TBMM, bazı vergi kanunlarında değişiklik yapan yasa tasarısının görüşmelerine başladı. 129 maddelik tasarı, Genel Kurul’un yoğun çalışmasıyla hızla yasalaştırılacak. Yapılan değişiklikler, bütçeye, özellikle de Türkiye’nin güvenlik harcamalarına önemli katkı sağlayacak. Yeni düzenleme işçi ve işvereni rahatlatacak, israfı, kayıtdışını daraltacak, ekonomiyi canlandıracak. Düzenlemenin vatandaşa ağır yük getirmesinin de önüne geçildi.

Bu önemli düzenlemenin ardından Meclis 2018 bütçesini görüşmeye başlayacak.

2017’de küresel ekonominin yüzde 3,6 büyümesi bekleniyor; Türkiye ekonomisinin ise yüzde 5’in üzerinde büyüyeceği şimdiden görülüyor. Türkiye, G-20 ülkeleri arasında Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen ülke. 2018’de de ekonominin yüzde 5,5 oranında büyümesi hedefleniyor.

15 Temmuz darbe girişiminin etkisiyle 2016’da üretim, yatırım ve ticaret daralmış, bunlara bağlı olarak istihdam azalmıştı. Türkiye 2017’de bu 4 alanda da ciddi atılım sergiledi.

2018’de kişi başı milli gelirin 11 bin doları, ihracatın 169 milyar doları aşması ve istihdamın 1 milyon kişiden fazla artırılması hedefleniyor.

AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 16’ıncı bütçe olan 2018 Bütçesi, bu hedeflere ulaşmakla uyumlu bir perspektifle hazırlandı. 2018 bütçesi ekonomik büyüme hedefi olan yüzde 5,5’i destekleyecek. Önceki 15 bütçe gibi 2018 bütçesinde de sosyal politikalar bütçenin merkezinde olacak.

2018 bütçesinin büyüklüğünün 763 milyar TL olması bekleniyor.

2018 ve sonraki yıllarda Türkiye ekonomisi büyüyecek ve kuşkusuz bu büyüme toplumun her kesimi tarafından hissedilecek. Ancak, bu güzel ve umut verici hedeflerin önünde 3 risk var.

Birinci risk, ekonomiye dışardan yapılacak saldırılar. Türkiye ekonomisi geçmişte de saldırılara maruz kaldı ve hepsini başarıyla atlattı. Ekonomi eskisi gibi kırılgan değil ve ne boyutta olursa olsun, ekonomi bu riski atlatacaktır.

İkinci risk ise içerden yapılacak saldırılar. Moralleri bozarak, tüketimi ve yatırımı etkilemeye dönük kara propaganda şimdiden başladı. Türkiye ekonomisi bu saldırılarla da ilk kez karşılaşmıyor. Kararlılık ve soğukkanlılık bu saldırıları da bertaraf edecektir.

Türkiye ekonomisini hedeflerinden uzaklaştıracak en büyük risk ise seçim riski.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, belirlenen tarihler öncesinde yani 2019 Mart ve 2019 Kasım haricinde bir seçimin söz konusu olmadığını çok net biçimde vurguladı.

AK Parti, seçim tarihleri konusunda en başından itibaren çok hassas oldu. 2007’de Cumhurbaşkanı’nın seçilememesi nedeniyle seçimler sadece 4 ay öne alındı. Bunun dışında, mahalli ve genel seçimler hep belirlenen tarihte yapıldı.

Seçim kadar, seçimin söylentisi de ekonomiye yüktür. Seçim söylentisi tüketim ve yatırımı duraklatır. Piyasalar işlemlerini beklemeye alırlar. Söylentiler kesilmediği ve seçim bitmediği sürece de ekonomi durur, hatta geriye gider.

Seçim söylentisi sadece ekonomi değil, bürokrasi üzerinde de olumsuz etki yapar. Bürokrasi de tıpkı ekonomi gibi bekleme durumuna geçer. Devletin işleyişi sarsılır.

15 Temmuz darbe girişimiyle oluşan yeni durum ve çevremizde devam eden çatışmalar ekonomiyi etkilerken, buna bir de seçim söylentisi eklemek Türkiye’nin hayrına olamaz.

Ekonomiyi ve bürokrasiyi yavaşlatmak, moralleri bozmak için çıkarılan seçim söylentileri AK Parti tarafından en üst düzeyde reddedildi. 2018’de seçim olmayacak; ekonomideki hedefleri tutturmak için hükümet ve bürokrasi var gücüyle çalışacak.

Türkiye enerjisini ve umutlarını söylentilere, dedikodulara teslim etmez. Alınan tedbirlerle ve disiplinli bir maliye politikasıyla 2018 Türkiye ekonomisi açısından yine parlak bir yıl olacak.

Bardağın dolu tarafını görmek iyidir; ekonomiyi de en başta iyimserlik büyütür. 2018’in ekonomideki rekor hedeflerine inanmak, hedeflerin gerçekleşmesi demektir. Neleri başarmadık ki, 2018 hedeflerini başarmayalım…

  • Abone ol