Eser KARAKAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Kamu ihaleleri skandalları


24.10.2017 - Bu Yazı 230 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gün geçmiyor ki basında kamu ihalelerine ilişkin yeni bir yolsuzluk haberi çıkmasın.

Yazımın en sonunda söylemem gerekeni şimdiden söyleyerek başlayacağım: AKP Hükümetinden, Hükümetlerinden kurtulmak istiyorsanız enerjinizi, dikkatinizi, bilginizi kamu ihalelerine çevirin.

Yaklaşık her ihaleden pis kokular geliyor.

Pis koku her zaman yasalara karşı bir durum da demek değildir bizim ihale sistemimizde.

Yasal çerçevede de kamu ihale sisteminde çok büyük yolsuzluklar var.

CHP ve HDP meselenin bu boyutuna dikkatlerini teksif etseler AKP şimdiden çok büyük ölçüde gitmiş idi diye düşünüyorum.

Her muhalefet partisinde, her gazetede işi sadece kamu ihalelerine izlemek olan kişilere, uzmanlara çok büyük ölçüde ihtiyaç var.

CHP, HDP neden bu konuda çok pısırık davranıyorlar, anlamak mümkün değil.

Aklıma gelen ama aklımdan kovmak da istediğim ihtimal aslında tüm partilerin mevcut kamu ihale yasasından memnun oldukları zira muhalefet partileri hem belediyelerde bu yasayı kullanıyorlar hem de kendilerini yarının iktidarı gördükleri için yasada radikal değişiklikler istemiyorlar.

Yasanın üç ana sorunu var.

Birincisi, yasanın yolsuzluklara çok müsait oluşu.

Sayıştay bu konuyu gücü yettiği ya da artık pislik halının altına süpürülemez hale geldiği ölçüde gündeme taşıyor.

Sayıştay’ın Gaziantep Büyükşehir Belediye ihaleleri ile itirazını basından okumuşsunuzdur, Belediyenin açtığı ihalelerin kısm-ı azamını aynı şirketin aldığını söylüyor.

Muhtemelen kağıt üzerinde bir usulsüzlük de olmayabilir ama sorun başka bir yerde, ihaleyi açan kuruma, yetkililere bu kadar tercih hakkı verirseniz gelinen nokta bu olacaktır ve olmaktadır.

Geçerken şunu da hatırlatayım, bu günlerde Sayıştay’ın sesi çok çıkıyor, pek yakında birileri, kim ya da kimler acaba, “Eyyyyy Sayıştay, sen bizimkilerin çocuklarının, torunlarının ekmeğine(!) mi göz diktin? diye meydanlarda bağırıp, çağırmaya başlayacaktır.

Ya da bu kuruma başka bir tür operasyon çekilebilir.

Kimse yanlış anlamasın, Sayıştay işinin ancak yüzde beşini falan yapıyor ama bu bile yetiyor galiba.

2013, 2014 günlerinden aklımda kalan bir telefon kaydı vardı, kimse itiraz da etmemiş idi.

Birisi, şimdi bir bakan mı nedir, “Sayıştay raporları TBMM’ye inerse mahvoluruz” mealinde bir söz etmiş idi.

Neden?

Bu Sayıştay raporlarına ne oldu?

Neyse, gelelim dedikodudan kurumsal gerçeklere.

İhale yasasının ikinci temel problemi uluslararası rekabete kapalı oluşu.

Türkiye’de iş yapan yabancı yükleniciler bu alanda, mesela çok yüksek teknoloji, iş yapabilecek yerli firmaların olmamasından iş alabiliyorlar.

Muhalefet partileri ya da gerçek toplumsal muhalefet yapan sivil toplum kuruluşları ihale tekliflerini Avrupa Birliği uzman firmalarına götürüp bu ihaleye nasıl bir teklif verebileceklerini sorabilirler.

Bunun için bu firmalara ücret de ödenir.

Göreceksiniz, tüm AB çıkışlı teklifler bizimkilerin çok altında kalacaktır.

Peki bizim vergi mükellefleri bu farkı niçin, hangi mantıkla bu sözde milli ve yerel firmalara ödemektedirler.

Kimse darılmasın, akçeli işlerde kim ki yerel ve milli bir tercihten bahseder, işin içinde büyük anaforlar var demektir.

Akçeli işlerde anafor tabiri gençlerin bilmediği bir tabir, öğrenmelerinde fayda olabilir.

Üçüncü temel mesele ise, yasanın bin bir dolambaçlı yöntemle yönetimlere, merkezi ya da mahalli, çok büyük takdir yetkisi tanımasıdır.

Hangi akçeli işte yönetimlere takdir yetkisi bırakılmış ise orada yolsuzluk üremiştir, üremektedir ve üreyecektir.

İlk yapılması gereken şey tüm kamu ihalelerini, eşik değer yükseltmesi yolsuzluğuna boğulmadan, uluslararası rekabete açmaktır.

Peki neden bunlar tercih edilmemektedir?

Kamu ihaleleri içeride siyaseti ve siyasetçiyi-bürokratı finanse etmektedir de ondan.

Türkiye kamu ihaleleri meselesini aşabilir ise sihirli bir değnek devreye girmiş gibi, çok sayıda sorununu geride bırakacaktır.

Ama bu arada da birileri nasiplenemeyecektir.

Kendine muhafazakar diyen bir kesim iktidara geldiğinde bu alanda kurumsal olmasa bile ahlaki dürtmeyle küçük mesafeler alınabileceğini düşünmüş idim.

Tam tersi oldu.

Demek ortada muhafazakarlık, dindarlık falan yokmuş.

Peki ne varmış?

Onu da siz bulun.

 

İKİ KÜÇÜK NOT

1-Varlık fonu uluslararası piyasalardan kredi arıyormuş.

Anlamakta zorlanıyorum, varlık fonunun amacı kendi birikimlerini, bütçe fazlalarını, doğal kaynak artılarını karlı alanlara plase etmektir, kredi aramak değildir; bu kavramın da cılkını çıkardık.

2-İtalya Türkiye çıkışlı sebze ve meyvelerde çok yüksek oranda zehirli madde tespit etmiş.

İtalya bu ürünleri, parasını ödemiş, imha etmez, kontratlara göre bize iade ediyor.

Biz İtalyanların yemediği, İtalyan devletinin kendi vatandaşına yedirmediği bu meyve ve sebzeyi ne yapıyoruz?

Yoksa bu zehirli milli ve yerel sebze ve meyveleri yine yerel ve milli çocuklarımıza mı yediriyoruz?

Tarım Bakanlığından bir yetkili bu konuda bir açıklama yapamaz mı?

.

Facebook Yorumları

reklam
21.11.2017
90’lara çoktan döndük bile
18.11.2017
Atatürk, Atatürkçülük ve hukuk
11.11.2017
Paradise papers meselesi nedir, ne değildir?
7.11.2017
Yerli otomobil, teknolojik dışsallık, Şemdinli ve şeytanla mücadele
31.10.2017
AİHM ve totaliter rejimler
29.10.2017
İhale meselesinin en az konuşulan boyutu
24.10.2017
Kamu ihaleleri skandalları
22.10.2017
2017 Ekim Türkiye manzaraları
18.10.2017
Negatif sıfır, normal sıfır, pozitif sıfır
10.10.2017
Bu tutarlılığa ancak şapka çıkarılır
7.10.2017
Soydaş Türkmen ne demek?
3.10.2017
AB’ye ihtiyacımız her zamankinden fazla
1.10.2017
Diyanet ve modernistler skandalları
26.9.2017
Tarım meselemiz
23.9.2017
Üniversite kontenjanları neden boş kaldı ve kalacak?
19.9.2017
Kızınızı kimlere asla vermeyin
16.9.2017
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ve Kılıçdaroğlu’nun Türkçesi
3.9.2017
Kan donduran haberler
29.8.2017
Nereden çıktığı belli Çin, Rusya aşkı
26.8.2017
Çok anlamsız bir tartışma daha: İki Türkiye, tek Türkiye
22.8.2017
Basında yandaş maaşlarına Sayıştay denetimi olabilir mi?
18.8.2017
Bu işte bir tuhaflık yok mu?
15.8.2017
Çok anlamsız bir laf: “Dinin doğru yorumu”
12.8.2017
Türkiye ve AKP’liler
8.8.2017
Kamu alımları sistemi
1.8.2017
Şu “devletin valisi” lafı
29.7.2017
Nedir bu yardımcı doçentlik meselesi?
25.7.2017
Çalışma istatistikleri ve az konuşulan çok ciddi sorunlar
23.7.2017
Cihat matematikten önemli dersen işte böyle olursun
22.7.2017
Fransa’da yaşanan komutan krizi
18.7.2017
İçinde Türkiye’nin adı geçmeyen bir Türkiye yazısı
15.7.2017
Utanmasını bilenler için işte utanç belgesi
11.7.2017
Sayın Cumhurbaşkanı meseleyi çok güzel özetlemiş
8.7.2017
Kamu parası: laiklik, İmam-Hatipler, İlahiyat fakülteleri, Diyanet, TRT, AA
5.7.2017
Türkiye neden hukuk üretemiyor ve iki Türkiye
1.7.2017
Bir günde gözüme ilişen haberler ve ülkemiz
27.6.2017
Hukuk, siyaset, futbol
24.6.2017
Fi’yi izlediniz mi?
20.6.2017
Erdoğan’ın korumaları, ABD Anayasasının 1. eki ve Abdülhamit
17.6.2017
Dört akçeli konu dördü de fena halde siyasi
13.6.2017
Laiklik komedileri: Osman Baydemir fezlekesi
6.6.2017
Cumhuriyet’te Çiğdem Toker gazeteciliği
3.6.2017
Muhafazakarlığa değil ama bizim sözde muhafazakarlara kafayı çok taktım
30.5.2017
Bütçe açıkları-Hazine işlemleri
27.5.2017
Kontrollü darbe ve mantık
23.5.2017
Korkunçluklar ve komiklikler
21.5.2017
Sözde uluslararası ilişkiler(ciler), değerler sistemi, masa düzeni
16.5.2017
Dijital devrimin en büyük geçici siyasi meselesi
13.5.2017
İslamcılık, Kadir Topbaş’ın damadı ve Silopi faciası
9.5.2017
Yabancı parça ve devletin doğru bilgi tekeli
7.5.2017
Yeniden ve ısrarla kayıtsız şartsız AB üyeliği ve normları
3.5.2017
Milliyetçilik, muhafazakarlık ve dindarlık
30.4.2017
Şark kurnazlığı ile ne kadar mesafe alınır?
25.4.2017
Referandum sonrası
16.4.2017
Referandum sonrası ve basketbolda başarı
11.4.2017
Liberal demokratlar nerede?
8.4.2017
Yüksek yargıçların meşruiyeti
5.4.2017
16 Nisan 18 maddenin değil, vicdanların referandumu
2.4.2017
Bu ahlak meselesi aklımı çok karıştırıyor
28.3.2017
Güçlü iktidar- Gelir Vergisi Kanunu
26.3.2017
Anayasa, temel haklar ve başkanlık sistemi
21.3.2017
Danışmanlık ya da danışmanlar komedyası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı