Gökhan BACIK



Bookmark and Share

'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'


3.3.2019 - Bu Yazı 1064 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlıktaki tırnak içindeki soru, farklı ülkelerden üniversite öğrencilerinin katıldığı Türkiye konulu bir panelden sonra bir öğrenci tarafından katılımcılara yöneltildi.

Soruya kimler nasıl cevap verir tartışmasını bir kenara bırakarak, soruya cevap ararken akla gelecek bazı konuları tartışmak istiyorum.

İlk olarak, Türkiye’de seçimle iktidarın değişmesinin mümkün olmadığı zamanların olduğunu biliyoruz. Örneğin, 1923 yılından 1950 yılına kadar olan süre, seçimle iktidarın değişmesinin mümkün olmadığı bir dönemdi.

İkinci olarak, iktidarı elinde tutan grupların seçimlere müdahalesi, baskılaması sonucu iktidardan inmeyi ret ettikleri de Türkiye tarihinde örnekleri olan durumlardandır. Mesela 1946 seçimleri böyle bir örnektir. Yine, Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı seçildiği 1982 Referandumu da böyle bir “seçimdir”.

Biraz geriye gidersek İttihat ve Terakki’nin gücünü kullanıp seçimleri manipüle ettiği ve bu nedenle “Sopalı Seçimler” olarak anılan 1912 seçimlerini de hatırlamak gerekiyor.

Siyaset bilimi biraz jeoloji gibidir. Jeolojik olarak bir yerde büyük bir deprem oldu ise orada aynı büyüklükte deprem olma olasılığı vardır. Aynı biçimde bir ülkenin siyasi kültüründe bazı şeyler geçmişte olmuş ise aynılarını tekrar etme olasılığı her zaman vardır.

Dolayısı ile yukarıda örnekleri verilen durumların Türkiye’de yeniden yaşanması mümkündür.

Peki, kimler neden iktidarı asla bırakmaz istemez? Demokraside kaybetmek, kazanmak ve devri geçmek denilen ihtimaller vardır. Örneğin, Süleyman Demirel bir emekli olarak vefat etmiştir.

Eski Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer bugün bir emekli yurttaştır. Yine, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut gibi pek çok emekli siyasetçi hayatlarına devam etmektedir.

Aslında bu açıdan ANAP, DSP ve DYP önemli örneklerdir. Bu üç parti geçmişlerinde iktidar devirlerini yaşamış olmakla birlikte seçimlerde tasfiye edilmişlerdir. Bu partilerin seçimle tasfiyesi kendileri için elbette üzücü olmuştur ancak durum, Türkiye demokrasisinin başarısıdır.

Halkın bir grup siyasetçiyi önce zirveye çıkarması sonra da dibe sokabilmesi son derece sağlıklı bir durumdur.

Bu kümede farklılaşan örnek sanırım yine İttihat ve Terakki Partisi’dir. Kemal Tahir’in ünlü Yorgun Savaşçı romanının hemen başında tüyler ürpertici bir bölüm bulunur. Eski İttihatçılardan eski Vali Çerkez Reşit Bey kovalanmakta ve sonunda sokak ortasında linç edilmemek için intihar etmektedir.

Dönemin koşulları, yıkılan bir imparatorluk, kaybedilmiş savaşlar... Bütün bunların sorumluluğunu İttihatçıların üstüne atan kamuoyu algısı yüzünden pek çok İttihatçı sokağa çıkamaz haldedir.

Burada önemli bir konu da algıdır: Türkiye’de olağanüstü bir durum mu vardır? Yoksa bir zaman sonra öncekiler gibi bitecek siyasi bir devir içinden mi geçiliyor?

Pek çok muhalif, Türkiye’de olağandışı bir dönem yaşandığını ve olup bitenlerin kalıcı bir siyasi rejim ve hatta tek parti düzeni üretebileceği uyarısını yapıyor.

Halbuki, başka bir grup muhalif ise “bu günler de geçer”, “Türkiye neler gördü” havasında o kadar panik olmamış görünmektedir.

Nihayet, başka bir konu ise Türkiye’deki iktidar blokunun yapısıdır. Tartışmalar sürekli olarak Erdoğan üzerinden kurgulanmaktadır. Halbuki, bütün birincil rolüne rağmen Erdoğan ile beraber karmaşık bir rejim ile karşı karşıyayız.

Devasa Erdoğan algısına dikkatli bakınca sağında solunda gölgede kalmış pek çok farklı gruptan insanın yeni rejimin yürütücüsü olduğunu anlamak son derece kolaydır.

Örneğin, bazı ülkelerde altı aylık çocuklara pasaport vermeyerek bütün medeni dünyanın kurallarını ihlal eden diplomatlar, İslamcı değil, Kemalist’tirler. Bu kişiler, gündelik hayatlarında seküler biçimde yaşamaya devam ederken devletin Gülen cemaati ve Kürtler gibi muhalif gruplara olan sert siyasetini küçük büyük ayırmadan uygulamaktadır.

Erdoğan’ın dayandığı bu karmaşık koalisyonun önemli tarafı şudur: Pek çok farklı siyasi görüşten grup, bütün siyasi geleceğini Erdoğan’a ipotek etmiş görünüyor. Teorik olarak İslamcılıktan nefret eden hatırı sayılır bir grup, Erdoğan’ın kaybetmesine O’ndan daha fazla karşıdır.

Dolayısı ile Erdoğan’ı destekleyen bu gruplar, iktidar değişikliğine endişeyle bakacaklardır. Dahası, bu gruplar, dıştan Erdoğan rejimi gibi görünen ancak içeride kalıcı bir devlet rejimine dönüşen bir durumu memnuniyetle karşılayacaklardır. Çünkü aynı gruplar, Erdoğan’dan sonra bile devam edecek kalıcı bir rejim arzulamaktadır.

Devletin içini bilmemize imkan yok. Ancak dıştan görüldüğü kadarı ile Batıcı grupların güç kaybettiği bunun yerine milliyetçi, Batı karşıtı, Avrasyacı ve İslamcı grupların etkisini artırdığı söylenebilir.

Eğer bu koalisyon bozulmazsa şeklen seçimlerin olduğu ama iktidarın değişmediği bir Türkiye kurgulamak, “devlet” için mümkündür.

Ancak böyle bir Türkiye’nin nasıl finanse edileceği, güvenliğinin hangi dış politika ile sağlanacağı da ayrı sorunlardır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive