Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Türkiye: Sağcı bir memleket


3.9.2018 - Bu Yazı 1919 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’yi genel olarak siyasetin, kültürün hatta hayatın sağcı kodlarla yorumlandığı bir memleket olarak tanımlamak gerekiyor.

Günlük hayattan halkın dış politik algısına kadar etkisini hissettiren sağcılık, doğal olarak devletin de genel karakterini etkiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti de yansıttığı toplumun algısına uygun olarak içkin bir sağcı karaktere sahip. Bu sağcı karakter, devletin neredeyse yüksek hakimlerinden en alt düzeydeki taşra memurlarına kadar her tabakaya sirayet etmiş halde.

Türkiye sağcılığı o kadar aşkın bir hale bürünmüş vaziyette ki kağıt üzerinde 'solcu' olarak bilinen bazı partiler ve siyasi aktörler bile esasen çoğu zaman sağcı tepkiler veriyor.

Şüphesiz bu durum karmaşık nedenlere dayanmaktadır ve ayrıntılı olarak ele alınması gerekir.

Ancak sağcılığın ülkede hakimiyetini açıklamak için iki önemli sosyolojik nedene bakmak bizlere fikir verebilir: Din ve kültür.

Türkiye’de İslam’ın aşırı sağcı bir yorumu hakimdir. Camiden tarikata oradan cemaate bu yorum, İslam’ı günlük hayata bir sağcı program olarak yansıtır.

Bu sağcı yorum, sürekli topluluğa vurgu yaparken bireyi ihmal eder. Protesto eden öğrenci yanlıştır, grev yapan işçi kabul edilmezdir, kocasına itaat etmeyen kadın günahkardır...

Sağcı İslam için anahtar kelimeler uyum, itaat ve düzendir.

Emek, çevre, eleştiri, devleti sorgulamak, kadın erkek eşitliği gibi kavramların sağcı İslam yorumda yeri yoktur.

Sağcı İslam’ın önemli bir yansıması ise devlet ile dinin özdeşliğidir. Nitekim, imam yahut müftü aynı zamanda devlet memurudur. Din adamı hem İslam’ın hem devletin temsilcisidir.

Diğer önemli yansıma ise din ve milletin özdeşliğidir. İslamiyet o nedenle Türkiye’de neredeyse evrensellik iddiasından vazgeçmiş milli bir din biçimindedir. Cami artık o nedenle ancak milli ve resmi bir mekandır.

İkinci nokta kültür konusudur. Artık şunu kabullenmek gerekiyor ki Türkiye’nin bazı sorunlarının kaynağı kültür veya başka türlü ifade edersek kültürün nasıl yorumlandığı ile ilgilidir.

Bir süredir Türkiye’deki sorunları açıklamak için İslam’ın nasıl yorumlandığının üstünde duruldu. Bu yerinde bir yaklaşımdır ama eksiktir çünkü memleketteki sorunların hepsini İslam’ın nasıl yorumlandığına bağlamak imkanı da yoktur.

Gelinen aşamada biraz da kültürü eleştirel olarak ele almak gerekiyor.

Temel sorun şudur: Ülkede şehirli yüksek kültür yapıları yok olmaktadır. Bunun yerine kültürün kasaba yani taşra yorumu hakim kılınmaktadır.

Kültürün yorumunda bu kasabalılaşma, siyasal nezaketten üniversiteye her alanı fakirleştirmekte ve kalitesizleştirmektedir.

Şüphesiz her ülkede şehirler de vardır köyler de, ancak toplumsal açıdan hayati nitelikte olan yüksek kültürü kasabada aramak popülist bir siyasetçi kurnazlığıdır ve sonu hüsrandır.

Türkiye’de sadece politik amaçla sırf “aman bizi destekleyen kalabalık küsmesin” diyerek siyaset, devlet, dış politika hatta İslam kasaba kültürüne teslim edilmektedir.

Ülkenin her kasabası güzeldir ancak siyaseti, devleti ve İslam’ı kasabanın kültür yorumuna göre anlamlandırmak fiilen bir kültürsüzleşmedir ve bu süreç zamanla sığlık ve radikalleşme doğurur.

Türkiye’de şehirli yüksek kültür yapılarının zaafa uğramış olması kasabalılaşmayı doğurmakta ve bu kapalı kültür yorumu sürekli bir sağ bakış açısını sosyolojik normallik olarak topluma sunmaktadır.

Kültür konusunda eleştirel yazı yazmanın doğuracağı muhtemel tepkileri kırmak için burada Türk milliyetçiliğinin baş ideoloğu Ziya Gökalp üzerinden tartışmayı devam ettirmek yerinde olur.

Gökalp temel bir kültür ve uygarlık ayrımı yapar. Buna göre kültür bir topluma aittir uygarlık ise bütün insanlığındır. Gökalp’e göre uygarlık toplumların karışmasından yahut karşılaşmasından doğar. Yani Gökalp bize şunu diyor: Uygarlık ulusların ortak malıdır.

O nedenle, Gökalp’te her kültür bir şekilde bütün insanlığa ait olan uygarlık ile temasa geçmelidir.

Dolayısıyla sadece kendi kültürüyle yetinmek yahut sadece kendi kültürüne değer vermek sıradan insanların işidir. Halbuki Gökalp’e göre aydın bir kafa evrensel kültür ile temasa geçer!

Gökalp bir adım daha ileri giderek şunu önerir: Aydınlar, halktan kültürü öğrenmeli ancak halka da beynelmilel uygarlığı götürmelidir!

Türk milliyetçiliğin baş ideoloğu Ziya Gökalp’in kültür ve uygarlık görüşlerini okurken insan şunu düşünüyor: Memleket o kadar popülist bir milliyetçiliğin etkisinde kalmış ki Gökalp pek ala bugünün Türkiye’sinde okullarda bir hümanist olarak okutulabilir!

Peki bugün ne oluyor? Tam olarak Gökalp’in söylediğinin tersine Anadolu toplumu, yani kültürü, uluslararası olana kapanmış durumda.

Neredeyse bütün başka milletlerden nefret ediliyor. Halk dalkavukluğunun sonucu her gün aşağılandığı ve suçlandığı için aydınlar, Türkiye’de kültürü uluslararası ile yani uygarlık ile buluşturmak görevini yerine getiremiyor.

Aydın karşıtlığı yani anti-entelektüelizm neredeyse altın çağını yaşıyor.

Hal böyle olunca Anadolu’da kültürün içe kapalı ve son derece sağcı bir yorumu kendini konsolide etmiş durumda ve Türkiye’de sosyalleşmeyi domine etmiş halde.

Bu tablonun düşündürücü mesajı şudur: Yaşadığımız pek çok sorunun kaynağı siyasi aktörler değil toplumsal yapıdır.

Bu yapı orada olduğu sürece aynı profilde siyasi liderleri üretmeye devam edecektir çünkü kızdığımız siyasi figürler ve liderler, sosyolojimizin yani kültürümüzün aynaya yansıyan halidir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive