Hakan TAHMAZ

http://imp-news.com



Bookmark and Share

'Referandum, ölüme yatmak'


15.4.2017 - Bu Yazı 825 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İki gün sonra Türkiye’nin geleceğinin oylandığı referandum olacak. Üç aydır söylenmeyen, yazılmayan söz kalmadı. İktidar partisi, devlet gücüyle ve olanaklarıyla bir referandum kampanyası yürüttü. Herkes vicdanıyla ve aklıyla baş başa kalarak pazar günü oy kullanacak. Akıl ve vicdan, bizi ülkeyi son sürat uçuruma sürükleyenleri durdurmaya çağırıyor.

Pazar gecesi, aklını vicdanını kiraya vermiş olanlar, üç aydır bin bir yalan, yanlış bilgiyle yürüttükleri kampanyanın sonuçlarını televizyon ekranlarının karşısında keyifle veya büyük bir hüzünle görecekler.

Böyleleri cüzdanlarının, siyasal husumetlerinin ya da siyasal kaprislerinin yenilgisini tadacaklar. Son iki yıldır içeride dışarıda izlenen Kürd karşıtı politikalara sessiz kalan, ana akım Kürd siyasetine uygulanan siyasal kırım harekatının sonuçlarını gizli sevinçle karşılayan, Kürdleri sandıktan uzak tutmak için bin bir siyasal takla atan Kürd ulusalcılarının, nasıl bir bataklığa saplandıklarını göremeyecek kadar gözlerinin kör olduğunu da bir kenara kaydedelim. Bu utanmazlığın, onursuzluğun unutulmayacağı bir süreç yaşandı. Yakılan, yıkılan kentlere, el konulan belediyelere, son bir yılda binlerce Kürd siyasetçinin cezaevlerine doldurulmasına gözlerini kapatılarak yaptıkları siyasetin pespayeliği gün yüzüne çıkacak 17 Nisan pazartesi günü.

Bunlar üzerine daha çokça yazılıp, çizilecek, konuşulacak. Ancak iki aydır referandum gölgesinde kalan cezaevlerindeki açlık grevlerine duyarsızlığa son vermenin zamanı geldi, geçiyor. Tutukluların yaşam haklarının riske girdiği bir zaman dilimine dayanıldı. Şakran Cezaevi’nde 15 Şubat günü başlayan açlık grevi iki ayını geriden bırakmak üzere. 23 farklı cezaevinde 42’si kadın 217 Kürd siyasi tutsak bedenlerini ölüme yatırmış durumda. Yakın tarihimizdeki kötü örnekler hafızalarımızda taze henüz, muktedirlerin ve toplumun açlık grevlerine karşı ilgisizliğinin, sessizliğinin ve duyarsızlığının bedelini çok ağır ödedik. Onlarca insanımızı toprağa verdik, yüzlerce bedense kalıcı hasarla aramızda dolaşıyor.

Onların yüzlerine bakamayan, göz bebeklerinden gözlerimizi kaçıran toplum olduğumuzu unutmuş gibi umarsız davranıyoruz.

İnsan yaşamını tehlikeye atan açlık grevi tarzındaki eylem biçimlerinin kabul edilemezliğinin yanı sıra gittikçe içinin boşaltılmasına yol açan gelişmeler yaşanıyor. Açlık grevleri araçsallaştırılan bir mecraya sürükleniyor.

Bunca kötü açlık grevleri tecrübesinden sonra hükümetin, sağlık meslek örgütlerinin açlık grevcilerinin yaşam haklarını korumaya dönük girişimlere duyarsızlık sergilemesi bu sürecin referandum hesaplarına heba edilmesi değilse nedir? Tabipler odası yöneticilerinin telefonlarına dahi çıkmaktan imtina etmeyi başka türlü izah etmek mümkün değildir. İki gün önce Tabipler Odası Merkez Konsey üyesi Doktor Selma Güngör, Sağlık Bakanlığı yetkilileri randevu talebine günlerdir yanıt vermediğini duyurdu. Yine üç gün önce İstanbul’da İHD, TİHV, Sağlık Emekçileri Sendikası ve İstanbul Tabipler Odası yöneticileri ortak basın toplantısı düzenleyerek grevin ikinci ayına dayanmış olmasının yaratacağı kompilasyonları ve tutukluların taleplerini tek tek kamuoyuna ve yetkililere bir kez daha duyurdular. Tutuklu ailelerinin ve farklı çevrelerin cezaevleri kapılarında yaptıkları duyurulardan anlaşıldığına göre 127 tutuklu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu ve görüşme yasağı nedeniyle ölüme yatmışlar.

Hükümetin, Öcalan’ın yaşam ve yasal haklarını yasadışı ve keyfi bir şekilde üç yıla yakın bir süredir ihlal etmesi protesto ediliyor. Açlık grevindekiler kendi yaşamlarını riske ederek bir başkasının yaşam ve yasal haklarına toplumun dikkatini çekmeye çalışıyorlar.

Öcalan’ın yaşam ve yasal haklarının savunulması, hukukun devleti olma isteği ve keyfiliğin durdurulma çabası olduğunun fark edilmesi, bu sessizliği dayanışma çığlığına dönüştürebilir. İktidarın duyarsızlığı ve keyfiliği dayanışma çığlığının gür çıkmasıyla bozulur ve sürüklenmek istenilen girdaba düşülmesinin önü kesilir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8