Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Gürbüz ÖZALTINLI

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Sistem ve zihniyet üzerine


26.01.2021 - Bu Yazı 268 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve referanduma sunulan Anayasa değişikliklerinin hazırlanmasında rol almış hukukçu Mehmet Uçum Sabah gazetesine bir mülakat vermiş. Siyasi alanda gündem oluşturan sistem tartışmalarına ilişkin görüşlerini paylaşmış. 

Mülakatta, Cumhurbaşkanlığı Hükümet modeliyle, parlamenter rejimin yol açtığı “hantallığın, çok başlılığın, parçalılığın” aşıldığı; süreçlere tepki veren değil, ön alan; uyumlu ve kolektif çalışan; “en iyi” kararları üretebilen dinamik bir sistem elde edildiği ileri sürülüyor. Üstelik bu “verimlilik” iddiasına pandemide gösterilen performans ve ekonomide alınan kararlar kanıt olarak sunuluyor.

İnsanın bunları okurken gözlerine inanması zor. Neden bu argümanlara başvurdu anlamadım gerçekten. Maske satışını alelacele yasaklayan ama vatandaşlarına taahhüt ettiği maskeyi ulaştırmayı günlerce başaramayan; futbol karşılaşmaları, camiler, toplu taşıma araçları, günlük hayatın kısıtlanması ve kapanma konularında bocalayan ve geciken; gece saat 10’da gece yarısından sonra sokağa çıkma yasağı getirildiğini açıklayıp insanları sokaklara döken; “vaka” değil “hasta” sayısı açıklamayı dünyada ilk akıl edip ülkesinden ve dünyadan bilgi saklayan; kamuoyuna duyurduğu 50 milyon dozun sadece 3 milyonunu, o da duyurduğu tarihten neredeyse bir ay sonra getirebilen bir yönetimden söz ediyoruz. İşler merkezde böyle yürür, aslında yürümezken yerel yönetimlerin yardım ve dayanışma kampanyalarını yasaklayan bir “performans”!     

Ekonomide ise, parlamenter iktidar döneminde biriktirdiği 130 milyar doları faiz ve büyüme saplantısı yüzünden kuru tutabilmek için saçıp savuran; Merkez Bankası’nın yedek akçesine el koyup tüketen; dünya para basar, evine çekilmek zorunda kalan insanlara karşılıksız ödemeler yaparken, IBAN numarasıyla vatandaşından para toplamaya çalışan; evet, olabilecek en kolay halkla ilişkiler operasyonuyla afet bölgelerine bakanlarını gönderip fakat “deprem fonları nerede” sorusunu cevapsız bırakan bir yönetim bu…

AK Parti ve Erdoğan’ın “çok başlı, hantal, parçalı” parlamenter sistem döneminde yaptıklarıyla “proaktif, kolektif, dinamik” başkanlık rejimi yıllarında yaptıklarını kıyaslayın bakalım. Ekonomik büyüme, kişi başı gelir, Merkez Bankası’nın kasası, döviz rezervi, istihdam… Sağlık, konut, ulaştırma, sosyal yardımlara erişimde gerçekleştirilen iyileştirmeler… Bütün bu başlıklar miting meydanlarının değişmez konularıydı. Erdoğan sayılar vermeye, dinleyenler alkışlamaya doymazlardı. Ne zamandan beri bu konuların konuşmalarda hiç yer almadığına dikkat ettiniz mi? Bugün dünyada o günlerde olanın iki katından fazla para stoku var. Sıfır faizle fonlarda yatıyor, akacak kanal arıyor. Geçmiş yıllarda milyarlarca dolarlık yatırımı bu topraklara çekmeyi başaran iktidar şimdi en yüksek faizi veriyor ve istediği kaynağı bulamıyor. Nedeni üzerinde düşünmeye değmez mi?

Gerçekleri bükmenin de bir sınırı var.

Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz bu Türk usulü yerli ve milli rejim asla “proaktif, kolektif, dinamik” bir yönetim üretmedi. Evet doğru, merkezi çok güçlendirdi. Her türlü hukuki ve siyasi denetimin dışına çıkardı. Keyfiliği sınırsızlaştırdı. Halkın seçtiği vekilleri işlevsizleştirdi. Yargıçları siyasi baskıya açık hale getirdi. “Hayır öyle olmadı” diyebilir misiniz? Yasalar Cumhurbaşkanlığı sarayında hazırlanmıyor; hakimlerimiz özgürce, tarafsız ve bağımsız karar veriyor; Anayasa ve yasalar asla çiğnenmiyor diyebilir misiniz? Gerçi, “ekonomi ve pandemi çok iyi yönetildi” denilebiliyorsa bu sorulara da böyle cevaplar verilebilir günümüz Türkiye’sinde.

Sonuçta bir kere daha gördük ki “güç” ile “iyi yönetim” aynı şey değil. Ne kadar gücü elinizde toplarsanız o kadar çözüm üretirsiniz diye bir ilke yok. Evet ortada bir güç var ama ülkenin hiçbir temel sorununa çözüm üretemiyor. Bu güç, elinde tuttuğu baskı aygıtlarıyla kendisini korumaya çalışıyor.

Toplumun yarısının düşmanlaştırılması, her muhalifin terör işbirlikçisi ilan edilmesi; muhalefet liderine linç girişimi yapılırken, sokak ortasında parti yöneticileri, gazeteciler organize saldırılara uğrarken güçlendirmekle övündüğümüz başkanın sessiz kalması, performans mı?

Böyle bir yönetimi yarıdan fazla oy aldı diye aklayamazsınız. Her şeyden önce, milli irade dediğiniz, elle tutulmazlığına sığındığınız kavram, ulusun bütün fertlerini kapsar. Çok parçalı bir yapıdır toplum. Toplumun yarısına yaslanıp diğer yarısını gayrı milli ilan edemezsiniz; iradesini yok sayamazsınız, temel haklarına dokunamazsınız. Ne kadar sert olursa olsun eleştiriye, milli çıkarları sizden farklı tanımlama özgürlüğüne, şiddet dışı, meşru, adil siyasi rekabete katlanmak zorundasınız. Bunlar ortak medeni yaşantının temelini oluşturur. Biz büyük davanın insanlarıyız, muhalefet küçük çıkarların çamurunda oyalanıyor mugalatasını da bırakmak lazım artık.

Yönetimler meşruiyetini yalnız çoğunluğun desteğinden almazlar; meşruiyetin kaynağı hukuktan, kuralların herkesi bağlıyor olduğunun kabulünden, dokunulmaz hakların tanınmasından geçer. Bu ilkeler, içi boşaltılmış, eskitilmiş klişeler gibi geliyor kimi insanlarımıza belki. Oysa arkasında çok acılı bir tarih yatıyor. İnsanlık büyük yıkımlardan, kaoslardan geçerek ulaştı bu değerlere. Kafa göz yararak kuruldu medeni hayat.

Özetle, bu sistem ve bu sistemi yaratan zihniyetin yüceltilecek bir yanı yok.

Yasama, yürütme ve yargının birbirinden net çizgilerle ayrıldığı; hukukun tarafsız ve bağımsız işletilerek herkesi bağladığı, denge ve denetleme mekanizmalarının incelikle tasarlandığı, temel hakların güvenceye alındığı bir sisteme ihtiyacımız var. Yani, yeni ve büyük bir uzlaşmaya.

Çok önemli bir temsil gücünü elinde tutan Erdoğan’ın tercihleri ülkenin kaderi üzerinde etkili olacak kuşkusuz. Ondan bir rota değişikliği bekleyenlere şimdilik umut veren bir tutumu olmadığı açık. Ancak, muhalefetin göstereceği performansa bağlı olarak, bu yolda direnip seçimleri kaybetmekle makul bir uzlaşma arasında bir tercihle karşı karşıya kalabilir. Değişen küresel dinamiklerin de vereceği kararların üzerinde etkisi olması beklenebilir. 

Umalım ki bugünkü rejim ve zihniyette ısrar etmesin, uzlaşıcı bir çizgiye yönelsin.

Bu tür sağduyu çağrılarının, bugünün kutuplaşmış, hınçlı Türkiye’sinde çok az kulağa hitap ettiğinin farkındayım elbette. Fakat sokağa kadar inme belirtileri veren bu çatışma ve toplumsal kopuşun kimseye hayır getirmeyeceği de çok açık.

Heyecanlı alkışların değil, sakin aklın peşine düşmek gerek.      

.

Facebook Yorumları

Emlak8
5.03.2021
‘My Mister’ ve ahlakın iki yüzü
23.02.2021
Devlet politikası
26.01.2021
Sistem ve zihniyet üzerine
9.12.2020
Taşralaşmayı aşmak
28.11.2020
Perde aralanınca gördüklerimiz
24.11.2020
Can havli
20.08.2020
“Sağcılaşma” meselesi
18.07.2020
CHP, laik aydınlar ve gündem
14.07.2020
Kimlik çatışması nasıl aşılabilir
7.07.2020
Arındıkça “güçlenmek”
29.06.2020
Otoritarizm, adil tartışma ve içler acısı medya düzeni
22.06.2020
Sol-Sağ ayrımı sorunları anlamaya elverişli mi?
15.06.2020
Failden önce mağdura odaklanmak
8.06.2020
Duygusal yatırımlarımız ve patika bağımlılığı
22.05.2020
Darbe karşıtlığı üzerine
21.04.2020
Almadovar'dan Demirkubuz'a evlerimiz
18.04.2020
Bir korona hikayesi: Biraz hayal, biraz hakikat
27.03.2020
Sorun dindarlıkta mı?
23.03.2020
Hayır kriz iyi yönetilemedi
1.03.2020
Bu günlere nereden geldik
26.02.2020
Plan mı, sürükleniş mi?
22.02.2020
Bu mu “iyi yönetim”?
16.02.2020
Bırakın bu (siyasi) ayakları
16.01.2020
Alkışlamadan önce düşünmek
9.01.2020
Bu değişimi aslında değişmemiş olmamıza mı borçluyuz?
13.10.2019
Savaş çözüm mü (*)
5.08.2019
Kötü haber
2.07.2019
Kutupları terk etmek
26.06.2019
“Vermezler/gitmezler”ci apolitizm
19.06.2019
Irkçılık ve aynaya bakma cesareti
26.05.2019
Bu bir aşk değil gasp hikayesi
22.05.2019
Tartışmayan toplum olmanın bedeli
13.4.2019
Seçimleri kaybeden gider kazanan gelir kural budur
9.4.2019
Kaybedilen sadece Büyük Şehirler mi
4.4.2019
Umut nerede
31.3.2019
Erdoğan'ın Türkiye toplumuna “katkısı”
15.3.2019
Seçimler imajlar ve gerçekler
4.3.2019
İnsan doğası ve seçme özgürlüğü
24.2.2019
Askerlik, erkeklik ve şiddet
18.2.2019
Kültür değil kazanan değişiyor
12.2.2019
Erkeklik halleri
5.2.2019
Anekdotlar
27.1.2019
Berberin gözünden
21.1.2019
Ataerkil kültür
14.1.2019
Kültür üzerine
31.12.2018
Borçlanalım eğlenelim... mi?
24.12.2018
İyilik ve kötülük üzerine
17.12.2018
Yalanlarımız
10.12.2018
Aristippos’un kemikleri çınlasın
4.12.2018
Adanmışlık
17.11.2018
Müslüm Baba
1.7.2018
AKP ve Erdoğan: Ne kadar
28.6.2018
HDP'ye ne oldu?
27.6.2018
Tahmin ve temennilerden sonra özeleştiri ve dersler
22.6.2018
Cumhurbaşkanlığı üzerine tahmin ve temenniler
21.6.2018
Tahminler ve temenniler
14.6.2018
Siyasetçi ile seçmeni arasındaki fark
10.6.2018
AKP’nin değişimi ve “demokratın” dilemması
6.6.2018
Tanıyalım tanıtalım
24.5.2018
Zihniyetle yüzleşmek
21.5.2018
Zihniyet ve siyaset
17.5.2018
Bu seçimler biraz farklı gibi
29.1.2018
Savaş ve romantizm
24.5.2017
Almodovar'dan Demirkubuz'a evlerimiz
17.5.2017
Fotoğraflarımız
16.4.2017
15 NİSAN’DA MEMLEKET MANZARALARI
9.4.2017
İnsan ve iktidar
1.4.2017
Derin bir nefes alıp kendine bakmak
27.3.2017
Amaç çift başlılığı gidermekten çok daha fazlası
12.3.2017
Erdoğan konuştukça...
19.8.2015
İnsan hayatının değeri
6.8.2015
Toprak bütünlüğü sorunu ve şiddet
30.7.2015
Krizin nedenleri
27.7.2015
İradenize sahip çıkın
12.7.2015
Eleştiri ve yüzleşme
5.7.2015
Mahalle
4.7.2015
Tasfiyeci projenin çöküşü ve fırsatlar
30.6.2015
Aramızdaki duvar
26.6.2015
Sıradan insanlık
23.6.2015
Türklerin ve Kürtlerin zor sınavı
18.6.2015
Oyunu görmek yetmez, bozacak irade gerekir
11.6.2015
Aklıselime çağrı
4.6.2015
Tehlikeli oyunlar üzerine düşünceler
28.5.2015
Büyük oyun
21.5.2015
Otoriterlik ve sol
14.5.2015
Hukukun araçsallaşması ve aydının ikiyüzlülüğü
7.5.2015
Popülizmi hafife almayın
30.4.2015
'Bağımsız yargı'nın tahliye kararları
26.4.2015
Diz çökerek yükseleceğimiz günü beklerken
23.4.2015
Köhne teoriler, yaşadığımız tarih ve seçimler
16.4.2015
Silah ve Siyaset
8.4.2015
Terör, Medya ve Muhalefet üzerine bir söyleşi
02.04.2015
Elektrik, Cinayet ve Muhalefet
27.03.2015
Bir amatörün kehanetleri
19.03.2015
Seküler aydının derin korkuları
13.03.2015
AKP gerçeği ve Erdoğan’ın liderliği üzerine düşünceler
05.03.2015
‘Yan yana durmak’ üzerine
15.02.2015
Seçimler, Yeni Türkiye ve Kürtler
12.01.2015
Paris düşerken dindarların ve laiklerin sorumluluğu
10.01.2015
Siyaset, yolsuzluklar ve ahlaki üstünlük
29.12.2014
Bu aydınları okumayı reddediyorum
26.12.2014
Yolsuzluklar, darbe ve ahlak
21.12.2014
Hamaset önderleri
27.11.2014
Mehmet Altan: Bir aydının ürkütücü yolculuğu
13.07.2014
Bugün Ankara’da bir duruşma yapılıyor
20.06.2014
Er Kenan Evren
02.06.2014
Kutuplaşma
26.05.2014
Nefret tuzağı ve farklılıkların silikleşmesi
06.05.2014
Muhalif aydınlar ve sol: Bir savrulmayı anlama çabası*
26.04.2014
Babalar ve oğullar*
24.04.2014
Karamsar aydınlar üzerine
08.04.2014
Hababam Sınıfı’nın çuvallayanları
02.04.2014
Balkon ve gerçekler
28.03.2014
Muhafazakârlar, Kürtler ve Türkiye solu
19.03.2014
Çatışmanın kökleri
10.03.2014
Tarihe devam…
04.03.2014
Yakın tarihimizden bugüne bakmak
27.02.2014
Sırrı Süreyya Önder’in düşündürdükleri
24.02.2014
Zehra paramparça
12.02.2014
Bu operasyon AKP’yi neden etkilemez?
09.02.2014
Muhalefet nerede kaybetti
07.02.2014
Vicdanlı aydınlara sorular
26.01.2014
‘Yetti artık’ bu kavgada hiçbirimiz tarafsız değiliz
14.01.2014
Demirel barikatlara çağırsaydı…
04.01.2014
Kuvvetler çatışması ve darbe devleti mi? Kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti mi?
31.12.2013
“Gelmiş geçmiş en kudretli iktidar!”
28.12.2013
Doğu Batı çatışması ve derin devlet
26.12.2013
Allahtan medyamız sağlam!
21.12.2013
Gençliğe hitabe
19.12.2013
Bu cinayeti kim işledi?
08.12.2013
Hakkıyla tartışılamayan hayalet: Cemaat
1.12.2013
Erdoğan paradoksu: Ne seninle ne sensiz
21.11.2013
Gezi tecrübesi içinden Erdoğan’a bir bakış
17.11.2013
Erdoğan da eleştirilir, çok da iyi olur
15.06.2013
Gezi patikaları
12.05.2013
ALPER GÖRMÜŞ’ÜN “TURNUSOL SORUSU” ÜZERİNE
28.04.2013
Sizinle anlaşamayız
25.04.2013
Taraf’ta lastik patlatanlar
20.04.2013
Gökkuşağı Çocukları
17.04.2013
Yeniden, laikler ve ulusalcılık üzerine
13.04.2013
Laik kesimin tek seçeneği ulusalcılık mı
23.03.2013
Kürt barışını anlamak
16.03.2013
Akıl barış derken, ne bu endişe
13.03.2013
Sürecin yumuşak karnı
09.03.2013
Asıl risk altında olan CHP
09.03.2013
Asıl risk altında olan CHP
06.03.2013
Öcalan’ı ‘dövmek’
02.03.2013
Sakin olmak da bazen iyidir
27.02.2013
Toplum barış peşinde ‘halkçılar’ Silivri derdinde
23.02.2013
Muhalefete kimlik ararken
20.02.2013
Değişim ve ‘büyük uzlaşma’
13.02.2013
Sol-sağ ayrımı ne anlatıyor
09.02.2013
İnsanlar ikiye ayrılır
06.02.2013
Yok canım ne ırkçılığı!
02.02.2013
Yalan, nefret ve geleceğimiz
30.01.2013
Seçkinci ırkçılığın ‘derin korkusu!’
26.01.2013
Irkçılığın yırtılan maskesi: ‘Kemalist sol’
23.01.2013
Ahmet Kaya ve hatırlamak üzerine
19.01.2013
Sürecin iki yüzü: Söylem ve eylem
16.01.2013
Türk- Kürt ittifakı
12.01.2013
Derin devleti izleme kılavuzu ve Balyoz
09.01.2013
Osman Sakalsız
05.01.2013
Bu kez başaralım
29.12.2012
ODTÜ’nün açığa çıkarttığı nedir
26.12.2012
ODTÜ protestocuları ve devlet şiddeti
22.12.2012
Eskimiş kalıplar verimsiz duygular
19.12.2012
Kişiler ve misyon
15.12.2012
Katile hayvan demek
12.12.2012
Kadınlar kırılırken
08.12.2012
Muhafazakârlara dokunabilmek
01.12.2012
Muhafazakâr çoğunluk
28.11.2012
Bir uyarı üzerine yeniden laikler
24.11.2012
Demokratikleşmede laiklerden umut var mı
21.11.2012
Solcu arkadaşımdan gelen mektup
17.11.2012
Solcu arkadaşım
14.11.2012
Ya ölmek ya asmak mı
10.11.2012
Şemdin Sakık bir meczup mu
07.11.2012
Bir ‘halk kahramanı’nı hatırlamak
03.11.2012
Türkiye seçeneksiz mi
31.10.2012
Açlık grevleri ve sorumluluklar
27.10.2012
Temel sorun milliyetçilik
17.10.2012
Sözün gücü
13.10.2012
İstanbul Barosu seçimleri
10.10.2012
Savaş ve ahlak
06.10.2012
Kuşku
03.10.2012
Yeni vizyon: İdeolojiye dönüş
29.09.2012
Balyoz ve kanaatlerimiz
26.09.2012
Savaşın 28. yılında ‘network teorisi’
22.09.2012
Gün ortasında değişen bir yazı
19.09.2012
Büyük kırılmanın enkazı: Büyük barolar
15.09.2012
Liberaller
12.09.2012
Uzlaşmanın savaşmaktan daha çok cesaret gerektirdiği bir garip ülke
05.09.2012
Barış için
01.09.2012
Nalân ve hayatımız
29.08.2012
Pragmatizmin avantajları ve sınırları
25.08.2012
AKP, otoriterleşme ve Kürt sorunu
22.08.2012
Fark nerede
18.08.2012
Yine gerçekçilik üzerine
15.08.2012
Gerçekçi olmak
11.08.2012
Yeni iktidar mücadelesi ve bazı sorular
08.08.2012
Kendimize açtığımız savaş
25.07.2012
Türkiye düşmanlığı
21.07.2012
Katilleri eşitlerken adaleti öldürmek
14.07.2012
Kahramanlar
11.07.2012
Barış istemek
07.07.2012
Yargı
04.07.2012
Modern bir suç aleti: Çek
30.06.2012
Hukukla küçük bir sınav: Kentleşme
27.06.2012
Hukuk otorite ve kültür
20.06.2012
Cemaat tartışması
16.06.2012
Özel Yetkili Mahkemeler
13.06.2012
CHP ve yenileşme
09.06.2012
Sadık toplum hayali
06.06.2012
İdeolojiler ve feminizm
02.06.2012
Kırık
30.05.2012
Kadınlar
26.05.2012
Uzaklıklar yakınlıklar
23.05.2012
Girit’e giderken anılar
19.05.2012
Fedakârlık
16.05.2012
Kültür savaşları
12.05.2012
Asabi toplum
06.05.2012
Sol’u eleştirmek
03.05.2012
Kör nokta
01.05.2012
28 Şubat; dalgalar ve halkalar
24.04.2012
Tarih
17.04.2012
Ne değişti
10.04.2012
Yüksek bilinç mi, kör nefret mi
03.04.2012
Yeni Kürt planı
27.03.2012
Bir yaş günü
20.03.2012
Hrant hareketi
13.03.2012
FEMEN ve muhafazakârlık
06.03.2012
Millet iradesi
28.02.2012
Çengelköy’de bir akşamüstü
21.02.2012
Kirli girişim meşru müdafaa
14.02.2012
Gücün kaynağı ve şeffaflık sorunu
07.02.2012
Neden olmaz
31.01.2012
Başbakan ve medyası
24.01.2012
Hrant’ın öğrettikleri
17.01.2012
Sessiz çığlık
27.12.2011
Müzik ve insan
20.12.2011
Ütopya ve vicdan
13.12.2011
Babalar ve oğullar
06.12.2011
Şiddet ve meşruiyet
29.11.2011
Dönüşüm
22.11.2011
Devlet, PKK ve hakkaniyet üzerine
15.11.2011
Kürt sorunu teorisi
08.11.2011
Yeni politika ve tehlikeli argümanlar
01.11.2011
Havadan sudan
11.10.2011
‘Tehlikeli işleri stille yapmak sanattır’
20.09.2011
Üç dava ve değişim
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive