Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler


7.10.2018 - Bu Yazı 724 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kafkasya’nın karıştırılacağına dair algılar zaman zaman tavan yapıyor. Rusya’nın Doğu Ukrayna, Kırım ve Suriye’deki müdahalelerine paralel olarak ‘Kafkasya sendromu’nun tekrarlandığını görüyoruz.

Toprağın bağrı sancılarla doludur. Toprağa dönüş tarihi canlandırır; hasretleri, yitikleri, çelişkileri, üstü toz tutmuş husumetleri, düşmanlıkları… ‘Toprak’ referans haline geldiğinde kaynağı öze dönüş sancısıdır, kültürel dirilmedir, yok oluşa-törpülenmeye tepkidir, milliyetçi derinleşmedir, sürgünden-diasporadan dönüştür.

Hakkımda Rusya Federasyonu’na 5 yıl giriş yasağı konulup Soçi Havaalanı’nda üç gün mahsur bırakıldıktan sonra geri gönderildiğim Eylül 2013’ten beri Kafkasya’yı nadiren yazabildim. Kafkasya’ya dair yarım kalmış iki kitabımı tamamlayamadım. Ortadoğu’nun felaket yoğunluğu da buna fırsat vermedi. Ama Kafkasya kültürüyle, khabzesiyle, insanlarıyla, tarihiyle beni çekmeye devam ediyor. Şu sıralar, Sovyetler’in dağılıp gücü yetenin ‘özgürlük pazarından’ kaldırabildiğini kaldırdığı 1990’ların koşullarını anımsatan ve milletlerin kendini yeniden keşfettiği o dönemi canlandıran bazı gelişmeler yaşanıyor.
Çarlık Rusya’sının 1864’te zirvesine ulaşan Büyük Sürgün’den sonra tamamen kolonize ettiği Kuzey Kafkasya’da bugün Rusya Federasyonu içinde kalan yedi cumhuriyet, özerklik haklarının sistematik olarak budandığı bir süreçten geçiyor. Bu gerileme özellikle Vladimir Putin döneminin eseri. Çeçenya’daki savaşın susturucu ortamında önce halkın özerk cumhuriyetin başkanını doğrudan seçme hakkı gasp edildi. Artık başkanlar bir vali gibi Kremlin’den atanıyor. Yerel parlamentolar sembolikleşti. Özerk hükümetlerin hükmetme yetenekleri sınırlandı. Kremlin bu müdahaleleri yerelde yolsuzluk, yetersizlik, akrabacılık, kayırmacılık gibi hastalıkları göstererek yapıyor. Bu kötü minvalde son adım 19 Temmuz’da Duma’dan geçen anadilde eğitim yasasıydı. Yasaya göre 35 resmi dilden 34’ünde anadilde eğitim seçmeli derse dönüştürüldü ve haftada iki saate indirildi. Anadilde eğitim federatif sistemin en temel unsurlarından biriydi. Kısıtlamalar tepki olarak toplumun katmanlarında kültürel-milli tetikleme yapıyor. Kayıplar karşısında milliyetçi refleksler gelişiyor.

***

Kafkasya halkları, Çarlığın yıkılışını fırsat bilip 1918’de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmuştu. SSCB tesis edilirken Kafkasya’da bu çok milletli modele fırsat verilmedi. 1921’den itibaren Kafkasya özerk cumhuriyetler ve bölgelere ayrıldı. Sovyetler zamanının iyi tarafı özerkliğin getirdiği imkânlar sayesinde halkların kendi dil ve kültürlerini geliştirme şansını bulmasıydı. Sürülenler ise uğruna savaştıkları Osmanlı coğrafyasında ve tekrar dağıldıkları yerlerde kendi dillerini yitirdi. Yani kültürel kimliğin korunmasında kalanlar daha şanslı çıktı. SSCB sonrası dönemde özerklik statüleri belli değişikliklerle devam etti. Ruslar özerk bölgelerin sınırlarını tayin ederken halklar arasına düşmanlık tohumları ekecek şekilde ‘ince işçilik’ yaptı. Etnik olarak hepsi aynı kökten olmalarına rağmen Rus idare sisteminde resmi evraka ‘Adıge’, ‘Kabardey’ ve ‘Çerkes ’ olarak giren Adıgeler (Çerkesler) bu bölünmeye karşı yer yer “Birleşik Çerkesya” fikrini gündemleştiriyor. Kıyıboyu Şapsuğya ve Krasnodar Kray’daki Adıge bakiyesi ise artık yok hükmünde. Ne zaman etnik gerilimler nüksetse Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’ndeki Balkarlar da “Balkarya Cumhuriyeti”ni, hatta Karaçay-Çerkes’teki Karaçaylarla birleşerek “Birleşik Karaçay-Balkarya”yı kurmayı hayal ediyor. Beri tarafta tarihsel olarak siyasi eğilimleri farklı olan Çeçenler ve İnguşlar arasındaki bölünmenin mantığını sorgulayanlar da yeri geldiğinde ‘Vaynakhları birleştirmek’ten söz ediyor.

***

Bugünlerde yeniden nükseden gerilimlerle 1990’lardaki argümanların canlandığını görüyoruz. Kabardey-Balkar’daki son gerilim, Kırım Hanlığı’na karşı kazanılmış Kanjal Savaşı’nın 310’uncu yıldönümünü kutlamaya çalışan Kabardeylerin (Adıgeler) Balkar engeliyle karşılaşması nedeniyle çıktı. 18 Eylül’de Kanjal dağına gitmek için yola çıkan 30 atlının önü Balkarların yaşadığı Kendelen köyünde kesildi. Kabardeyler ertesi gün daha büyük bir kalabalıkla yürüyüşe geçti. Bu sefer kitle Zayukovo’da güvenlik güçlerinin şiddetli müdahalesiyle karşılaştı. Olaylar etnik gerilimleri tetikleyecek şekilde büyüdü. Kabardeylerden bir rivayete göre 70, bir rivayete göre 120 kişi gözaltına alındı. Yedisi hariç hepsi peyderpey bırakıldı. Gözaltına alınanların hepsi davalık oldu. Bu arada engellemenin tekrarlanması yüzünden yürüyüşçüleri temsilen küçük bir atlı grubu, tehlikeli bir güzergâhtan iki gecelik yürüyüşle dağın zirvesine varıp Kanjal Zaferi’ni andıktan sonra döndü. Fakat etnik fay hatları bir kez daha harekete geçirilmiş oldu.
Benzer bir gerilim Kanjal’ın 300’üncü yıldönümünde yaşanmıştı. Balkarların iddiasına göre “Kanjal tamamen uyduruk bir efsane” ve anma etkinliklerinin arkasında meraları ele geçirme ve nihayetinde “Büyük Çerkesya”yı kurma hesapları yatıyor. Adıgeler ise Kanjal Savaşı’na simgesel anlamlar yüklüyor. Onların anlatısına göre 1708’de Kırım Hanı Kaplan Girey, Çerkesya’ya  saldırıp her yıl haraç olarak üç bin delikanlı ve genç kızın verilmesini istedi. Çerkesler ise reddetti. Bunun üzerine Kırım Hanı Çerkesya üzerine büyük bir ordu gönderdi. Barış istemek zorunda kalan Kabardeyler, 30 seçkin savaşçıyı Han’a köle olarak gönderdi. Bu kişiler bir gece fırsatını bulup Tatar subaylarını öldürdü ve ardından Çerkesler ani baskınla Har’ın ordusunu yendi.

Kanjal tartışması, taraflar arasında “Aslında bu topraklar bizimdi” iddiası etrafında derinleşip gidiyor. Bugün Kafkasya’nın sorunlarına ışık tutacak ve çözüm perspektifi sunacak bir tartışma olduğu söylenemez. Aksine ‘işgalci’ olarak gördükleri Ruslara ‘kavgalı halklar arasında tutkal olma’ ve ‘büyük ağabey rolü’ oynama fırsatı sunuyor. Halbuki bu olay basitçe ilgili makamlardan izinli ya da resmi kutlamaya dönüştürülerek halklar arasında husumetleri körükleyen bir mesele olmaktan çıkartılabilir.

***

Bir diğer olay ise iki kardeş halk olarak bilinen Çeçenler ile İnguşlar arasında yine toprak meselesi yüzünden patlak verdi. Çeçenya ve İnguşetya liderleri Ramzan Kadirov ile Yunus Bek Yevkurov 1991’den beri anlaşmazlık konusu olan iki cumhuriyetin sınırlarını belirleyen anlaşmaya 25 Eylül’de imza attı. İnguşlar kendilerine ait 58 bin hektar toprağın Çeçenya’ya verildiğini belirterek Magas ve Sunja’da ayaklandı. Resmi açıklamaya göre anlaşma eşit miktarda takası esas alıyor ve transfer edilen toprak 2 bin hektardan az. Kremlin nezdinde eli daha güçlü, kendi evinde ise daha fütursuz olan Kadirov’un protestocuları tehdit etmesi öfkeyi daha da artırdı ve gösterilere şiddet karıştı.
1943-1944’de Nazilerle işbirliği suçlamasıyla Sibirya ya da Orta Asya’ya sürülen Çeçen, İnguş, Karaçay ve Balkarların topraklarına diğer halkların yerleştirilmesi, 1957’den sonra döndüklerinde mülklerin tam iade edilmemesi ya da başka yerlere yerleştirilmeleri bugün Kafkasya’daki toprak kavgalarının en önemli kaynağı. Bu türden anlaşmazlıklar Çeçenler ile Dağıstanlılar ve İnguşlar ile Osetler arasında da var.

***

Rus yönetimi etnik gerilimleri hem Rusya’yı Kafkasya’dan vurmak isteyen ABD ve Avrupalı güçlerin komplosu olarak görüyor hem de bu olayları kendi ‘milliyetler politikasını’ rahatça yürütmek için bahane olarak kullanıyor. Merkezi otoritenin zayıflığından dolayı bu tür sorunların yaşandığını öne sürüp cumhuriyetlerin ‘özerk’ karakterlerini bitiriyor. Diğer taraftan milli eğilimleri güçlendiren olası tüm kanalları da tıkıyor. Yine çıkardığı zorluklarla diasporadan anavatanına dönüş hayallerinin önüne geçiyor. En basitinden Suriye’de iki ateş arasında kalan Çerkeslere dönüş izinleri derde devam olamayacak kadar sınırlı tutuldu. Yabancılara uygulanan prosedürle zar-zor dönenleri de ‘güvenlik’ kıskacına alıp en ufak bir olay ya da iddiada sınır dışı ediyor. Mesele Almanya’dan Nalçik’e dönüp Kabardey-Balkar Üniversitesi’nde okumaya başlayan ve Çerkeslerle ilgili internet ortamında aktif olan Tarık Topçu’nun oturumu tam da Kanjal gerilimi sırasında iptal edildi.
Kafkasya’nın karıştırılacağına dair algılar zaman zaman tavan yapıyor. Rusya’nın Doğu Ukrayna, Kırım ve Suriye’deki müdahalelerine paralel olarak ‘Kafkasya sendromu’nun tekrarlandığını görüyoruz. Putin yönetimi Çerkes Soykırımı’nın gündemleştirilmesini de ‘Batı oyunu’ olarak okudu. Öteden beri bu meseleyi Rusya’da konuşmak tabu olmadığı halde. Üstelik yerelde resmi olarak soykırımı anma programları düzenleniyor.
Elbette Batılıların boş durmadığına dair kaygılar ve korkular tamamen yersiz değil. Ruslar, soykırımın tanınması meselesine Amerikalıların 2014 Soçi Kış Olimpiyat Oyunları öncesinde Gürcistan üzerinden el atmış olmalarını kalınca not etti ve bu konu aşırı duyarlılık kazandı. Bu arada Abhazya Başbakanı Gennadi Gagulya’nın 9 Eylül’de Suriye’den dönüşte şüphe çeken bir trafik kazasında ölmesinin de Rus antenlerini nasıl kaldırdığını tahmin etmek zor olmasa g6erek. Yani Rusya, bir hesaplaşma alanı olarak Kafkasya’dan vurulacağına dair ihtimal hesaplarını hep bir kenarda tutuyor.
Fakat basitçe çözülecek sorunlar yüzünden etnik gerilimlere davetiye çıkartılıyor. Ortaya çıkan krizler de kötü yönetiliyor. Siloviki’nin eli zaten ‘ağır’, yerel siyaset ve bürokrasi kifayetsiz, olay merkeze intikal edinceye kadar da istenmeyen sonuçlar büyüyor.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive