Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'


24.6.2018 - Bu Yazı 706 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Malum, bugün siyasi yazı yazmak yasak.

O halde “çiçek, böcek, kelebek” yazmanın tam sırası.

Zaten bir süredir içimde böyle bir şeyler yazma isteği vardı.

Önceki gün gördüğüm binlerce kelebek bu isteği iyice kışkırttı.

Tarih boyunca çeşitli halklar tarafından hayatın, ölümün, dirilişin, ruhun, güzelliğin, arzunun, mutluluğun sembolü olarak görülmüş kelebekler.

Çoğumuz açısından kelebek, “bir günlük ömür”; güzellikle ölüm arasındaki en kısa mesafelerden biri...

Aslında kelebeği gerçekten de “bir günlük canı olan” mayıs sineğiyle karıştırmamamız gerekiyor. Kelebeklerin birkaç hafta, bazen birkaç ay, hatta bir yıl civarında yaşadığı saptanmış.

Az tabii yine de. Çok az...

Yavaş yavaş ölüyoruz” dedi kaplumbağa. “Haklısın” dedi kelebek, “ne uzun bir gün.” (Nafer Ermiş)

*          *          *

Rusya’dan kalma trenle seyahat etme tutkum nüksetti. Türkiye’de demiryolu çok az ve trenler de aynı konforda değil. Ama olsun, Eskişehir’e, Konya’ya, oradan İzmir’e trenle keyifli bir yolculuk yapmak mümkün. Aralarda 2-3 günlük “tanışma molaları” vererek tabii.

Konya (ki buradaki hayat, büyük kentler arasında alışık olup iyi bildiklerimden epeyce farklıydı) yakınlarında Tropikal Kelebek Bahçesi diye harika bir yer var.

7.600 m2'lik alana adımınızı attığınız anda, az önceki ortamınızdan tümüyle uzaklaşarak bambaşka bitkiler ve tropikal şartlar içinde masal gibi bir diyara geçiyorsunuz.

İlk gördüğünüz kelebeklere, özellikle de kocaman ve rengârenk olanlara şaşırmakta acele etmeyin. Yürüyüş hattınızda daha neler göreceksiniz!

Birkaç dakika içinde büyülenmemek elde değil.

Çinli bilge Chuang Tze şöyle demiş: “Bir kere rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Şimdi artık rüyasında kelebek olduğunu gören Chuang Tze miyim, yoksa rüyasında Chuang Tze olduğunu görmekte olan bir kelebek miyim, bilmiyorum.” 

*          *          *

Kelebeklerden oluşan bir gökkuşağı önünüzde, arkanızda, yanlarınızda, hatta bazen omzunuzda ve başınızda...

Bazıları o kadar sokulgan ki, insan ister istemez kendinden korkmaya başladığı farklı bir tedirginlik yaşıyor: Sanki dokunduğun anda kanatlardaki o gizemli boyayı silebilirsin. Biraz kavrayayım desen zaten kısacık kelebek hayatını o anda sonlandırabilirsin.

Ne garip! Hayatımızda iyice azalan şefkat hissini orada yaşarken, aynı zamanda şunu da düşünüyorum:

Bazı açılardan daha güçlü olduğun kimi canlılara karşı daha fazla özen gösterebilmek en temel sorumluluklarımızdan biri.

Bizden küçük ve güçsüz görünen yaratıklar, bizden büyük ve güçlü görünenler ve bizler... Hep birlikte kiracılarıyız bu dünyanın.

Kimse taşıdığı özellikleri abartarak diğerlerine ev sahipliği taslamamalı.

İnsan türü olarak o korkunç zekâmızın arkasındaki devasa zaaflarımız ve doymak bilmeyen hırslarımız bir tarafa...

Diğer canlıları ne kadar tanıyabildik ki!..

*          *          *

Kenya’dan Filipinler’e, Hollanda’dan Meksika’ya kadar dünyanın dört bir yanından farklı türlerde binlerce kelebek üç yıl kadar önce Konya Selçuklu’ya getirilmiş.

Acaba onlar arasında da milliyetçilik, etnik kökenli anlaşmazlık falan var mı?

Benim bir saati aşkın sürede gördüğüm kadarıyla pek öyle değil. Hatta birlikte uçup oynaşan, belki de dans eden birçok kelebek vardı. (Kelebekler arasındaki aşkın göstergelerinden biri de bu “birlikte dans”mış.)

Tropikal Bahçe’de gezerken ara sıra farklı biçimlerde sıralanmış yumurtalar göze çarpıyor. Yani hayatın başlangıcı...

Ama aynı zamanda sonu da... Çünkü yumurta, tırtıl, pupa aşamalarından geçerek kendini bulan yetişkin kelebek, yumurtasını bırakırken ömrünü tamamlıyor.

Doğum ve ölüm bir kez daha kesişiyor.

Özdemir Asaf’ın kelebeklerle ilgili yazdığı dizeler geliyor dilimin ucuna:

Son isteğin nedir? 
Sorusu, 
Çok, çok kolaydır, 
İlk isteğin nedir? 
Sorusundan. 

Çünkü, 
O soruyu 
Kimse kimseye soramadı, 
Korkusundan.”

*          *          *

Bir de “kelebek etkisi” denilen bir şey var ki, o tropikal şartlarda kafamın içinde birkaç kez zonkladı.

Amerikalı matematikçi ve meteorolog Edward Norton Lorenz(1917-2008), 1972’deki bir analizinde, bir kelebeğin Amazon Ormanları’nda kanat çırpmasının yarattığı türbülansın, dünyanın öteki ucunda bir fırtına kopmasına sebep olabileceğini vurgulamış.

Yani hayatta küçük görülebilecek hiçbir olay yok. Ve her şey birbirine bağlı, birbirinden etkileniyor. İz bırakmadan kaybolup giden tek bir gelişmeden söz edemeyiz.

Hayatta her karar, her eylem, her ilişki, her tesadüf bir şeyleri etkiliyor.

Âşıkların tanışmasından trafik kazalarına kadar olumlu ve olumsuz her olay...

Bazen o değil öteki adımı atsaydınız, o anda değil birkaç saniye sonra orada olsaydınız yaşamayacağınız bir dizi iyi ve kötü tesadüf olduğunu düşünmez misiniz?

Türkçeye Rastlantının Böylesi adıyla çevrilen Sliding Doors(1998), “kelebek etkisi”ni başarıyla açıklayan bir film.

Londra'da yaşayan halkla ilişkiler uzmanı Helen (Gwyneth Paltrow) o gün evine dönerken birkaç saniye farkla treni kaçırır. Bu tesadüfün gerçekleşmesi ve gerçekleşmemesi filmin devamında paralel iki gerçeklik olarak sergilenir. Metroyu yakalayan kadın evine erken gelir ve kocasını başka bir kadınla yakalar. Diğeri trafikte gecikerek eve ulaştığında her şey yolunda görünür...

*          *          *

İhtimaller, tesadüfler...

Bunlar yaşantımızı şekillendiren şeyler...

Bir adım beraberinde bir dizi farklı gelişmeyi getirebiliyor. Ve hooop, başka bir hayatımız oluyor.

İyi, kötü, ilginç, sıkıcı, eğlenceli, acılı... Bir sürü seçenek...

İhtimal dışı ve tesadüfler ötesi, değişmeyen bir tek gerçek var. Onu da Kelebek adlı şiirinde Can Yücel güzel anlatmış:

“Bir sabah uyanacağım
İki kelebek selamlayacak beni başucumda
Biri sarı olacak diğeri bembeyaz
Tamamen dinmiş olacak ruhumdaki ayaz
Bir sabah uyanacağım
Ne sen kalacaksın ne de ben
El ele kelebek misali uçuşacağız
Her an yenilenen bir özlemle bakışacağız
Bir sabah uyanacağım
Elimde sefer tasım olmadan
Uzun bir yolculuğa çıkacağım
Tüm dünyevi gemileri yakacağım
Bir sabah uyanacağım
O sabah ölmüş olacağım”

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat
4.06.2019
Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi
18.05.2019
Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..
26.4.2019
Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım
20.4.2019
İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı
12.4.2019
Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?
30.3.2019
Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti
15.3.2019
Vedalaşma zamanı...
23.2.2019
Erdoğan’ın ‘zırhlı araba’ merakı, Putin’in dalga geçen cevabı
25.1.2019
Erdoğan - Putin #10YearChallenge: Bir ‘like’ yapıp geçse miydim?
18.1.2019
Kapasitesi sınırlı ve narin hafızalarımızda bu kadına özel bir yer ayıralım lütfen!
11.1.2019
Rusya: Suriye'de ‘aslan' ama ya ‘dünkü kardeşleri' ile?
6.1.2019
Sonu zaferle bitmeyen mücadeleler her zaman kayıp hanesine mi yazılır?
30.12.2018
Eksik bir yılbaşı gecesi: Bir mucize olsa da 2019'da hayat normale dönse...
23.12.2018
Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir
16.12.2018
Hayatımızın kıyısından geçip giden insanlarla beraber neler kaybediyoruz?
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive