Dün dedim ki; Davutoğlu ve partisi çok şanslı. Cem Boyner gibi, İsmail Cem gibi yüzde 10 barajını aşmak için debelenmeyecek. Parlamenter rejime dönüşü savunduğu için oturacağı masa hazır. İsterse, ittifak yapacağı partiler belli. Yeni şeyler söylemesine de gerek yok. Yeni politikalar üretmesine de.. Çünkü ilk seçim, parlamenterler rejimi isteyenlerle, Türk usulü başkanlık modelini tercih edenler arasında geçecek. Davutoğlu 'parlamenter rejim' dedi; safı belli oldu.

Bunları dedim ama eksik kaldı.

Davutoğlu’nun bir de koruma kalkanı var!

Defosu çok ama zırhı var!

Defolarından başlayalım. Hepsini söylemeyeyim çünkü defoları say say bitmez.

AKP Genel Başkanlığı’na atamayla gelmesini mi, Tayyip Erdoğan’ın hitap tarzını taklit etmeye çalışmasına mı, Türkiye’yi Orta Doğu bataklığına bulaştıran başrol siyasetçilerden beri olmasını mı, 2015 yazından basiretsizliği veya cesaretsizliği nedeniyle çok isteği halde CHP ile koalisyon kuramamasını mı, gözle görünür vahim bir hatası yokken hatta yüzde 49.5 oranında oy almışken bir direktifle AKP genel başkanlığını ve başbakanlığı bırakmasını mı, bir kenara itildikten sonra yine Erdoğan’ın peşinden koşturarak siyasete devam etmesini mi, Başkanlık modeline karşı olduğu halde referandum öncesi tek kelime etmemesi/edememesini mi söylesem!

Dedim ya defosu çok.

Koruma kalkanına zırhına gelince...

Muhalefet partileri Davutoğlu’nun geçmişini masaya yatırıp üzerinde hamur yoğurmuyorlar. Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık dönemde söylediklerini yüzüne vurmuyorlar.

Bir kişi, bir kişidir. Yüzde bir bazen yüzde birden büyüktür, mantığıyla hareket ediyorlar.

Ellemiyorlar!

Davutoğlu da "Parlamenter sistemden yanayız" diyerek muhalefetten gelebilecek eleştirilerin önünü kesti. Salvo atışlarını durdurdu.  

Diyeceksiniz ki; muhalefet vurmuyorsa iktidar vurur.

O da zor. Davutoğlu AKP iktidarının beyin takımı sayılan ekibin içinde yıllarca görev yaptı.

Her şeyi bilen adamdı. İçeriden biriydi.

Cumhurbaşkanı’nın Halk Bankası’nı dolandırmaya çalıştıklarını söyleyince verdiği tepkiye dikkatinizi çekerim.

"Benim damadım, kızım, gelinim, oğlum ve ikinci derece yakınlarım rant sağlamamıştır" çıkışı sizce bir yerlere yazılan mektup değil miydi?

"Bütün cumhurbaşkanlarının, başbakanların mal varlığı araştırılsın"  teklifi savaşa hazırım ilanı değil miydi?

İktidar partisi sözcüleri, bakanları, milletvekilleri Davutoğlu’nun üzerine gidebilir mi?

Hayır. Cumhurbaşkanı’nın bile savaş açacağını zannetmiyorum. Çünkü varsa kirli çamaşırlar anında ortalığa saçılır. Anladığım kadarıyla Davutoğlu bunu göze almış.

İktidar, susunca maiyet yazarları da sessiz kalacaktır. Zaten düne kadar övdükleri, yere göğe koyamadıkları, hoca dedikler kişiyi kolay kolay dövemezler. Çünkü bellekler zayıf olsa da, toplum balık akıllı kabil edilse de arşivler ne yazık ki silinmiyor.

Bu sebepten diyorum ki; Davutoğlu siyaset arenasına koruma kalkanıyla çıktı. Dokunulmazlık zırhına bürünerek yola koyuldu.

  • Abone ol