Iraklı Türkmenler için durum ‘kırk katır kırk satır’ misali. Irak Şam İslam Devleti’nin eski Baasçılar ve Nakşî örgütler eşliğinde Musul’u odak alan geniş bir bölgeyi ele geçirmesi en fazla Türkmenleri tehdit ediyor. Onyıllardır varoluş mücadelesi veren Türkmenler bu kez hakikaten ‘yok olma’ tehdidi altında. Irak’ın kuzeyinde yaşadıkları il ve ilçelerden sürülen Türkmenler, özellikle Şii olanları IŞİD katliamlarıyla yüz yüze. Kürt bölgesine kaçanlar hoş karşılanmazken, kimileri 50 derece sıcağın altında kamptan bozma yerlerde perişan vaziyette. Irak’ın önde gelen Şii uleması Ayetullah Ali Sistani’nin talimatıyla güneye yerleştirilenleri büyük olasılıkla ‘asimilasyon’ bekliyor. Ve dünyanın da, bugüne kadar ‘kıble’ belledikleri Türkiye’nin de gözleri kulakları Türkmenlere tıkalı.

 

 

ASİMİLASYONLARIN HEDEFİ

 

Araplar ve Kürtlerin ardından Irak’taki üçüncü en büyük etnik grup olan Iraklı Türkmenler, bölgenin ‘kadim’ halklarından. Bölgeye yerleşmeleri 7. yüzyıla kadar uzanıyor. Büyük Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu göç daha da hızlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Musul’un kaybı nedeniyle ortada kalan Türkmenler, 20. yüzyılda katliam ve asimilasyonların da hedefi oldu. 1923, 1947 ve 1959’daki Kerkük katliamları nüfuslarının sürekli azalmasına yol açtı. 1925 anayasasında ayrı bir ‘entite’ olarak tanınmış olsalar da bu hakları pratikte kullanmaları pek mümkün olmadı.

 

 

NÜFUSTA ‘GEÇMEYENLER’...

 

Bugün Iraklı Türkmenlerin nüfusunu bile tam bilmek mümkün değil. 2003 öncesi ‘Araplaştırma’, daha sonra da ‘Kürtleştirme’ politikaları önemli bir etken. 25 milyonluk Irak’ta Türkmenlerin sayısı 800 bin ile 2 milyon arasında veriliyor. Resmî istatistik yok ve genelde 1957 nüfus sayımından hareketle tahminlerde bulunmak mümkün. Kerküklü akademisyen Prof. Mahir Nakip, Kerkük Vakfı’nın Irak ve Türkmen nüfusunun yıllar içindeki artışından hareketle 2 milyon 250 bin olarak hesapladığını anlatıyor. Bu rakamın genelde daha az gösterilmesinin sebebi ise mezhep ve etnik hassasiyetler. Nitekim Nakip, “700 bin 800 bin nüfuslu Erbil’de bizim tahminlerimize göre en az 150 bin Türkmen var. Ama bugün sayım yapılsa belki 15-20 bin kişi kendini ‘Türkmen’ olarak yazdırabilir. Irak’ta mezhebi milliyeti yazmak siyasi bir tavırdır” diyor.

 

 

IŞİD’İN KILICININ UCUNDALAR

 

Normalde Irak’ın kuzeyindeki Tel AferMusulTuzhurmatuAltınköprü ile civar yerleşimlerde yaşayan Türkmenler artık IŞİD yüzünden tümüyle ‘yok olmak’ tehdidi altındalar. IŞİD’in haziran ortasında başlayan saldırıları sonucunda pek çoğu yerlerinden yurtlarından oldu. Özellikle Şii olanları IŞİD’in katliamlarıyla yüz yüze. Musul’da yaşadıkları Tel AferBaşir,TuzhurmatuSelahaddin bölgesindeki BiravçiliÇardağlı ve Karanaz bölgelerinin yanı sıraMusulRamadi ve Felluce’den sökülüp atılan Türkmenler yollara düştü. Sincar bölgesine ulaşanlar çadır bile olmadan açık havada kalakaldılar, hiçbir yardım alamadılar.

 

Türkmen Cephesi yetkilileri bu ay başında 200’den fazla Türkmen’in öldürüldüğünü aktarıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre IŞİD Musul yakınında Şii Türkmenlerin yaşadığı Guba veŞirihan köylerini bastı, evler ve çiftlikler yağmalandı. Şiilerin mabetleri havaya uçuruldu. Tel Afer’in kültürel miraslarından Hıdır Elles makamı ve 14. ile 15. yüzyıla ait tarihî eserlerdenKızıl Deli ve Er Mahmud türbeleri de bunlar arasında.

 

 

TEL AFER: SURİYE-MUSUL KÖPRÜSÜ

 

IŞİD’in en büyük hedefi ise Musul’un 50 km. batısındaki Tel Afer oldu. Zira nüfusunun tümünü Türkmenlerin oluşturduğu Tel Afer Musul’dan Suriye’ye bağlanan bir köprü konumunda. Bu coğrafya hem Arap olmayan hem de Sünni olmayan tek şehir. Dolayısıyla IŞİD için ‘ele geçirilmesi şart’ bir yerleşimdi. Tel Afer’in nüfusunun yarısına oluşturan Şii Türkmenler ise doğrudan IŞİD’in hedefi oldu. IŞİD bölgede yaşayan Hıristiyanlara, ‘Ya cizye ödeyin yahut gidin’ diyerek tehdit ederken, Şii Türkmenleri ‘Ya Sünni olacaksınız yahut sizi keseriz’ tehdidi savurdu. Türkmen kaynakları bu tehdide kurban gidenlerin eksik olmadığını belirtiyor.

 

 

GÜNEYE KAÇANLARI ASİMİLASYON BEKLİYOR

 

Türkmenler Tel Afer’i yanlarına ne alabilirlerse terk etmek zorunda kalırken, izledikleri iki rota çıktı. Şii olanlar bir kısmı da uçaklarla Irak’ın güney bölgelerine taşındı. Bunda Sistani’nin Şiilerin güvenceye alınması talimatı etkili oldu. Güneyde NecefKerbelaHille ve Bağdat’a yerleştirilen Şii Türkmenlerin sayısını 170 bin civarında veriliyor. Bir kısım insan Muharrem ayı etkinlikleri nedeniyle insanların normalde yürüyerek kutsal yerlere gittiği bölgelere yerleştirildi. Bir kısmı da şehir merkezlerine yerleştirilip iş ve ev verildi. Ancak Türkmen kaynakları bunların zaman içinde Şii nüfus içinde eriyip gideceği kaygılarını aktarıyor. Türkmenlerin güneyden geri döndürülmesinin çok zor olacağını belirtiyor.

 

 

KÜRT BÖLGESİNDEKİLER PERİŞAN

 

Esas dağılan kesim var ki onların durumu vahim. Kürt bölgesinde aşağı yukarı 100 bin civarında Türkmen kaçmış durumda. Bir kısmı çölde sıcakta perişan hâlde, kamptan bozma yerlere girebilmek için izin bekliyor. Yaklaşık 60-70 bini ise yedi ayrı kampta --ki bunları kamptan ziyade etrafı çevrilmiş açık alan diye tarif etmek uygun düşüyor-- barınma ve yaşama savaşı veriyorlar. Özellikle yaşlı ve çocuklar arasında ölümler çok yüksek.

 

 

FEŞHABUR TALEPLERİ KARŞILANMIYOR

 

Türkmen yetkilileri Türkiye’den acil olarak Habur’dan 8 kilometre içeride bulunan Feşhaburkampının Türkmenler için genişletilmesini talep ediyor. Birleşmiş Milletler tarafından Suriyeli sığınmacılar için kurulan ve fazla Suriyeli bulunmadığı için müsait görünen bu kamp için Türkmenler Ankara’ya acilen talepte bulunuyor, Telafer’den göçen Sünni ve Şii Türkmenlerin yerleştirilmesini istiyorlar. Yerleştirme de kâfi gelmiyor aynı zamanda güvenliğin de sağlanması gerekiyor. Zira bu bölgeye sığınanlar arasında Şii Türkmenlerin de bulunması ‘güvenlik’ tehdidi ortaya çıkartıyor. Nitekim zaten Türkmenlerin varlığından rahatsız görünen Barzani yönetimi, Şii Türkmenler yüzünden IŞİD’in hedefi olmak gerekçesini ortaya sürüyor. Türkmen kaynakları Irak topraklarında bir kamp kurulamayacaksa o zaman Türkiye içinde kamp kurulmasını talep ediyor. Mahir Nikap, “Nasıl ki Suriye’den göç eden 1 milyon insanı barındırabilmişsek Türkmenlerin de barındırılması gerekiyor” diyor.

 

 

SALİHİ: ANKARA BEKLENTİMİZİ KARŞILAMADI

 

Ancak Türkmen kaynakları Türkiye’den arzu ettikleri yardımı ve desteği alamadıklarını vurguluyor. Ankara politikalarına en yakın duran ve siyasi hassasiyetlere dikkat sergileyen Irak Türkmen Cephesi lideri Erşad Salihi de durumu ‘Balkanlar’dan yaşanan göç dalgasına’ benzetiyor, güneye kaçan Türkmenleri kaybetmekten korktuklarını aktarıyor. Salihi Türkiye’den AFAD, Mavi Hilal, İHH ve Kızılay ile MHP’nin kendilerine insani yardım gönderdiğini söylese de “Ama bunların hiç biri Türkmenlerin isteklerini karşılamadı. Daha fazlasını beklemekteyiz” vurgusu yapıyor. Salihi Türkiye ile güvenli bölge kurulmasını konuştuklarını da anlatırken, “Ama bir ay önce beklentimiz Ankara ile görüşmemizde zannettik ki bu konular çözülebilir ama maalesef çözülemediği için bu konuları düşünmeye başladık. Taleplerimizi isteklerimizi de onlara bildireceğiz. Türkiye’den başka hiç kimsemiz yoktur” diyor.

 

Irak’taki Türkmen halkı ölümler, sürgünler ve katliamlarla yüz yüze iken Türkiye’de yaprak kımıldamaması manidar. Ortada dolaşan üç beş haber ve görüntü kırıntısı da Batılı kaynaklardan geliyor Türkmenler bir boşlukta yapayalnız kalmış durumdalar.

 

 

***

 

Irak haklarından arındırılıyor

 

Irak’ın başındaki Irak Şam İslam Devleti tehdidi ülkedeki bütün azınlıkların canına malına kast eder vaziyette. Haziran ortasında Musul’un IŞİD’in eline düşmesi, bu eski kentteki tüm kültürel farklılıkların adeta ‘ölüm fermanı’ oldu. 29 Haziran’da bölgede halifelik ilan ettikten sonra şeriat bahane edilerek kafa kol kesmeler, kadınlara sıkı baskılar devreye sokulurken, kendilerinden olmayan herkes IŞİD’in tehdidi altında. Ilımlı Sünniler, Sünni’siyle Şii’siyle Türkmenler, Yediziler, Şabaklar hedefte... Musul’da 1900 yıldır ilk kez hiç Hıristiyan kalmazken, dünyaya feryatlar yükseliyor.

 

IŞİD, son on yıldaki büyük Hıristiyan göçünü daha da hızlandırıyor. 2003’teki Amerikan işgalinden önce Irak’ta 1,3 milyon Hıristiyan yaşıyordu. Geçen süre içinde sayıları 300 bine kadar düşmüştü. Özellikle de 2010’da Bağdat’ta 58 kişinin öldüğü kilise saldırısının ardından. Ve şimdi de tarafı olmadıkları Sünni-Şii kavgası yüzünden tutunacak dal bulamıyorlar. Yüzlerce aile temmuz başlarından itibaren IŞİD’in Müslüman (Sünni) olma ültimatomunun ardından bütün varlıklarını bırakarak Musul ve bölgedeki diğer yerleşimlerdeki evlerini terk etmek zorunda kaldı. Görgü tanıkları dünya medyasına apar topar kaçmaya çalışılırken nasıl ölüme yüz yüze geldiklerini, nasıl soyulduklarını anlatıyorlar. Musul’un 30 km. doğusundaki Bakhidave Hamdaniye’den kaçan Hıristiyanlar her şeylerini gece vakti bırakmak zorunda kaldı. Kürdistan bölgesine zar zor ulaştılar. ErbilHewler’in Hıristiyan bölgesindeki bir spor salonunda sığınak buldular. Haziran sonundan itibaren Musul’un doğusu ve kuzey bölgelerinden Ninova’dan kaçan 10 binden fazla Hıristiyan var.

 

Af Örgütü’nden Donatella Rovera’ya göre, IŞİD en başta Irak’ın azınlıklarını hedef alıyor: “Her gün IŞİD tarafından alınan nerede oldukları bilinmeyen oğullarını, kocalarını ve kardeşlerini çaresizce arayan ailelerle tanışıyorum. Pek çoğu onların isimlerinin bile zikredilmesini istemiyor zira güvenliklerinden korkuyor.

 

Irak’ın en büyük kilisesi olan Keldani Kilisesi’nin Piskoposu Louis Raphael Sako ise sonunda geçen hafta dünyaya çağrıda bulunmak zorunda kaldı. IŞİD’çıları Cengiz Han ve torunu Hülagü hanla kıyasladı, “Onlar bile böylesini yapmadılar” çıkışında bulundu. Haksız değil. Irak’ı kendilerinden olmayan herkesten arındırmaya girişen bir yapı ile karşı karşıyalar. İki milyondan fazla insan Irak içinde yer değiştirmiş durumda. Sadece Hıristiyanlar da değil. Örneğin Musul’un 22 km. kuzeydoğusundaki Başika köyü Yezidi ve Şabakların yaşadıkları yerdi. Pek çok Yedizi IŞİD tarafından kaçırıldı. Umutsuzca kaçacak yer arıyorlar. Avrupa’ya gitmeye çalışıyorlar. Son yıllarda Irak’ın Yezidilerinin sayısı 500 bine düşmüştü. Anlaşılan geride pek azı kalacak.

 

 

***

 

Veda yazısı...

 

Dünya Günlüğü’nden şimdilik buraya kadar... Bir yıldan fazladır Taraf Gazetesi’nde yazdığım yazılarım artık sona eriyor. Dünyada görülmemiş bir medya ortamında hiçbir sansüre ve müdahaleye geçit vermeyen tutumlarından ötürü başta Genel Yayın Yönetmeni Neşe Düzel’e ve yazıişlerindeki arkadaşlara teşekkürü bir borç bilirim. Taraf Gazetesi’ni her türlü baskıya rağmen çıkartmaya çalışan gazeteci arkadaşlarıma da başarılar diliyorum.

 

Başka bir mecrada buluşmak üzere...

 

[email protected]

[email protected]

  • Abone ol