Fars mı seçim mi?


15.5.2017 - Bu Yazı 1390 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Sandığa dair dinamizm, 1979’da Şah’a karşı olduğu gibi İran toplumunun hesaplaşma potansiyeline dair de bir şeyler söylüyor... İran’da siyaset ince ince işleniyor ama kantarın topuzunun pek ağır indiği yerler de az değil. Siyasal-toplumsal türbülans potansiyeli ne kadar yüksekse siyaset yeteneği de o kadar derin.

İran 19 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyor. İran’a uzaydan düşmüş gibi gidenlerin en büyük çaresizliği kurulu düzen ve siyasal yapıyı anlama çabasıdır. “Sağcılar” ve “solcular” gibi tanımlamaları duyunca siyasal partilerin Batılı varyasyonlarını arar durursunuz. İşe yaramaz. Tedavüldeki dile göre eski Meclis Başkanı Hüccetülislam Mehdi Kerrubi solcudur mesela. Sağdan kasıt genelde ‘usulgarayan’ (ilkeciler) yani gelenekçi muhafazakârlardır. ‘Usulgarayan’ bütün gelenekçileri de kapsamıyor. ‘Amelgarayan’ (amelciler) yani pragmatist-modern muhafazakârların da bir kısmını sağa bir kısmını sola koymak mümkün.

Daha üst bir ayrım ‘reformcular’ ve ‘muhafazakârlar’ olarak karşımıza çıkar. Yaygın yanılgının aksine muhafazakârları ya da reformcuları tanımlayan şey dindarlık seviyeleri değildir. Sosyal-kültürel özgürlüklerin yanı sıra Batı ile ilişkiler iki kesim arasındaki ayrımları tayin ediyor. Ülkenin yakın siyasi tarihinde reformculara öncülük edenlerin çoğu din adamı. Bunların başında Ali Ekber Haşimi Rafsancani, Muhammed Hatemi ve Mehdi Kerrubi geliyor. Geçen ocakta vefat eden Rafsancani bu cenahın sistem içindeki en önemli dayanaklarından biriydi. Rafsancani dini lideri (rehber) seçme ve azletme yetkisine sahip Uzmanlar Meclisi’nin (Hubregan) de üyesiydi.

Reformcu-muhafazakâr ayırımı da belli yerlerde geçişken. Mesela ılımlı-yenilikçi-modern muhafazakârlar da reformcularla birlikte anılıyor. Rafsancani’yi tanımlayan ifade ‘ılımlı-pragmatist muhafazakârlık’ idi. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad gibi ‘popülist sağ’ ya da ‘yeni sağı’ temsil edenler de özünde muhafazakâr. Bunlar düzen nezdinde üçüncü cepheyi oluşturuyor.

Dünyada bildik klasik sağ-sol kalıplara uymayan bu ayrımların ötesinde seçim yarışları reformcular ve muhafazakâr kamplar arasında yaşanıyor.

Düzenin adamı olanlar ve olmayanlar diye bir ayrım ise hepten faydasız. Düzenin adamı olarak görülmeyen her hangi biri zaten Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin (Negâhban) eleğinde kalamıyor. Mollalar ve karşıtları diye bir ayrım da yararsız. Çünkü mollalar da reformcu, muhafazakâr ya da gelenekçi muhafazakâr cephe arasında yani sağ ve sol olarak bölünmüş durumda.

***

19 Mayıs seçiminde Ahmedinejad’ın adaylığının reddi nedeniyle bu seferki yarışta reformcu-muhafazakâr cepheleşme daha bir net.

Bir tarafta Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İshak Cihangiri ve Mustafa Haşemitaba; diğer tarafta Hüccetülislam İbrahim Reisi, Muhammed Bagır Galibaf ve Mustafa Mir Salim.

Seçimin ağır topları Ruhani, Reisi ve Galibaf. Özetle Ruhani Reisi ve Galibaf’a karşı.

Ahmedinejad’ın üçüncü bir cephe açıp muhafazakâr iktidar planını sabote edeceği endişesiyle diskalifiye edildiği düşünülüyor.

Eski Başbakan Mir Hüseyin Musavi ve eski Meclis Başkanı Mehdi Kerrubi’nin ev hapsine alınıp Yeşil Hareket’in bastırıldığı 2009’daki seçimden sonra sistemin, içeride Ahmedinejad’ın kutuplaştırıcı mirasını bitirecek, kitleleri sistem içinde tutup taşları yerine oturtacak; dışarıda ise Batı ile gerilimleri azaltacak esneklikte birine ihtiyacı vardı. 2013’teki seçimde o isim düzenin en kritik makamlarında yer almış, 6 dil bilen ve nükleer müzakerelerle ‘Diplomat Şeyh’ lakabını kazanmış Hasan Ruhani’ydi. Ruhani reformcuları sandığa çekip düzenin meşruiyetiyle ilgili toz bulutlarını nispeten dağıttı. Sistem açısından görevini ifa etti. Ancak reformculara verdiği sözleri yerine getiremedi. Batı ile nükleer uzlaşma sayesinde bazı yaptırımları kaldırttı ama nükleer programla bağlantılı olmayan diğer yaptırımlar kaldı. Ekonomide düzelmelere rağmen hedefi tutturamadı. Reformcu liderlerin ev hapsine son veremedi. Çok sayıda reformcu kadro hala hapiste. Özgürlükler alanında umulan genişleme de sağlanamadı. Batı ve Körfez ülkeleriyle uzlaşma stratejisine karşı Meclis ve Devrim Muhafızları gibi müesses nizamın temel kurumlarından gelen direnci kıramadı.

ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle nizamın radikal unsurları bu kez cumhurbaşkanlığı koltuğu için İbrahim Reisi’yi öne sürdü. Eski Başsavcı ve Uzmanlar Konseyi üyesi olan Reisi bu cephenin nazarında ABD’yi İran konusunda fabrika ayarlarına döndüren Trump’ın sertlik yanlısı politikalarına yanıt verecek bir isim. Yani özetle diyaloga açık Barack Obama’ya denk gelen Ruhani’ydi, Trump’a denk gelen de Reisi. (Tabii Trump’la İran’ın hangi kanadının uzlaşabileceği ya da Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşlar sürerken Körfez’le kimin açılım yapabileceği de ayrı bir soru işareti.)

Diğer yandan bir iddiaya göre sistem Reisi’yi, Hamaney’in yerine müstakbel dini lider olarak hazırlıyor. Bu değerlendirmeye göre Hamaney gibi öncesinde cumhurbaşkanlığı yapmış bir ayetullahın rehberlik makamına geçmesi evla olabilir. Tabi kaybederse rehberlik makamında gözü olan rakiplerinin önü açılacak. Bir başka iddia da rehberlik makamı için Reisi’ye sıra gelmesi mümkün değil ve onun aday gösterilmesi Ruhani’nin seçilmesini garanti etmek için.

1980’leri yaşamış olanlar için kötü bir üne sahip olan ama yeni nesillerin fazla tanımadığı Reisi geçen yıl İmam Rıza Türbesi Vakfı’nın (Asitan-ı Kuds-ı Rezevi) başkanlığına atanarak hatırlı bir titre kavuştu. Yıllık geliri 200 milyar doları bulan bu vakıf üniversite, enstitü ve araştırma kurumlarının yanı sıra tarım, gıda, ilaç, ahşap, madencilik ve ulaştırma dahil çok sayıda alanda şirketleri bünyesinde barındırıyor.

***

Batılı medyada yansıtıldığı gibi nizamın bütün unsurları gerçekten Reisi’nin arkasında mı? Reisi, Uzmanlar Meclisi’nin de üyesi. Meclisin 88 üyesinden 50’si Reisi’nin adaylığına destek veren bir mektuba imza attı. Bu önemli bir gösterge. Ayrıca Reisi, Devrim Muhafızları ve istihbarat birimleriyle de yakın ilişkilere sahip.

Yine de Reisi bir bütün olarak müesses nizamın adayı demek yanıltıcı olabilir. Koyu muhafazakâr rengine rağmen bu kurumlar içlerinde farklı eğilimleri barındırıyor. Mesela yaygın kanaatin aksine Devrim Muhafızları yekpare değil. Muhafazakâr kanadın diğer adayı Tahran Belediye Başkanı Galibaf da, Devrim Muhafızları’nın eski komutanı olarak bu yapıdan destek görüyor. Nükleer anlaşma ve ABD’yle uzlaşmayı reddeden çıkışların geldiği Devrim Muhafızları içinde Ruhani’yi destekleyen bir kanat da var.

Başta rehberiyet makamı olmak üzere nizamın temel kurumlarının alenen bir adayın arkasında durması İran siyaset geleneği açısından pek acullük sayılır. Öne sürülen bir adayın kaybetmesi nizamla ilgili meşruiyet tartışmasını körükleyeceği için bu tür bir görüntüden kaçındıkları söylenebilir. 2013’te Ruhani’nin kazandığı seçimde olduğu gibi Hamaney bu kez de oldukça mesafeli bir görüntü veriyor.

***

Seçim sürecinde bütün adayların katıldığı tartışma programları ve miting meydanları siyasal dinamizmin hala güçlü olduğuna işaret ediyor. Hepsi İslam Devrimi’nin mirasına sahip çıkan bu adaylar arasındaki tartışmalar ne nezaketen ne de göstermelik.

Bir başkası dile getirdiğinde ‘muharip’ (Allah’la savaşan), ‘zıddi inkılabi’ ya da ‘fitneci’ damgası yiyebileceği sözler propaganda sürecinde bolca sarf edildi. Reisi ve Galibaf, Ruhani’yi yolsuzluk, yasadışı ithalat, bazı kişilere haksız kazanç, avantajlı kredi temini ve yandaşa bol keseden maaş vermekle suçladı. Ruhani’nin kardeşi ve özel danışmanı Hüseyin Feridun ile ilgili yolsuzluk soruşturmasının engellendiği de gündeme getirildi. Ruhani ise Galibaf’ın 1990’ların sonunda polis şefiyken öğrenci olaylarını güç kullanarak bastırdığını ve memleketi Meşhed’deki yolsuzluk skandalında parmağı olduğunu söyledi. Ruhani, Reisi’ye de devrim karşıtları arasında kendisine ‘Katliamcı Ayetullah’ denilmesine neden olan geçmişini hatırlattı. (Bu arada Reisi ayetullah değil). Ruhani’nin keskin sözlerinden bir kaçı şöyle:

“Şaşkınım. İnsanların dillerini kesip koparıp seslerini kısanlar bugün özgürlüklerden bahsediyor.”

“Halkımız siyasi ve sosyal özgürlük istiyor. Bu seçimde 38 yıldır bildikleri tek şey infaz ve hapsetmek olanlara oy vermeyeceksiniz.”

“Bu seçime şiddet ve aşırılıkçılığın icra edildiği döneminin bittiğini söylemek için girdik.”

Reisi 1988 yazında İran-Irak savaşı sırasında Saddam Hüseyin’le işbirliği yaptıkları suçlamasıyla solcular ve Halkın Mücahitleri üyelerini idamla yargılayan ve devrim karşıtlarının ‘ölüm komitesi’ olarak andığı heyetin üyesiydi. Uzun bir sessizlikten sonra bu mesele geçen yıl Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin bir ses kaydıyla gündeme gelmişti.

Kayıtta, komite üyeleriyle toplantıda Muntazeri, “Bana göre İslam Cumhuriyeti’nin en büyük günahı (ki tarih bizi affetmeyecek) sizin tarafınızdan işlendi. İsimleriniz tarihe suçlular olarak geçecek. Uyuyamıyorum ve her gece iki üç saat düşünüyorum; bu insanların ailelerine ne yanıt vereceksiniz?… Buna cevaz vermiyorum, tek bir kişinin bile idamına karşıyım” diyordu.

Kaydı yayımlamakla suçlanan Muntazeri’nin oğlu Ahmet Muntazeri 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının 15 yılı tecil edildi ve sonradan ‘yukarıdan müdahale’ ile bırakıldı.

Devrimin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin halefi olan Muntazeri, Humeyni’ye mektup yazarak idamları eleştirmişti. Birçok konuda Humeyni ile ters düşmesi nedeniyle liderliği kaybeden Muntazeri, Aralık 2009’da ölünceye kadar ev hapsinde tutuldu. Muntazeri, Yeşil Hareket’in ruhani lideri olarak da anılıyordu.

Ruhani ayrıca ekonomik alanda da düzeni iğneledi. Total, Eni ve BP gibi şirketleri petrol sahalarında yatırıma ikna etmeye çalışan Ruhani, Devrim Muhafızları’nın devasa şirketlerle ekonomiye hükmetmesine karşı çıkarken dış yatırımın gelmemesini bu faaliyetlere bağladı. Bu da müesses nizamın en hassas olduğu konulardan biri.

Yine Cumhurbaşkanı, Devrim Muhafızları’nı balistik füze denemesi yaparak nükleer anlaşmayı sabote etmeye çalışmakla suçladı.

Ruhani’nin hedefi Reisi ve Galibaf olsa da eleştirilerin muhatabı rejimin ta kendisi. Zülfü yâre dokunmuş olmalı ki Hamaney düşmanların İran aleyhine kullanacağı ahlaksızca açıklamalardan kaçınılması uyarısında bulundu.

2009’daki gibi sadece sandık hilelerini değil rejimi de sorgulayan bir sosyal dalgalanmaya yol açmadığı sürece bu türden bir tartışma ortamına imkân tanınması sistemin kendini koruma yeteneği olarak da okunabilir. Bu aynı zamanda çok köklü kültürel ve siyasal birikim üzerinde oturan bir toplumun her şeye rağmen siyasetten kopamayan reaksiyoner karakterine de işaret ediyor.

***

Peki, sandığın olası sonucuna dair neler söylenebilir? Usulgarayan cenahı Ruhani’nin önüne tek aday çıkarmaya çalıştı ama siyasal tablodaki bölünmüşlük nedeniyle bunu başaramadı.

Ruhani küskün kitleleri sandığa çekemezse yarış ikinci tura kalabilir. İkinci turda Reisi’yi önlemek için ‘akıllı oy’ mekanizması devreye girebilir ve Ruhani kendi performansından memnun olmayan reformcuların oyuyla ikinci dönemini garantileyebilir. Bu açıdan Ruhani’nin korktuğu şey sandığa ilgisizlik. Sandığa ilgisizlik, rehberin, “Oy kullanmak dini vecibedir” sözünü emir telakki eden muhafazakâr kitlelerin değil cumhurbaşkanlarının işlevsiz bırakıldığını düşünen kesimlerin sorunu.

Sandığa dair dinamizm, 1979’da Şah’a karşı olduğu gibi İran toplumunun hesaplaşma potansiyeline dair de bir şeyler söylüyor. 2009’daki boy gösterisi, devrimin amaçlarından sapıldığını düşünen kesimlerin yönlendirici kapasitesi ile 1980’lere yetişmemiş olan yeni kuşakların buluşması sayesindeydi. Ancak müesses nizam, Besic gibi sahip olduğu müdahale güçlerinin yanı sıra bir el işaretiyle milyonlarca insanı sokağa dökerek karşı koyma kapasitesini de gösterdi. Bu potansiyel kesinlikle hafife alınmamalı.

2009’da olduğu gibi 2017’deki reformcu cepheyi destekleyenler, devletin güvenlikçi yapılanması ve ‘derin devlet’ mekaniğine karşı İran’ın siyasi, ilmi, felsefi, kültürel ve sanatsal derinliğine yaslanmasını istiyor. Bu cephe bunu yaparken devrimin asıl ilke ve dinamiklerinden sapıldığı tezini işliyor. Bu yaklaşım kolayca dışlanmalarını ve aforoz edilmelerini de önlüyor. 2009 sonrası yaşananlar hatırlandığında mücadeleyi “devrim içinde devrim” zemininde yürütmenin varoluşsal bir soruna tekabül ettiği anlaşılıyor. O zaman devrimin öncül isimlerinden Muntazari ve Rafsancani hain, Muhammed Hatemi ve Mehdi Kerrubi ajan, Mir Hüseyin Musevi ve devrimin kadın önderlerden Zehra Rahneverd fitneci, devrimin ilk Dışişleri Bakanı İbrahim Yezdi sapık, devrimin ideologları Murteza Mutahhari, M. Hüseyin Beheşti ve Ali Şeriati’nin çocukları ile Humeyni’nin torunları düşman ilan edilmişti. İran’da siyaset ince ince işleniyor ama kantarın topuzunun pek ağır indiği yerler de az değil. Siyasal-toplumsal türbülans potansiyeli ne kadar yüksekse siyaset yeteneği de o kadar derin.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.12.2019
Kürt yakasındaki eller
11.12.2019
Amerikan-İran kapışmasından Irak’a düşen
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive