Hakan TAHMAZ

http://imp-news.com



Bookmark and Share

Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye


11.6.2017 - Bu Yazı 813 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ortadoğu’da hiçbir şeyin, eskisi gibi olma ihtimali kalmadı. Arap Baharı’ndan sonra, Suriye savaşı milat oldu.  Beş yıl önceki Ortadoğu’dan geriye ne kalacak artık merak konusu.

ABD Başkanı Trump’ın, selefi Obama politikalarını altüst etmesi, Ortadoğu’da taşlarının yerli yerine oturtulmasını daha da zorlaştırdı. Savaş, çatışma ve normalleşme sürecini uzattı.

ABD’nin İran politikasının ilk hamlelerinden biri, Katar’ı hedef tahtasına oturtmak oldu. Türkiye’nin Ortadoğu’daki en güçlü müttefiki Katar’a uygulanmaya başlanan yaptırımların Türkiye’yi bölgede sarsacağına hiç bir kuşku yok. Bunun farkında olan Ankara, yeni krizin aşılması/yönlendirilmesi için hızla rol almaya çalışıyor. Türkiye, açıktan Katar’ın yanında saf tuttu. Bunun sonuçları hiç de iyi olmayacağa benziyor. Türkiye, Mısır’dan sonra Katar’da da büyük darbe yedi. Daha büyüklerinin sırada olduğunu söylemek için müneccim olmaya gerek yok.

Ortadoğu’da Arap Baharı’ndan sonra baş gösteren krizler ve sorunlar, ikili, devletler arasında sorun olmaktan çoktan çıktı. Çok yönlü, çok boyutlu ve çok aktörlü krizlere dönüştü. Son Körfez krizi de böyle. Her ülke vizyonunu ve pozisyonunu sorunun değişik boyut ve aktörüne göre belirliyor. Katar krizi, sadece Katar krizi değil, aynı zamanda hatta daha çok İran krizi; Körfez ülkelerinin ortak doğalgaz havzasına sahip olmalarının ürettiği ortak krizi.

Rotası çöken Türkiye

ABD Başkanı Trump, George W. Bush’un 11 Eylül saldırısından sonra uygulamaya koyduğu “ya bizdensin ya onlardan” politikasını hortlatmaya çalışıyor. Türkiye, bölgede ABD ve Rusya ikilisinin arasında salınıp durarak, eski pozisyonunu koruma vizyonuyla davranıyor.

Katar’ın ablukaya alınmasıyla beliren yeni Körfez krizinde de görüldü ki, Türkiye Suriye’de yaşananlardan hiçbir ders çıkarmamış. Bu duruma yol açan Yeni Osmanlıcılık yaklaşımında ısrar etmesi bölgede yalnızlaşması sonucunu doğuracak. Her yeni krizde, Türkiye’nin bölgesel etkisi daha bir zayıflıyor.

Dün Türkiye’nin bu vizyonuyla bölgedeki karmaşa ve çatışmalar içerisinden yara beresiz çıkma ihtimalinin çok düşük olduğunu gösteren bir başka gelişme daha yaşandı.

Kürd kartı

Türkiye’nin itirazlarına rağmen Kürdistan Bölge Yönetimi, 25 Eylül tarihinde bağımsızlık referandum kararını açıkladı. Türkiye, KDP ile iyi ilişkilerine dayanarak böylesine bir karar beklemiyordu.

Türkiye, uzun süredir Kürd partiler arasındaki sorunları ve petrol kozunu kullanarak KDP’yi bu konuda frenlemeye çalıştı.

Gorran ve Komela dışındaki Kürd partileri ortak bir biçimde bu kararı almış olması, Türkiye’nin aklını başına toplaması için önemli bir işarettir.

Toplantıda alınan kararlar Türkiye’nin KDP üzerinden, Kürd siyasal alanı dizayn etme arzusunun imkansızlığını gösteriyor. Hatta alınan kararların güçlü bir biçimde hayata geçilmesi, Ankara’nın Erbil ile arasının daha da açılmasına yol açabilir. Müttefikliğin sonu olabilir.

Türkiye’nin referandumun en azından şimdilik “bağımsız devlet ilan etme” amacıyla yapılmak istenmediğini, iç siyaset ihtiyacının bir dayatması olduğunu bilerek itiraz etmesi, PYD’nin ABD ve Rusya ile ilişkilerinin her geçen gün güçlenmesini görerek, PYD politikasında değişiklik yapmamasından farklı bir şey değil.

Türkiye, ABD’nin bölgedeki müttefiki KDP ile ilişkilerini Katar krizi sonrasında, eski gibi yürütme ihtimalinin zayıflığını görmek zorunda.

Bu nedenle tüm Kürd siyasal aktörlerle ilişkilerine taktiksel değil stratejik yaklaşmak zorunda. İç siyasette Kürd karşıtlığı şimdilik sonuç veriyor olabilir. Ama içerde bedeli ağır olan bu politikanın dışarıda, bir işe yaramadığı ortada. Bölge dinamikleri Türkiye’nin elindeki Kürd kartını sürekli yanlış kullanmasına artık tahammül edemez noktada. Türkiye, kaybedenler kulübünde olmayı hak etmiyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.