Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir


23.12.2018 - Bu Yazı 709 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bazen bir söz kanatlandırır kişiyi, uçurur mutluluktan.

Bazen de bir söz yerin dibine geçirir insanı, ağır bir zincir olur boynunda.

“Önce söz vardı” diyen dinler için her şeydir söz ve ona inanmak.

Aşkların doğumunda ve ölümünde sözler vardır genellikle; kimi zaman ebedirler, kimi zaman cenaze levazımatçısı.

Halklar bir tek söz için kalkarlar ayağa. Tek bir söz uğruna ölünür, öldürülür.

Savaşlar bir söz yüzünden başlar çoğu kez ve bir sözle biterler.

Ve tarih denilen, her şeyden sonra geride kalan sözlerdir yalnızca.

*      *      *

Bazen koca koca adamlar, partiler, devletler ufacık bir sözün önünde kan ter içinde bocalar dururlar; onu nasıl söyleyeceklerini de bilmezler, ondan nasıl kaçacaklarını da.

“Soykırım” çok tehlikeli bir sözdür, mesela.

Bazen de “özgürlük”...

Uludere’den bir yıl sonra sonra dönemin Başbakanı hâlâ bir sözü yerinden oynatmaya çalışıyor, sonra yorularak bırakıyor, ardından tekrar onun yanına dönerek kıvranıyordu:

- Gerekirse özür dileriz, diyordu. Gerekirse…

Özür. İki hece. Dört harf. Saniyede ses verirsiniz ona. Cüce bir kelime. Ama ağırlığı tonlarcaymış meğer…

Birçok ülkede her gün defalarca telaffuz edilen, çoğunlukla gülümseyerek söylenen ve dinlenen, nezaketin en basit işareti kabul edilen özür, Türkiye’de küfürden çok daha seyrek dile getirilir.

Özür dilemesini bilmeyen, onu bir zayıflık belirtisi olarak gören bir toplumdur bizimkisi. Özürden korkulur, ondan sakınılır bu topraklarda.

Hatta özür dileyene hakaret edilip bir de üzerine hoyratça keyiflenilen tek memlekettir belki de burası. “Pardon çıkalı eşekler (ayılar) çoğaldı” cümlesini - kim bilir nerede ve nasıl - yaratıp bağrına basmasını becerebilmiştir. (Mehmet Akif Ersoy’un bir eserinde “Nasıl ki çıktı bu pardon, eşeklik oldu mübah!” cümlesi geçer.)

*      *      *

Kelimelerden kâbuslar yaratılır bazen, sonra da hayat kâbusa dönüştürülür.   

“Komünizm” böyle bir kelime olmuştur mesela. Bu sekiz harf ve üç hece için yüzlerce can verilmiş, işkence tezgâhları kurulmuş, asırlarla ölçülebilecek hapis cezaları kesilmiştir. İçinde bu kelime geçen nice kitaplar yakılmıştır. Onu akla getiren şiirler ve şarkılar zincire vurulmuştur.

Tarih boyunca “kral çıplak” demek zor, hatta imkânsız olmuştur. Ecdadımızın çıplak olduğu anların lafı bile hâlâ derinden sarsıyor bizi.

Durmadan kıvrılıyor kolumuz yeni tehditlerle:

- Söylemeyeceksin o sözü, okumayacaksın, yazmayacaksın, göstermeyeceksin!..

*      *      *

Konuşmayı seven, ama kelimesi az bir halkız biz. Çoğumuz 300-400 sözle yaşarız. Oysa dilimizde 100 bin civarında kelime olduğu söylenir.

Yabancı dil bilenimiz de fazla değildir. Daha fazlasını düşünüp hissetme, ayrıntıları görme, farklı renkleri ve onların tonlarını ayırma derdimiz yoktur çoğu kez. Sarı gömlek almak istesen, satıcı seni elinde kalan turuncu gömleğe zorlayabilir: Ne fark eder ki!..

Oysa her sözün kendine özgü bir ruhu vardır, Bertolt Brecht’in dediği gibi.

Üstelik her gün papağan gibi tekrarlayıp durarak sığ hayatlarımızı doldurduğumuz az sayıda kelime arasında sevgiye, aşka, dostluğa, vicdana ilişkin olup da hakkıyla telaffuz edilenler yok denecek kadar azdır.

Her meydanda, her sokakta, her evde, her işyerinde, her okulda bir yığın insan vardır susan, kederlenen, acı çeken ve bekleyen… Çoğunun karanlığa karışan yüzünün çiçeklenmesi için sadece birkaç söz, hatta belki tek bir söz yetebilir. Birinin ona yaklaşıp tek bir kelime etmesi hayatını değiştirebilir.

Milyonlarca insanın hayat boyu umutsuzca, daha doğrusu gizli bir umutla en çok beklediği para değil, mal değil, makam değildir; sevildiklerine, onlara ihtiyaç duyulduğuna ilişkin bir-iki sözdür; o kadar…

Ve güzel sözlere hasret çekerek kurur gider insanlar. Ruhları dağılıp yok olur, daha da kötüsü sevgisizlikten nefret saçmaya başlar.

Ne çocuk beklediği “aferin”i alabilir, ne kadın duyabilir en basit ödülünü: “Yemek güzel olmuş, eline sağlık!” Ne seven sevildiğini öğrenebilir... Oysa aslında ne kadar kolaydır beklentiyi karşılamak, ihtiyacı gidermek. (Rudyard Kipling’in “Sözler, insanlığın kullandığı en büyük uyuşturucudur” derken kastettiği bu mudur acaba?)

Bütün sözler geçim derdine, hava durumuna, sığ siyasete ve futbol fanatizmine harcanmıştır çünkü. Kalmamıştır daha önemli şeyler için yüreklerin yakıtı ve dillerin dermanı.

Ama ne kadar çok konuşuruz, öyle değil mi? Hiçbir şey söylememek için o kadar çok söz tüketiriz ki! Her konuda mutlaka sözümüz vardır. Anlaşmazlık durumunda makineli tüfek gibi saydırırız. Ve illaki son sözü söylemeye bayılırız.

Her gün duyduğumuz binlerce sözü düşünüp de bir de onları dile getirenlerin yüzlerine bakınca, insanın yüzde 70’inin sudan oluştuğuna inanmak çok kolaylaşıyor.

“Laf kalabalığı toplumu”: İşte budur aynadan yansıyan gürültülü ve bulanık görüntümüz.

*      *      *

Sıcak ve yumuşak sözleri cimrice harcarken, soğuk ve keskin olanları cömertçe dağıtırız. Her biri ölümüne fırlatılan birer bıçak gibidir:

“Kahrolsun!”, “nefret ediyorum”“evlatlıktan reddediyorum”,“bıktım”, “ihanet”“mahvedeceğim”, “idam”“kin”

Bazı insanlar, vaktiyle yüreklerine isabet eden tek bir sözün esareti ve yükü altında tüketirler ömürlerini.

Söz denilen mucize, yaralamakta ve öldürmekte eşsiz sonuçlar yaratır. Oysa yaraları sarmakta ve yaşatmakta da işe yarayabilirdi.

Ezop’u hatırlıyor musunuz? Hani İ.Ö. VI. Yüzyıl'da yaşadığı söylenen, eskiden köle olup da azat edildikten sonra diyar diyar dolaşarak masallar anlatan bilge Yunanlı’yı? Ve efendisi Ksantus'un önce “yiyeceklerin en güzelini” sonra“yiyeceklerin en kötüsünü” hazırlamasını istediğinde Ezop’un sofrayı sadece dil ile donattığını? 

Her şeye kadirdir dil, yani kelimeler, yani söz…

Veya hemen hemen her şeye…

Sahip olduğu devasa güç bakımından herhalde fazla rakibi yoktur sözün. Belki de sadece iki rakibi vardır:

Sessizlik...

Ve dokunmak…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat
4.06.2019
Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi
18.05.2019
Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..
26.4.2019
Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım
20.4.2019
İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı
12.4.2019
Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?
30.3.2019
Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti
15.3.2019
Vedalaşma zamanı...
23.2.2019
Erdoğan’ın ‘zırhlı araba’ merakı, Putin’in dalga geçen cevabı
25.1.2019
Erdoğan - Putin #10YearChallenge: Bir ‘like’ yapıp geçse miydim?
18.1.2019
Kapasitesi sınırlı ve narin hafızalarımızda bu kadına özel bir yer ayıralım lütfen!
11.1.2019
Rusya: Suriye'de ‘aslan' ama ya ‘dünkü kardeşleri' ile?
6.1.2019
Sonu zaferle bitmeyen mücadeleler her zaman kayıp hanesine mi yazılır?
30.12.2018
Eksik bir yılbaşı gecesi: Bir mucize olsa da 2019'da hayat normale dönse...
23.12.2018
Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir
16.12.2018
Hayatımızın kıyısından geçip giden insanlarla beraber neler kaybediyoruz?
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive