Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!


19.1.2018 - Bu Yazı 489 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa Mahkemesi’nin Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında vermiş olduğu “ihlal” kararı üzerine kızılca kıyametler koptu.

İlk kez de kopmuyor.

Anayasa Mahkemesi, Can Dündar ve Erdem Gül hakkında vermiş olduğu “ihlal” kararı üzerine, çok daha ağır eleştirilerle, “AYM’nin kararı bizi bağlamaz” gibi tepkilerle, sert kınamalarla karşı karşıya kalmıştı.

Hatta AYM “FETÖ’cüleri koruyan kurum” gibi deli saçması ithamlara maruz bırakılmıştı. Bunun üzerine AYM Başkanı Zühtü Arslan şöyle bir açıklama yapmıştı:

“AYM’nin kararları herkesi bağlar. Verdiğimiz kararları doğal olarak bazıları beğeniyor, bazıları  da beğenmiyor. Dahası bugün alkışlayanlar yarın tabiri yerindeyse lanetleyebiliyor. Hatta bazen aynı kişiler, verilen kararlardan bir kısmını alkışlıyor, ancak aradan bir gün geçmeden aynı hakimlerin verdiği kimi kararlar için ‘skandal’ diyebiliyor. Kınayanın kınaması da övenin övgüsü de Anayasa Mahkemesi’ni etkilemez. Bireysel başvuruda, başvurucunun kimliğine bakmıyoruz. Biz işimizi yapıyoruz. Kısacası Ankara’daki varlığımızı hatırlayanlar, kararlara göre değişiyor. Verdiğimiz kararlara göre bizi hatırlayanlar değişse de biz hep buradayız.” (1 Mart 2016)

Bir hukuk devletinde, siyaset kurumu ve yargı kurumu arasında tartışma olmaz diye bir şey yok, siyasal irade mahkemelerin verdiği kararlardan çoğunlukla hoşnut olmayabilir, siyaseten eleştirebilir de. Burada bir anormallik yok. Siyasi güç yargıya müdahale etmek de isteyebilir. Yargıyı kullanmak isteyebilir. Bunlar siyasetin doğasında var. Anormal olan yargı kurumlarının, yargıçların kararlarını hukuka göre değil, siyasi beklenti içerisinde olarak, siyasi kurumları hoşnut edecek şekilde, konjonktüre uygun olarak vermesidir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi bunun için önemlidir. Devletin kurumsallaşması bunun için mühimdir.

Bir devletin hukuk devleti olması bu yüzden hayatidir.

Bu bağlamda AYM Başkanının bu açıklaması hukuk devleti imajı açısından önemli olduğu gibi, toplumun adalet duygusuna güveninin zedelenmemesi açısından da önemlidir.

Şimdi bir kez daha AYM tartışmaların odağında. Vahim olanı yerel mahkemenin anayasal suç işleyerek, tabi hakimlik ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde, kanunları alaşağı ederek  AYM’ye direnmesiydi.

Şimdi el yükseltilmiş durumda.

Dün bir televizyon programına katılan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e bir kez daha AYM’nin vermiş olduğu “ihlal” kararı soruldu.  Şöyle enteresan şeyler söyledi:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararları bağlayıcıdır.”

Enteresan olan bu değil elbette. Anayasa’nın 153. Maddesine göre de “AYM’nin kararları kesindir. Yasama, yürütme, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri, bütün yargı organlarını” bağlar.

Enteresan olan, çelişkili olan şu sözleri. Diyor ki Sayın Gül:

“Mahkemelerde hiyerarşi olmaz. İlk derece mahkemesi olur, istinaf olur, yüksek mahkeme olur.”

Sonra da şöyle diyor:

“Her mahkeme yetkisini anayasa ve kanundan alır.”

Peki, bu durumda nasıl olacak?

Anayasa diyor ki, Anayasa Mahkemesi’nin kararı bağlayıcıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı kesindir. Sokaktaki vatandaşı da bağlar, Türkiye Büyük Millet Meclisini de, Başbakanı da, Cumhurbaşkanını da, yargı organlarını da...

Sayın Gül sormak istiyorum:

Tamam, sizin dediğiniz gibi, mahkemeler arasında TSK’da, devlet bürokrasisi içinde olduğu gibi “emir talimat” anlamında bir hiyerarşi yok. Tamam, kabul ediyorum, siyaseten oldukça başarılı bir “söz oyunu” yaptığınız. Siz de bunun farkındasınız.

Fakat, Anayasa’nın 153. Maddesi bu durumda ne anlama geliyor?

Ülkemizde ABD’de, Avrupa ülkelerinde, yani normal bütün hukuk devletlerinde olduğu gibi “üst derece” mahkemeler var mı yok mu?

İlk derece mahkemelerinin en doğru kararı vereceklerine inanıyorsak madem neden ikili yargılama sisteminden özellikle temel haklar ve hürriyetler konusunda dörtlü yargılama sistemine geçtik?

Neden ilk derece mahkemeleriyle temyiz mahkemesi olan Yargıtay’ın arasına Bölge İstinaf Mahkemeleri sokuldu?

Ve Yargıtay’ın kararları alt derece mahkemelerin kararını bağlıyor mu bağlamıyor mu?

Özellikle temel hak ve hürriyetler konusunda bu üçlü yargılama sistemiyle de yetinilmeyerek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getirilmedi mi?

Bütün bunlar ilk derece mahkemelerinin etkin bir şekilde denetlenmesi ve yargıda keyfi kararlar verilmesini önlemek için atılan adımlar değil miydi?

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar bütün yargı organlarını bağlar mı bağlamaz mı?

Bütün bunlar bir hiyerarşi değil de nedir?

***

Bakınız...

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın “tahliye” kararı olmadığını siz de hükümetiniz de biliyor.

Sizin hükümetiniz döneminde getirilen Bireysel Başvuru sisteminin varlık nedeni Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesini önlemektir değil mi?

Bireysel Başvurunun kural olarak, kamu gücü işlemlerine karşı yapıldığı konusunda da hemfikir olmalıyız. Anayasa Mahkemesi, kendisine kanunlar yoluyla verilen görev ve yetkisi dahilinde başvurucunun müraacatına göre dosyasını inceler “yargılama sürecinde hak ve hürriyet ihlali yapılıp yapılmadığını” tespit ederek bir karar verir.

AYM’de bunu yaptı. Yetki gaspı falan yapmadı.

Şimdi siyaseten bunlara karşı çıkmak başka. Ancak, hoşa giden karar veren yerel mahkemeye sahip çıkmak adına,  polemiğin “yargıda hiyerarşi yoktur” eşiğine getirilmesi çok daha başka.

Ve vahim bir açıklamadır. Bu açıklama mahkemeler arasında curcunaya sebep olur ki, Allah korusun.

YARGIMIZ BAĞIMSIZ SAYGI DUYALIM... YOKSA...

Devlet büyüklerimiz  bir yandan yargımızın bağımsız ve tarafsız olduğunun altını kalın kalın çiziyorlar ve  sevgili vatandaşlar olarak mutlak surette “yargımıza saygı” göstermemizi istiyorlar...

Bir yandan da “yargıya” ilişkin tuhafın ötesinde vahim sayılacak, yargının siyasallaştığı algısını besleyecek tartışmalara öncülük ediyorlar.

Örneğin, Adalet Bakanlığının Müsteşarı, bütün yargıçlara “yargıya müdahale edilmesine müsaade etmeyin” mektubu gönderirken, Adalet Bakanı, Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayacağı bayrağı açarak, kanunen suç işleyen, Anayasa ihlali yapan  yerel mahkemeye arka çıkıyor.

Dolayısıyla bu durumda 
şimdi...

Bir ülkenin Anayasa Mahkemesi,  anayasanın ve kanunların kendisine verdiği yetkileri kullanarak, hukuka uygun vermiş olduğu bir karar neticesinde bu kadar linç edilebiliyorsa, bu durumda alt derece mahkemelerde görev yapan hakimler “yargıya müdahale edilmesinin” önüne nasıl geçecekler?

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8