18. madde uygulaması başınıza gelmeden pek bir bilgi sahibi olamayacağınız, karşılaştığınızda da genelde anlayana kadar iş işten geçmiş ve ‘burada neler oluyor?’ dedirten bir uygulamadır!

Kısaca anlatıp detaylara geçelim…

18. madde uygulaması ile imar sınırları içerisinde bulunan, üzerinde bir yapı olan ya da olmayan arsa/araziler, maliklerinin (sahiplerinin) rızası (muvafakatı) sorulmaksızın bir uygulamaya dahil ediliyor. Bu uygulamada bulunulan ada ve parseller tekrar düzenlenerek imar planında belirlendiği şekilde ayrılıyor (ifraz), ya da birleştiriliyor (tevhit).

Geldik en sıkıntılı bölüme. Bu uygulama yapılırken arsa/arazi sahiplerinin taşınmazlarına ‘düzenleme ortaklık payı (dop)’ adı verilen işlem ile en fazla yüzde 40 olacak şekilde bedelsiz olarak el koyuluyor. Yani arsanızın en fazla yüzde 40’a kadar olan bölümünü bedelsiz olarak devlete veriyorsunuz. En üst limit yüzde 40’dır. Sizin taşınmazınızda yüzde 20, yüzde 30 da olabilir.

Mahallelerde, özellikle köy ve mücavir alan iken mahalle olan yeni yerleşim yerlerinde Düzce belediyesi 18 uygulaması yaptı. Yapılan bu uygulamada her şey kanuna uygun yapılmış olsa bile vicdana uygun mu? Vicdana uygunluk esas alınmaz da kanuna uygunluk esas alınırsa gönüller rahat olur mu?

18 uygulaması yapılmazdan önce, uygulama yapılacak olan yerlerde bir ön çalışma yapılsa hem vicdana, hem de kanuna uygunluk sağlansa, gönüller hoş edilse daha doğru olmaz mı?

18 uygulaması bittikten sonra ilgili mahallemuhtarlarına, yapılan çalışma ile ilgili siz de bir bakın itirazı olan varsa süresi içinde itirazını yapsın diye haber verilse daha doğru olmaz mı?

Bu tür uygulamayı yapanlara veya bu işin sorumlularına; 08.08.2018 tarihinde bu köşede Şam valisi Sad b. Ebi Vakkas'ın, Şam’daki bir camiyi genişletmek için cami bahçesine bitişik olan bir arsayı kamulaştırdığı, arsaya değerinden fazla olmak kaydı ile bedelini ödediği halde, arsa sahibi olan Yahudi’nin valiyi Hz. Ömer’e şikayet etmesi, Ömer’in de valiyi titreten “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” dediği tek cümlelik o çarpıcı mesajınhikayesini, Yahudi’nin o adalet karşısında gösterdiği tavrı hikaye eden o köşe yazısını okumalarını tavsiye ederim.

Kaldı ki vatandaş, benim yerimi neden aldın demiyor. Benim 500 metre karelik yerimin yarısından fazlasını almışsın, benim 50 metre karelik yerimi bana çok uzak bir yerdeki vatandaşa hisse yapmışsın, diğer 50 metrekarelik yerimi bir başka vatandaşa, diğer 50 metrekarelik yerimi bir başka vatandaşa hisse yapmışsın, bir başkalarını da bana hisse yapmışsın vs. diyor.

Vatandaş ben bunu nasıl anlayayım ve nasıl toparlayayım ki diyor? Kanunu çıkaranlar inanıyorum ki bunun bu şekilde olmasını asla istememişlerdir. Uygulayıcıların daha dikkatli olması gerekmiyor mu? Peki, uygulayıcıların daha dikkatli olmasını kim sağlayacak ve bunun takipçisi kim olacak? Bu ve buna benzer konularda tedbir alınmazsa gönüller çook ama çok yorgun düşer!Benden söylemesi! Hoşçakalın.

  • Abone ol