Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Eylem YILMAZ

[email protected]



Bookmark and Share

AKP, Bürokrasi, Acil Anayasa


12.09.2012 - Bu Yazı 3440 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP’nin Bürokrasi ile ilişkisiLeyla ile Mecnun aşkına döndü. Bürokrasinin değişmeyen yüzünü 10 Eylül 2012 tarihli “Bu kitaplar hala yasaklı” başlıklı haber ile yeniden gördüm. İlk tepkim gülümsemektiama sonra üzerine epeyce düşündüm. Biz değişen dünya da değişim çabası içinde olan bir ülkeyiz ama burada ne kadar yol aldık?

Haberin bize gösterdiği sıfıra sıfır elde var sıfır ancak gerçekte sıfırı ne sıfırla çarpabiliyorum ve nede gerçeğin sıfır olduğunu görüyorum. Örnekleyelim; Nazım Hikmet’in kitapları hala yasaklı listesinde ama diğer yandan ders kitaplarında öğrencilere edebiyat derslerinde okutuluyor. Nazım Hikmet’in kitapları hala yasaklı kitaplar listesinde ama bu ülkenin çok tartışmalı eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Nazım Hikmet şiiri okumuştu. Aslında Nazım Hikmet hatırlarsanız 2002 Uluslararası Nazım Hikmet yılının kutlanması sırasında yaşıyordu. Nazım Hikmet “vatan haini” ilan edilip “vatandaşlıktan” çıkarıldığında o zaman görevli bir memur kaydını silmemiş ve Nazım Hikmet hala Türkiye’de hem vatandaş hem de yaşıyor görünüyordu. İşte bizim yurdum halleri, gülmek mi lazım, kızmak mı? İşte bu örnekler beni memur yani bürokrasi ile AKP ilişkisini sorgulamaya yönlendirdi. Derin Devlet’inden kurtulmaya çalışan Türkiye toplumunun var ettiği AKP HükumetininTürkiye’nin gerçek Derin Devleti olan bürokrasisi ile ilişkisi nedir?

MaxWeber demokrasisi yerleşmemiş ve köylülük oranı yüksek olan ülkelerde bürokrasiyi şöyle tanımlar; “Bürokrasi doğal olarak, bilgisi zayıf, dolayısı ile güçsüz bir parlamentoyu tercih eder.” Bizim ülkemizin bir on yıl önceki geçmişinin kısa meclis özeti gibi. Kurumların harcamalarını sorgulamayı yasaklamış, denetleme desek zaten mümkün değil hatta tartışılamaz. Bürokrasi, memurlardan meydana gelen bürokratlar topluluğudur. Okuma ve yazmanın bilinmediği zamanlar da iktidarı yönetmek için okuma yazma bilen bürokratlara muhtaç olunmuştur. Okuma yazma bilmenin yolu ise zenginlikten geçer. Belirli bir elit kesimin okuma yazma bilgisi iktidarda olanı ona mahkûm etmiştir. Bu nedenle bürokrasi dediğimiz şey halktan çok devletin içinde belirli bir elit kesimi ifade eder. Bu nedenle halk ile devlet birbirini anlayamayan iki ayrı dünya halindedir. Avrupa’da çoktan değişen bu durum Türkiye’de yeni yeni çatırdıyor. Bizde bugün yaşanan, siyaset sahnesinden eski politikacıların halk eliyle tarihe gömülmesi ve bu yapının dışından yeni bir partiyi iktidar koltuğuna oturtmasıdır. Türkiye’de halk ile devlet arasındaki uçurumun kapanmasının ilk adımının devamı referandum da daha da kapandı. Türkiye halkı değişim sahnesinin başrolüne böylece geçti. Siyaseti değiştiren toplum memurların kalıcılığının dengesini bozdu. Bürokrasinin tepkisi bu nedenle sert oldu. Darbeden darbeye koşmuş bürokrasinin topluma tepkisi aynı yöntem oldu. Neyse ki gelişen iletişim endüstrisi vardı ve hiçbir şey eskisi gibi gizli kalmıyordu. Bürokrasinin darbeciliği bu sefer sessizlikle değil büyük tepki ile karşılık buldu. “Darbelere Dur de” diyerek sokaklar doldu taştı. İlk kez Türkiye toplumu darbeye sert çıkıyor ve bu bürokrasiyi reddediyordu.  Darbe yolunda; Danıştay, Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi Katliamı ile emin adımlarla ilerliyordu ki, toplumdan en büyük darbeyi bürokrasi referandumda %58 EVET ile yedi. Darbe yapmak isterken darbeyi yedi ve bel kemiğinden kırıldı.

Buraya kadar her şey yolunda artık devlet ile halk arasında kapanması imkânsız bir uçurum kalmamış görünüyordu. Zira toplumun var ettiği bir iktidar partisi vardı ve bürokrasinin darbe girişimde yaptıklarını ortaya çıkarmaya da çok hevesli görünümündeydi. Ergenekon Soruşturması başlamıştı ki, bu soruşturma Türkiye’nin ilk ve tek gerçek soruşturması olarak tarihimize geçti. Ergenekon Soruşturmasının durması neyin nesiydi peki? Ergenekon Soruşturmasının durması, ilerlememesinin adı şudur; Türkiye’nin tek iktidar partisi vardır o da Bürokrasi. Kendi idaresine karşı gelenler ve gelmeyenler olarak toplumu bölen bir bürokrasiden bahsediyoruz. Bu o kadar ki; Güneydoğu’da dört bin köyün boşaltılması, yakılması, Faili meçhul cinayetleri, Kahramanmaraş katliamlarını, binlerce solcunun işkencelerde ölmesini, idam edilmesi bürokrasinin kudretini gösterir. Silahlı her eylem bürokrasinin daha güçlenmesini ifade eder. Bugün Türkiye’de her gün yaşanan çatışmalar aynı güçtendir.

Devlet sınıflı toplumların ürünüdür dolayısıyla sınıflardan bağımsız ele alınamıyor. Yolsuzlukların yasalaştırılmasının nedeni budur. Tüsiad, Müsiad, Medya, İnşaat sektörünün lider firmalarından bağımsız değerlendirmek mümkün olmuyor. Yasalar buradan gelen talepler ile yapılıyor. Bunun en net örneği ise, Kamu İhale Yasasıdır.Van depreminde çok konuşulan ama bir türlü çoğul bir tepkiyi doğurmayan yasa. En ufak bir su baskınında çöken yollar, şiddeti hafif bir lodosta dahi uçan çatılar, depremlerde kaybettiklerimizin acısı, Samsun’daki sel felaketindeTOKİ Evlerinde ölenlerin acısının müsebbibi bu yasadır.Bu nedenle Müteahhit-Bürokrat-Politikacı ilişkisini Bermuda Şeytan Üçgeni olarak adlandırabiliriz. Bu yasanın değiştirilmemesi konusunda ise hiçbir konuda anlaşamayan Muhafazakârların, Kemalistlerin, Alevilerin, Kürtlerin, Milliyetçilerin temsilci partileri her nedense tam bir uyum halindeler. Hani kırmızıçizgiler, hani kavga gürültü, işlerine gelince bal kaymak olabiliyorlarmış demek ki “temsilcilerimiz.”

Toplum tarafından var edilen bir iktidar partisi, toplumsal bir anlaşma olan Anayasayı işte böyle unuttu. Ben daha önce “Darbelere Dur De” sloganı atmış, referandumda EVET demiş, bir vatandaş olarak şimdi “Anayasayı unutana Dur De” diyorum. Meclisi işini yapmaya 12 Eylül Yasalarını değiştirmeye, Sayıştay Kanunu ve Kamu İhale Yasasını Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirmeye davet ediyorum. Eğer bürokrasi üzerinde siyasal otoritenin denetimini sağlayamazsak, siyasetçinin hedeflerini bürokrasi baltalar. Askeri ve sivil bürokrasi darbeler ile bunu çok yaptı, yakın geçmişimizde de denedi ve canımız çok yandı. Artık Yeni Anayasamızı yapalım, takkeler düşsün kel görünsün…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
03.01.2015
Demokratı az olan toplumlar az demokrasi ile yönetilirler!
26.12.2013
Mısır'da askerle Türkiye'de yargıyla
09.06.2013
Gezi Parkı'ndan bildiriyorum (1) Dayak
03.06.2013
Dikkat Ergenekon var, derhal siyaset üretin
03.04.2013
Barış her şeyi değiştiriyor…
24.03.2013
Gelen barış ve gelmekte olan…
29.01.2013
AKP bir koalisyon hükümeti
12.10.2012
Aşk olsun
12.09.2012
AKP, Bürokrasi, Acil Anayasa
20.08.2012
Orhan Miroğlu’na…
21.07.2012
Ergenekon Uğultularına Mızıkalı Islıklar
11.07.2012
Değişimin Kişisizleştirilmesi
26.06.2012
Devletin Baba Siyaseti
12.06.2012
AKVARYUM
07.03.2012
“Sesimizi Duyan Var Mı?”
25.02.2012
MİT Krizi Değil Darbe
05.02.2012
Suriye, Uludere ve Malatya
25.01.2012
Tam gaz
23.01.2012
KILAVUZUN ORTADOĞU OLSUN BAŞBAKAN
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive