Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Gürbüz Çimen

[email protected]



Bookmark and Share

Toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği


18.02.2015 - Bu Yazı 4711 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Konu çok derin ve anlamlı. Öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliği nedir ondan bahsetmek isterim kısaca; fırsatları kullanma, kaynakların ayrılması ve kullanımında, hizmetlere ulaşmada bireyin cinsiyeti nedeni ile ayrımcılığa bir başka deyişle ötekileştirilmeye maruz kalmamasıdır.

            Ülkemizde, cinsiyet eşitsizliğinin en temel noktasında elbette şiddet yatmaktadır. Şiddet; fiziksel, sözlü, toplumsal ilişkileri sınırlayıcı, cinsel ve ekonomik olarak kategorize edilebilir.

            Ülkemizde de kadın hareketinin tarihine bakarsak, tam anlamıyla feminist hareketlerin başlaması 1980’li yıllara dayanmaktadır. Düşününce bütün dünya tarihine bakınca bütün medeni devletler içinde en geç sayılabilecek ölçüde ülkemizde feminist hareketlerin başlama zamanı, bunun sebebi, ülkede her şey güllük gülistanlıktı da 80’lerden sonra mı bozuldu, tabii ki hayır.

            Peki, etken neydi? Etken, kadınların toplumsal hayat içerisinde daha çok eğitim ve öğretim görmeleriydi. Kadınların toplumsal hayattaki konumu sadece ve sadece “evinin kadını olacaksın” sözlerinden sonra, “hayat müşterektir, çalışmayan bir kadınla evlenmem” diskuru yani söylemi oluşmaya başlamıştı.

            Bu söylemler artıkça da toplumsal hayat içerisinde kadınlar da var olmaya daha çok başladılar ve eğitim-öğretim gördükçe de ve hatta deyim yerindeyse kendi ekmeklerini kazanabilecek duruma geldikçe kadınlar daha çok aydınlandılar ve erkeklere bağımlı yaşama zorluğundan büyük çapta kurtuldular.

            Haliyle, ülkede bu çapta medeniyet halkaları gittikçe pozitif yönde ilerlerken, değişen siyasal iktidarlar, yönetim anlayışları ve hatta belki de en önemlisi; yayımlanan ahlak anlayışımıza uygun olmayan televizyon programları ve dizileri yüzünden yetişen nesil gittikçe saldırganlaşmış, sapkınlaşmış ve hatta şiddeti ve pornografiyi normal hale getirmiştir.

            Çocukları evlenen aileler, hadi mürüvvetini görelim derken yeni evlenen çiftlere, Allah’ın takdiriyle gebe olduğunu öğrenen annenin sevinç çığlıklarını kocasıyla paylaştığı sırada, baba adayının “erkek adamın erkek oğlu olur” söylemiyle başlayan en büyük hatalar zamanla, “göster oğlum amcana – dayına…” ifadelerine dönüşmüştür.  Ama aynı durum kız evlat olacağı öğrenildiğinde sağlıklı olsun da ne olursa olsun ifadelerine ve kadınlık vasıflarını elde etmeye başladığında kız çocuklarının tokatlanmasına ve çocuk hayatlarına eklenen, “namus, iffet, haysiyet” gibi daha çocuk aklıyla algılayamayacağı kavramlara gitmiştir.

            Namusun iki bacak arasına sığdırıldığı toplumda da gün geçtikçe kadın kimliği ötekileştirilmeye başlanmış ve pornografi kültürüyle yetişen erkek egemen toplumda kadın, cinsel şiddete gün geçtikçe daha çok maruz kalmıştır. Üzerinden henüz 4 – 5 gün geçtiği elim bir olayı konuşuyoruz topyekûn milletçe. Hâlbuki Özgecan kızımız ilk değildi bu tarz sapkın eylemlerin kurbanı… Umuyorum ki, sonuncusu olur…

             Bugün ülkemizde acısını paylaştığımız ortak olduğumuz bu elim olay karşısında da böyle mükemmel bir kadın yetiştiren bir babanın vakur duruşunu dinledik ve izledik ekranlarda… O baba öyle bir baba ki öyle bir adam ki bütün topluma mükemmel bir ders vermişti her birimize her bir erkeğe… Bugün iki erkekten iki şey öğrendim, nasıl baba olunacağını rahmetli kızımız Özgecan’ın babasından; nasıl bir baba olunamayacağını da o caninin, o katilin babasından… Tabi gerçekten bir babaysa…

Sözümü şu cümleyle noktalıyorum: Kadınlar, her geçen gün daha çok eğitilmeli, daha çok bilinçlenmeli… Çünkü şayet bir kadın eğitimsizse o ülkenin erkekleri de eğitimsiz olur, şayet bir ülkenin kadınları cahil kalırsa o toplum hep cahil kalacaktır. Şayet kadınlarımız daha çok eğitilirse, bu ülkede hem huzur hem de barış daim olacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.5.20185
0 BARAJ İTTİFAKI ve BEDELLİ ASKERLİK
9.10.2017
ÇÖZÜM BEDELLİ ASKERLİKTE
27.6.2016
İnsanlığın en tiran tutukevidir “EGO”
3.7.2015
2 Dil 1 Bavul
14.5.2015
ÖZGÜRLÜĞÜN ÜLKESİ
13.4.2015
Silahlar Sussun Düzce Coşsun
18.02.2015
Toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği
28.01.2015
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER (Mİ)?!
22.12.2014
Dil başka alfabe başka
20.10.2014
Çocuk sadece çocuktur!
27.09.2014
Rektörlük seçimleri
11.09.2014
(ZULA)ŞIM
12.08.2014
ÇATIDA TATİL!
11.07.2014
KISKANÇLIK BÜYÜK(MÜ)TÜR SEVGİDEN!
26.06.2014
"KIZLIK" ADIN
04.06.2014
KADININ ADI YOK !!!
30.05.2014
KARŞITLIKLAR DENGESİ!!!
04.04.2014
BAŞ(BA)KAN'IN BİZLERE ÖĞRETTİĞİ!
25.03.2014
MAVİ KUŞ
20.03.2014
İNCE AYAR
06.03.2014
KOD ADI: YURT!
28.02.2014
SÜKUT-U HAYAL
16.02.2014
14 ŞUBAT KAPİTALİZM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!
11.02.2014
YEREL SEÇİMLER YAZI DİZİSİ - 2
07.02.2014
YEREL SEÇİMLER YAZI DİZİSİ - 1
23.01.2014
Kültür Terminal Merkezi
13.01.2014
Dış mihraklar!
06.01.2014
Düzce'mizin gülen yüzü
29.12.2013
Ergenekon'dan Yolsuzluk Operasyonuna
20.12.2013
Bir Nevi Aydın Selahattin Eyyubi
14.12.2013
Yol medeniyetti ama doğru yola çıkarsa
1 0
Ad Soyad Giriniz... 18.02.2015 - 10:44:05
emeğin için teşekkürler Gürbüz hocam. bu olayların zihniyetle bağlantılı olduğunu ve sistemin çarkıyla döndüğünü de belirtseydiniz daha güzel olurdu. Bu tür olayların en temelinde politik olduğu aşikardır.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,13
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive