Cepte kalan sermaye ateş ve barut


28.09.2019 - Bu Yazı 847 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Beyanatları sıralayıp kesin sonuçlar çıkarmak kolay. Bir saniyede ittifaklar kurup dağıtırız, savaş çıkartıp barış yaparız. Çok konforlu iş!

Suriye’nin olmadığı masalarda Suriye’ye gelecek dayatılıyor!
Türkiye, Rusya ve İran arasında 16 Eylül’deki beşinci zirveden çıkan sonuç bildirisinin ikinci maddesinde, “Liderler Suriye’nin egemenline, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne bağlılıklarını teyit etmiştir” deniliyor.
Suriye’nin egemenliğine ve bütünlüğüne bağlıyız ama Afrin’i Hatay yapmakta beis görmeyiz. Azez ve Cerablus’tan El Bab’a kadar kolonizasyon ekipleri Cemal Paşa’nın çizmelerini parlatmaya çok hevesli.

Diğer ikisi Suriye devletinin davetlisi, hukuken işgalci değiller, bu bakımdan kafaları rahat; yine de bu ülkeye elbise biçerken kendi çıkarları hesaba dahildir. Lazkiye ve Tartus limanları, petrol ve doğalgaz yatakları ya da fosfat madenleri için attıkları zarlar görünmez değildir. İkisi arasındaki rekabet de.
Yine kendimize dönersek; Suriye’nin egemenliğine hürmetimiz sonsuzdur ama Fırat’ın batısında da doğusunda da hayallerimiz köpük köpük. Değil 30-40 kilometrelik tamponu Rakka ve Deyr el Zor’a kadar verin bize, TOKİ ile konutlar yapalım, 3.5 milyon Suriyeliyi taşıyalım, bahçeli ve dubleks evlerde neşe saçsınlar!
Konya ovası olsa adama bu hazzı bu denli kolayca tattırmazlar.
Yine Suriye’nin egemenliğine ve bağımsızlığına hürmetkârız ama Savunma Bakanı Hulusi Akar akılda olanı dışa vurur; sadece 5-15 kilometrelik alanı ABD ile kolaçan etmekle kalmayız Irak’takine benzer şekilde kalıcı üsler kurarız. YPG ulusal güvenliğe tehdit ya her şeyi yaparız ama yine de Suriye’nin egemenlik haklarına saygıda kusur etmeyiz. Hem kalıcı üs hem de ABD ile ortak. Ha bu arada ABD de işgalcidir, “ABD varsa Türkiye neden olmasın” mantığı da hürmette kusurdur!

***

Tam Ankara’daki zirve sırasında Şam ilk kez YPG’nin lokomotif olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) ‘terör örgütü’ olarak nitelendirdi. Üçlü bildiride de, “Liderler Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu tartışmış, bu bölgenin güvenlik ve istikrarının ancak ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde sağlanabileceğini vurgulamış, bu amaç doğrultusunda çabaların koordine edilmesi konusunda anlaşmıştır” denildi. Farklı çevrelerde ivedilikle çıkartılan iki sonuç:
– “Şam YPG’yi hedef alarak Ankara’ya göz kırptı, Erdoğan’ın Esad’la el sıkışması yakın.”
– “Moskova, Tahran ve Ankara Fırat’ın doğusunda ortak bir stratejide buluşuyor.”

Nispi bir yakınlaşmanın olduğu doğru ama bu da birçok açıdan göreceli ve hileli.
Ankara-Şam hattında düşmanlık politikasından sapmaya işaret eden küçük bir makas açısı, tarafları 2011 öncesinde buluşturacak doğru yol haritalarından hâlâ uzak. Bunlar taktiksel ve stratejik hesapların dayattığı hareketler.
ABD sahadayken Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna harekât başlatması zor. O yüzden Şam’ın muhtemel stratejisi iki yönlü gelişebilir:
– Bir taraftan Kürtlerin liderliğindeki özerklik unsurlarını zayıflatacak ya da paralize edecek iç dinamikleri harekete geçirirken diğer yandan Türkiye’nin Amerikan himayesine dönük ‘bozucu’ ya da ‘caydırıcı’ etkisine değer atfedebilir. Bu Şam’da ‘Yeni Osmanlı’ korkularının gözardı edildiği anlamına gelmiyor.
Kürtleri Şam’a itecek Türkiye’den müdahale tehdidi Suriye, Rusya ve İran açısından işlevseldir. Fakat Deyr el Zor’a kadar “TOKİSTAN” ve Fırat’ın doğusunda kalıcı üs hayali o cenahta da yutkunma nedenidir.
Kuzey Doğu Suriye Demokratik Özerklik yapılanmasına yönelik üç ülkenin net ifadelerde buluşması, hem ABD’nin Suriye planlarını zora sokacak hem de Türkiye’nin İdlib’de Rus planına bağlı kalmasını temin edecek bir yaklaşımın ürünü. Bu yaklaşım bildirinin beşinci maddesine şöyle yansıdı:
“Liderler terörle mücadele bahanesi altında yasadışı öz yönetim girişimleri dahil yeni gerçeklikler yaratma çabalarını reddetmiş ve Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü zayıflatmayı amaçladığı gibi komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılığını ifade etmiştir.”
Buna Demokratik Özerk Yönetim temsilcilerinin, “Astana ortakları Suriye’yi bölecek şekilde hareket ediyor” suçlamasıyla yanıt verdiğini de buraya not edelim.
Türkiye’nin ABD ile Urfa’da ‘müşterek harekât merkezi’ kurup sahaya intikal etmesi de diğerleri açısından yeni gerçeklik yaratmadır. Rusya, İran ve Suriye açısından Türkiye’nin tehditkâr siyasetinin ‘kullanışlı’ olması müdahale mekanizmasının onaylandığı anlamına gelmiyor. O yüzden bu meseleyi Adana Mutabakatı’yla sınırlandırmak istiyorlar.

***

Beri tarafta İdlib çengeli, Fırat’ın doğusuyla ilgili yaklaşımları etkileyen faktör olmaya devam ediyor. Orada, Türkiye’yi Soçi Mutabakatı’na göre harekete zorlama ihtiyacı hâlâ baskın. Bu konu bildirinin altıncı maddesine şöyle yansıdı:
“Liderler 17 Eylül 2018 mutabakatı başta olmak üzere İdlib üzerindeki tüm anlaşmaları harfiyen hayata geçirerek sükûneti sağlama gerektiğinin altını çizmiştir.”
Soçi Mutabakatı’nın 31 Aralık 2018 itibariyle yerine getirilmesi gerekiyordu. Ruslar bu şekilde Türkiye’yi üslendiği taahhütlere sabitleyerek Suriye ordusuyla birlikte yürüttüğü operasyonu sürdürmenin koşullarını yaratıyor.
Bildiride, “Liderler terör örgütü Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) bölgede varlığını artırmasından duyduğu derin endişeyi dile getirmiş; DAİŞ-IŞİD, Nusra Cephesi ve El Kaide ya da IŞİD ile bağlantılı diğer tüm kişi, grup ve teşebbüsleri ve BM Güvenlik Konseyi’nin listelediği diğer tüm terör örgütlerini eninde sonunda yok etmek için işbirliğine devam etme kararlılığını teyit etmiştir.”
Bildirideki bu ifadelerle, 2015’te, “Halep’in öz evlatlarıyla Suriye’nin fethini” müjdeleyen Erdoğan’ın, “Suriye’deki savaş terörle mücadeledir” çizgisine çekilmesi, hamasetperverler açısından trajik bir dönüşümdür. Ancak terörle mücadele kararlılığının Türkiye tarafındaki yorumu da pratiği de tezatlıklarla dolu. Yani Erdoğan hâlâ farklı çatı yapılanmalarıyla sulandırılanlar dahil cihatçı kümelenmelere sahada kalabilmek, kalkan oldukları gruplara siyasal statüler kazandırmak ve Kürtlerle ilgili taleplerini dayatabilmek için ‘kullanışlı varlık’ olarak bakıyor. Aralık 2012’de Nusra Cephesi, ABD’nin terör listesine girdiğinde ‘zamansız’ ve ‘devrime darbe’ diye feryadı basmışlardı. Kalben hâlâ oralarda takılı kaldılar. Ama en nihayetinde Suriye’de istedikleri karşılandıkça İdlib’de de üç aşamalı olarak Rusya’nın dediğine gelmeleri muhtemel:
– Önce M-4 ve M-5 otoyolları açılacak, böylece İdlib’in yarıdan fazlası Suriye devletinin kontrolüne geçecek, ardından İran ile Rusya’nın Adana Mutabakatı’na dayandırdığı ama Şam’ın meşru görmediği bir formülle sınırlarda ince bir şeridin kontrolüne razı olacak, son aşamada da buralardan da çekilecek.
Olayların akışı öngörülen senaryodan çıkmazsa gidişat böyle.
Rus lider Vladimir Putin ortak basın toplantısında, “Türkiye kendini savunma ve sınırlarında çıkarlarını koruma hakkına sahiptir” diyerek Erdoğan’a bir adım yaklaşırken devamında, “Suriye’nin toprak bütünlüğü tamamen sağlanacak. Bu bütün yabancı güçlerin çekilmesi anlamına da geliyor” diyerek de perdenin sadece ABD değil Türkiye için de nasıl kapanacağına işaret etti.

***

Şimdi Erdoğan, New York seferi öncesi, Fırat’ın doğusunu olduğu gibi kapsayan coğrafyada TOKİ nağmeli ‘barış bölgesi’ hayallerini tellendirirken Sağlık Bakanlığı da personele Suriye’ye askeri harekâtın icap ettireceği olağanüstü durum için Mardin ve Urfa’da görev emri çıkardı. Erdoğan tek taraflı müdahale için ABD’ye iki hafta süre tanıdığına göre sınırların da teyakkuzda olması lazım! Artık mutat bir mekanizmaya dönüştü: Her eli kulağında harekât görüntüsünü bir pazarlık denemesi izliyor.
Rusya ve İran’ın ‘ikircikli’ esnekliğinden sonra bir de New York’ta Başkan Donald Trump’tan yeşil ışık alırsa tank paletleri gıcırdar.

 

Ne var ki Pentagon dahil Amerikan kurulu düzeni bu tür bir müdahale senaryosuna karşı. Bu tutum, Trump’ın çekilme planından çark ettiği ocaktan beri değişmedi. Hatta 20 Eylül’de telekonferansla basın toplantısı düzenleyen Tuğgeneral Christian Wortman ve Tuğgeneral Scott Naumann müşterek harekât merkezi üzerinden izlenen politikayla ilgili üç noktaya işaret etti:
– Erdoğan’ın mil üstüne mil kattığı katmanlı planlarının aksine ABD, Tel Ebyad (Grê Sipî) ve Ras’ul Ayn (Serekaniye) arasına yoğunlaşmış bulunuyor.
– ABD’nin bu ortaklıktaki amacı IŞİD’le mücadeleye engel olacak planlanmamış herhangi bir askeri operasyonun sınırlanmasıdır.
– ABD, SDG’ye silah ve mühimmat göndermeye devam edecek.

Wortman iktidar çevrelerinin “YPG sever” Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) karşı “Türkiye sever” diye teveccüh ettiği Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’nın (EUCOM) Urfa’daki merkezde görevlendirdiği komutan. Naumann ise IŞİD’e karşı koalisyonun operasyonlar direktörü.
Erdoğan New York’a giderken, “Sınırda hazırlıklarımızı tamamladık… Cerablus, El Bab ve Afrin’de kendi göbeğimizi kestiğimiz gibi kuzeyde de…” ifadelerini kullanırken, “Buranın gerçek sahipleri yüzde 85-90 oranında Araplardır” diyerek de etnik temizlik niyetini bir kez daha açığa vurdu.

***

Gerilim ve barut tek adamlık rejimin içeride ve dışarıda yakıtı haline geldi. Ateşin çağrısına kapıldılar bir kere, kötülüğün A, B, C, D kapıları sonsuza kadar açık!

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.08.2020
Beyrut’un ölümü ve Lübnan’ın dirilme şansı
6.08.2020
Beyrut’un ölümü ve Lübnan’ın dirilme şansı
4.08.2020
Petrol anlaşması, Kürtler ve hayli karışık hesaplar
27.07.2020
Çin, İran’la bu dansı oynar mı?
25.07.2020
10 olmazın elinde bir olura bakan Libya
21.07.2020
Kafkas ötesinde ‘tehlikeli fırsatlar’
16.07.2020
Ermenistan ve Azerbaycan savaşa mı giriyor?
14.07.2020
Kırılan zincir ve alttakilerin matemi!
9.07.2020
Bir cinayet kaç strateji eder?
7.07.2020
Melez koalisyon için sevimsiz çıktılar
3.07.2020
Yahudi itirazı da olmasa
30.06.2020
Rus zehirlenmesi
24.06.2020
Mısır’la savaş mı?
17.06.2020
Suriye’nin başına Sezar kesilmek ve mali ilhak
16.06.2020
Sezar, açlık oyunları ve Kürtler
12.06.2020
Yaptırım silahı, dolar fişeği: Şam için alarm zamanı mı?
9.06.2020
Trablusgarp 2.0. Ya sonrası?
5.06.2020
Direnen insanlık ve bizim siyahlarımız
2.06.2020
Türk’ün hevesi, Rus’un kalibresi
29.05.2020
Ruslar Libya’da ne yapmaya çalışıyor?
27.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
26.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
22.05.2020
Titanlar savaşı ve Rus-Amerikan çelmeleşmesi
19.05.2020
1864: Soykırım ve sessiz miras
17.05.2020
Cihadın kutsal olmayan rant döngüsü
15.05.2020
Kürtlerin gözünde vaziyet: Elde var umut!
12.05.2020
Ya kırk katır ya kırk satırdan çıkarsa başbakan...
10.05.2020
Rus-Amerikan-İran tangosu ve Kürt düğümü
5.05.2020
Türkiye yansın, ABD ısınsın!
1.05.2020
Toz dumanda Şam’ın halleri
28.04.2020
Yemen ölüyor, ölürken bölünüyor
26.04.2020
Putin, Esad’ı gözden çıkarıyor mu?
21.04.2020
Fesin emirlerle imtihanı
18.04.2020
Bekleyin, yeni ‘paralel ordu’ geliyor!
14.04.2020
Katranlaşmış hevesler için...
12.04.2020
Kürdistan’a üs, Irak’a dizayn
6.04.2020
Virüs fırsatçılığıyla kirli müdahaleler
2.04.2020
Bir IBAN, iki sonsuz savaş
31.03.2020
Viral günlerinde dostlara tutunmak
16.03.2020
Korona ile hasbihal
10.03.2020
‘İdlib Başkomutanlık Muharebesi’ ve üç maddelik çıktı!
6.03.2020
İdlib'de hezimet tescil edildi
3.03.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
2.03.2020
Bu ateş Türkiye'yi ‘vekil devlet’ yapar
28.02.2020
Serakıp’ta ‘tekbir’ ve fakat…
25.02.2020
Kaçak savaştan kaçırılan cenazelere
21.02.2020
Halep’in coşkusu İdlib’e ne söylüyor?
18.02.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
14.02.2020
Amerikalılar Erdoğan’ı neden tutuyor?
11.02.2020
Büyük İdlib’den Küçük İdlib’e büzülen hesaplar
9.02.2020
Ateş bizi çağırıyor
4.02.2020
İdlib seferi: Öfkeli ve tehlikeli
28.01.2020
Hesap Bağdat’tan dönerse yedekteki savaş
21.01.2020
Berlin dönemeci
16.01.2020
Hezimetin kaç tonu olabilir?
14.01.2020
Rüya çalan!
10.01.2020
Evet evet her şey yolunda!
7.01.2020
Yastan sonra tufan mı?
3.01.2020
Amerikan salvoları: Tükenmişliğin emareleri
31.12.2019
Libya’ya cihatçı koridoru ve müstakbel felaketimiz
28.12.2019
Bataklık seferi ve asık suratlar
24.12.2019
Kimyasal tezgâhtan BM tezgâhına
20.12.2019
Petrol sarhoşluğu yeniden
17.12.2019
Türk askerine Libya seferi yazılırsa...
13.12.2019
Kürt yakasındaki eller
11.12.2019
Amerikan-İran kapışmasından Irak’a düşen
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive