Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel


22.11.2017 - Bu Yazı 236 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’ın bakanlar kurulu sonrasında adeta “panik yok, hükümette biz varız” anlamına gelen “AK Parti hükümetleri yüksek faiz ve yüksek enflasyon ile mücadelede başarılı olmuş hükümetlerdir” açıklamasının üzerinden daha 24 saat geçmeden, ekonomistlerin değerlendirmelerine göre dolar kuru dün resmen tüm zamanların rekorunu kırarak 3.97’i gördü.

Merkez Bankası’nın yaptığı müdahale ile şimdilik 3.95 seviyelerine gerilemiş durumda.

Ancak öyle görünüyor ki döviz önümüzdeki günlerde ‘tüm zamanların rekorlarını’ kıra kıra yükselişe devam edecek.

Dün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’yi aradım. Kendisine, 3 yıldır ısrarla, Türkiye’de enflasyonu doğuran ana sebebin ‘yüksek faizler’ olduğunu savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir çözüm önerisi olarak sunduğu “faiz-enflasyon” tezi hakkında ne düşündüğünü sordum. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:

“Sayın Bakanım ben ekonomist değilim ancak meseleyi de anlamaya çalışıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre, Türkiye’de enflasyonu doğuran ana sebep ‘yüksek faiz’ oranları. Yani enflasyon faizle doğru orantılı. Yani faiz oranları düşerse enflasyonda düşecek. Bu bağlamda da Merkez Bankası’na ‘sen bağımsız olabilirsin ama halka hesabı da ben veriyorum’ diyerek ‘faizleri düşür’ baskısı yapıyor. Merkez Bankası’ndan Erdoğan’ın bu çözüm önerisi için ‘evet’ ya da ‘hayır’ anlamında bugüne kadar bir ses çıkmadı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu ve uygulanmasını istediği ‘faiz-enflasyon’ tezi iktisat biliminin ortaya koyduğu verilerle çelişiyor.

Ya Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tezi ile iktisat uzmanlarını ters köşe yapacak, dahası iktisat tarihçilerinin yüzlerce yıldır ortaya koydukları bütün somut verileri çöpe attıracak ya da başka bir şey olacak! Siz ne düşünüyorsunuz?”

***

Nihat Zeybekci “Cumhurbaşkanımız, ortaya koyduğu faiz düşerse enflasyon da düşer tezinde haklıdır” dedi ve şöyle devam etti:

“İktisatçılar, bilim insanları, temel ekonomi eğitimi almış uzmanların çoğu reel hayatta uygulanmak üzere teoriler ortaya koyan insanlardır. Bir fırın örneğinden yola çıkacak olursak, onlar ekmeği tarif ederler. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Nihat Zeybekci yani bizler ise aynı zamanda ekmeği yapan, fırında pişiren kişileriz. Yani teoriyi pratikle birleştirenleriz.

Cumhurbaşkanımız ortaya koyduğu ‘faiz sebeptir, enflasyon neticedir’ tezi ile iktisatçılarla çelişmiyor. Bilakis Cumhurbaşkanımız tam da bu çözüm önerisi ile teoriyle pratiği birleştiren bir tez koymuş oluyor.

Açıklayayım... Enflasyonla mücadele ederken ekonomiyi kısırlaştırmamak lazım. Yani piyasalardan parayı azaltarak, piyasanın talebini azaltacak yöntemlerle enflasyonla mücadele doğru bir yöntem değildir. Enflasyonla mücadelede yüksek faiz uygulayarak likiditeyi daraltmak yanlış bir yöntemdir. Çünkü enflasyonla mücadelede piyasalar daraltılmaz. Piyasaları daraltmak tenbel işidir. Tam tersine finansmanı ucuz, bol ve kolay ulaşılabilir hale getirerek, yatırım yapılabilir, üretim yapılabilir ve stok yapılabilir bir hale getirmek gerekiyor. Dolayısıyla bu arzı artırma yöntemidir. Enflasyonla gerçek mücadele yöntemi de budur. Bu da düşük faiz ortamında gerçekleşir. Tüketimi daraltmak yerine üretimi artırmak lazım. Sonuçta faizin para maliyeti olduğu bir ortamda insanlar yatırıma yönelir mi? Yatırım olmazsa üretim de olmaz. 

***

Sordum. “Peki, Merkez Bankası bunu bilmiyor mu? Madem ki çözüm bu. Neden uygulamıyor? Siyasi irade ile neden ters düşüyor?”

Nihat Zeybekci’nin cevabı şu oldu: “Bizim Merkez Bankası ile ters düştüğümüz falan yok. Merkez Bankası ile aynı düşünüyoruz. Biz tüketme, harcama, üretme paranı faizde tut diyenlere ve faiz oranlarını düşürmeyenlere söylüyoruz bunu.”

17-11/22/para.jpg

OYSA FED ENFLASYONU YÜKSELTMEK İÇİN FAİZ ORANLARINI DÜŞÜRMÜŞTÜ!

Bütün kötülüklerin anası enflasyonun oranın yüksek olması zararlı olduğu gibi hiç olmaması da iyi bir şey değil. Yani düşük oranlı enflasyonda iyi değil. Bizim yüksek enflasyonu ile başımız belada. Japonya ve ABD’nin de başı düşük enflasyonundan dolayı başları belada.

Amerikan Merkez Bankası 2008 yılında yaşadığı ekonomik kriz sonrası enflasyonu yükseltmek için faizleri düşürmeye çalışmış. Bizde de hükümet Merkez Bankası’ndan enflasyon düşürmek için faiz oranlarını düşürmesini istiyor? Galiba şöyle bir durum var: Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde faizi düşürürsen enflasyon da düşmüş oluyor. Enflasyonun normalin altında düşük olduğu ülkelerde ise enflasyonu yükseltmek için faizleri düşürmek gerekiyor!

Peki, bu tuhaf bir çelişki değil mi diye Nihat Zeybekci’ye sordum. Şöyle dedi:

“Evet çelişkili bir durum gibi duruyor ancak bir çelişki yok. Amerika’da o dönem deflasyon yaşandı. Amerikan Merkez Bankası 2008 2009 yılında ülke ekonomik krize girdiğinde, piyasayı paraya boğdu. 2008 yılında 906 milyar dolar olan FED’in bilanço büyüklüğü 2017 yılında 4 trilyon 470 milyar dolara çıktı. Piyasalarda resmen talep artsın diye tüketicinin eline para verilerek ‘tüket’ denildi. Tüketsin ki, talep oluşsun. Üretim oluşsun. Evet, orada enflasyonu artırmak için faizleri düşürdü Merkez Bankası. Ancak bu bir çelişki değildir.”

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, FED’in enflasyonu yükseltmek amacıyla faiz oranlarını düşürmesiyle, enflasyon oranlarını düşürmek için faiz oranlarının düşürülmesi arasında bir çelişki olmadığını söylüyor. Tamam. Ancak ben yine de arada nasıl çelişki olmadığını ve bunun  nasıl olabileceğini anlayamadım! Bir nevi keramet sanırım!

.

Facebook Yorumları

reklam
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı