojik çalışma vardır.

Birliğimizden kaynaklı gücümüzün farkında olanlar, bu birliği ve kardeşliği berhava etmek için “ustalıkla” çalıştılar ve bir algıyı OLGU imiş gibi kabule zorlayıp amaçlarına ulaşmak istediler... On yıldır “sürek avı planı” yapanların, hakkımızda hazırladığı büyük ve şeytani bir tuzağa, maalesef kendi gafletimizle düştük. 10 yılın sonunda şimdi; kucağımıza verdikleri bu sanal bebeği bizler besler ve kendi başımıza belâ eder olduk....

Bu oyunun bozulmasını ve müşterek ocağımızı küle çevirecek bu büyük fitne ateşinin söndürülmesini kim ne kadar istiyor ve kim ne yapıyor peki?! Bu uğurda mimarlardan hangisi sükunet telkin ediyor, hangisi ateşe körük çekmeye devam ediyor? Feraset gözü açık hakperestler görüyor ve çok rahat tefrik ediyor farkı....

Akl-ı selimle ve hakkaniyet gözüyle bakan iz'an ve insaf sahiplerinin sesi dahi duyulmaz oldu yaşadığımız şu çılgın kakofonide... Eski defterleri karıştırıp oraralardan devşirilen yalan ve yanlış malzemelerle üstünlük taslama peşinde olanlara, gâfil demek dahi iltifat sayılır bu demde..!

Ama hislerinin ve nefislerinin kurbanı olmayanlar, yaşanan hadise karşısında kimin ne kadar samimi olduğunu gürüyor ve ona göre değer biçiyor...

Bunu bu anlamda görecek ve ayrıştıracak ferasete ve tecrübeye ben de sahibim. Doğrudan 2 büyük mimarı muhatap alıyor; onların söz, ifade ve tavırlarını kıyaslıyorum. Aaradaki ikinci-üçüncü şahısların değerlendirmelerine hiç gerek de duymuyorum. Kaynak dururken kurnadan su içmeye ne gerek var ki zaten.?! Söylenen sözü ve alınan tavrı anlayacak, farkı fark edecek kapasite ve ferasete sahip değilsek, niye fikir üretiyoruz ki?!

Kimse kusura bakmasın. 2 asırlık fetreti ve makus talihi değiştirecek 100 yıllık bir proje ve kudsi yolculuğa kim sahip çıkıyorsa, yanında yol almak hayat gâilemdir...

Kim de bu yolu tıkamaya veya takoz koymaya kalkarsa, babamın oğlu da olsa “yol arkadaşı” olmaktan çıkarırım...

Ülkümüz de, kararımız da, tavrımız da, yolumuz ve tarafımız da müşterek ve belli madem; ne birinin tarif ettiği karşı tarafa geçerim, ne de kendi taraftarı olurum.!

Yolumuz, menzilimiz bellidir ve bin bir gaileyle de olsa bir kervan kurulmuş ve yola koyulmuştur... Bu yolculuğa dayanamayan, kapris yapan, kıskançlık veya başka bir sebeple engel olmaya kalkanı; kim olursa olsun kendi haline bırakır, yola devam ederim...

Nitekim ayağı sürçen, tökezleyen, yolda kalan veya yolunu değiştiren nicelerini tanıdık yıllar içerisinde... Ama biz yılmadan yol almaya ve hedefe varmaya kararlıyız.

Ne maziden habersiziz, ne hâlden gâfil ve ne de âtiden endişeli...

Muhayyilesi Cihan olan Osmanoğulları, 150 yıl boyunca en büyük engeli ve eziyeti, kardeş boydan ve akrabası Karamanoğulları'ndan görmüş olsa da, devletten Cihan İmparatorluğuna geçişini tamamlamıştır tarihte... 850 yıllık yolculukta kardeş ve dostlarından çektiğini düşmanından çekmemiş, feraset körü ve egosunun kurbanı evlatlarından da az ihanet görmemiştir Osmanlı. Zaten tarihten çekilme sebebi de, kendini bir şey zanneden mağrur, gafil ve maceraperest evlatlarının yüzünden olmuştur...

Geleceğin Sahibi Allah'tır ve murad ettiğinin sebeplerini de O' yaratacaktır. Bu iman, itimât ve teslimiyet içinde; sırf O'nun rızasına talip olarak yola çıkmışların gelecek planları olsa da, haklarında "büyük ve tek câri plan"ı yapan Allah, ne hüküm verecekse baş üstünedir...

Baktığım resim büyüktür ve bu tablodaki her şey önem arz etse de teferruattır. Teferruatlara takılıp oyalanma lüksümüz de yoktur...

Bir annenin iki can evladının kavgasına şahit olup, elinden bir şey gelmemesinin çaresizliği ve ıstırabı içindeyiz milletçe... Yâr'dan geçmek de çok zor, Ser'den geçmek de bizler için. Kim haklı-kim haksız tartışmasını yapmak durumunda değiliz ve tez zamanda sükunetin ve huzurun tesisini arzuluyoruz...

Sükunet, suhulet ve huzur adına; mimarlardan birinin on adım attığı yerde, bir diğeri tek adım atmayacak ve illâ bir tercih yapmak zorunda kalacaksam, tercihim bellidir:

2 asırlık fetret döneminden sonra yeniden diriliş ve yeniden tarih sahnesinde görünme gibi 100 yıllık bir rüya gerçekleşiyorken; 10 yılda yorulan, kendince sinirlenen, şuurunu kaybedercesine yol arkadaşını dövmeye ve ona çelme takmaya kalkan; rota değiştirmeye karar veren ve kısmen de olsa “kirlenen” anlayışa, daha fazla prim veremem...

Hata ve kusurunu görüp, kendine yeniden çeki düzen vereni ve hatada ısrardan vaz geçeni erdem sahibi ve kahraman görür, hiçbir şey olmamış gibi kucaklaşıp yolculuğumuza devam ederiz...

Kapris yapma veya kompleks duyma gibi lüksümüz olamaz, çünkü dünyevi değildir beklentimiz...

Ayrıca; “Hesap Vereceğiz”!

Selamla..

Doğan TOPGÜL

@DoganTopgul

.

Facebook Yorumları

reklam
02.02.2014
Satrancın ve Diplomasinin Mucidiyle Bilek Güreşi...
25.01.2014
"Zırva tevil gerektirmez.."
20.01.2014
Küçük avın çaresiz çırpınışı...
13.01.2014
"Olmasaydı sonumuz böyle.."
07.01.2014
"Neredeeen, nereye."!!
31.12.2013
“Happy new years” ve “Aleykûm Selâm” arkadaşlar.!
28.12.2013
Yâr'dan da geçmeyelim, Ser'den de...
25.12.2013
Benden buraya kadar, başkasını bilmem...
21.12.2013
İlişkilerde
16.12.2013
Yalnızlık limanına demir atmak...
04.12.2013
Enkazdan geri kalan manzara...
25.11.2013
İpin ucu..!
19.11.2013
Devlet, “Şartnameler” ve Hayatın Gerçekliği
17.11.2013
Doku Uyuşmazlığı mı?!
13.11.2013
O' Olmasaydı.?!
11.11.2013
Atatürk'ü Öldürmeyelim..!
09.11.2013
Aklımıza gelmiyor da değil hani..!
02.11.2013
Büyük beklentim ve büyük hayal kırıklığım
30.10.2013
Bayramımız ve Tefekkür Anaforumuz...
23.10.2013
Gün içeride didişme günü değildir!
01.10.2013
Müşterek acılar ve empati...
25.09.2013
"Gidin başkaları gelsin... Çürümeye son.!"
18.09.2013
Menderes ve İz Bırakan Kahramanlarımız
16.09.2013
" Önce insan"ı yetiştirmek..!
10.09.2013
Muhalefet mi, Ülkeye İhanet mi?!
07.09.2013
Dershaneleri mi kapatacaksınız?
03.09.2013
28 Şubat Yargılanırken...
25.07.2013
Bir yargıtay kararı...
30.06.2013
“Kaygılanın”; bence de..!
27.06.2013
Yeter artık... Yesin artık.
22.06.2013
Sen neymişsin be Kürt sorunu.?!
19.06.2013
Meşrebine göre tavır al..!
17.06.2013
"Edeb yâ hû"
15.06.2013
Medya ağıyla kuşatılmış dünya
08.06.2013
"90 Nesli" bizim eserimiz..!
06.06.2013
Körlük ve nankörlük...
03.06.2013
"Bu da geçer yâ hû"...
31.05.2013
"Bu Ülke" neresi ve "Kim Bunlar".?!
29.05.2013
Ardında iz ve eserler bırakanlar...
26.05.2013
MHP, Başbuğ Efanesi ve...
24.05.2013
Ciddi gündem ve anakronik muhalefet.
16.05.2013
Yazıklar Olsun..!
14.05.2013
Turkey'iz, yani Hindi.!!
13.05.2013
Bilgi Çağında Tılsımı Bozulan Masallarımız.!
10.05.2013
Yazarımız Ahmet Ay'a Cevabımdır..!
09.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -2
08.05.2013
Büyük mükâfatlar, büyük imtihânları vererek kazanılır. -1
07.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -2
04.05.2013
Kader, talih ve tarihin mecbur ettiği...
05.05.2013
"Cemaât" Gerçekten Bir Tehlike midir.?! -1
03.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-3
02.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-2
01.05.2013
Pusulayı Kaybeden ve Yürek Yaralayanlar-1
30.04.2013
Bir Arefe Günüdür yaşanan; Bayram tez gele...
28.04.2013
Bu bir cinnet döneminin hikâyesidir...
27.04.2013
Evet; Korkmayın..!
23.05.2013
Ebu Cehil Soyuna değil sözüm..!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı