Hakan TAHMAZ

http://imp-news.com



Bookmark and Share

Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?


25.4.2017 - Bu Yazı 1068 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sahi Kürdler referandumda evet mi dediler? Referandum sonrasında çarpıtılmış aktüel sorulardan biri de bu. Bu soruyla yanıtı aranan, 1 Kasım seçimlerinde HDP’ye oy vermiş seçmenin tutumunda bir değişiklik olup, olmadığı, olduysa da bunun referandum sonuçlarını ne derece belirlediği sorusu. Referandum sonuçlarının analizinde bu sorulara yanıt aranması ilk bakışta olağan gibi görünüyor. Ana akım Kürd siyasetinin,  mevcut koşullarda güçlü bir biçimde Hayır cephesinde yer aldığı ve büyük ölçüde seçmeninin hayır oyu kullandığı referandum sonuçlarından anlaşılıyor.    

Buna rağmen, son iki yıldır olup bitene, savaş politikalarına ve ağırlaştırılmış OHAL uygulamalarına karşın, 1 Kasım seçimlerinde HDP’ ye oy veren bir kısım muhafazakar seçmenin evet oyu vermesi sorgulanıyor, şaşılıyor.  

Bu sorgulama, Kürdlerin kimlik mücadelesinin fazlaca gelişmiş olduğu kabulüne de dayanıyor. Ancak ana akım Kürd siyasetinin politik etki alanının dışında çok daha büyük bir sosyolojik, siyasal, toplumsal kitlenin varlığı göz ardı ediliyor. Bunun küçük bir kısmı ana akım Kürd siyasetinin etki alanın kenarında duruyor. Kürd sorununun demokratik çözümüne/mücadelesine aktif katılıma yatkın sosyal, siyasal kesim. Bu nedenle de bölgenin güçlü iki siyasal aktörleri arasında geçişken bir alan söz konusu. İki siyasal aktör arasındaki keskinleşmiş mücadele tam bu alanda sürüyor.

Çözüm Süreci’nde, ana akım Kürd siyasetinin Türkiyelileşme yönelimine paralel bu kesimlerden ana akım Kürd siyasetine ciddi bir yönelim oldu. Demokratik Kürd İslam hareketi filizlenmeye başladı. Bu aynı zamanda muhafazakâr Kürd seçmenin, demokratik muhtevalı Kürd siyasal mücadeleye kapalı olmadığının da göstergesi oldu. Ancak süreç tersine döndüğünde, barış süreci bittiğinde işler çok değişti.

Bunun, çok farklı nedenlerle böyle olduğu bir gerçek. Belediyelere kayyım atanması, milletvekillerin ve parti yöneticilerinin tutuklanması sonrasında yaşananlar bu doğrultudaki önemli emarelerdi. Baskı, gerilim, çatışma dönemlerinde olabilecekler hızlı ve keskin bir biçimde yaşandı. Harekette bir geriye çekiliş, doğal daralma oldu.

Bu nedenle kaymanın olup olmadığını tartışmak anlamsız. Buna dair sayısal veriler mevcut. Bunlarda biri de KHK mağduru akademisyen Cuma Çiçek’in yaptığı aşağıdaki çalışma.

Muhafazakâr Kürd seçmen ve Hayır Cephesi

Bu tablo karşısında, Hayır Cephesinin sorması gereken soru, bu kayma neden önlenemedi sorusu olmalı. Bu sorunun birçok farklı yanıtı var. Daha önce referandum üzerine yazılarımda belirttiğim gibi Hayır cephesi, Kürd seçmenin, dikkatini celp edecek bir tutum, yaklaşım sergilemedi. Aksine, HDP’nin Kürd muhafazakarları hayır oyu vermeye ikna etmeye çalışırken, bazı hayırcılar Kürd muhafazakarları yanıltıcı ve yalan eyalet tartışmasını sürekli köpürterek evet cephesine ittiler.

Ak Parti’nin Kürdlere özellikle de muhafazakâr Kürd seçmene anlattığı Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci, Oslo Süreci ve Çözüm Süreci gibi bir hikayeleri var. Cumhurbaşkanının referandum kampanyası kapsamında Diyarbakır’da sarf ettiği ‘Silahsız olmak koşuluyla herkesle her projeyi konuşuruz’ cümlesini ve bir dizi ekonomik vaatlerini Kürd muhafazakâr seçmen satın aldı.

CHP’nin 90’ların efsanevi raporundan başka anlatabildiği bir şeyi hala yok. Hatta Kürd kimliği ile CHP’de siyaset yapan Sezgin Tanrıkulu gibi siyasetçilerin partinin ötekileri muamelesi görmesi büyük handikap  oluşturuyor.   

Kürd muhafazakârların, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, demokratik çözümün imkansız hala gelmiş olması,  MHP ile ittifakı ve Türklük duyarlılığının sürekli kaşınması, baskı, çatışma ve savaş politikaları otomatik olarak muhalefet saflarında toplanmalarına yetmiyor. Bunun nedenini Kürd muhafazakârlarında değil, muhalefet kendinde aramalı.

Referandum sonrası Ankara’nın, toplumsal barışı inşa etmenin önündeki siyasal, sosyal ve kültürel engelleri kaldıracağını beklemek artık bir hayal. Peki bu konuda hayır cephesi ne durumda? Hayır cephesinin ana omurgasının Kürd sorununda statükocu bir konumda olması, Ak Parti’ye paralel siyasete sahip olması yeteri kadar ürkütücü. 

Hayır cephesinin, Türk milliyetçi, muhafazakar seçmene gösterdiği ilgi, alakayı Kürdlerin son iki yıldır yaşadıklarına göstermeyi bir kenara bırakalım, referandumda Kürd illerinde uygulanan ağırlaştırılmış OHAL uygulamalarını ve özel seçim tedbirlerini dahi ağızlarına almaktan imtina ettikleri bir süreç yaşandı. Ak Parti’nin MHP ile ittifak yapmasının sonuçlarını Kürd muhafazakârların yeteri kadar kavramadığını iddia edebilmek mümkün. Ama Hayır cephesinde, yer alan Doğu Perinçek’in, Devlet Bahçeli muhaliflerinin, ulusalcı, Kemalist solcuların, CHP’nin büyük bir bölümünün barış, çözüm konularında Devlet Bahçeli ekibinden ciddi bir farkı mı var? Ak Parti, HDP’yi ötekileştirdi de, CHP’yi ötekileştirmedi mi? Daha da önemlisi CHP, Diyarbakır’da Kürdlere geçmişini aşan bir şey söyledi mi, ya da referandum sonrasına dair bir vaadi oldu mu, hatırlayan var mı?

Hayırcıların, üsten, kibirli, ön yargılı ve sosyal, siyasal gerçeklikten kopuk değerlendirmelerden uzak durmaları ve Ak Parti’nin, bunca yıl iktidar olmanın yıpranmışlığına rağmen bu derece yüksek oy almasının nedeniyle yüzleşmeleri daha sonuç alıcı olur. Mesela CHP, CNN Türk için Fransa merkezli IPSOS isimli uluslararası araştırma kuruluşu tarafından referandum sonrası yapılan ankette görülen; 1 Kasım seçimlerinde CHP oy vermiş seçmenin %5’nin referandumda evet oyu vermelerinin nedenleri araştırılmalı. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8