Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!


7.5.2017 - Bu Yazı 1318 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sayın Baykal, ben sizi yıllardır televizyon ekranlarından hep iddialı, özgüvenli duruşunuzla ve sözlerinizle görüyorum, duyuyorum.

CHP Grubu’nda, sizden sonra gelen lideri uzaktan dinlerken bile yüzünüzdeki ifadede birçok eleştiri ve gelecek planı var gibi her zaman.

Durgun, mahzun, kendiyle baş başa, huzurlu, hiç kimseyle sorunu olmayan bir poz fotoğrafınıza rastlamadım henüz.

Bilmem kendi başınıza kaldığınızda böyle anlarınız olur mu!..

Mesela, doğduğunuz ve şimdi Meclis’te temsilcisi olduğunuz kentte, adınızı aldığınız o uçsuz bucaksız maviliğin mükemmelliğine bakarak hayatın anlamını, nereden gelip nereye gittiğinizi sorgular mısınız hiç!..

Bir siyasetçi olarak değil...

Bir insan olarak.

*              *              *

Benim aklıma ara sıra gelen bir soru var, Sayın Baykal; acaba siz de zaman zaman bu tür şeyler düşünür müsünüz:

Hayatın bir zirvesi var mıdır?

Varsa nerededir?

Özel hayatta, aşklarda, arkadaşlıklarda, tüm ilişkilerde...

Zirve nerededir?

Mesela, bazı aşklarda zirve başlangıçta yaşanır; bu çok hüzünlü bir durumdur, çünkü o sırada uzun süreli bir birlikteliğin sözünü vermişseniz ve bu sözünüzden geri dönemiyorsanız, sonrası çileli bir katlanma sürecidir.

Ya meslek hayatında?

Ya siyasette?

Zor ve bazen can yakan bir sorudur bu.

Örneğin, bir yazarsanız, edebi eserlerinizde zirveyi hep ileriye taşıyıp çıtayı yükseltmeye gayret edersiniz. Ama o zirve kimi zaman çok geride kalmıştır ve siz ne yaparsanız yapın onu yakalayamazsınız, hatta giderek uzaklaşırsınız ondan.

Kimisi zirveye çabuk erişir...

Kimisi geç...

Kimisi durmadan kendi rekorunu kırar durur...

*              *              *

Sultan İkinci Mehmet - kendisine Fatih ünvanını kazandıran - hayatının en büyük başarısını 21 yaşında yakaladı: İstanbul’u fethetti.

İngiliz bilim insanı İsaac Newton, yer çekimi yasasını keşfettiğinde 24 yaşındaydı.

Her ikisi açısından da erken gelen zirvelerdi bunlar. Sonradan da bir sürü başarı kazandılar elbette, ama zirve noktası geride kalmıştı.

Ünlü İtalyan besteci Giuseppe Verdi, en büyük eseri Fallstaf’ı yazdığında 77 yaşındaydı.

Mimar Sinan, en iyi eserinin Selimiye Camii olduğunu söylemişti. Onu yaptığında 86 yaşındaydı. Yani eserlerinin, sanatçılığının zirvesine 86’sında çıktı.

Dünyanın en büyük ressamlarından biri olan Vincent van Goghtopu topu 37 yıl yaşadı. Resim yapmaya 27’sinde başladı ve on yılda 2 bin 100 eser verdi. En iyileri, akıl hastanesinde geçirdiği son iki yılda ortaya çıktı. Kendini öldürdüğünde “başarısız” bir ressamdı. Ama ölümünden sonra büyük ün ve “başarı” kazandı.

*              *              *

Acaba siz yukarıdaki örneklerden hangisine benziyorsunuz, Sayın Baykal?

“Hiçbirine”  dediğinizi duyar gibiyim.

Ben kendini eşsiz bulan insanlara saygı duyarım. Onlar bu özgüveni elde etmek için başkalarını küçük görme kolaycılığına kaçmıyorsa eğer.

Kısa süre sonra hayatınızın 79’uncu yılını tamamlayıp 80’e gireceksiniz.

Acaba siz de Mimar Sinan gibi en iyi eserinizi 80 sonrasında vereceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Biyografiniz oldukça zengin.

CHP gibi önemli bir partinin başındaydınız. Hem de defalarca. Yıllarca siyasi liderlik yaptınız.

Başbakan yardımcılığınız da var. Çeşitli bakanlık görevlerinde de bulundunuz.

Son zamanlarda yaşınız dolayısıyla (konuyu durmadan buraya getirmek istemiyorum, ama bu da sizin hayatınızın bir gerçeği sonuçta) TBMM Başkanı da oldunuz, geçici sürelerle de olsa.

Yani epeyce önemli bir insansınız.

Çok ünlüsünüz.

Konuştunuz mu haber oluyorsunuz.

“Gündem yaratıyorsunuz”.

Siz de bunu iyi bildiğiniz için zevkle “gündemler yaratıyorsunuz”.

Ve aynı zamanda “gündemde kalıyorsunuz”.

*              *              *

Sayın Baykal, bugün sizi gündemde tutacak nitelikte bir ülke ve parti (CHP) yönetimi var; onun için gündemde kalabiliyorsunuz. Ve gündem yaratabiliyorsunuz.

Bu belki de sizin açınızdan şükredilecek bir durum, bir tür “kaderin lütfu”.

Biyografinizi dikkatle okuduktan sonra sizin hakkınızda gözlemlere, eleştirilere, övgülere dayanan sitelerdeki notları incelemeye başladım.

Bir süre sonra sıkıldım.

Sizin Meclis’e ilk girdiğiniz yıllarda ben siyasetle erken ilgilenmeye başlayan bir çocuktum.

Ardından zor gençlik yılları... Orta yaş... Son dönemler...

Sizi izlememek imkânsızdı on yıllar boyunca.

Türk solunun geçirdiği aşamalarda, içinden bir türlü çıkamadığı çıkmazlarda “gündem olan” ve “gündem yaratan” isimler arasında hep siz de vardınız.

Hırsınız on yılları aşarken azalmadı, katlanarak büyüdü.

Son yılların çarpık siyaset tablosunda hep bir yolunu bulup o “gündem yaratma” marifetinizi sergilediniz.

7 Haziran seçimleri sonrasında...

Şimdi 16 Nisan aşamasına nokta koyup kimlerin cumhurbaşkanı adayı olma(ma)sı gerektiği üzerine yarattığınız “gündemler”de...

Galiba sizi daha çok uzun süre ve sık sık duyacağız.

En azından sizin hazırlığınız bu yönde sanırım.

Ne diyelim...

Sizin bileceğiniz iş!

*              *              *

Sayın Baykal, insanlara, dostlara, siyasilere, liderlere “kullanım süresi” yazılmaz.

“Kullanım süresi”, bir süre sonra bozulacağı ve zarar vereceği objektif olarak kanıtlanmış ürünlerle ilgili bilgilere eklenir.

İnsanlar; hayatı, kendi sorumluluklarını, başkalarına getirdiklerini ve onlardan götürdüklerini hissedip anlayabildikleri, egolarını yönetebildikleri ölçüde, ahlak ve vicdanları elverdiğince, kendilerine bir yer bulmaya çalışırlar.

Bazen birkaç adım ileri çıkarlar, bazen de birkaç adım geriye çekilirler.

Karar sizin.

Eh, “gündem” de bir bakıma sizin.

Ama bence bu yaşta, bu zengin hayatın başka boyutlarına da ilgi gösterin.

Kendinizle, eşinizle, iki çocuğunuz ve üç torununuzla ilgili yapmak isteyip de fırsat bulamadığınız birçok şey olduğuna eminim.

Ve doğayla, sanatla, günlük yaşamla ilgili.

Şöyle bir silkinin, bir günlüğüne olsun arının hırslarınızdan, gelecek projelerinizden ve “gündem üreticiliğinizden”...

Bakın önünüzde uzanan masmavi Akdeniz’e...

Hayatın anlamını, nereden gelip nereye gittiğinizi sorgulayın.

Cesaretle yeni kararlar alın.

Keyfini çıkarın ömrünüzün kalan bölümünün.

On yıllar içinde “bu hale” gelmesinde sizin de hissedilir katkınız olan şu siyaset sahnesini terk edin artık.

Bırakın mikrofonları.

İnin sahneden.

Emin olun sizsiz de devam eder hayat.

Hatta bakarsınız, daha iyi bir yola girer.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat
4.06.2019
Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi
18.05.2019
Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..
26.4.2019
Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım
20.4.2019
İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı
12.4.2019
Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?
30.3.2019
Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti
15.3.2019
Vedalaşma zamanı...
23.2.2019
Erdoğan’ın ‘zırhlı araba’ merakı, Putin’in dalga geçen cevabı
25.1.2019
Erdoğan - Putin #10YearChallenge: Bir ‘like’ yapıp geçse miydim?
18.1.2019
Kapasitesi sınırlı ve narin hafızalarımızda bu kadına özel bir yer ayıralım lütfen!
11.1.2019
Rusya: Suriye'de ‘aslan' ama ya ‘dünkü kardeşleri' ile?
6.1.2019
Sonu zaferle bitmeyen mücadeleler her zaman kayıp hanesine mi yazılır?
30.12.2018
Eksik bir yılbaşı gecesi: Bir mucize olsa da 2019'da hayat normale dönse...
23.12.2018
Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir
16.12.2018
Hayatımızın kıyısından geçip giden insanlarla beraber neler kaybediyoruz?
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive