Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?


5.11.2019 - Bu Yazı 1365 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Lübnanlılar ‘devrim’ ve ‘Lübnan İntifadası’ yakıştırmasıyla meydanlara dökülerek siyasi hareketlere parsellenmiş sokakları geri aldı. Ancak Lübnanlı tarihçi Muhammed Nureddin’in ifadesiyle; “Günlük hayata dair taleplerin yerini siyasi talepler alınca sokaklar orijinal sahiplerine yani örgütlere geri dönüyor.”

Lübnan gibi birbirine rakip bölgesel ve uluslararası aktörlerin kendi vekil güçlerini iktidara paydaş yaptığı bir ülkede kitleler kimsenin hayır diyemeyeceği taleplerle isyan edecek ama sokaklar kendi haline bırakılacak! Bu mümkün değil. Haliyle bu tür hareketlerin kısa süre sonra saptırılması ve yön karmaşasına saplanması kaçınılmaz.
17 Ekim’de Whatsapp görüşmelerine aylık 6 dolar vergi tasarısıyla ateşlenen gösteriler, yolsuz düzene karşı farklı din, mezhep ve gruplardan insanları Lübnan bayrağı altında birleştirip bütün siyasi partileri hedef alan yanıyla eşsizdi. Ne var ki çok geçmeden sokaklar yeniden ayrışmaya başladı.
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah başlangıçta gösterileri “Dürüst, mezhepler üstü, kökleri bir parti ya da bir büyükelçilikte olmayan halk hareketi” olarak nitelemişti. Nasrallah üç gün sonra Lübnan’ın devleti ve kurumları çökertmeye, iktidar boşluğu yaratmaya ve direnişin silahlarını sorgulatmaya dönük bir darbenin sahnelendiğini belirtip taraftarlarını sokaktan çekti. Halkın taleplerine sahip çıktığını ama bunların hükümeti yıkmadan diyalogla yerine getirilmesi gerektiğini savundu.

Hizbullah kanadı o gün bugündür gösterilerin haklı taleplere dayandığı ama ABD, Fransa, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı blokun ‘Direniş Ekseni’ni çökertmek için komplo kurduğu tezini işliyor. Irak’taki gösterilere yaklaşımda olduğu gibi Hizbullah’da da Tahran’ın okuma biçimine bir uyum var.

Dahası Hizbullah ve diğer Şii parti Emel Hareketi belli yerlerde göstericilere müdahale ederek ‘kırmızı çizgiler’ çizdi. Öncesinde Hizbullah gibi Emel’in kendi tabanı da sokaklardaydı. Hatta Emel’in güçlü olduğu güney bölgelerinde Şii göstericiler, hareketin lideri Nebih Berri ve eşi Randa’yı hedef alan sloganlar attı. İktidarı Hıristiyanlar, Sünniler ve Şiiler arasında paylaştıran Taif Anlaşması’ndan beri meclis başkanlığı koltuğunda oturan Berri ve ailesinin zamanla siyasi-mali bir oligarka dönüşmesinin bu şekilde protesto edilmesi, Emel’in kurucusu İmam Musa Sadr’ın ‘Mahrumlar Hareketi’ne benzetildi.
Lübnan genelinde “Hepsi, yani hepsi” sloganıyla yolsuz düzenin bütün partileri hedefteydi. Kısa sürede bu slogan bir ek aldı: “Hepsi, yani hepsi; Nasrallah da onlardan biri.” (Küllün yani küllün; Nasrallah vahid minhün) Slogandaki bu değişimi, Nasrallah’ın taraftarlarına “evinize dönün” çağrısı izledi. Nasrallah, (Sünni) Başbakan Refik Hariri ve (Hıristiyan) Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a desteğini de sürdürdü. Bunun üzerine (Hıristiyan) Lübnan Güçleri lideri Semir Caca kabinedeki dört bakanını çekip Hariri’yi de arkasından çekmeye çalıştı. Dürzi lider Velid Canbolat’ın da Caca ile aynı minvalde tepkiler vermesi gecikmedi. Caca ve Canbolat, Lübnan siyasetinin iki barometresi. Yeni kurguyu görmek için onların ayak izlerine bakmak lazım.

Hizbullah için Caca ve Canbolat hükümeti çökertmeye yelteniyorsa kesinlikle arkasında Suudi-Amerikan bloku vardır. Yine Hizbullah açısından Beyrut Amerikan Üniversitesi ve Saint Joseph Üniversitesi’nin rektörleri gösterilere alenen destek çıkıyorsa kesinlikle arkasında ABD ve Fransa vardır.
Ya da SKY News Arapça, El Hades ve Al Arabiye gibi kanallar gelişmeleri ‘devrim’ olarak sunuyorsa bu kesinlikle Hizbullah’a karşı bir komplonun devamıdır.

Hizbullah’ı destekleyen kanatlar, halkın taleplerinden bağımsız olarak öfkenin Hizbullah’a yönlendirildiğini ve Hizbullah’ın elindeki silahların meşruiyetini sorgulatan yeni bir baskı mekanizmasının kurulmaya çalışıldığını düşünüyor. 1989’da Taif Anlaşması’yla tüm milis güçleri silahsızlandırılırken İsrail’in güneydeki işgaline bağlı olarak Hizbullah’ın silahlarına dokunulmamıştı. İsrail 2000’de çekilirken Hizbullah silahlarını “Sadece İsrail’e karşı” diyerek korudu.

***

Sonunda Hariri de hazırladığı reform paketine ve ortaklarının itirazlarına rağmen istifa etti. Kimilerine göre 2017’de Hariri’yi Riyad’da rehine alıp zorla istifa ettirmiş olan Suudiler yine iş başındaydı. O vakit Hizbullah, Hariri’yi sahiplenmiş, Avn da istifayı kabul etmemişti. Hizbullah’ın iktidara ortak olduğu, Emel’in kazanımlarını sürdürdüğü, Avn’un cumhurbaşkanı olmasına karşılık Hariri’nin yeniden başbakanlık koltuğuna oturduğu 2016 mutabakatının hatırı belki istifayı biraz geciktirdi. Eğer Hizbullah’ın dediği gibi bir komplo varsa mutabakatın çökmesi karşı taraf için ilk başarıdır.

Göstericilerin istifasını istediği Avn da kendi tabanını harekete geçirdi. Dün Özgür Yurtsever Hareketi, Baabda Sarayı’na destek çıkarması yaptı.
Gösterilere paralel olarak önce safların belirsizleştiği ya da kısmen bozulduğu, sonra tekrar 8 Mart ve 14 Mart blokları etrafında yeniden saflaşmanın belirginleştiği bir süreç yaşanıyor. Bu krize kadar bloklar içinde belli çözülmeler baş göstermişti. Özellikle Hizbullah ile Emel arasındaki ittifak örtülü bir husumete dönüşmüştü. Nasrallah, Mart 2018’de ‘direniş toplumu’ oluşturma adına yolsuzlukla mücadeleyi öne alan bir siyasi programla ortaklarını ürkütmüştü. Yolsuzluk mesajlarıyla sadece eski Başbakan Fuad Sinyora değil Nebih Berri ve ailesi de topun ağzına itiliyordu. Hizbullah bu kadar büyük kavgayı göze alamayıp yolsuzlukla mücadele gündemini arkaya itmişti. İki Şii parti genel siyasi konularda omuz omuza verse de tabanda birbirine rakip.

***

Beyrut mahreçli mesajlar ve yazıların çoğu “kurulu düzen karşıtı gösteriler” vurgusunu taşıyor. Mevzu kurulu düzense bundan anlaşılması gereken şey; iktidarı mezhep-din esaslı olarak paylaştıran siyasal sistem, bu sistemin getirdiği seçilme garantisi ve dokunulmazlıklar, yine bu sistem sayesinde siyasi-mali oligarşini kurmuş aileler, hesaplarda gizliliği esas alan ve her türlü kirli kazancı aklayıp sisteme sokan bankacılık düzeni ve bir klişe olarak yolsuzluk çarkıdır.
Bunlar Lübnanlıların isyan etmek için her daim önlerinde duran geçerli ve esaslı nedenler. Ancak siyasetteki kamplaşmalardan sonra sokaktaki resme tekrar bakıldığında kurulu düzenin mamur ettikleri ile mağdur ettiklerini ayırmak zorlaşıyor. Baştaki afallamadan sonra göstericilerin yanında olduklarını söyleyen partiler kurulu düzenin hakiki parçaları. Gerçekten de mezhepçi düzene son vermek mi istiyorlar? Kuşkulanmak için çok neden var.
Hükümetle birlikte cumhurbaşkanı da istifa etsin, teknokratlar hükümetiyle seçime gidilsin talebi bir sistem değişikliği önerisi değil. İnsanlar mevcut yüzleri görmek istemiyor ama pusuda bekleyen yüzler de bu sistemin uzantıları. Geçiş dönemi hükümeti için aranan teknokratlar da muhtemelen sokaklarda lanetlenen partilerin kontrolündeki kişiler olacak.
Caca ve Canbolat gibi isimler yine Hariri başkanlığında bir hükümet kurulmasını umuyor. Muhammed Nureddin’e göre bu blok, Hizbullah, Cumhurbaşkanı Avn, Avn’un damadı Dışişleri Bakanı Cibran Basil’e emanet ettiği Özgür Yurtsever Hareketi’nin elimine edildiği yeni seçenek üzerinde duruyor. Parlamentodaki en büyük parti konumundaki Özgür Yurtsever Hareketi’nin dışlanması biraz da cumhurbaşkanlığı hesaplarıyla alakalı. Avn’dan sonra koltuğun potansiyel adayı Basil. 14 Mart Bloku, Basil’in önünü şimdiden tıkamaya çalışıyor. Hizbullah, rakiplerin gözünde bir ‘nefret’ figürüne dönüşen Basil’e sahip çıkarak 8 Mart Bloku’nu koruyabilirse yeni hükümet senaryolarında ‘kurma’ ve bozma’ kartını elinde tutuyor olacak. Çünkü 8 Mart’ın vekil sayısı 14 Mart’tan fazla. Yani birinin ötekini dışlayabilme şansı yok.

Muhammed Nureddin’e göre bakanlar teknokratlardan seçilse bile yine parlamentodaki dengeye göre tercihler yapılacaktır:
“Lübnan’da bağımsız ve tarafsız teknokrat bulamazsın. Her biri bir siyasi lidere bağlı. Parlamentodaki partiler mevcut hükümette sahip oldukları koltuklarda yine kendilerine bağlı teknokratların oturmasına razı olurlar. Aksini kimse kabul etmez.”

Yani mevcut siyasi aritmetikte uzlaşma olmazsa ülke aylarca hükümetin kurulamadığı uzun tünele yeniden girecek ya da sistem tamamen çökecek. Yeni bir seçim de mevcut dengelerden bağımsız bir tablo üretmeyebilir. Lübnan üzerinde eli olan güçler de hükümetin oluşumunu kendi haline bırakmayacaktır. Hele hele bu koşullarda Lübnan’ın mezhepçi paylaşım sistemini geride bırakması, çatışma potansiyeli ve dışarıdan müdahale kanalları yüzünden kolay gözükmüyor. Suudi-Amerikan blokunun mezhepçi sistemi tarihe gömmek istediği kuşkulu. Çünkü bu sistem sayesinde Lübnan’a müdahale edebiliyorlar.

Bu sistem 1975-1990 arasındaki iç savaşın tekrarını önleyecek bir sigorta olarak kurgulandı. Bu sigorta, Lübnan’ın asıl sorunu haline gelirken mevcut güç dengeleri ve çıkar ilişkileri alternatifini üretmeyi engelliyor.
Mezhepçi paylaşımın temeli 1943’te Misak-i Milli ile atıldı. O zaman Marunilere üstün yetkilerle donatılmış cumhurbaşkanlığı verilirken parlamentoda koltuklar Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında 6’ya 5 şeklinde paylaştırılmıştı. Sünnilere yetkileri sınırlı başbakanlık, Şiilere de meclis başkanlığı verilmişti. Misak-i Milli’nin yerini alan Taif Anlaşması, yetkileri sınırlandırılmış cumhurbaşkanlığını Hıristiyanlara, yetkileri güçlendirilmiş başbakanlığı Sünnilere, parlamento başkanlığını yine Şiileri tahsis etmişti. Yeni durumda parlamentodaki 128 koltuk Müslümanlar ve Hıristiyanlara eşit olarak rezerve edilmişti. Bu sistemin sonlandırılması Misak-i Milli’den beri nüfus oranı neredeyse yarıya düşmüş Hristiyanların aleyhine sonuçlar üretebilir. Buna razılar mı? Hiç sanmıyorum.
***
Peki bu kriz aşılamazsa ne olur? Hizbullah gösterilere karşı tutumuyla kendi tabanında da kaybeder mi?

Sözü Muhammed Nureddin’e bırakalım:
“Göstericilerin istekleri Hizbullah’ın izlediği siyasetin lehine bir talep listesiydi. Hizbullah’ın dışında bütün partiler yolsuzluğun içinde. Şimdi Hizbullah ve Emel sokakta değil. Herkes sokağa inerse iç savaş çıkabilir. ABD bunu isteyebilir. Bu çok tehlikeli bir durum. Sokaktaki insanların çok azının sistemi değiştirmek istediğini düşünüyorum. Mezhepsel dengeleri değiştirmek zordur. Bence Hizbullah’ın eli hala güçlü. Hizbullah ve müttefikleri parlamentoda 70 vekille en büyük grup. 8 Mart Cephesi resmi olmasa da aşağı yukarı birlikte hareket ediyorlar. Gösterilerden sonra bu durum değişmedi. Cepheleşme büyürse her şey eski dengeye döner. Herkesin kendi sokağı var. Bunlar Hizbullah’ın sokağını tehdit edemez. Siyasi boyut kazanan talepler aslında devrimin önünde tıkaç haline geliyor. Bu, devrimin ana hatasıdır. Siyasi talepler söz konusu olduğunda sokaklar orijinal hareketlere döner, devrim biter.”

Fakat 2008’de Hariri’nin Gelecek Hareketi ile Hizbullah’ın karşı karşıya geldiği çatışma halinden çok farklı bir dinamizm var. Mevcut sisteme bu kadar tabandan gelen meydan okuma görülmemişti. Hızla gelişen saflaşma ile 8 Mart Bloku’nu oluşturan partilerin yeniden aynı çizgide buluşması Hizbullah’ın yalnızlaşmasını önlese de bu hareket Irak’taki gibi İran bağlantısının tolare edilmediği yeni bir dalgayla karşı karşıya.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.11.2020
Pro-aktif olmadı belki pro-pasif kurtarır!
23.11.2020
Erdoğan’ın adamı Kahire ve Paris’te ne satıyor?
12.11.2020
Ya bizim barışımız?
9.11.2020
Biden’dan kurtarıcı çıkarmak!
7.11.2020
Amerikalılar belasını bulmuş vesselam
28.10.2020
Paty'nin kesik başı ve Müslüman fedai!
27.10.2020
Libya hezimetinde ikinci taksit
26.10.2020
Bir savaş daha kapıyı tıklarken
20.10.2020
Batırmayan bataklık!
18.10.2020
Kafkasya’da el elden üstündür oyunu
13.10.2020
Masanın azizliği!
10.10.2020
Kıbrıs’a kayyım ve terörize siyaset
6.10.2020
Kafkas savaşına dair ahiret sualleri
3.10.2020
‘Kızıl Kürdistan’da Türk-Ermeni savaşı!
29.09.2020
Kapan
25.09.2020
Jeffrey’nin Kürdistan yolculuğu
22.09.2020
Libya üzüyor, herkes üzüyor!
20.09.2020
Arap çölünde barış illüzyonu
15.09.2020
Düşmanlıkta da bir numara
11.09.2020
Şam’a Rus çıkarması ne anlama geliyor?
8.09.2020
Fransız dönüşündeki kılçıklı taraflar
6.09.2020
Moskova’dan verilen Kürt mesajı
1.09.2020
Libya’daki ortaklara neler oluyor?
29.08.2020
Hamas, İsrail-Emirlik aşkı ve kuşatma hevesleri
26.08.2020
Üç beş hezimet, bir tatlı rüya
21.08.2020
Sahi Erdoğan kime çalışıyor?
15.08.2020
Yedi film birden korku seansı
8.08.2020
Beyrut’un ölümü ve Lübnan’ın dirilme şansı
6.08.2020
Beyrut’un ölümü ve Lübnan’ın dirilme şansı
4.08.2020
Petrol anlaşması, Kürtler ve hayli karışık hesaplar
27.07.2020
Çin, İran’la bu dansı oynar mı?
25.07.2020
10 olmazın elinde bir olura bakan Libya
21.07.2020
Kafkas ötesinde ‘tehlikeli fırsatlar’
16.07.2020
Ermenistan ve Azerbaycan savaşa mı giriyor?
14.07.2020
Kırılan zincir ve alttakilerin matemi!
9.07.2020
Bir cinayet kaç strateji eder?
7.07.2020
Melez koalisyon için sevimsiz çıktılar
3.07.2020
Yahudi itirazı da olmasa
30.06.2020
Rus zehirlenmesi
24.06.2020
Mısır’la savaş mı?
17.06.2020
Suriye’nin başına Sezar kesilmek ve mali ilhak
16.06.2020
Sezar, açlık oyunları ve Kürtler
12.06.2020
Yaptırım silahı, dolar fişeği: Şam için alarm zamanı mı?
9.06.2020
Trablusgarp 2.0. Ya sonrası?
5.06.2020
Direnen insanlık ve bizim siyahlarımız
2.06.2020
Türk’ün hevesi, Rus’un kalibresi
29.05.2020
Ruslar Libya’da ne yapmaya çalışıyor?
27.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
26.05.2020
Dış siyasetin ne bayramı var ne seyranı
22.05.2020
Titanlar savaşı ve Rus-Amerikan çelmeleşmesi
19.05.2020
1864: Soykırım ve sessiz miras
17.05.2020
Cihadın kutsal olmayan rant döngüsü
15.05.2020
Kürtlerin gözünde vaziyet: Elde var umut!
12.05.2020
Ya kırk katır ya kırk satırdan çıkarsa başbakan...
10.05.2020
Rus-Amerikan-İran tangosu ve Kürt düğümü
5.05.2020
Türkiye yansın, ABD ısınsın!
1.05.2020
Toz dumanda Şam’ın halleri
28.04.2020
Yemen ölüyor, ölürken bölünüyor
26.04.2020
Putin, Esad’ı gözden çıkarıyor mu?
21.04.2020
Fesin emirlerle imtihanı
18.04.2020
Bekleyin, yeni ‘paralel ordu’ geliyor!
14.04.2020
Katranlaşmış hevesler için...
12.04.2020
Kürdistan’a üs, Irak’a dizayn
6.04.2020
Virüs fırsatçılığıyla kirli müdahaleler
2.04.2020
Bir IBAN, iki sonsuz savaş
31.03.2020
Viral günlerinde dostlara tutunmak
16.03.2020
Korona ile hasbihal
10.03.2020
‘İdlib Başkomutanlık Muharebesi’ ve üç maddelik çıktı!
6.03.2020
İdlib'de hezimet tescil edildi
3.03.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
2.03.2020
Bu ateş Türkiye'yi ‘vekil devlet’ yapar
28.02.2020
Serakıp’ta ‘tekbir’ ve fakat…
25.02.2020
Kaçak savaştan kaçırılan cenazelere
21.02.2020
Halep’in coşkusu İdlib’e ne söylüyor?
18.02.2020
Cihatçı yığınlarla baş başa
14.02.2020
Amerikalılar Erdoğan’ı neden tutuyor?
11.02.2020
Büyük İdlib’den Küçük İdlib’e büzülen hesaplar
9.02.2020
Ateş bizi çağırıyor
4.02.2020
İdlib seferi: Öfkeli ve tehlikeli
28.01.2020
Hesap Bağdat’tan dönerse yedekteki savaş
21.01.2020
Berlin dönemeci
16.01.2020
Hezimetin kaç tonu olabilir?
14.01.2020
Rüya çalan!
10.01.2020
Evet evet her şey yolunda!
7.01.2020
Yastan sonra tufan mı?
3.01.2020
Amerikan salvoları: Tükenmişliğin emareleri
31.12.2019
Libya’ya cihatçı koridoru ve müstakbel felaketimiz
28.12.2019
Bataklık seferi ve asık suratlar
24.12.2019
Kimyasal tezgâhtan BM tezgâhına
20.12.2019
Petrol sarhoşluğu yeniden
17.12.2019
Türk askerine Libya seferi yazılırsa...
13.12.2019
Kürt yakasındaki eller
11.12.2019
Amerikan-İran kapışmasından Irak’a düşen
3.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
28.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
23.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
19.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive