Bir bu kalmıştı, muhalif Kürt halkına zulüm ederek binlerce Kürt gencinin IŞİD’in içine kaçmak zorunda bıraktı, PYD’nin zulmünden 100 binin üstünde Kürt vatandaşımız Irak Kürdistan’ına göç etti, bunlar Kürtler arası sorunlardır, bir gün çözülür derken, bir haber alıyoruz ki Koalisyon güçleri eşliğinde Tel Ebyad’daki Türkmen ve Sünni Araplara yöneldi, galiba bu Kürtlerin ilk ırkçı saldırısıdır, zalimane bir tutumdur.

Ey Kürt halkı Türkiye kamuoyu PYD/YPG/Kobani konusunda çok kirli bir bilgiyle yönlendirildi, aldatıldı.

Nasıl mı?

2012 yılında PYD/YPG güçleri ile onlar gibi düşünmeyen 15 Kürt grubu Erbil(Hewlér)de bir araya gelerek 7 maddelik bir mutabakat metni imzaladılar. Ancak kısa bir süre sonra PYD/YPG güçleri bu mütabakattan vazgeçti ve bir kısım Kürtleri öteleyerek zulmüne devam etti.

İşte o maddeler;

Bölgesel Kürt Yönetimi başkanı Mesut Barzani'nin çabaları sonucu 4 gün süren toplantıdan sonra Suriye'deki parti ve oluşumlar, Kürt halkının haklarının kazanılması için ortak bir tutum ve birlikte hareket etme kararı aldı. Üzerinde anlaşma sağlanan maddeler şöyle:

1-Hewler' de (Erbil) yapılan anlaşmayı zemin kabul etmesi ve uygulamaya konulması için bir mekanizma oluşturulması

 2-İçinde bulunulan bu hassas dönemde stratejik ve siyasi konular üzerinde karar verecek ortak bir kurul oluşturulması ve kurulun adı, "Yüksek Kürt Kurulu" olacak.

 3-Yürütülecek pratikleri takip edecek 3 komite oluşturulması

 4-Basın üzerinde yürütülen karşıtlığa son verilecek

5-Şiddetin kınanması ve Kürdistan'da durumun kötüleşmesine neden olacak her şeye karşı durulması.

6-Çalışma mekanizmasının tarif edildiği, Hewler(Erbil) anlaşmasının zemin kabul edildi

7-Anlaşmaya imza atıldıktan sonra ki iki hafta içinde bir komisyon oluşturulması

*Bu mutabakat metni imzaladıktan kısa bir süre sonra PDY mutabakatın dışına çıktı.  

Bu mutabakata bağlı kalmayan PYD/YPG ayrı bir telden çalmaya devam etti.

2014 yılına kadar meydana gelen olaylar sonucu binlerce Kürt genci DAİŞ örgütüne katıldı(Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre IŞİD’in ¼’ü Kürt gençlerinden oluşmaktadır)

En az 100 bin Kürt, ailece çoluk çocuğuyla Irak Kürdistanına geçmek zorunda kaldı.

DAİŞ militanları geldi geliyor diyerek Kobani’yi boşalttı, yetmiyormuş gibi “hay havar” diyerek Türkiye’den ve Berzani yönetiminden katkı talebinde bulundu. Her iki taraf da “gel mutamakatı imzala sana yardım edelim” dediler, PYD bir süre direndi ama çaresiz kalınca tekrar Erbi’le gelerek mutabakatı yeniden imzalamak durumunda kaldı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kobani düştü, düşecek” demesi PYD’i korkutmak amaçlı olduğuna inanıyorum, işe de yaradı. Çünkü, PYD mutabakatı imzaladıktan sonra Cumhurbaşkanı artık benzer bir ifade kullanmadı. Tam tersine sınır gevşek tutuldu ve Peşmerge güçlerine Türkiye üzerinden yol verildi.

Bu sıkıntılar yaşanırken Türkiye’deki Kürt siyasetçiler ve solcular PYD’nin yanında yer alarak 100 binlerce Kürdü görmezlikten geldiler. Bir çok yalan dolanla halkı galeyana getirerek 6-7-8 Ekim olaylarının oluşmasına çanak tuttular. HDP’nin siyasetine engel olur diye bu mevzuyu kaleme almadık, çünkü bunu benim gibi yazarlar değil siyasetçiler dillendirmeliydiler. Ama artık hakikatleri kaleme alma zamanıdır diye düşünüyorum.

Bu şuna benziyor PKK-Hizbullah arasında bir sorun çıksa PKK’nin yanında yer alarak havar, havar Kürdistan elden gidiyor çığlıklarını atmaya benzer. Halbuki iki tarafta Kürt, hatta PKK’nin en az %40’ı yabancı gel de bu imdada kulak ver demezler mi? İki örgütte Kürtsünüz, ne diye aranızda anlaşamıyorsunuz sizin başka bir öz vatanınız yoktur.Öyleyse birbirine katlanacaksınız. Akil adamlarımız, aksakallılarımız bu barışçıl çizgide durmalı, bir tarafı tutup kolaycı olmamalıdır.

Bunlar Kürtler arasındaki sorunlar “Kol kırılır, yen içinde kalır” diye bir ifade var. Ancak şu anda Kürtleri haksız duruma düşürecek bir mevzu var, o da PYD/YPG güçlerinin Koalisyon güçleri eşliğinde  Tıl Abyad’da Türkmenlere ve Sünni Araplara sıkıntı verilmesidir. Onları yerinden yurdundan etmeleridir.

Bu ırkçı bir tutumdur, bakıyorum Türkiye Kürtlerinden de buna ya destek geliyor, ya da sessiz kalınıyor.

Sevgili dostlar siz siz olun silahlı kimselerin testisiyle suya gitmeyin. İlk fırsatta size de “Haddini bilin” derler. Kandilin barış süreciyle ilgili tutumunu görüyorsunuz, nasıl da ileri geri konuşuyor.

Sivil bir akılla şekillenmeyen oluşumların ömrü kısadır unutmayalım örnek mi istiyorsunuz Afganistan’da Taliban 20 yıl hüküm sürdü sonuç kocaman bir sıfır.

Aklı selim sahibi olan herkesin bundan bir ibret alması lazım değil mi?

Allah Kürtler arasında barış, huzur ve birliktelik nasip etsin. Bizi ideolojilerin hamallığından korusun. Unutmayın dünya silahsız daha güzel bu çağımıza bu yakışır.

Selam ve dua ile

  • Abone ol