Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler


20.02.2020 - Bu Yazı 344 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Darbe tartışmasında “devletin içini” bilmediğimiz için ancak bazı teorik önermeler üzerine tahminlerde bulunmak mümkün.

Öte yandan tartışmayı boşlukta da yapmıyoruz: Hem, Türkiye’nin tarihsel tecrübesinin hem bugünkü dinamiklerin anlattığı şeyler bize yardımcı oluyor. Devletin içini bilmemekle birlikte gün ışığında görülecek hale gelmiş bazı dinamikleri yorumlayabiliriz.

İlk şunu hatırlayalım. İktidarın değişmesi için üç genel yol bulunuyor. Birincisi, normal yollar. İkincisi darbe ve türevleri. Üçüncüsü ise halkın devrimle iktidarı değiştirmesi.

Sondan başlarsak, Türkiye tarihinde devrim yok. Eğer tarihsel tecrübeye bakarsak Türkiye’de bir halk isyanı beklemenin gerçekçi olmadığını söylemek gerekiyor.

Bugün ülkenin büyük sorunları var ancak Metropoll olası bir seçimde AKP’nin yüzde 41 civarında oy alacağını söylüyor. Buna AKP’nin fiili koalisyon ortağı MHP’yi de eklersek halkın yarısının iktidarın arkasında olduğu söylenebilir.

İkinci yol olan darbe ve türevlerine gelince durumu farklı ele almak lazım. Çünkü Türkiye tarihinde darbelerden epey bulunuyor. Bu nedenle teorik olarak Türkiye’de bir darbe olasılığına “asla olmaz” demek mümkün değil.

Peki bugün bir darbe mümkün mü?

Darbeyi olası görenlerin en büyük tezi, devletin içinde AKP’den rahatsız olan etkin güç odaklarının olduğu.

Neredeyse 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP’yi bir darbe ile iktidardan indirecek kadar güçlü odaklar halen devletin içinde kalmış olabilir mi?

20 yıl kadar sonra halen Erdoğan’ın MİT, TSK ve polis gibi önemli kurumlarda kendine karşı bir operasyona girecek kadar etkin muhalifler bırakacak bir yoldan geldiğini düşünmek normalde akla uzak bir olasılıktır.

Özellikle 15 Temmuz’dan sonra Erdoğan’ın kritik kurumlarda personel alımı dahil pek çok konuda bir mikro yönetim takip ettiğini bilmek için uzman olmaya gerek yok.

Nitekim, 15 Temmuz sonrası Erdoğan’ın ajandasının bir numaralı konusu kurumların yeni rejimin ideolojik yönelimine göre kurgulanmasıdır.

Burada elbette akla gelen konu Ergenekon. Devletin içinde Avrasyacı yahut Ergenekon olarak adlandırılan bir ekibin olduğu muhakkak. Ancak bu neredeyse bir mitolojik hikaye gibi abartılıyor.

Örneğin bu hafta bir diplomat istifa edip hükümetin Suriye siyasetini eleştirse, bu olay Ergenekon’un kıpırdanışına yorumlanır.

“Her taşın altında Ergenekon var” tezinin sahipleri her hadiseyi Ergenekon eylemi olarak görüyorlar. Emekli bir paşa konuşsa, bir MHP’li milletvekili hükümeti eleştirse hemen bu tip olaylar Ergenekon’un işi olarak yorumlanıyor. Bu kişilere inanırsak İYİ Parti, hatta Ekrem İmamoğlu bile Ergenekon projesi.

Örneğin dört ay sonra MHP, AKP’den desteğini çekse bu “Ergenekon hamlesi” olarak yorumlanacaktır. Hâlbuki devletin içinde AKP dışı her şeyi Ergenekon olarak yorumlamak yanlış. MHP gibi tarihsel geçmişi olan bir partiyi Ergenekon adı bir grubun emri altında düşünmek de doğru değildir.

Bu noktalar, devletin içinde AKP’den rahatsız grupların olmadığı anlamına gelmez, ancak her gelişmeyi Ergenekon ile açıklamanın yanlış bir bakış açısı olduğunu ifade eder.

Burada daha kritik bir konuyu tartışmak lazım:

Türkiye’de genelde darbe iktidarı değiştirmek için girişilen bir hareket olarak düşünülüyor.

Darbenin özünde olağan dışı yollar kullanmak olduğu düşünülürse, kimi tarihsel örneklerde, normal siyasetin kendi işlerine gelmeyeceğini düşünen iktidarlar da olağandışılık peşinde koşabilir.

Yani darbe bir tür olağandışılık ise bunu hem iktidarı devirmek isteyenler hem de normal siyasetin kendisi için sonuçta sıkıntı üreteceğini düşünen iktidar da talep edebilir.

Şimdi olağandışı yöntemler üzerinden zor bir soru soralım:

Türkiye’de olağan dışı yöntemlerle Erdoğan rejimini devirmek mi daha mümkündür yoksa Erdoğan’ın olağan dışı yöntemlerle kendi rejimini tamamen kurması mı daha mümkündür?

Devletin bugünkü yapılanması, halkın desteği gibi faktörleri ele alırsak bu soruya pek ala “kriz Erdoğan’ın işine gelir” diye cevap verilebilir.

Türkiye’de bugün satrançtaki “pat durumu” var. Ülke tam ortadan ikiye bölünmüştür. Bütün eleştirilecek yönlerine rağmen CHP, muhalefeti sivil alana aktararak AKP’nin salvolarını bir ölçüde durdurmuştur.

Ancak “pat durumu” icabı AKP devrilememekte Erdoğan da istediği biçimde hareket edememektedir.

“Pat durumunda” aktörler sabit olduğu için önemli olan geçen zamanın hangi aktörün lehine olduğudur. Yani, aktörler pat durumunda büyük değişiklikler yapamayacaksa, Türkiye’de zaman akıp giderse örneğin ilk seçime bu şekilde gitmek Erdoğan’ın mı lehine olur yoksa muhalefetin mi?

İşler böyle giderse varacağımız yer Erdoğan’ın hoşnut olmayacağı bir durak olabilir. Örneğin Türkiye ilk seçime daha büyük ekonomik sıkıntılarla girebilir.

Dolayısıyla, olağandışılık talebi bazen iktidardan da gelebilir. Teorik tanım şudur: Bir kriz ortamındaki kavgayı kazanacağını uman için olağan dışı siyaset rasyonel olandır.

Ancak burada hatırlayalım: 2005 yılından itibaren Türkiye’de krizler ile Erdoğan’ın seçimlerde aldığı sonuçlar yahut kamuoyu desteği gibi verileri bir grafik üzerinde eşleştirirsek ne görürüz?

Olağanüstülükler, olağanüstü krizler sürekli olarak Erdoğan için kolay kazanılan zaferler üretmekte.

Aksine, Erdoğan’ın en zayıf tarafı normalleşmek yani normal siyasettir.

O nedenle kriz muhabbeti yaparken herkes hesabını iyi yapmalıdır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive