Kandaka devriminden milis devletine


8.06.2019 - Bu Yazı 451 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sudan’da dirilen ‘Kandaka ruhu’ bu ülkeye dair ezberlerin tozunu attı. Sudan Kadın Kültür Derneği 1946’da, Sudanlı Kadınlar Derneği 1952’de kurulmuş. İlk kadının parlamentoya giriş tarihi 1965. İlk kadının kabinede yer aldığı yıl 1970. Afrika için liderlik sayılır. Ne var ki kadınlar son 30-40 yılda şeri düzenlemelerle gerilere itildi. Ömer el Beşir’e isyan eden göstericilerin üçte ikisini kadınların oluşturması Sudan’ı sadece yakın tarihiyle bilenleri şaşırttı. Sistem zebanilerinin ayrıcalıklarını yitirmemek için ‘özgür Nuba kadını’ ile sembolleşen o ruhu karartması gerekiyordu. Onlarca yıldır Darfur, Kordofan ve Beyaz Nil gibi yerlerde ‘tecavüz’ en büyük silahlarıydı. Kandaka duruşu, Beşir’in sonunu getiren isyana kararlılık ve saygınlık kattı. Kadınlar Ramazan boyunca tencerelerini Silahlı Kuvvetler Karargâhı’nın önünde oturma eyleminin sürdürüldüğü meydanda kaynattı. İstedikleri, 11 Nisan’da Beşir’i kenara çekip idareye el koyan Askeri Geçiş Konseyi’nin (AGK) yetkiyi sivillere devretmesiydi. Ellerindeki yegâne kart da oturma eylemiydi. Sonunda bu kartı ellerinden almak için 3 Haziran’da ölümcül güçler devreye sokuldu. Dün itibariyle Nil’den çıkartılan 40 cesetle birlikte kurbanların sayısı 108’i buldu. Ve bu işi Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) yaptırdılar. Halk bunları Darfur’dan tanıyor. HDK insanlığa karşı suçlar işleyen Cancavid milislerinin resmiyet kazanmış hali. Komutanları, Askeri Geciş Konseyi’nin (AGK) başkan yardımcısı Muhammed Hamdan Dagolo. Nam-ı diğer ‘Hamidti’ ya da ‘Hemeti’.

Sicilleri dört kelimeden ibaret: İnfaz, işkence, tecavüz ve yağma.

BBC’nin Afrika editörü Fergal Keane’ye göre başkente dışarıdan geliyorlar, burada aile bağlarına sahip değiller. Yani bu suçu işlerken yüzlerine bakamayacakları insan yok!

***

Sudan’daki süreç giderek Hamidti’nin liderlik hikâyesine dönüşüyor. Çad göçmeni bir Arap olan Hamidti, 1989’da siyasal İslamcılarla ordu arasındaki ittifakla iktidarı ele geçirmiş olan Beşir’in simgesel miraslarından biri. Belki en önemlisi. Anlatılara göre ilkokulu üçüncü sınıfta terk edip Libya-Mısır sınırlarında deve ticaretiyle uğraşan Hamidti, 2003’te Darfur’da başlayan çatışmalar sırasında Arap kabilelerinden oluşturulan milis güçlerine katıldı. Bunların genel adı Cancavid. Saldırıların hedefinde topraklarını Araplara kaptırmış yerli Fur kabilesi vardı. O vakit milislerin genel komutanı Musa Hilal idi. Bir ara Hamidti ‘düzmece’ bir isyanla merkeze kafa tutup dikkatleri üzerine çekti ve uzlaşmayla Beşir’in adamı oluverdi. Hızlıca yükseldi. Hartum’a sorun olmaya başlayan başıbozuk Cancavidleri zapturapt altına almak için 2013’te oluşturulan Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) başına getirildi. Bu güç başlangıçta Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Hizmeti’ne bağlıydı. 2010’da yasayla dokunulmazlık aldı. 2015’de ‘düzenli güç’ statüsü kazandı. 2017’de yarı özerk yapı olarak doğrudan devlet başkanına bağlandı. Beşir için ordu ve istihbaratı dengeleyen üçüncü silahlı güçtü. En önemlisi halk isyanlarına karşı başkanın kalkanıydı. 2013’te Hartum’daki gösterileri kanlı bir şekilde bastıran bunlardı. Omurgasını Darfur’lu Araplar oluştursa da başka kabilelerle genişletildi. İçlerinde Çad ve Nijer’de yaygın olan Arapça aksanıyla konuşanlar vardı. Yani ithal milisler de barındıyordu. HDK, Canvavidlerin berbat sicilini Darfur’dan Güney Kordofan ve Mavi Nil eyaletlerine de taşıdı. Cancavidlerin asıl komutanı Musa Hilal, 2014’te danışmanlığını yaptığı Beşir’le ters düşüp Darfur’a dönerek Devrimci Uyanış Konseyi’ni kurdu. Onu yakalayıp hapse tıkma işi uzaktan kuzeni olan Hamidti’ye düşmüştü. Hilal’in ekarte edilmesiyle Cebel Emir’deki altın madenlerinde kontrol de Hamidti’ye geçti. Cancavidler sınır gücü olarak da konuşlandırıldığı için Hamidti aynı zamanda kaçakçılığın patronuydu. Bu onu, devlete minnet duymayacak kadar zengin bir komutan yapıyordu. Kısa sürede sadece Darfur’un değil bütün Sudan’ın Frankeştayn’ı olmuştu.

Hamidti, 2015’te İran’la bağları koparıp Suudi-Emirlik eksenine kayan Beşir’in onayıyla savaşçılarını Yemen’e gönderdi. Bu sayede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) dostluğunu kazandı. Yemen savaşıyla daha da zenginleşti. Zaten altın işi onu BAE’ye bağlıyordu. Hamidti, Beşir’in siyasal dilini borçlu olduğu Müslüman Kardeşler’e de mesafeliydi. Darfur günlerinde, iktidarın ilk 10 yılında Beşir’in akıl hocasıyken en büyük hasmına dönüşen Hasan el Turabi’nin Eşitlik ve Adalet Hareketi’ne düşmandı. Suud-Emirlik ekseninde muteber olmak için Müslüman Kardeşler’e uzak olmak yeterli.

***

Hamidti kritik dönemde ‘kaybedecek’ tarafa oynamadı. Göstericilere ateş açılması emrini reddetti. Beşir’i kızağa alan komutanların arkasındaydı. Hatta göstericilerin reddettiği Askeri Geçiş Konseyi’nin ilk başkanı Avad bin Avf’ın 24 saat sonra istifa etmesinde Hamidti etkiliydi. İddia o ki Hamidti kendine yakın gördüğü Abdulfettah Burhan’ın konsey başkanı olmasını sağladı. Burhan daha önce ordu ile Cancavid arasındaki koordinasyonu sağlayan askeri istihbarat subayıydı. Burhan Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Yemen savaşına sevkıyattan da sorumluydu. Hamidti, HDK’nın bütçesi ve altından gelen 1 milyar doları ekonomiyi rahatlatmak üzere petrol ve gıda ithalatı için harcadığını ve Merkez Bankası’na 250 milyon dolar aktardığını açıkladı. Bol demeç verdi. ‘Vatansever’ ve ‘halkçı lider’ imajı vermeye çalıştı. Ramazan’da iftar davetiyle Amerikan maslahatgüzarı dahil yabancı diplomatları da ağırladı. Hartum’daki diplomatlar patronun kim olduğunun farkındaydı. Jerome Tubiana’nın 14 Mayıs’ta Foreign Policy’ye yazdığı gibi:

“Beşir’in ardından Batılı diplomatlar kimin dümende olduğu konusunda hata yapmadı. ABD, Britanya ve AB’nin elçileri General Burhan’ın değil genç yardımcısı Dagolo’nun elini sıktı.”

Hamidti, AB’nin çok uzağında değildi. Hatta AB için kıymetliydi. AB, Libya üzerinden Avrupa’ya gelen göçmenlerin önünü kesmek için 2016’da Sudan’la işbirliğine başladığında fonladığı kurum Hızlı Destek Kuvvetleri’ydi. Sınırlardaki kaçakçılığın çarı, AB için ‘göçü önleyen’ ortak oluvermişti. İnsanlığa karşı suç sicili AB’nin umurunda değildi. Nasıl olsa Beşir’i mahkum eden Uluslararası Ceza Mahkemesi, Hamidti’yi es geçmişti.

***

Diplomatik ilişkilerle meşruiyet kazanmaya çalışan askerlerin yetkiyi tamamen sivillere bırakmak gibi bir niyeti yoktu. Siviller dahil edilse bile belirleyici güç ordu olmalıydı. Üç yıllık geçiş süreci, bir ‘yetkili konsey’, teknokratlar hükümeti ve anayasal meclisin teşkiline dair genel bir mutabakat sağlansa da taraflar konseye kimin liderlik edeceği, asker-sivil dengesinin nasıl kurulacağı ve 2005 anayasası askıya alındığından yetkinin nasıl sınırlandırılacağı mevzusunda uzlaşamıyordu. AGK’nin formülü şuydu: Yetkili konseye bir asker başkanlık etmeli ve 11 üyeden yedisi asker, dördü sivil olmalı. Muhalif grupların çatı örgütü Özgürlük ve Değişim Bildirisi Güçleri (ÖDBG) ise sivil başkan, sekiz sivil üye ve üç asker üyeden bahsediyordu. Tıkanmışlık sürerken Burhan Mısır, BAE ve Etiyopya’yı ziyaret etti. Hamidti ise Suudi Arabistan’a gidip Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüştü. 3 Haziran’daki kanlı müdahale bu ziyaretlerin ardından geldi. Muhaliflere göre Burhan ve Hamidti Körfez’deki finansörlerden güvence ve yeşil ışık aldı. BAE ve Suudi Arabistan Beşir devrilir devrilmez Sudan’ı Katar-Türkiye ekseninden uzaklaştırma hesaplarıyla cuntaya 3 milyar dolarlık yardım paketi önermişti.

AGK muhaliflerle anlaşmaları iptal edip 9 ayda seçime gidilmesine karar verdi. Tepkiler üzerine AGK tekrar diyalog çağrısı yaptı. Sivil itaatsizlik çağrısı yapan muhalifler ise şimdilik masaya dönmeye niyetli değil. Muhalifler askerin acele etmesini tek nedene bağlıyor: Dağınık haldeki muhalif güçlerin örgütlenmesine fırsat vermeden rejimin devamlılığını sağlayacak bir geçişin olması. Bu süreçte ya yıldızı parlayan askerler üniformalarını çıkartıp siyasete girecek ya da devrik Ulusal Kongre Partisi yeni yüzlerle dümene dönecek. Böylece imtiyazlar korunmuş olacak.

***

3 Haziran katliamı tepkilere yol açtı ama 11 Nisan’dan bu yana genel olarak askerler üzerinde yeterince dış baskı oluştuğu söylenemez. İlkesel olarak darbe yapan ülkenin üyeliğini askıya alması gereken Afrika Birliği bu kararı ancak dün alabildi. Afrika Birliği’nin dönem başkanlığının Mısır’da olması cuntaya karşı esnekliği beraberinde getirdi. Darbeyle gelip seçimle iktidarını perçinleyen Abdülfettah el Sisi şu anda Sudanlı generaller için bir rol model sayılabilir. Hamidti için boşuna “Sudan’ın Sisi’si” benzetmesi yapılmıyor. AB ise ‘Afrika’dan göç dursun da kim gelirse gelsin’ havasında. Suud-Emirlik ikilisinin Sudan’ı kendi eksenlerine çekiyor olması ABD’nin de rıza gösterdiği bir sonuç.

Ülkenin eksen kavgalarına pazarlık konusu edilmesini reddeden muhalifler ne yapabilir? Darfur’dan bilinen taktikler Hartum’da deneniyor. Buna direnmek zor. Devlet namına terör icra ediliyor ve kimse sorumlu tutulamıyor. Başkenti 9 bin milisle kolaçan eden Hamidti sokakta olup bitenlerle ilgisi yokmuş gibi konuşuyor. ‘Acaba Hamidti ve güçlerine ordudan bir fren gelir mi’ beklentisine yatmış insanlar. Bu iç savaşa açık bir senaryo. Muhalif cephenin kendi içindeki bölünmüşlükler de askerlerin rahat oynamasına yarıyor. Meslek örgütlerinin yanı sıra sol, liberal ve geleneksel İslami partiler ile silahlı grupları buluşturan şey Beşir düşmanlığı idi. Beşir gittikten sonra farklı meşrep ve ideolojilerden gelen muhalif cephelerin kendi özgün gündemleri öne çıktı ve askerlerin süreci manipüle etmesi kolaylaştı. Hele anayasada İslam’ın yerinin ne olacağına sıra geldiğinde kıyamet kopuyor. Hamidti’nin öne çıkması belki muhalefetin yeniden ana soruna odaklanmasına yarayabilir. Eğer askerler bildiklerini okumaya devam ederse hükümetle ateşkes yapmış direniş güçleri yeniden silahlı bir sayfa açabilir. Bu tür tercih üç farklı bölgede silahlı isyan geçmişi olan Sudan’ı yönetilemez bir ülkeye dönüştürebilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive