Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Dindar mı, yoksa sapık mı?


26.6.2017 - Bu Yazı 1500 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Olayı biliyorsunuz.

Herhalde bol miktarda yorum da okudunuz ve duydunuz.

Haberi olmayanlar için: Ercan Kızılateş isimli bir adam, üniversite öğrencisi Asena Melis Sağlam’ı minibüste “şort giymiş olduğu için” taciz ediyor, yüzüne vuruyor. Sonrasındaki gelişmeler de ellerinizden öper: “Kanun adına” yakalama ve serbest bırakma seansları, “Ramazan’a böyle giyinilir mi? Bak, tahrik etti işte!” bahaneleri, bini bir para olan yalanlar, yalanlar, yalanlar!..

Allah bilir sıkılmışsınızdır bile bu haberlerden. Bol bol tekrarlanan, giderek daha sık karşılaşılan bir öykü.

Yapılan yorumların önemli bir bölümü, olayı “dindarların artan baskısı” ekseninde ele alıyor.

Saldırgan da “dindar” oluyor bu durumda.

Adamın da zaten canına minnet.

Eh, koskoca bir Müslüman toplumu (hatta belki de “İslam alemini”) arkasına almış hissediyor kendini.

Elbette işin bir ucu da Müslüman iktidara uzanıyor.

Bu durumda, şortlu kıza tacize karşı çıkmak da neredeyse “siyasi muhaliflik” sayılacak.

Ancak bir ayrıntı var bu arada.

Hem de aslında öyle “ayrıntı” denilmemesi gereken bir mesele.

Minibüs videosundan saptanan bir gerçek bu: Adam saldırmadan önce hafifçe saçlarını okşuyor kızın…

*             *             *

Adam hiç tanımadığı ve birazdan şiddet kullanacağı kızın saçlarını okşuyor.

Ne düşünüyor acaba o an?

Daha doğrusu ne hissediyor?

Kıza “tepki duyduğu için” mi okşuyor saçlarını?

Mesela, saçı okşanan (ve bunu hissetmeyen) kız, ona dönse ve gülümsese, adam birazdan “Ramazan’da şort giyme” tiyatrosunu sahneye koyar mı?

Saldırgan, saldırısından az önce kızdan nefret mi ediyor sizce, yoksa ondan hoşlanmış mı? (Yani “kendince” hoşlanmış mı?)

Olay sonrasında medya, adamın bir sürü özelliğini bulup çıkardı. Maşallahı var abinin. Her yolu denemiş gibi duruyor. Suç dosyası çiçeklenmiş. Uyuşturucu ile muhabbet de tamam...

E hani “Müslüman”dı Ercan kardeşimiz?

Peki, biyografisi birçok açıdan zengin olan bu saldırgan Ercan’ın kız arkadaşı var mı?

Onu bilmiyoruz.

Ama minibüs kamerasının görüşüne göre, arkadaş “biraz aç” gibi duruyor.

Ve Ramazan’da “açlık” iyice başına vurmuş anlaşılan.

Önce okşuyor kızın saçını, sonra yüzüne darbe indiriyor.

Ve tabii bir araba dolusu “Müslüman Türk toplumu hassasiyeti” sallıyor orta yere.

Bu arada babası olan “saygıdeğer beyefendi” de oğluna ve tavırlarına (kıza saldırı da dâhil) sahip çıkıyor. Artık “oğlunun babası” mı, “babasının oğlu” mu, yoksa her ikisi mi!..

*             *             *

Pardon, ben şu saç okşama işine biraz takmış durumdayım.

İnsan tanımadığı birinin saçını okşar mı?

Hem de kız ona hiç pas vermemişken…

Eh, bu arkadaş pek Brad Pitt’i falan da andırmıyor.

Yani “şansı yok”, bu daha baştan belli.

O sadece birdenbire kendisine bir nefes kadar yaklaşıveren “o imkânsız karşı cinse” dokunma isteğiyle yanıp kavruluyor.

Üstelik Ramazan günü “şort yardımıyla” kızın bacaklarını da iyice görmüş…

Fantazmalarında işin gerisini de az buçuk aklıyla tamamlayabilir bu Ercan.

Hatta muhtemelen bu işlerin senaryosunda çok usta olabilir.

Hayal dünyasında kim bilir kimlerin hakkından gelmiştir bugüne kadar.

Sorun da anlatsın, ne “süper erkektir” o hayallerinde.

Her gün, tonla “karşı cins” fethediyordur.

Peki, ya “gerçek hayatta”?

Onu bilmem…

Belki de fazla bir başarısı yoktur.

Öyle bakar durur “karşı cinse”, yutkunur, dellenir, belki kendince ona ulaşmaya çalışır, ulaşamazsa kızar, düşman olur kadınlara, aklından nice tacizler geçer, hatta oradan da taze seks hülyaları üretir.

Böyle yaşar gider bu ercanlar…

*             *             *

Bu tür adamlar az değil.

Açlar ordusu mensupları…

Normal değiller.

Belki de sapık bunlar!..

Görüntüleri ise “normal gibi”.

Bu tür durumlarda eşin-dostun ve konu-komşunun dediklerini bilirsiniz: “Çok iyi biridir, karınca incitmez, sakindir… Vallahi olayı duyunca şaşırdık! İnanmadık! Olamaz!”

“Normallik” ile “anormallik” arasındaki sınır nereden geçiyor?

Söz gelimi kamu ulaşım araçlarının değişmez ögesi olan bacaklarını iki tarafa doğru sonuna kadar açmış erkekler…

Niyetleri ne? Rahat etmek mi? Erkekliklerini mi havalandırıyorlar, “kendilerince” hava mı atıyorlar?

Yanında oturan kadınlarla omzuyla, koluyla, bacağıyla (bazen de kokusuyla, bakışıyla, sözüyle vs.) “temas kurma” ihtimalini zorlayan (veya “hafiften deneyen”) adamlar normal mi?

“Karınca incitmezler ordusu” kurulur bunlardan, bahse girerim.

İhtimal, bu yolla gerçekleştirdikleri her bir taciz eylemini “hayattaki cinsel başarılar” listesine ekler bu “karınca ezmez” arkadaşlar...

*             *             *

Suçlu mu bunlar?

Aaa! Olur mu?

Ne olmuş biraz rahat oturduysa! Hem kadın da yanına oturmuş; belki “rızası vardı”. Üstelik “kolsuz giymiş” ya da “eteği bilmem kaç derece açılmış”... “Hafifletici nedenler” biter mi hiç?

Genel eğilim, kadınların suçlu olduğu, ya da en azından “suça azmettiren”, “yol açan”, “neden olan” özne sayıldığı yolundadır.

Gazeteler ve televizyonlar giderek artan tecavüz haberleriyle dolup taşıyor. Tümü “dini bütün” ve “ahlakı yüksek” insanlardan oluşan toplumumuz, dünya tecavüz liginde şampiyonluğa oynuyor.

Çoğunlukla kadınların ve çocukların kurban edildiği olayların önemli bir kısmı aydınlatılamıyor. Ortaya çıkan suçlarda ise zaman zaman güvenlik güçlerinin ve yargının tutumu, tecavüzcüleri yüreklendiriyor.

Hal böyle olunca memlekette tacizler, tecavüzler hızla yayılıyor. Hatta hızını alamayıp hayvanlara, dahası eşyalara, vitrin mankenlerine, damacanalara bile tecavüz edenlerin ülkesi burası.

Türkiye'nin ensest ilişki bakımından dünyada ilk beşe girdiğini, Google'da “child porn / çocuk pornosu” kelimeleriyle en çok arama yapılan ülke haline geldiği yazılıp söylenip duruyor. Türkiye'de her 4 saatte bir tecavüz suçu işlendiği de.

Ama hiçbir siyasi parti, bu sorunu tüm yakıcılığıyla gündeme getirmiyor. Hiçbir iktidar, bu konuyu öncelikli gündem olarak ele almıyor. Hiçbir devlet yöneticisi - herhangi bir somut tecavüz rezaletine el atarak kameraların karşısına geçip - bu rezaleti yerden yere vurmuyor ve kamuoyu tepkisi oluşturmuyor.

Sanki herkesin uyduğu gizli ve sessiz bir anlaşma var, tecavüzlerin “fazla abartılmaması” ve belki de sessizce devam etmesi konusunda.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat
4.06.2019
Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi
18.05.2019
Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..
26.4.2019
Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım
20.4.2019
İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı
12.4.2019
Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?
30.3.2019
Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti
15.3.2019
Vedalaşma zamanı...
23.2.2019
Erdoğan’ın ‘zırhlı araba’ merakı, Putin’in dalga geçen cevabı
25.1.2019
Erdoğan - Putin #10YearChallenge: Bir ‘like’ yapıp geçse miydim?
18.1.2019
Kapasitesi sınırlı ve narin hafızalarımızda bu kadına özel bir yer ayıralım lütfen!
11.1.2019
Rusya: Suriye'de ‘aslan' ama ya ‘dünkü kardeşleri' ile?
6.1.2019
Sonu zaferle bitmeyen mücadeleler her zaman kayıp hanesine mi yazılır?
30.12.2018
Eksik bir yılbaşı gecesi: Bir mucize olsa da 2019'da hayat normale dönse...
23.12.2018
Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir
16.12.2018
Hayatımızın kıyısından geçip giden insanlarla beraber neler kaybediyoruz?
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive