10 Kasım’da ne hikmetse akıllara gelen Atatürkçülük sevdası, Cumhurbaşkanı’nın bir işaretiyle ‘Atatürk’e en iyi biz sahip çıkarız’ söylemi ve Saray televizyonlarında 10. Yıl marşını söyleyen TV şahsiyetler, muhalif kesimleri pek şaşırttı, hatta eğlendirdi.

Atatürk ve Cumhuriyet ‘alerjisi’nin son yıllarda açıkça düşmanlığa çevirdiğini gördüğümüz AKP iktidarına ne olmuştu böyle? Kimi ‘hah dize geldiler’ derken, kimi ‘oy kaygısı ve İYİ partinin çıkışı’na bağladı U dönüşünü...

MHP ile kurulan ‘milli ittifak’, barış sürecinden sonra ‘milli irade’nin işbaşına gelmesi, başkanlık yarışıyla birleşince AKP’nin şimdi de Atatürkçülüğe DE el atılması belki açıklanabilir.

İyi de Atatürkçü-laik-demokrat kesim, Erdoğan Atatürkçülüğünü tabiri caizse ‘yer’ mi? Tabii ki hayır. ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’dan Kürt sorunu yoktur’a, Esad’dan Esed’e, oradan tekrar Esad’a, defalarca bir siyasi kutuptan diğerine savrulan AKP’nin bu söyleminde samimi olmasını herhalde kimse beklemiyor.

Ancak mesele bundan ibaret olmayabilir. Saray, dış politikada nasıl NATO’ya bayrak açıp Batı’yı giderek daha çok efeleniyor ve Rusya’nın himayesine girerek kendine örnek alıyorsa... İç politikada da ‘yeni büyük ağabeyi’ Putin Rusya’sına fena halde öykünüyor.

Neymiş, ‘antiemperyalizm’e savaş açmışlar!

En iyisi Rusya’yı, Batı’ya karşı en önemli antiemperyalist güç olarak görenlere, ‘Yeni Rusya’nın ne mene birşey olduğunu biraz anlatalım...

SABAH OLİGARŞİ, ÖĞLEN DEMOKRASİ, GECE OTOKRASİ

Kremlin’in amacı, tüm siyasi söylem biçimlerini sahiplenmek, bağımsız hareketlerden hiçbirinin kendi duvarlarının dışında gelişmesine izin vermemektir... Kremlin Moskova’sı sabah kalktığında oligarşi, öğlen demokrasi, akşam monarşi ve gece yatağa giderken diktatörlük hissini verebilir.

Nasıl, tanıdık geldi mi? Peter Pomerantsev’ın “Nothing Is True, Everything Is Possible- The Surreal Heart of The New Russia”- (Hiçbir Şey Gerçek Değil, Herşey Mümkün- Yeni Rusya’nın sürreal kalbi, Public Affairs, New York, 2014) başlıklı kitabından beni çarpan bir alıntı bu.

Yeni Rusya’da siyasetten medyaya, gündelik yaşamdan iş dünyasına herşeyin nasıl tek bir elden, yani Başkan Putin tarafından yönetildiğini, nasıl bir yolsuzluk ağının kurulduğunu son derecede eğlenceli, içeriden bir dille anlatan kitap, umarım Türkçeye bir an evvel çevrilir.

Zira Dünya’da yeniden değişen dengeleri ve Başkanlık sistemine doğru dolu dizgin giderken korkunç kırılmaların yaşandığı ‘Yeni Türkiye’yi daha iyi anlamlandırmak, meselenin ‘Avrasyacılarla ittifak’ kısmının nelere kadir olacağını veya salt bundan ibaret olmadığını kavramak açısından, muazzam bir kaynak.

BAŞKANI GÜÇLENDİRMEYE YARAYAN MUHALEFET

“Rusya’da seçimler yapılıyor, evet. Ancak hemen hepsi komedi filmi karakterine benzeyen ‘muhalefet’ liderleri,  öyle bir tasarlanıyor ve finanse ediliyor ki aslında Kremlin’i güçlendiriyor. Kıpkırmızı suratlı komünist ve ve ağızlarından tükürükler saçan milliyetçiler televizyonlara çıktıkça halk, ‘bunlara kıyasla Başkan tek aklı başında aday’ fikrine kapılıyor.”

Anlayacağınız Rusya’da başkanlık, muhalefeti, hatta küçük, yerel muhalif hareketleri de bizzat yönlendiriyor.

Diyeceksiniz ki haşa, Türkiye’de bu raddeye gelmedik! Aman efendim, CHP’miz var... Orada biraz durun ve bugünün MHP ve CHP’sine iyi bakın: Hangi meselelerde iktidarla aynı çizgiye geldiklerini, desteklediklerini, iktidarını pekiştirdiklerine bakın. Artık bir avuç CHP vekilinden ve eşbaşkanları tutuklanmış HDP’den başka demokrasiyi, çoğulculuğu savunan, gerçekten muhalefet yapan siyasetçi kalmadığını üzülerek hatırlatırım. Muhalefet konusu daha çok su kaldırır, şurada keseyim şimdilik: Sivil toplumundan yargısına, Meclis’inden akademisine milli mutabakatın esir aldığu bir ülkede, neler olabileceğini görebiliyor musunuz?

SİYASETİN TEKNİSYENLERİ, SARAY DANIŞMANLARI

Rus medyasına gelince, birkaç küçük yayının haricinde hepsi, aynı Türkiye’deki gibi tek merkezden yönetiliyor. Peki, bizlerin de merak edip konuştuğumuz gibi, neden bu çarkın içinden çıkmıyorlar?

“İdeolojik olarak Batı nefretiyle yoğrulan gazeteciler, Kremlin’in medyayı, kendilerini nasıl kullanıldıklarını ya anlamıyor, ya umursamıyorlar. Kimi, televizyona çıkmaya o kadar hevesli ki nerede olsalar farketmez. Kimi de ‘zaten tüm haberler yalan, oyunun bir parçası değil mi ki?’ diyor.”

Kremlin’in, tıpkı Saray’ınkiler gibi ‘imaj’ ve medya işlerine bakan danışmanları, ‘siyasi teknisyen’leri var. Türkiye’deki heveskar yağdancılara kıyasla elbette çok profesyonelce, akıllıca ve perde arkasından yürütüyorlar işlerini.

Yayın yönetmenleriyle düzenli buluşup neyi, nasıl, ne kadar yayın yapacaklarını belirliyorlar. Temalar tanıdık: ‘İstikrar’ için Putin şart... Batı’ya baş kaldıran ‘başarılı, güçlü yönetici’miz, Putin...

ABD seçimlerinden Brexit’e, Dünya gündemiyle, seçimleriyle oynayabilen bir Rusya’dan bahsediyoruz. Türkiye, bu anlamda Rusya için çok kullanışlı bir piyon.

Öte yandan hiçbir gerçek muhalif sesi yaşatmayan, herkesi biat ettiren, var olanları da bizzat yöneten, yönlendiren bir sistem kurmak, zaten birilerinin en büyük hayali, yapmakta olduğu şey değil mi?

Öyleyse kahrolsun emperyalizm! Yaşasın yeni emperyalizm!

  • Abone ol