Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor


22.6.2018 - Bu Yazı 215 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Esasen vurulan Yemen’dir. Petrol ve doğalgazdan gelen paralarla diktikleri şatafatlı gökdelenlerden Yemen’e bakan Körfez’in Arapları yalın ayak direnenlerin iradelerini kıramadılar. Bütün yıkımlara, ölüm saçan modern bombalara rağmen! Hakikat budur. 

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) liderliğindeki Batı destekli koalisyonun Yemen’de yürüttüğü savaşın en kritik aşaması Hudeyde’de sahneleniyor. Ülkeye gelen insani yardımların yüzde 70-80’i Hudeyde limanından giriyor. Husilerin kontrolündeki başkent Sana’ya çıkan en önemli hattı da tutuyor. Haliyle Hudeyde savaşın seyrini değiştirecek bir kent.

Hudeyde düşerse Husilerin örgütü Ensarullah, Yüksek Devrim Komitesi ya da Halk Komiteleri teslim olur mu? Koalisyon üyeleri istedikleri düzeni kurabilir mi?

Yemen’i toparlamayı bırakın Suudiler ile Emirlikler kendi aralarında bile kavgalı. Suudiler Ortadoğu’da birçok yerde düşman belledikleri İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) Yemen uzantısı sayılan Islah Partisi’ne bağlı güçleri kara unsuru olarak kullanıyor. 2011-2012 olaylarında devrik Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in kızağa alınmasında rolü olan ve bugün Husilerle savaşan güçlerin komutanlığını yapan General Ali Muhsin el Ahmar da Islah Partisi’nin kurucularından biri. Zaten parti önemli ölçüde Ahmar ailesine zimmetli. General Ahmar, Suudilerin kendi din anlayışlarını Yemen’e yaymasına aracılık etmiş eski bir müttefik.

İhvan düşmanlığından Yemen’de de taviz vermeyen Emirlikler ise ‘ayrılıkçı’ hisleri yeniden güçlenen güneyden bazı kesimler ile Islah’ın rakibi Selefilerle iş tutuyor. İki kampın birleştiği nokta, 2015’te Husilerin kuşattığı saraydan kaçan ve sonradan Aden’de üslenen Devlet Başkanı Mansur Hadi’nin koltuğuna dönmesi.

Emirlikler’in yeni ortakları ise Salih’in varisleri. Husiler 2014’te başkent Sana’yı ele geçirirken onlarla ittifak kurmuş olan Salih, Aralık 2017’de kendi çocukları için Suudilerle iktidar pazarlığına girişince öldürüldü. Bunun üzerine Salih’in oğlu (Salih Ali Abdullah) ve kuzeni (Sadık Salih) orduda Cumhuriyet Muhafızları gibi kendilerine sadık birliklerle birlikte Emirlikler’in müttefiki oluverdi. Bu da dengeleri epey değiştirdi. 1990’da ülkeyi birleştiren lider olarak Ali Abdullah Salih’i milliyetçi bir figür olarak görüp sahiplenenlerin sayısı az değil. Husi ve ortaklarına karşı savaşanlar kendilerini “Meşruiyet Güçleri” olarak tanımlıyor. Hadi’nin devlet başkanlığının meşruiyetine atfen bu isim kullanılıyor.

***

Bu ittifakta yer alan güçler Husilerin belini Hudeyde’de kıracaklarını düşünüyorlar. Koalisyon İran’ın Hudeyde limanından silah soktuğunu iddia ediyor. Hâlbuki Yemen hava, kara ve denizden tamamen abluka altında. Bu biraz da dünyanın suskunluğunu temin eden bir propaganda.
Körfez ve Batı medyası meseleyi ısrarla “İran destekli Husilerle savaş” olarak çerçeveliyor. Ancak bu, karşı tarafın görülmesini istediği bir resim. Durum bu çerçeveden çok taşıyor.

Liderleri Hüseyin Bedreddin el Husi’nin adına atfen Husiler diye anılan bu hareket, teşbih doğru olmayabilir ama 1962’ye kadar ülkeye 1000 yıl hükmetmiş Zeydi İmamet geleneğinin küllerine üfleyen bir örgüttür. Gelenekten ayrılıkları kullandıkları politik dilde yatıyor. Bu da Husilerin İran’ın vekil gücü olarak resmedilmesine yarıyor. İran’ın propaganda desteği ayan beyan ortada olsa da silah ve askeri eğitim desteğinin boyutları tartışmalı bir konu. Fakat şurası kesin: Husiler kendi çıkarlarına göre hareket ediyor. Konuyu çok iyi takip edenlerin de dediği gibi gerçekten İran’ın kuklası olsalardı, “Sana’ya gitmeyin” diyen, hele ki, “Aden’e kesinlikle inmeyin” telkininde bulunan İranlılara kulak verirlerdi. Ayrıca Şii ortak paydaya rağmen çizgilerindeki farklılığın da altını çizmek gerekiyor: Zeydiye klasik 12 imam inancının dışında kalıyor. Zeydiler Sünnilere en yakın Şii grup olarak da biliniyor. 12 imam geleneği içinde Zeydileri Şii saymayanlar bile olmuştur. İran’la mezhepdaşlık Yemen’deki ayrışmayı çözümlemek için yeterli değil. Husi karşıtı cephede de çok sayıda Zeydi var. Salih ailesi de Zeydi. Ancak İran’la ideolojik bir yakınlaşmadan bahsedilebilir; Husiler artan oranda İsrail ve Amerika karşıtı bir söylem kullanıyor.

Yemen’deki siyasi tablo ziyadesiyle karakteristik; Şii’si İran’ın Şii’si gibi değil, İhvancısı Mısır’ın İhvancısı gibi değil. Aşiret ve aile bağları çok belirleyici; ordudaki birlikler bile buna göre saf tutuyor. Bu durum çatışmayı basitçe vekâlet savaşı olarak resmetmeyi önlüyor. Hele ki bu krizi bir Sünni-Şii çatışmasına indirgemek mümkün değil. Elbette El Kaide ve Selefi cepheden bakarsanız bu savaş Şiilere karşıdır. Ama bu bağlam sadece onların dünyasında geçerli.

***

“Husiler pes eder mi” sorusuna dönersek; masaya oturmak zorunda kalabilirler fakat ‘teslimiyet’ buraların tarihine yabancı bir kavram. Suudi Kralı Abdülaziz, 1934’te Yemen’i işgal edip Asir, Cizan ve Necran’ı aldıktan sonra geri kalan yerlerden çekilince eleştirilere maruz kalır. Verdiği yanıt bugün de geçerlidir:

“Yemen’i bilmiyorsunuz; dağlıktır ve kabilelerden oluşur. Kimse kontrol edemez. Tarih boyunca fethetmeye kalkışanların hepsi başarısız olmuştur. Son başarısız işgalci Osmanlı Devleti’dir. Kendimi ve halkımı Yemen’de heba etmek istemem.”

Abdülaziz’in torunları bu tembihi 2000’lerde Husilere karşı yürütülen altı savaşta unutmuş gibiydiler. Bugün hepten unutmuşa benziyorlar.

Husilerin kurduğu Ensarullah artık 2000’lerdeki gibi dağlık bölgelerde yalın ayak savaşan bir örgüt değil; yalınayak savaşçılarıyla birlikte balistik füze ve insansız hava araçları kullanan bir ordu.

***

Yemenli gazeteci Hüseyin el Buhayti’ye Husilerin durumunu sorduğumda şunları söyledi:

“Husi bölgesinde, ki nüfusun üçte ikisi buralarda yaşıyor, aşiretlerin çoğu Husileri destekliyor. Husilerin kendi savaşçı sayısı 200-300 bin civarında. Ordudaki birliklerin yarısı hâlâ Husilerle birlikte. Salih ve Ahmar ailesine sadık olanlar ise diğer tarafta. Salih’in gücü Ahmar ailesinden daha fazla.”

Peki, başkent Sana’yı da ayakta tutan Hudeyde düşerse ne olur? Buhayti’nin senaryosu şöyle:

“Husiler daha önce olduğu gibi savaşmaya devam eder. Koalisyon güneyi işgal ettiğinde olanları hatırlayın. Ülkenin yüzde 70’i onların kontrolünde ama Husiler, Riyad’a balistik güze gönderecek kadar güçlendi. Elbette bu savaş sadece Hudeyde değil bütün Yemen için. Husiler Sana’yı da kaybetseler savaşı sürdürme iradesine sahipler. Biraz geçmişe ve Saada’daki 6 savaşa bakarsak; evet liderleri öldürüldü, her şeylerini kaybettiler fakat tekrar dönüp neredeyse bütün ülkeyi ele geçirdiler.”

Yemen’de uzun yıllar kalmış olan SOAS’tan Helen Lackner’in yazdıkları ise Buhayti’nin verdiği bilgilerden biraz farklı. Ona göre “muhaliflere karşı evlerin havaya uçurulması gibi ciddi yanlışlıklar yüzünden Husiler yaygın halk desteğini kaybetti. Ali Abdullah Salih de 2014 sonrası bazı işlerini Husilere gördürüp oluşan tepkilerin kendisine yönelmesini önledi.”

Husilerin Sana’yı çatışmadan almalarını sağlayan Salih’e sadık ordu güçlerinin Hadi’ye sırt çevirmesiydi. Salih’in öldürülmesi sonrası Husiler bu kanaldan gelen desteği yitirdi. Ancak bu ordunun tamamen desteğini kaybettiği anlamına gelmiyor.

Bugün itibariyle Husiler, Zeydi yoğunluklu kuzey bölgelerinde hâlâ çok güçlü. Fakat orta kesimlerde durum değişiyor. Mesela Beyda’da aşiretler Husilere karşı El Kaide’yi destekliyor. Aden, Taiz, İbb, Zincibar ve Mukalla gibi yerlerde Husiler ya yok ya da çok zayıf.

Bu kirli savaşta pek bahsi geçmeyen fasıl El Kaide. Yıllardır, “Yemen’de El Kaide ile savaşıyoruz” diyen ABD ve müttefikleri Husilere karşı El Kaide’nin önünü açtı. El Kaide Hadramavt bölgesini kontrol edebilecek noktaya ulaştı. Ebyan ve Şebva’daki askeri üsleri de ele geçirdi. Halbuki El Kaide bu bölgelerde ordu, Enrasullah ve Halk Komiteleri tarafından bozguna uğratılmıştı. Geçen yıl Yemen’deki El Kaide lideri açıkça “Husilere karşı İhvan dahil tüm Müslümanlarla birlikte savaşıyoruz” dedi. Burada korkunç bir ikiyüzlülük yatıyor.

***

Özetle Husiler, Sana dahil 2014’te ele geçirdikleri şehirleri hepten kaybetseler de Zeydi İmamet’in kalbinde varlığını sürdürebilirler. Tabi çekilmenin bu boyutta olacağından da emin değiliz. Hudeyde’de durum hâlâ belirsiz.

Husilerin savaşma iradelerini herkes teslim etse de savaşın sonu yok. Buhayti de çözümü BM’nin arabuluculuğunda müzakerelerde görüyor:

“BM arabuluculuğunda tüm taraflarla masaya oturmalılar. BM savaşın bir tarafı olarak Suudilerden bahsetmedi. Bu bir sorun. Husiler, Suudilerle anlaşırsa Suudiler, Hadi’yi kullanarak anlaşmayı bozabilir. Husiler, Hadi ile anlaşırsa Hadi, Suudileri kullanarak anlaşmayı bozabilir. O yüzden BM savaşın bütün taraflarını zikretmeli ki her kim anlaşmayı bozarsa sorumlu tutulabilsin.”

***

Kim kiminle savaşıyor faslını bırakıp savaşın yok ettiklerine dönerek kelamı bağlarsak; dünkü yazımda anlatmaya çalıştığım gibi bu savaş basitçe Husilere karşı savaş değil. Direnenler Husilerden ibaret de değil. Esasen vurulan Yemen’dir. Petrol ve doğalgazdan gelen paralarla diktikleri şatafatlı gökdelenlerden Yemen’e bakan Körfez’in Arapları yalın ayak direnenlerin iradelerini kıramadılar. Bütün yıkımlara, ölüm saçan modern bombalara rağmen! Hakikat budur.

Ahmakça öldürüyor ve yıkıyorlar. 2 milyon insanı evinden ederek. Milyonları açlığa mahkum bırakarak Yemen’in yalın ayaklılar tabakasını kat kat büyüttüler. Yüzyıllar eskitmiş zarif ve nakışlı tarihi kentleri harap ettiler. Yine de yalın ayaklıların iradesini kıramadılar. Suudilerin her şeyi basitçe Husilere, onları da İran’a bağlamaları kendi çaresizlikleri.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8