Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?


11.12.2018 - Bu Yazı 1150 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Yasak” denildiği halde ısrarla, geleneksel eylem yeri olmayan ve sadece 14 Temmuz Ulusal Günü’nde askeri geçit törenleri için kullanılan Champs Élysées’ye çıkmalarının nedeni bu. Orası tam da Macron’un temsil ettiği elitlerin bulvarı. Şatafatıyla aşağıdakilerini ezen bulvar. İnsanlar ezildikleri yeri çiğnemek istedi. 

Fransa’da merkez sağın ve solun çöktüğü bir düzlükte, devletin ve tabii mali oligarşinin ‘sihirli çözüm’ olarak dümene geçirdiği Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un fiyakası Sarı Yelekliler (Gilets Jaunes) isyanıyla fena halde bozuldu. Yıkılmadı ama kuşandığı kibrin içinde ezildi. Akaryakıta ek vergi planını askıya almak zorunda kaldı. “2019’da elektriğe zam olmayacak” gibi teskin edici bazı vaatlerde bulundu. Halbuki zinhar geri adım atmak niyetinde değildi. Gösteriler dördüncü haftasında da sönümlenmeyince halkı öfkelendiren aşağılayıcı sözlerinden dolayı sözcüsü aracılığıyla özür diledi. Belki Fransız halkı bugün-yarın beklenen açıklamasında bu özrü bizzat kendisinden de duyar.

2005’teki banliyö patlamasından farklı olarak bu kez isyan edenler ‘beyaz’ olunca yönetici elit “Kapa çeneni, pislik” diyemedi. Dördüncü cumartesi günü de Fransa genelinde ‘Macron istifa’ sesleri yükseldi.

Hükümet akaryakıt vergisinden geri adım atıp diyalog sürecine girdiğine göre öfke neden dinmiyor? Ve sokaklarda ısrar edenler kim? Eylemcilerin bileşenleri dört hafta içinde bir değişim gösterdi mi? Gilets Jaunes nasıl bir sosyolojik ve siyasal zemine dayanıyor? Banliyölerde unutulmuş insanlar, Afrikalılar, Araplar, işçiler ve işsizler ne kadar katılım gösterdi? Gilets Jaunes’un ‘Beyaz Fransız’ karakteri değişti mi?

***

Genel memnuniyetsizlikler üzerinden hızla gelişen bu tür heterojen hareketleri bir kalıba oturtmak zor. O yüzden, “Gilets Jaunes yabancı ve göçmen karşıtı faşist bir hareket mi? Sol bunun yaması mı? Partiler, sendikalar ve meslek örgütleri işin neresinde?” soruları karşısında devreler yanıyor.

Sokaklarda yansıyan görüntülerden tutarsız çok sayıda tanım çıkarılabilir. Sözün gelişi sınırda göçmenleri yakalayıp polise teslim eden beyaz Fransızların verdiği görüntü aşırı sağdı. Zaten Ulusal Birleşme lideri Marine Le Pen tereddütsüz şapkasını meydana attığından aşırı sağ algısı hemen yerleşmişti. Sol elit “göçmen karşıtı, anti-Semitik, homofobik” diyerek ‘Aşağı Fransa’ klişesine özgü ifadelerle Gilets Jaunes’le arasına duvar örmüştü. Sadece Jean-Luc Mélenchon’un partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın güçlü olduğu bölgelerdeki katılıma bakılarak sonuç çıkarılırsa gözü perdeleyen radikal soldu. Hareketin daha ‘Fransız’, daha korumacı, içe dönük ve milliyetçi taşradan gelişmesi solun önemli bir kısmında tereddüde yol açmıştı. Sonuçta sola göre bunlar ‘mızmız, dırdırcı küçük burjuvazi’ idi. Champs Élysées (Şanzelize) civarında indirilmedik vitrin bırakmayanlar da ‘anarşist’ bir fotoğraf bıraktı. Hükümetin ilk başta itibarsızlaştırmak için herkesin gözüne soktuğu fotoğraf da buydu.

Bunların hepsi göreceli olarak gerçekti ama fotoğrafı tamamlayan başka bir sürü renk ve boyut vardı. Le Pen ve Mélenchon’un partileri dahil hiçbir siyasi yapıyla kendisini tanımlamak istemeyip ‘Sarı Yelekliler’den başka etiketleri reddeden bir kitle var. Sendika ve partilerin adlarını duymak bile istemiyorlar. Bu aynı zamanda sistemle iç içe geçmiş tüm kurumsal yapılara bir reddiye.

Küçük esnaf ve çiftçiler dahil vergi yükünden bıkmış orta ve ortanın altında gelir grubundan insanlar, emekliler, zanaatkarlar, asgari ücretle çalışanlar bu isyanın en göze batan özneleriydi. Yani vergi ve prim borçlarını hesapladıktan sonra köleden farkının kalmadığını gören kitleler. İnsanlar ‘enerji dönüşüm’ politikasında hükümetin cambazlık yapmasını affetmedi. Çevreyi en fazla kirletenlere vergi muafiyeti, indirimi ve erteleme gibi nefes borusu takılırken neden asgari ücret ya da az üstünde maaşı olan ya da kendi yağıyla ancak ayın sonunu gören alt ve orta sınıf temiz geleceği finansa etsin? Öfke boşalmasında yırtılma noktası burası.

Hayatında ilk kez bir gösteriye katılan çoktu. Sendikalar yoktu ama sendika üyeleri vardı; partiler yoktu ama katılımcılar sağdan sola bütün partilerin seçmenleriydi. Aralarında Macron’a oy verenler de vardı.

Ya katılmayanlar? Yekpare olarak işçi sınıfı, eşitsizlikten mustarip Kuzey Afrikalılar ve Araplar, varoşlara tıkılmış göçmenler, hatta işsizler yoktu. Kırsal ve taşradaki küçük burjuvazinin ‘pahalı mazot’ derdi daha alttakileri ilgilendirmiyor gibiydi.

Fakat neticede şöyle bir şey ortaya çıktı: Eğer sokakta yankılanan haklı talepler için mücadele edilmezse Marine Le Pen’in faşizan kanatları havalanacak. İkincisi zaten son zamanlarda sol tabanını Le Pen’e kaptırmak gibi bir trajedi yaşayan sol partiler ve birkaç yılda on binlerce üye kaybeden sendikalar toplumsal meşruiyetini ve dayanaklarını daha da yitirmiş olacak. O yüzden tüm sendikalar ve partiler destek açıklamasında bulundu. Lise öğrencileri cumartesileri beklemeden her gün eylem yapar hale geldi. Demiryolu çalışanları, ambulans sürücüleri de ses verdi. 8 Aralık’ta küçük küçük gruplar kapitalizmin mabedi Champs Élysées’ye girmek için bütün girişleri zorlarken Rêpublique Meydanı profildeki değişim hakkında azcık fikir veriyordu.

Nation’dan hareket eden çevreciler ‘Yeşil Yelekleri’ ile Rêpublique’e yürürken yaklaşık 30 bin işçi de Saint Lazere’den alana giriyordu. Temmuz 2016’da Paris’in dışında bir kasaba olan Beaumont-sur-Oise’de karakolda öldürülen Adame Traoré adlı Afrika kökenli genç için adalet arayan Adame İçin Gerçek Komitesi, Sarı Yelekliler’e katılım çağrısı yaptı.

Paris’teki son gösteride tek tük siyah ve esmer tenlileri de görmek mümkündü. Ama bu bizi bu kesimlerin etkin ve kitlesel olarak katıldığı sonucuna götürmüyor. Uzayan talep listesi bu kesimleri de ilgilendirmekle birlikte onlara has dertler Sarı Yelekliler’in gündeminde değil. Eşitlik, eğitim ve iş isteyen bu kesimleri de kapsayacak bir dilin bulunduğu söylenemez. İki kesimin yüzleştiği sorunlar aynı düzlemde değil. Henüz siyahların da haykırabileceği bir olgunlaşma gerçekleşmedi.

NEDEN BİTMİYOR?

Araçlarda kaza halinde acil durumlarda fark edilmek için taşınması zorunlu olan reflektörlü sarı yelekleri giyinerek, “Görün bizi, biz karanlıkta kalanlarız” dediler, sonunda hükümet gördü ama kulak verdi mi? Gösterilerin devam ediyor olması kulak verilmediği sonucuna götürüyor. Halbuki dördüncü haftaya girerken artık gösterilerin sönümleneceğine dair bir beklenti oluşmuştu. Hükümet, “Derdiniz yakıt vergisi mi, işte çektik” dedi. Lafı “Bundan sonra sokağa çıkan şiddet yanlısı istismarcı aşırılıkçılardır” demeye getirdi. Ve polisin çok sert davranacağına dair korku salındı. Doğrusu dördüncü haftada polis daha hazırlıklıydı, meydan girişlerini tutmakla yetinmeyip gruplaşmalar oldukça mobilize halinde müdahalelerde bulundu. Göz açtırmadı. Bu cevvallik gözaltına alınan insan sayısına yansıdı.

Vergi artışı 2019’da dondurulduğuna göre daha ne istiyorlar? Evet akaryakıt fitili ateşleyen şeydi ama son damlaya gelinceye kadar o bardağı dolduran bir sürü şey vardı. Mesela zenginlerden alınan ‘Dayanışma Refah Vergisi’nin (ISF) kaldırılması altta kalanların canını acıttı. Macron bu şekilde zenginlere 4 milyar euro bırakmış oldu. Dahası hükümet emekli maaşlarındaki artışı enflasyona endeksli olmaktan çıkardı. Yetmedi 1200 euro üzerindeki emeklilik maaşlarından alınan Genel Toplumsal Katkı (CSG) vergisi artırıldı. Güya bu kesinti asgari ücretlilere aktarılmak üzere yapıldı. Zaten alım gücü düşmekte olan yaşlıları sokağa çeken de bu.

Yetmedi Macron, Rekabet ve İstihdam İçin Vergi Kredisi (CICE) adı verilen vergi indirimiyle büyük şirketlerin kasasına yılda yaklaşık 40 milyar euro aktardı. Bunun bahanesi de şirketleri rahatlatarak daha fazla istihdam yaratmaktı. Dar gelirliler için ayrılan konut katkı payı da aşağı çekildi. Küçük yerlerde hastaneler, okullar, kreşler, tren istasyonları, posta ofisleri ve mahkemelerin kapanması unutulmuşluk hissini güçlendirdi. Onlar için Macron zenginlerin adamı, mali oligarşinin, bankaların…

“Yasak” denildiği halde ısrarla, geleneksel eylem yeri olmayan ve sadece 14 Temmuz Ulusal Günü’nde askeri geçit törenleri için kullanılan Champs Élysées’ye çıkmalarının nedeni bu. Orası tam da Macron’un temsil ettiği elitlerin bulvarı. Şatafatıyla aşağıdakileri ezen bulvar. İnsanlar ezildikleri yeri çiğnemek istedi. Macron’un kibri ancak burada ayaklar altına alınabilirdi.

İsyanda ısrarın nedeni özetle, mazot ve benzin dışında geri kalan taleplere dair hükümetten yeni bir yaklaşım görülmemesiydi.

Peki, talepler neydi? 30 bin kişinin katılımıyla yapılan ankete dayanarak 42 maddelik bir talep listesi çıkartıldı. ‘Sıfır evsiz’ kodlamasıyla konut sorununun çözümü, daha kademeli gelir vergisi, net asgari ücretin 1150 eurodan 1300’e çıkarılması, konutlar için ısı yalıtımı projesi, büyüklerden büyük küçüklerden küçük vergi alınması, herkes için aynı sosyal güvenlik sistemi, emeklilik maaşlarının 1200 euronun üzerine çıkarılması, maaşların enflasyona endekslenmesi, büyük şirketler için vergi indiriminin kaldırılması (CICE), sığınmacıların barınma, beslenme ve eğitim gibi sorunlarının çözümü, hakiki entegrasyon politikası, engellilere mali ödemenin artırılması, gaz ve elektrik tesislerinin tekrar kamulaştırılıp fiyatların aşağı çekilmesi, küçük yerleşimlerdeki kamu hizmet binalarının kapatılmasına son verilmesi, emeklilik yaşının 60’a çekilmesi, gemi ve uçak yakıtına vergi getirilmesi listede öne çıkan talepler arasında.

Bu talepler ‘neoliberal proje’ Macron’un önüne giyotin koymaktan farksız. Fakat bazı yorumculara göre Macron servet vergisini geri getirmeyi kabul ederse gösteriler önemli ölçüde sönümlenebilir. Bu sefer de onu zembille koltuğa oturtanlara ihanet etmiş olacaktır.

***

Bu süreç daha geniş bir açıdan bakılırsa bir sistem tartışmasını da körükleyebilir. Bu gösterilerin alt metninde başkanlık sistemini getiren Beşinci Cumhuriyet ile bir hesaplaşma görenler de var. Meydanlarda kimsenin “Beşinci Cumhuriyet’e karşıyım” dediği yok. Fakat merkez sağ ve sol alternatiflerini tüketen sistem tıkanmış durumda. Macron bu tıkanmayı aşmak ve sistemi sağ ve solun aşırı uçlarından korumak için geliştirilen bir B planıydı. Kararnamelerle üstün yetkiler kullanmasına rağmen destekçilerin arzu ettiği yönde sistemi dönüştürürken ‘aşağı Fransa’ya tosladı. Yüzde 20’lere varan oy alıp da parlamentoda orantısız bir şekilde az temsil edilen Le Pen ve Mélenchon kanadı cumhurbaşkanının yüzde 24 oyla bütün yasal ve yürütme mekanizmalarını tekeline alması dolayısıyla ‘Beşinci Cumhuriyet’i sorguluyor. Tam nispi temsil sistemine geçilmesi isteniyor vs.

Öfkenin gittiği bir diğer yer; Fransa’nın AB’deki yerini tartışmaya açan ‘Frexit’ taraftarları için de ortamı elverişli hale getiriyor. Le Pen ve Mélenchon’u buluşturan nokta ikisinin de euroya veda etmekten yana olmaları.

Henüz sokaklarda Trump’ın “Önce Amerika” sloganına özenerek “Önce Fransa” diyen yok ama hareket bu söyleme de selam çakıyor. En kritik soru: Aşırı sağ ve solun önünü kesecek şekilde Sarı Yelekliler bir alternatife dönüşebilir mi? Bu isyanın halk desteği yüzde 77-82 bandında. Yani potansiyel büyük. Haftalardır sözcü seçemeyen, geçen hafta seçilen dokuz kişilik komitenin de temsil yetkisini sorgulayan toplumsal devinimin içinden şimdilik Movement Citoyen Gilets Jaunes (Sarı Yelekliler Vatandaş Hareketi) diye bir hareket çıktı. Bu gerçekten bir harekete ve siyasal partiye dönüşebilir mi kestirmek zor. Biraz daha bekleyip görmek gerekecek.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.08.2020
Petrol anlaşması, Kürtler ve hayli karışık hesaplar
27.07.2020
Çin, İran’la bu dansı oynar mı?
25.07.2020
10 olmazın elinde bir olura bakan Libya
21.07.2020
Kafkas ötesinde ‘tehlikeli fırsatlar’
16.07.2020
Ermenistan ve Azerbaycan savaşa mı giriyor?
14.07.2020
Kırılan zincir ve alttakilerin matemi!
9.07.2020
Bir cinayet kaç strateji eder?
7.07.2020
Melez koalisyon için sevimsiz çıktılar
3.07.2020
Yahudi itirazı da olmasa
30.06.2020
Rus zehirlenmesi
24.06.2020
Mısır’la savaş mı?
17.06.2020
Suriye’nin başına Sezar kesilmek ve mali ilhak
16.06.2020
Sezar, açlık oyunları ve Kürtler
12.06.2020
Yaptırım silahı, dolar fişeği: Şam için alarm zamanı mı?
9.06.2020
Trablusgarp 2.0. Ya sonrası?
5.06.2020
Direnen insanlık ve bizim siyahlarımız
2.06.2020
Türk’ün hevesi, Rus’un kalibresi
29.05.2020
Ruslar Libya’da ne yapmaya çalışıyor?
27.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
26.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
22.05.2020
Titanlar savaşı ve Rus-Amerikan çelmeleşmesi
19.05.2020
1864: Soykırım ve sessiz miras
17.05.2020
Cihadın kutsal olmayan rant döngüsü
15.05.2020
Kürtlerin gözünde vaziyet: Elde var umut!
12.05.2020
Ya kırk katır ya kırk satırdan çıkarsa başbakan...
10.05.2020
Rus-Amerikan-İran tangosu ve Kürt düğümü
5.05.2020
Türkiye yansın, ABD ısınsın!
1.05.2020
Toz dumanda Şam’ın halleri
28.04.2020
Yemen ölüyor, ölürken bölünüyor
26.04.2020
Putin, Esad’ı gözden çıkarıyor mu?
21.04.2020
Fesin emirlerle imtihanı
18.04.2020
Bekleyin, yeni ‘paralel ordu’ geliyor!
14.04.2020
Katranlaşmış hevesler için...
12.04.2020
Kürdistan’a üs, Irak’a dizayn
6.04.2020
Virüs fırsatçılığıyla kirli müdahaleler
2.04.2020
Bir IBAN, iki sonsuz savaş
31.03.2020
Viral günlerinde dostlara tutunmak
16.03.2020
Korona ile hasbihal
10.03.2020
‘İdlib Başkomutanlık Muharebesi’ ve üç maddelik çıktı!
6.03.2020
İdlib'de hezimet tescil edildi
3.03.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
2.03.2020
Bu ateş Türkiye'yi ‘vekil devlet’ yapar
28.02.2020
Serakıp’ta ‘tekbir’ ve fakat…
25.02.2020
Kaçak savaştan kaçırılan cenazelere
21.02.2020
Halep’in coşkusu İdlib’e ne söylüyor?
18.02.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
14.02.2020
Amerikalılar Erdoğan’ı neden tutuyor?
11.02.2020
Büyük İdlib’den Küçük İdlib’e büzülen hesaplar
9.02.2020
Ateş bizi çağırıyor
4.02.2020
İdlib seferi: Öfkeli ve tehlikeli
28.01.2020
Hesap Bağdat’tan dönerse yedekteki savaş
21.01.2020
Berlin dönemeci
16.01.2020
Hezimetin kaç tonu olabilir?
14.01.2020
Rüya çalan!
10.01.2020
Evet evet her şey yolunda!
7.01.2020
Yastan sonra tufan mı?
3.01.2020
Amerikan salvoları: Tükenmişliğin emareleri
31.12.2019
Libya’ya cihatçı koridoru ve müstakbel felaketimiz
28.12.2019
Bataklık seferi ve asık suratlar
24.12.2019
Kimyasal tezgâhtan BM tezgâhına
20.12.2019
Petrol sarhoşluğu yeniden
17.12.2019
Türk askerine Libya seferi yazılırsa...
13.12.2019
Kürt yakasındaki eller
11.12.2019
Amerikan-İran kapışmasından Irak’a düşen
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive