Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde


24.7.2018 - Bu Yazı 374 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Beyaz Miğferler’in tahliyesinin son NATO zirvesinde tartışılması önemli bir ayrıntı. Beyaz Miğferler’i dert edinmeleri bu örgütün Suriye operasyonundaki özel yerine bir vurgudur. Örgütlenen, finanse edilen ve ‘itibarlı’ kurumlar eliyle ödüllendirilen bir teşkilatın bütün sırlarıyla birlikte geride bırakılması anormal olurdu.

Oscar ödülüyle Batı’nın meşrulaştırdığı ve şövalye muamelesi yaptığı Nusra Cephesi dahil cihatçı örgütlerin ‘sivil maskesi’ Beyaz Miğferler (White Helmets) sahneden ‘insani’ operasyonla alınıyor.

Dera merkezli güney cephesi çökünce Kuneytra’da sıkışan Beyaz Miğferler’den 442’si dün İsrail tarafından Golan üzerinden Ürdün’e tahliye edildi. İsrailli kaynaklara göre toplamda 800 kişiyi kapsayan tahliye talebi ABD, Fransa, Britanya ve Kanada’dan geldi. İsrailliler bu ‘insani’ jestten dolayı alkış bekliyor!

Ürdünlü yetkililere göre geçici sığınma verilen bu kişiler Britanya, Almanya ve Kanada’ya gönderilecek.

Hayat kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye atanlar insanlığın gönlünde kahramandır, amenna! Ama burada bahse konu olan kurtarıcıların azizliği epey netameli.

Esad yönetiminin düşmanlarına göre Beyaz Miğferler Suriye ve Rusya’nın bombaladığı bölgelerde hayat kurtaran muhteşem bir örgüt. Suriye yönetimi ve destekçileri için ise El Kaide gibi terörist örgütlerle birlikte çalışan ve Batılı istihbarat servislerinin ülkeye müdahale bahanesi yaratmak için kullandığı bir taşeron. O yüzden bu cenahta “Beyaz Miğferler Suriye’den ayrıldıysa geri kalan İdlib cephesinde kimyasal provokasyon olmayacak demektir” minvalinde yorumlar öne çıkıyor.

***

2013’den beri bu örgüt birçok yerde sahte kurtarma sahneleri ve kimyasal saldırı iddialarına dair görüntülerle gündeme geldi. Suriye ile ilgili her kritik uluslararası toplantı öncesinde bir fecaat ifşaatıyla sahne aldılar.

Örgüt üyeleri kimi zaman El Kaide ve IŞİD’in bayraklarını dalgalandırıp cihatçılarla aynı safta silah tutarken, kimi zaman uzuvları kesilmiş Suriyeli askerlerin gömülmesine yardım ederken ya da infaz edilmiş askerlerin cesetlerini taşırken görüntülendi. Farklı yerlerden toplanan cesetleri bir yere taşıyıp sahne oluşturmak, kimyasal saldırı olmuş gibi ilk yardım müdahalesinde bulunmak ve oluşturulan dehşet sahneyi görüntüleyip delil olarak sunmak bu örgütün başvurduğu taktiklerden biriydi. Tanıklara göre bu yola en son nisanda Doğu Guta’da başvuruldu. Medyaya sızdırılan ham video görüntüleri sayesinde kurmaca operasyonlar kendini ele verdi.

Silahlı örgütlerle bağlantıları, sahte delil üretme çabaları ve provokasyona dönük kurgular Batı’da itibarlı kaynak olarak görülmelerine engel olmadı. Belki bunlar örgütü kuranların kurgusuna aykırı değildi. ABD ve ortakları Nisan 2017’de Han Şeyhun ve Nisan 2018’de Doğu Guta’da bu örgütün sunduğu görüntüleri delil sayarak Suriye’yi bombaladı.

***

Beyaz Miğferler’in tahliyesinin son NATO zirvesinde tartışılması önemli bir ayrıntı. Beyaz Miğferler’i dert edinmeleri bu örgütün Suriye operasyonundaki özel yerine bir vurgudur. Örgütlenen, finanse edilen ve ‘itibarlı’ kurumlar eliyle ödüllendirilen bir teşkilatın bütün sırlarıyla birlikte geride bırakılması anormal olurdu.

Ne oldukları çok tartışıldı ama şunu söylersek abartmış olmayız: Beyaz Miğferler özünde bir istihbarat operasyonu. Yeni savaş stratejilerinde bu tür operasyonlar artık resmi kurumlar değil taşeronlar aracılığıyla yapılıyor. Örgütün resmi adı Suriye Sivil Savunma. Çalışanları Suriyeli olsa da kuruculuğunu üstlenen eski İngiliz istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier. 2011 sonrası Suriye’ye yönelik operasyonların merkez üssüne dönüşen İstanbul, 2013’de Beyaz Miğferler’in de kuruluşuna ev sahipliği yaptı. ABD ve Britanya hükümetlerinin verdiği 300 bin dolarla kurulan örgüt için 3 bin civarında çalışan Türkiye’de eğitildi. Operasyon Dubai merkezli güvenlik taşeronu ARK (Analysis, Research and Knowledge) ile başlayıp Hollanda merkezli Mayday Rescue Foundation üzerinden devam etti. Le Mesurier hem ARK’ın proje direktörü hem de Mayday Rescue’nün kurucusu. Eğitim sürecinde Türkiye’den AKUT da yer aldı. En önemli iki finansörü USAID aracılığıyla ABD Dışişleri ve Mayday Rescue aracılığıyla Britanya Dışişleri.

ABD Dışişleri 27 Nisan 2016’de örgüte 23 milyon dolar yardım sağladıklarını teyit etti. Tahminen bu rakam Mart 2018 itibariyle 33 milyon dolara ulaştı. Bu yıl ayrılan 6.6 milyon dolar ödenek bir süre dondurulduktan sonra 14 Haziran’da serbest bırakılırken Dışişleri desteğin süreceğini teyit etti: “Washington, 100 binden fazla insanı kurtardığını söyleyen Beyaz Miğferler’i güçlü bir şekilde destekliyor.”

Britanya’nın yardımı ise 39 milyon sterlin civarında. Britanya Dışişleri ve Kraliyet Ordusu’nda çalışmış olan Le Mesurier, 11 Haziran 2016’da Kraliçe tarafından Beyaz Miğferler projesi nedeniyle Britanya İmparatorluk Nişanı (OBE) ile ödüllendirildi. Kanada, Danimarka, Hollanda, Almanya, Yeni Zelanda ve Japonya da finansörler arasında.

Elbette bu örgütün üyeleri ve yürütülen çalışmalarla ilgili dokunaklı insani hikâyeler bulunabilir. Biçilen kahramanlık payeleri de buradan geliyor. Ne var ki madalyonun öteki yüzünde bir dış müdahale aracı olarak kurulan ve kullanılan örgüt resmi var. Sıcak bölgelerde kritik görevler üstlenmiş bir İngiliz istihbarat subayının Suriyeliler için yanıp tutuştuğunu, ‘iyilik imparatorluğu’ Britanya ve ABD’nin de bu müstesna subayın gayretlerine bigane kalamadığını söyleyecek kadar naif değiliz.

Sloganları ‘Silahsız’, ‘Tarafsız’ ve ‘Bağlantısız’ ama sadece ‘kurtarılmış’ bölgelerde var oldular. Rejim değiştirmeye yönelik en etkili propaganda aracı olarak hizmet gördüler.

Sadece Nusra değil Ceyş el İslam (İslam Ordusu), Feylak el Rahman, Fecr el Umme ve Ahrar el Şam gibi örgütlerle çalıştılar.

Bu örgüt dış müdahaleyi meşrulaştıracak düzmece operasyonların yanı sıra Suriye’nin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi konusunda BM üzerinde baskı aracı olarak kullanıldı. Örgütün 11 liderinden biri olan Raid Salih, BM Güvenlik Konseyi’ne Libya’da olduğu gibi “Suriye’de uçuşa yasak bölge ilan edin” çağrısı yapanlardan biriydi. 7 yılın sonunda Batı-Körfez ortaklığının müdahalesi başarısız olurken hassas unsurlar güvenceye alınıyor. Tahliyenin anlamı bu.

***

Burada kullanılmışların değişmeyen kaderine dair ufak bir hatırlatmada bulunalım. Amerikan yönetimi örgüt üyelerini ABD’ye götürmek yerine müttefiklerine gönderiyor. Onları topraklarına almak bir kenara kısa süreli ziyaretler için vize bile vermiyor. Çünkü güvenmiyor. Örgüt temsilcilerinin Şubat 2017’de Oscar’dan En İyi Kısa Belgesel Ödülü’nü almak için ABD’ye gitmelerine izin verilmemişti. Yine Nisan 2016’da InterAction’ın verdiği ödülü almak için Washington’a giden Raid Salih, Dulles Havaalanı’ndan geri çevrilmişti. O daha havadayken vizesi iptal edilmişti. Dışişleri’nin açıklamalarına bakarsanız örgüt harika, çalışanları şövalye, onlar sayesinde 110 bin can kurtarıldı. Ama Amerikan topraklarına ayak basmaları sakıncalı! Fakat bu kişilerin ‘Amerikan otlağı’ Britanya, Kanada ve Almanya’da dolaşmasında bir beis yok…

Özetle işi biten rejim değiştirme aparatlarından birini suç mahallinden uzaklaştırıyorlar. Tahliye edilenler bir süre daha propaganda malzemesi olarak iş görecek. Doğru ile yalanın sarmaş dolaş olduğu hikâyelerle ekran ekran, sahne sahne dolaştırılacaklar. İnsanlık adına bolca ödüller takdim edilecek.

Batılı müttefikler cihadi söylemlerle motive olan silahlı isyanın sivil yüzünü, ‘insani bir operasyon’ ile kucaklayarak kirli ellerini yıkamış olacak. Hikâye ‘insani’ ya herkes de yutacak.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8