Hey dünya hey, dünya medeni ölçülerde selamlaşıp, dayanışma içinde yaşarken, varsa bir sorunu iletişim yollarını kullanıp anlaşma yolunu seçerken yine de bir netice elde edilmediği takdirde bir hakeme müracaat ederken ennihaye mahkeme yolunu seçerken bizim Kürtler ufak bir sorun için biri kazma diğeri küreğe sarılıyor.Bu kötü alışkanlığınız batsın.

Şimdi ben ibretli bir hadise siz okurlarımla paylaşacağım ama üzücü olduğu kadar ibret verici bir olay. Daha iki gün önce Kerkenez köyünde Hego ile Bego lakaplı iki vatandaş arasında bir kavga yaşandı, ikisi de ölümden döndüler. Mesele şu; sulama sırası bu iki komşunun aynı güne denk geliyor, malum biri gece yarısına kadar diğeri de gece yarısından sonra bahçesini sulamak durumunda olacak ve gece yarısından sonra sulamak daha zahmetli. Bu durum tartışmaya sebebi oluyor. Biri ısrarla ben önce sulayacağım diye inat edince diğeri bunun kafasına olanca gücüyle bir kürek indiriyor, neredeyse kafasını ikiye yarıyor bu darbeyi alan Bego bir süre kendinden geçiyor, hafif ayıklar ayıklamaz bir vesileyle Hego’yu yakalıyor üzerine çulluyor yedi yerden kafasını kırıyor. Şu anda ikisi de hastanede yatıyorlar maalesef. İlginçtir Bego 70, hego ise 80 yaşında bu olayı duyunca dilim lal oldu, zihnim köreldi ne diyeceğimi şaşırdım kaldım, bu derdimi sizinle paylaşmak içimden geldi bekli başkasına bir ders olur diye yazmak istedim, umarım rahatsızlık vermedim.

Ne kadar ayıp halk olarak bu yaşlarda hala adi bir kavgaya baş vurarak sorunlarımızı çözüyorsak maalesef geçlerimiz ne kadar okusalar da bu yolu tercih edenler olacak.

Sene 1990 kardeşim fakülte öğrencisi, bir münasebetle köye gitmiş babam ile amcam arasında bir tartışma yaşanıyor babam kardeşime “ne duruyorsun vur, vur” deyince kardeşim diyor ki, valla ben amcamı vurmam isterseniz kavga edebilirsiniz. Bu durum karşısında babam duygulanıyor, amcam da babamın elini öpüyor ve sorun kendiliğinden hal oluyor.(iftiharla bu örnek davranış dillendiriliyor, ailemizde aralarında kavga eden yok)

Ama ne yazık ki tanıdığım bir öğretmen, babasıyla birlikte İstanbullara kadar gittiler alacak verecek meselesi yüzünden baba oğlu kız kardeşinin oğlunu(Öğretmenin halasının oğlu) öldürdüler, bu hadisede de okumuş adam vardı ama cahiliye adetlerinden kurtulamamıştı.(Şimdi bin pişman)

Netice doğruda yapsanız yanlış da yapsanız zaman akıp gidiyor, 24 saatlik insanlık sınavını her gün veriyoruz,  ama kâr ama zarar kıyamet günü amel defterimiz elimize verilecek,  kurtuluşumuz yok. Acaba bir insan olarak duygularımızın esiri gibi yaşamaya hakkımız var mı? Bize yakışan bu mu? Bu iki vatandaşımız yeni buluğ çağına gelmiş reşit bir genci hakem seçselerdi büyük ihtimalle bir gün biri diğer gün diğeri önce sulama kararını alırlardı ve bu musibet de yaşanmazdı. Ah şu benlik, ah şu kibir, ah şu üstünlük havası korkarım dünyada bizi sefil, rezil duruma düşürdüğü gibi yarın Hak divanında da bizi beter hale getirecek!

Niceleri geldi gitti, başkasına sıkıntı verenler, iki elin parmak sayısından daha fazla adam öldürenler, kimler geldi kimler geçti. Bu üç günlük dünya insana tatlı gelse de gün bu gün, dem bu demdir. Geriye dönüp baktığımızda nasıl ki zamanın nasıl da hızlı geçtiğine anlam veremiyorsak kalan ömrümüz de aynen öyle geçecek.

Gelin insanca yaşayalım yarın Ruz-i mahşerde Rabbımızın huzuruna çıkacak yüzümüz olsun e mi? Unutmayalım fiziki kavga boynuzlu canlıların işidir. Bazen benzer duygular bizde harekete geçse de aklımızla kontrol etmeye çalışalım.

Yine de Bego ile Hego’ya hayırlı şifalar diliyorum. Allah taksiratlarını af etsin. 

  • Abone ol